TBMM’de Yeni Yol Grubu’nun çalışmalarına devam edebilmesi amacıyla, Yeniden Refah Partimizin Konya Milletvekili Sayın Ali Yüksel Yeni Yol TBMM Grubu’na katılmıştır. Partimiz tarafından atılan bu adımın hayırlı ve bereketli olmasını diliyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Yeniden Refah Partili Muhammed Fatih Müjdeci:
“Sanat adı altında ahlâksızlığın moda olarak sunulmasına müsaade etmeyeceğiz”
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Fatih Müjdeci, Türkiye’de son dönemde özellikle sosyal medya ve televizyonlar üzerinden gençlere yönelik ahlaki değerleri zedeleyici içeriklerin yaygınlaştırıldığına dikkat çekerek Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na çağrıda bulundu.
Müjdeci, “Sanatçı kisvesi altında serseriliği ve ahlaksızlığı moda olarak gençlerimizin önüne koyan anlayışa karşı gerekli tedbirler alınmalıdır” dedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Fatih Müjdeci, Türkiye’de gençlerin ve çocukların ahlaki değerlerini olumsuz etkileyen bazı sosyal medya ve sanat içeriklerine tepki gösterdi.
Manifest, Mantra ve Aura isimlerini örnek gösteren Müjdeci, bu grupların özellikle gençler üzerinde oluşturduğu etkinin sorgulanması gerektiğini belirterek, toplumun temel değerlerinin hedef alındığını savundu.
Müjdeci, “Cinsel obje olarak kendilerini sergileyen, kendi kızlarımızın ve gençlerimizin ahlakını bozan anlayışlarla karşı karşıyayız. Bakın, toplumun mayasıyla oynanıyor şu anda” ifadelerini kullandı.
“SANATÇILIK KİSVESİ ALTINDA AHLÂKSIZLIK MODA OLARAK SUNULUYOR”
Toplumun örf, adet, gelenek ve Anadolu irfanıyla şekillenen değerlerinin korunması gerektiğini vurgulayan Müjdeci, bazı sanatçı ve grupların sanat adı altında gençlere olumsuz rol modeller sunduğunu ifade etti.
Müjdeci, “Bizim örfümüzü, adetimizi, geleneğimizi, Anadolu irfanı olarak nitelendirdiğimiz edep, adap ve muaşeret anlayışını bozan; sanatçı kisvesi altında ahlaksızlığı moda olarak kullanan isimlerden bahsediyorum” şeklinde konuştu.
Müjdeci, geçmiş dönemin sanatçılarını da örnek göstererek, “Bizim sanatçı dediğimiz isimlere bakın. Eskileri dinlediğimiz şarkıların cümlelerine bakın. İnsanların derdiyle dertlenirlerdi. Ozanlardı bunlar, ariflerdi. Şarkıları, türküleri milletin mayasına dokunurdu” dedi.
AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI’NA ÇAĞRI
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na doğrudan çağrıda bulunan Müjdeci, gençleri ve çocukları olumsuz içeriklerden korumanın devletin sorumluluklarından biri olduğunu söyledi.
M��jdeci, “Buradan Aile Bakanlığımıza sesleniyorum. Bu anlattığımız kişileri sizler bizlerden daha iyi biliyorsunuz, sorunları da biliyorsunuz. Çözüm mercii sizsiniz” ifadelerini kullandı.
Sosyal medya ve televizyonlarda toplumun değerleriyle bağdaşmadığını düşündüğü içeriklerin yaygınlaştırılmasına karşı gerekli adımların atılmasını isteyen Müjdeci, “Sosyal medyalarda, televizyon programlarında muhalefet partisi gibi takılmayın. Ahlaksızlığı yayan, bunu sanat adı altında sunan ve kendi bedenlerini teşhir eden bu insanlara engel olun” çağrısında bulundu.
“ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİN İFSAT EDİLMESİNİ İSTEMİYORUZ”
Açıklamasında kendi çocuklarını da örnek veren Müjdeci, meselenin yalnızca bugünün gençleriyle sınırlı olmadığını, gelecek nesillerin de bu içeriklerden etkilendiğini belirtti.
“Ben bir kız çocuk babasıyım. Kızım iki buçuk yaşında, oğlum altı yaşında. Şimdi hepimizin evlatları var, akrabalarımız var” diyen Müjdeci, şu değerlendirmede bulundu:
“Bu çocukların komşu komşunun külüne muhtaçtır anlayışıyla yetişmesi midir istediğimiz? Yoksa ahlaksızlığı bir moda olarak görerek bunların konserlerine, içeriklerine bakarak yetişmeleri midir?”
“MİLLETİN MAYASINA DOKUNAN BİR SANAT ANLAYIŞINI İSTİYORUZ”
Gençlerin kültürel ve ahlaki değerlerle yetişmesinin önemine dikkat çeken Müjdeci, sanatın toplumun değerlerini aşındırmak yerine topluma katkı sunması gerektiğini söyledi.
Müjdeci, “Bunlar bizim genetiğimizi bozmak üzerine. Sanatçılık kisvesi altında serserilik yapıyorlar. Yeniden Refah Partisi olarak bunlara derhal müdahale edilmesi gerektiğini sizlerin aracılığıyla bir kez daha hatırlatıyorum” ifadelerini kullanarak, Yeniden Refah Partisi olarak gençleri ve aile yapısını koruyacak adımların atılmasını istediklerini belirtti.
📌 EMADDER, YENİDEN REFAH PARTİSİ İSTANBUL İL DİVAN TOPLANTISI’NDA
@suatkilic@MehmedAltinoz@istyenidenrefah@rpyemretasci
Emeklilikte Adalet Derneği Yönetim Kurulumuz adına, Beykoz-Göztepe Mesire Alanı’nda düzenlenen Yeniden Refah Partisi İstanbul İl Başkanlığı Ağustos İl Divan Toplantısı’na katılım sağlandı.
Program kapsamında Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi İşler Başkanı Sayın Suat Kılıç, Genel Başkan Yardımcısı Sayın Mehmet Altınöz ve İstanbul İl Başkanı Sayın Yunus Emre Taşçı başta olmak üzere siyasi temsilcilerle bir araya gelindi.
Gerçekleştirilen görüşmelerde kademeli emeklilikte yaşanan adaletsizlik, milyonların çözüm beklentisi ve mücadelemiz üzerine istişarelerde bulunularak destekleri talep edildi.
Samimi yaklaşımları ve ilgileri için kendilerine teşekkür ediyoruz.
Emeklilikte Adalet Derneği (EMADDER)
@rprefahpartisi@erbakanfatih@suatkilic@MehmedAltinoz@DoganBekin@mvaliyuksel42@mehemmed19@melihguuner@ha_kanay@magdursuztoplum@kockemal6606@EmadDernegi
#KademeliEmeklilik
KademeGündemde
#TekÇözümKademe
Türkiye, yarım asra yaklaşan terör meselesini sona erdirmek için yeni bir yol arıyor.
Ben de sürecin ilk gününden beri terörün bitmesini, silahların susmasını, insanlarımızın huzur içerisinde yaşamasını istiyorum.
Fakat bir gayenin doğru olması, o gayeye ulaşmak için teklif edilen her yolu da doğru kılmaz.
Bugün önümüze bir denklem konuluyor.
Ya bu teklifin destekçisi olacak ve barışı istemiş olacaksınız ya da teklifi eleştirecek ve terörün devamını istemiş olacaksınız.
Ben daha baştan bu denklemi reddediyorum.
Çünkü siyasetin en eski maharetlerinden biri, insanlara tercih hakkı vermeden önce, tercihlerin sınırlarını belirlemektir.
İki kapı gösterilir. Birinin üzerine “barış”, diğerinin üzerine “çatışma” yazılır. Sonra da hangisinden geçeceğiniz sorulur.
