Mesele Tavuk Değil, Kırmızı Et Meselesi!
Türkiye'de son günlerde tavuk üreticilerine yönelik operasyonlar ve kayyım tartışmaları gündemde.
Gerekçe olarak fiyat artışları ve piyasa manipülasyonu iddiaları gösteriliyor.
Fakat burada temel bir soru sormak gerekiyor:
Gerçekten Türkiye'nin asıl gıda sorunu tavuk eti mi?
Çünkü vatandaşın yıllardır yaşadığı temel problem kırmızı ete ulaşamamaktır!
Bugün markete giden milyonlarca insan tavuk alabiliyor. Fiyatlar marketine, markasına, satış şekline ve ürünün niteliğine göre değişiyor. Bütün tavuk 99 TL ile 300 TL arasında alıcı bulabiliyor.
Peki aynı şeyi kırmızı et için söyleyebiliyor muyuz?
Hayır.
Türkiye'de kırmızı et, artık milyonlarca vatandaş için düzenli tüketilebilen bir gıda olmaktan çıkmış durumda.
O halde şu soruyu sormak gerekiyor:
Neden bütün dikkat tavuk sektörüne çevrilirken, yıllardır çözülemeyen kırmızı et sorunu görmezden geliniyor?
Daha da önemlisi, kırmızı et politikaları üzerinden ciddi bir ahlaki tartışma da bulunuyor.
Yıllardır Türkiye'ye yurt dışından kırmızı et getiriliyor.
Bu ithalatın önemli bölümünün Polonya merkezli Polonia Beef üzerinden yapıldığına ilişkin haberler kamuoyuna yansıdı.
Yine kamuoyuna yansıyan bilgilere göre şirket ortakları arasında AK Parti Gençlik Kolları yöneticisi Halil Efe Tunç bulunuyor.
Halil Efe Tunç aynı zamanda Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç'un oğlu.
Burada sorulması gereken soru şudur:
Türkiye'de milyonlarca besici yüksek maliyetler altında ezilirken, devlet neden ithalatı bu kadar yoğun şekilde tercih etti?
Daha da önemlisi:
Bu ithalatın sonucunda et fiyatları düştü mü?
Vatandaş daha ucuz et yiyebiliyor mu?
Cevap ortada.
Türkiye bugün hâlâ dünyanın en pahalı kırmızı et piyasalarından birine sahip.
Yani yıllardır uygulanan ithalat politikalarının sonunda ne vatandaş ucuz et yiyebildi ne de yerli üretici rahatlayabildi.
Tam tersine, birçok üretici hayvancılığı bıraktı.
İşte tam da bu noktada ahlaki tartışma başlıyor.
Bir tarafta yerli üretici küçülüyor.
Bir tarafta ithalat büyüyor.
Bir tarafta ithalat yapan şirketlerin siyasi bağlantıları tartışılıyor.
Diğer tarafta ise vatandaş hâlâ pahalı et yemek zorunda kalıyor.
Elbette herkes ticaret yapabilir.
Elbette herkes şirket ortağı olabilir.
Ancak kamuoyu şu soruyu sormakta haklıdır:
Bu sistem gerçekten vatandaşın mı yararına çalışıyor, yoksa ithalat zincirinin mi yararına çalışıyor?
Çünkü sonuçlara baktığımızda ortada başarı hikâyesi görünmüyor.
Kırmızı et ucuzlamadı.
Yerli üretici güçlenmedi.
Vatandaş rahatlamadı.
O halde ortada sorgulanması gereken bir politika vardır.
Üstelik tavuk fiyatlarını konuşurken gözden kaçan başka bir gerçek daha vardır.
Türkiye'de tavuk eti fiyatlarını belirleyen en önemli unsur kırmızı et fiyatıdır.
Çünkü kırmızı et ulaşılmaz hale geldikçe vatandaş tavuk etine yönelir.
Talep tavukta yoğunlaşır.
Talep arttıkça tavuk fiyatları üzerinde de baskı oluşur.
Bu nedenle tavuk fiyatlarını tartışırken yalnızca tavuk sektörüne bakmak eksik bir değerlendirmedir.
Asıl lokomotif kırmızı ettir.
Kırmızı et erişilebilir hale gelmeden gıda piyasasında kalıcı bir denge kurmak mümkün değildir.
Türkiye'nin gerçek meselesi tavuk değil, kırmızı ettir.
Ve kırmızı et meselesi çözülmeden beyaz et üzerinden yürütülen tartışmalar, sorunun köküne değil yalnızca belirtilerine odaklanmak anlamına gelir.
