Sultan Alparslan haksız yere kimseye zulüm edilmesine izin vermezdi. Halkın malına el atılmasına asla izin vermezdi. İsraf ve şatafattan uzak dururdu. Bugün ülke yöneticilerden kaçı böyle size bırakmak istiyorum.
|Temel KARAMOLLAOĞLU
#İsrafİflasaGötürür
Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Bülent Kaya, AK Parti ile Saadet Partisi arasındaki farkı anlattı:
"Aramızdaki en büyük fark; onların gemiyi götürmek istediği rotayla bizim rotamız arasında 180 derece fark olmasıdır.
Bizim rotamız; faizsiz ekonomi, ahlak ve maneviyat, NATO, BM ve Adalet Divanı'na alternatif yeni bir düzen inşa etmektir."
Anadolu Gençlik Derneğimizin düzenlediği Fetih ve Gençlik Şöleni’nde, İstanbul’un Fethi’nin 573. yıl dönümünü büyük bir coşku ve heyecanla idrak ettik.
Fetih ruhunu diri tutmak, genç nesillerimize tarih şuuru ve medeniyet bilinci kazandırmak adına böylesine anlamlı bir organizasyona imza atan Anadolu Gençlik Derneğimize ve programa katılarak bu heyecana ortak olan tüm gençlerimize gönülden teşekkür ediyorum.
İnanıyorum ki, fetih ruhunu kuşanan gençliğimiz; adaletin, hakkın ve kardeşliğin hâkim olduğu bir geleceğin inşasında öncü olacaktır.
Bayramın coşkusunu, bereketini ve kardeşlik ruhunu hep birlikte paylaştığımız İlçe Bayramlaşma Programımız Genel Başkan Danışmanımız Temel Akdağoğlu’nun ve teşkilat mensuplarımızın katılımıyla ilçe merkezimizde gerçekleştirildi.
İlçe Başkanımız Hakan Gökcan, İlçe Halkla ilişkiler Başkanlığımızın Yenimahalle’de kurduğu standa ziyarette bulundu.
Hemşehrilerimize göstermiş oldukları teveccüh için teşekkür ederiz.
Çok saygıdeğer; çok muhterem, çok ulu ve çok çok sayın Soylu…
“Milli Gazeteciler! Yıllardır, Allahtan korkmadan, şahsıma yönelik iftira kampanyalarınızı devam ettiriyorsunuz. Bunu yaparken Müslümanlığı da kimseye bırakmıyorsunuz” buyurmuşsunuz.
Belli ki; gündem olmak istemişsiniz…
Çok zaman geçti tabii; miting meydanlarındaki iftiralarınıza yüreklice cevap verenleri içeri aldırmanızın üzerinden…. İftiralarınızı Miting meydanlarına taşıyalı, Milli G��rüşçüleri “terörist” diye yaftalamaya kalkışmanızın üzerinden de bayağı zaman geçti…
Belli ki; Milli Görüşçülere ileri-geri saydırmayı da özlemişsiniz…
Şaşkınız; bu kez “Milli Gazeteciler” demişsiniz…
Lütfetmişsiniz efendim…
Zat-ı aliniz her ne kadar “-ci” ekiyle küçümseme maksadı gütmüş olsa da, “Milli Gazeteciler”den olmak hepimiz için bir ayrıcalıktır… Bilmeniz gerekir ki, “Milli Gazeteciler” den olmak bu gazetede bulunmuş olan, bulunmakta olan herkes için bir şereftir aynı zamanda…
Fakat biz Milli Gazetecileri - üstelik patenti sizde olan - “iftira” kelimesiyle suçlamaya, yaftalamaya yeltenmeseydiniz iyi olacaktı. Haklı eleştiriye cevap üretmek yerine en iyi bildiğiniz şeyi yapmışsınız yine. Saldırmışsınız… Yaftalamışsınız…
Bu, bir zihniyet dışavurumudur. Çünkü saldırı ve yaftalama cevap veremeyenin; hakikatle yüzleşmekten kaçanın sığınağıdır. Saldırı ve yaftalama metodolojisi devletin en güçlü makamlarından birinde bulunmuş bir ismin azametli yüceliğine, çok çok büyük devlet adamlığına da pek uymuyor.
***
“Biz yapalım hukuk arkamızdan gelsin" diyecek kadar kendini "düşmez kalkmaz" gören siyasetçiler de bilmeli ki, insan düşer de kalkar da… Güç geçen yıllardan, geçen ömürden ve geçmekte olan mevsimlerden daha geçici bir şeydir.