Oysa asıl soru şudur:
Bu kapıları kim yaptı, üzerlerindeki isimleri kim koydu ve bizi neden yalnızca bu iki kapıdan birini seçmeye mecbur bırakıyor?
Benim çekimser oyum tam burada anlam kazanıyor.
Bu bir kararsızlık değil, yanlış kurulmuş bir denklemi kabul etmeme iradesidir.
Çünkü mesele yalnızca “evet” veya “hayır” meselesi değildir.
Mesele hangi ölçüye göre evet, hangi ölçüye göre hayır dediğimizdir.
Bizim ölçümüz bellidir:
Hak mı üstün tutulacak, kuvvet mi?
Terör örgütünün silah bırakması doğrudur.
Şiddetin sona ermesi doğrudur.
Türkiye’nin evlatlarının bir daha terör sebebiyle hayatını kaybetmemesi hepimizin arzusudur.
Fakat bunların hiçbiri devletin milletine bahşettiği bir lütuf değildir.
Vatandaşının canını, malını ve huzurunu teminat altına almak zaten devletin asli vazifesidir.
Bu nedenle huzur ile hukuk, barış ile adalet arasında bir takas kurulamaz.
Gerçek barış bir pazarlığın değil, adil bir düzenin neticesidir.
Pazarlık şartlara bağlıdır; adalet ise ölçüye.
Şartlar değişir, menfaatler değişir, güç dengeleri değişir.
Hak değişmez.
Bunun için bugün yalnızca “Bu kanun terörü bitirecek mi?” diye sormuyorum.
Şunu da soruyorum:
Bu kanunun meydana getireceği düzen ne olacak?
Hukukun sınırlarını kim belirleyecek?
Bugün istisna olarak açılan kapının yarın kaideye dönüşmeyeceğinin teminatı nedir?
Ve millet, kendi adına yürütülen bu sürecin ne kadarını bilmektedir?
Bunları sormak barışa karşı çıkmak değildir.
Tam tersine barışın kalıcı olmasını istemektir.
Çünkü devletin büyüklüğü, gerektiğinde hukukuna istisna üretmesinde değil, istisnaya ihtiyaç duymadan adaleti tesis edebilmesindedir.
Güçlü devlet, kuvveti yettiği için hukukunu değiştiren devlet değildir.
Güçlü devlet, hukukuna bağlı kalabilecek kadar kuvvetli olan devlettir.
Bu sebeple bugün “evet” demiyorum.
Çünkü iyi niyetimi, sınırlarını ve yarın nereye varacağını tam olarak göremediğim bir sürecin siyasi vekâletnamesine dönüştürmek istemiyorum.
Ama “hayır” da demiyorum.
Çünkü terörün sona ermesi için yeni yollar aranmasını yanlış bulmuyorum.
Bana “Ya bu sürecin yanındasın ya da barışın karşısındasın” deniliyorsa cevabım açıktır:
Hayır.
Bu sizin kurduğunuz denklemdir.
Ben ne terörün devamından yanayım ne de terörün sona ermesi adına hukuk ve adalet konusunda açık çek vermekten.
Ben barıştan yanayım.
Hukuktan yanayım.
Adaletten yanayım.
Çünkü bizim aradığımız yalnızca terörsüz bir Türkiye değil; Hakk’ın üstün tutulduğu, adaletin tesis edildiği ve insanların devletlerinden emin olduğu bir Türkiye’dir.
Bu ölçülerin birbirine karşı rehin verildiği bir denklem kuruluyorsa;
Ben bu denklemde yokum.
Çekimser oyum kararsızlık değil, bir tercihtir.
Tarım Kredi Marketlerinde fiyatlar piyasa marketlerinden farklı değil. Bu marketlerin ne işe yaradığı belli değil. Üstelik işletme beceriksizliği nedeniyle 1 milyar zarar etmiş.