Serdar Ali Çelikler'in tatilinin bitmesiyle birlikte onun zehirlerini ortalığa saçan hesaplar da harekete geçti.
Çok açık söylüyorum. SAÇ'ın söylediklerini daha çok insana ulaştıran, SAÇ'ın söylediklerini veri kabul edip bunun üstünden yorum yapan herkes, Fenerbahçe'nin âli menfaatlerine ihanet içindedir, SAÇ'ın kişisel menfaatlerine destek oluyordur.
Sonra bir daha medya falan konuşmasın kimse.
Yuh ya. Dakika 1 gol 1. Siz SAÇ'ın hangi yollardan geçip buralara geldiğini biliyor musunuz? Hadi onu geçtim. Son birkaç senede kaç tane oyuncumuzun, kaç tane hocamızın doğranmasına sebep olduğunu bilmiyor musunuz?
Kendini söz söyleme niteliğinde gören insanların az buçuk medya okur yazarlığının olması lazım. Fenerbahçe'ye ihanet etmeyin!
Serdar Ali Çelikler'in tatilinin bitmesiyle birlikte onun zehirlerini ortalığa saçan hesaplar da harekete geçti.
Çok açık söylüyorum. SAÇ'ın söylediklerini daha çok insana ulaştıran, SAÇ'ın söylediklerini veri kabul edip bunun üstünden yorum yapan herkes, Fenerbahçe'nin âli menfaatlerine ihanet içindedir, SAÇ'ın kişisel menfaatlerine destek oluyordur.
Sonra bir daha medya falan konuşmasın kimse.
Yuh ya. Dakika 1 gol 1. Siz SAÇ'ın hangi yollardan geçip buralara geldiğini biliyor musunuz? Hadi onu geçtim. Son birkaç senede kaç tane oyuncumuzun, kaç tane hocamızın doğranmasına sebep olduğunu bilmiyor musunuz?
Kendini söz söyleme niteliğinde gören insanların az buçuk medya okur yazarlığının olması lazım. Fenerbahçe'ye ihanet etmeyin!
Aykut Hoca'yı efsane golleriyle,2011 şampiyonluğunun ve 3 Temmuz duruşunun muhteşem anlarıyla karşılayıp bağrımıza basmalıyız. "Olmaz" veya "ya olmazsa " demek yerine bir defa da bunu deneyelim. Gelen arkasında koca bir camianın olduğunu hissetsin💙💛
https://t.co/97Wt0QiAzJ
📣 TARİHE BİR KEZ DAHA NOT DÜŞELİM!
2030'a giderken neler olacak?
• Nakit para tarihe karışacak, tüm harcamalar dijital sistemde izlenecek.
• Dijital kimlik olmadan hizmetlere erişim olmayacak
• Karbon ayak izi bahanesiyle tüketim alışkanlıkları puanlanacak.
• Özel araç kullanımı daha pahalı ve daha kısıtlı hale gelecek.
• Yapay zekâ milyonlarca mesleği dönüştürecek, bazılarını tamamen ortadan kaldıracak.
• Gıda üretimi merkezileşecek, laboratuvar ürünleri yaygınlaşacak.
• Şehirler daha fazla kamera ve sensörle izlenecek.
• Sosyal medya hesapları dijital kimliğe bağlanacak.
• Veri, petrolün önüne geçecek; en değerli şey sizin davranışlarınız olacak.
• "Güvenlik", "iklim" ve "sağlık" gerekçeleriyle yeni kurallar hayatın her alanına girecek.
• Veri paylaşmayan bireylerin hizmetlere erişimi zorlaşacak
• Geleneksel çiftçilik yerini büyük ölçekli kontrollü üretim tesislerine bırakacak.
• Yapay et ve laboratuvarda üretilen gıdalar "çevreci çözüm" olarak pazarlanacak.
• Hayvansal ürün tüketimi çeşitli vergiler ve karbon politikalarıyla sınırlandırılmaya çalışılacak.
• Böcek proteini ve alternatif proteinler daha fazla teşvik edilecek.
• Tarım ve tohum sektörü birkaç küresel şirketin kontrolünde daha da yoğunlaşacak.
• Enerji tüketimi akıllı sayaçlar üzerinden anlık takip edilecek.
• Kişisel veriler yeni çağın en değerli para birimi haline gelecek.
Bugün "komplo" denilen birçok şey,yarın "zorunlu uygulama" olarak karşımıza çıkacak.
Ey herşey bitti diyenler,
Korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
Ne kırlarda direnen çiçekler,
Ne kentlerde devleşen öfkeler,
Henüz elveda demediler.
Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek.
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek.
Adnan Yücel
💛💙👊