Güç kimsede baki değil…
Gücü kendinden menkul kabul edenler için “baskı” her tarihte bir hak olarak görülmüştür. Milli Gazete’mize baskı yapmak da bir alışkanlığınız. Medya alemi; “alem” desek de küçüktür… İktidarıyla muhalefetiyle medya dünyası da, kıymetli Milli Gazete okuyucuları da çok iyi bilir. Ve tabi en iyi Basın İlan camiası bilir: Milli Gazete, basın ilan hakkını her zaman helalinden hak eden gazetelerin başında gelmiştir. Geçmiş dönemdeki basın-ilan oyunlarının içerisinde de hiç olmamıştır. Öyle ki 28 şubat sürecinin o kaos günlerinde bile Milli Gazete’mizin basın ilan hakkına dokunulamamıştır.
Peki siz ne yaptınız!?…
Milli Gazete'nin Basın İlan hakkını gasba yeltendiniz... Başardınız da! Gazetemiz emekçileri üç beş ay sizin yüzünüzden maaşlarını zamanında alamadı. Milli Gazete çalışanları maaşını alamayınca daha mı büyük olacaktınız yoksa basın ilan alamazsa Milli Gazete susacak mı sanıyordunuz…Bilmiyorum!...
Ama bildiğimiz bir şey var:
Basın ilan hakkı üzerinden baskı kurmak…
Milli Gazete’yi ekonomik kıskaca alarak susturmaya çalışmak…
Bunlar güçlülerin değil, zaafiyetin yöntemidir.
Ve bunu Milli Gazete’ye karşı bir baskı aracı olarak kullandınız.
Fakat bilinmelidir ki:
Hakikat, ilan kesilince susmaz.
Hakikat, maaşlar gecikince yok olmaz.
Hakikat, baskıyla geri adım atmaz.
Bu ülke şunu çok iyi bilir:
Milli Gazete, dün de bugün de baskıya boyun eğmemiş bir yayın çizgisinin adıdır.
Milli Gazete’nin tarihi ahlaklı yayıncılık tarihidir…
***
“Müslümanlığı da kimseye bırakmıyorsunuz” da buyurmuşsunuz…
Esteğfurullah efendim… Sahiplik kim, biz kim; o nasıl kelam!?
Biz Müslümanlığı konuşanlardan değil, yaşayanlardan olmaya niyet etmişleriz….
Sahiplik mi!? Sümme haşa!... Sahiplik bizim işimiz değil, siz uluların, yücelerindir sahiplik…. Biz Allah (c.c)’tan korkarız sahiplenmek için…
Dünden bugüne… Bütün “Milli Gazeteci”lere selam olsun…
Zat-ı a'li-nize en derin ve en yüce hürmetler...
Beykoz’un geleceğini ortak akılla inşa etmek için ilçemizin dinamikleriyle bir araya geleceğimiz, yerel sorunları yerinde çözüm önerileriyle ele alacağımız 'Güçlü Şehir Çalıştayı'mızı gerçekleştiriyoruz.
Dış Politikada Sessizlik Değil, Net Tavır Gerekir!
♦️ Riyad’da imzalanan bildiri bir utanç belgesidir!
♦️ Gensoru mekanizması olsaydı, Dışişleri Bakanı bugün mutlaka hesap vermeliydi!
♦️ İran’a; komşuluk, tarih ve gelecek güvenliğimiz gereği sahip çıkmak zorundayız!
♦️ İran’a insani yardım yapmak için harekete geçilmelidir.
♦️ Lübnan’da 800 bin insanın yerinden edilmesi, Mescid-i Aksa’nın 839 yıl sonra kapatılması gündeminizde yok!
♦️ Amerika ve İsrail karşısında belirsiz ve çekingen politika hiçbir çözüm üretmez!
Bu kararname neyin nesi?
Türkiye İran’a karşı yürütülen savaşta İsrail’e lojistik sağlayan bir ülke mi olacak?
İktidar bir an önce, en küçük bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde bu sorunun cevabını açıklamak zorundadır!
Kuvâ-yi Milliye’nin şehri, bereketli toprakların, mert insanların diyarı Balıkesir...
Balıkesir’de teşkilat mensuplarımız ve kıymetli hemşehrilerimizle bir araya gelerek sohbetlerine ortak olduk, taleplerini dinledik.
Teşekkürler Balıkesir!
"Kızıma da..." diyen o ince düşünce, o bitmek bilmeyen anne şefkati...
Kadınların elinin değdiği, omuz verdiği her yer güzelleşiyor.
8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun.
Ömrünü aziz milletimizin istikbali ve mazlumların sesi olmak için vakfeden, bizlere onurlu bir mücadele mirası bırakan merhum Genel Başkanımız Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızı vefatının 15. yılında rahmet ve hürmetle anıyoruz.
Emekli bayram ikramiyesi,
her bayram için en az bir maaş olmalıdır.
Bize kaynak yok demeyin.
Bu ülkenin, emeklilerimizin refahını yükseltecek;
kaynakları da var, imkânı da var.