O parayı, çiftçiyi aracıya mahkûm olmaktan kurtaracak sisteme harcasaydınız, üretici doğrudan tüketiciyle buluşurdu.
Çiftçi kazanır, vatandaş ucuza yerdi.
Vatanımızın bağımsızlığı uğruna canını siper eden, başımızın tacı şehit yakınları ve gazilerimiz, haftalardır haklı talepleri için onurlu bir mücadele vermektedir. Ancak ne yazık ki, dün mübarek Kandil gününde; gazilerimizin yanında duran İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu ve beraberindeki heyete orantısız bir müdahalede bulunulmuştur.
Maneviyatın yükseldiği böyle anlamlı bir günde sergilenen bu tutum; ne vicdana, ne hukuka ne de devlet aklına sığar.
Bizler her zaman Hakk’ın, adaletin ve mağdurun yanındayız. Yaşanan bu üzücü olayda yaralanan Selçuk Türkoğlu’na, darp edilen danışmanına ve mağduriyet yaşayan tüm gazilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyor; Sayın Türkoğlu’na Cenab-ı Allah’tan acil şifalar diliyorum.
Vatanımızın bağımsızlığı uğruna canını siper eden, başımızın tacı şehit yakınları ve gazilerimiz, haftalardır haklı talepleri için onurlu bir mücadele vermektedir. Ancak ne yazık ki, dün mübarek Kandil gününde; gazilerimizin yanında duran İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu ve beraberindeki heyete orantısız bir müdahalede bulunulmuştur.
Maneviyatın yükseldiği böyle anlamlı bir günde sergilenen bu tutum; ne vicdana, ne hukuka ne de devlet aklına sığar.
Bizler her zaman Hakk’ın, adaletin ve mağdurun yanındayız. Yaşanan bu üzücü olayda yaralanan Selçuk Türkoğlu’na, darp edilen danışmanına ve mağduriyet yaşayan tüm gazilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyor; Sayın Türkoğlu’na Cenab-ı Allah’tan acil şifalar diliyorum.
Her Mevlüt Kandili Efendimiz (sav) ve Medine aklımıza gelir ve burnumuzun direği sızlar
Medine müdafii Fahreddin Paşa gibi dedelerimiz olduğu için ne kadar şükretsek azdır
Makamları âli olsun
��ş Başa Düştü!
Milyonlarca vatandaşımızın haklı kademeli emeklilik talebi artık daha fazla ertelenmemelidir. Bir günlük fark nedeniyle oluşan 17 yıllık emeklilik farkı, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Çözüm nettir: Kademeli Emeklilik!
@EmadDernegi’nin haklı mücadelesini destekliyor, yetkilileri bu mağduriyeti kalıcı olarak gidermeye davet ediyorum.
#EmadderHaklı #ÇözümKademe
Zor olmadı mı Sayın Mehmet Şimşek?!
Açıklamanıza göre, yıllık enflasyon 0.4 puan düşmüş; yazıyla, sıfır nokta dört!
Zor olmadı mı? Hem de TÜİK’in desteğine rağmen!
Ödediğimiz ağır bedel,
Sıkılan kemerler,
Artan iflaslar,
Faize giden milyar dolarlar,
Kapanan iş yerleri, işsiz kalan insanlar…
Hepsi sıfır nokta dört için mi?
Yazık Türkiye’ye!
Söyledim, bir daha söylüyorum: AK Parti iktidarı sebep; faiz, enflasyon ve iflas sonuçtur!
Gerçek faili teşhis etmezseniz yanlış fiili önleyemezsiniz.
Seçimlere kadar kutuplaşma siyaseti
Seçim dönemleri geldiğinde oyları bölmeyelim, beka meselesi gibi argümanlarla oylarını konsolide edenler "#YenidenRefahPartisi ne oy vermeyin oyları bölmeyin" şeklinde propaganda yapan iktidar yaklaşan seçimlerde söylecek
#gündem#yeniparti