DÜNYEVİ ZAAFLAR VE DEĞERLER ÇATIŞMASI
İnsan doğası, hem yüksek ideallerle hem de çeşitli zaaflarla donatılmıştır. Onurlu, erdemli, kaliteli ve huzurlu bir hayat yaşayabilmek için bu zayıflıkları tanımak ve yönetmek gerekir. Aksi takdirde, bireyler zaaflarının esiri haline gelirler ve zamanla kendi değer sistemlerini çöküşe sürüklerler.
Tabiatı ile bazı insanlar güce, gösterişe, bazıları şöhrete ve varsıllığa düşkündürler. Kimileri makam, statü, itibar veya cinsellik gibi dünyevi tatminlere karşı dirençsizdirler. Bu zaaflar, ilk bakışta insanı başarıya ve mutluluğa götürecek gibi görünse de, kısa süreli tatmin duygusu verse de aslında kişinin kendi iradesini başka insanların planlarına, ihtiyaçlarına, arzularına ve/ya çıkarlarına teslim etmesine neden olur.
Zaaflarına yenik düşen kişi, çoğu zaman ilkelerinden taviz vermeye başlar. “Bir kereden bir şey olmaz”la başlayan bu yolculuk, zamanla karakter aşınmasına, kişilik erozyonuna ve bağımlılığa dönüşür. Değerlerden uzaklaşmak kısa vadede kazanç, itibar ya da zevk getirse bile; uzun vadede bu tercihler yerini utanca, pişmanlığa ve vicdan azabına bırakır.
Gerçek erdem; zaaflara rağmen dürüst olabilmek, zorluklara rağmen ilkelere sadık kalabilmektir. İnsan iradesi en çok kendi iç çatışmalarında sınanır. Parlak bir teklif karşısında hayır diyebilmek, kitlelerin alkışını elinin tersiyle itebilmek, yalnız kalsa bile doğru bildiği yoldan sapmamak… İşte bu, karakterin gerçek ölçüsüdür.
Toplumlar da bireyler gibi zaaflarının esiri olabilirler. Yozlaşma, çıkarcılık ve değer erozyonu yaygınlaştıkça, toplumun vicdanı da körelir.
Bu nedenle bireyin kendi iç dünyasındaki zaaflarıyla yüzleşmesi, yalnızca kişisel bir mesele değil; aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur. Toplumların temel dinamikleri yasaların yanısıra milli ve manevi değerler, ahlaki normlar, etik standartlar ve yerleşik gelenekler gibi yazılı olmayan unsurlara dayanır. Bu değerler, toplumun sosyal dokusunu oluşturan bir tür harç işlevi görür.
Bir toplumda bu unsurların erozyona uğraması, yalnızca bireysel ilişkilerde değil, aynı zamanda kurumlar ve toplumsal yapılar arasında da derin yaralar açar.
“Sosyolojik kirlenme” dediğimiz olgu, bu tür bir değer kaybının, toplumun geneline yayılan bir bozulma süreci olarak kendini gösterir.
Unutulmamalıdır ki, insanı asıl büyüten ve saygıdeğer kılan, dünyevi hırsları, dürtüleri ve arzuları değil; onları değerler süzgecinden geçirerek onlara teslim olmamak için gösterdiği dirençtir.
Saygı ile
Serdar DURAT
Bu çıkış çok önemli.
Ömer Koç anlatının altını çiziyor.
İş dünyası da arkasından gelir.
Gazze konusunda Batı eleştirisini yalnızca iktidarın dili değil,
ülkenin en büyük sermaye çevresi olarak sahipleniyor.
İlginç şeyler olmaya devam ediyor !
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç:
"ABD, İngiltere ve AB'nin İsrail'i koşulsuz desteklemesi, Batı'nın yüz karası olan bu hunhar soykırımı mümkün kıldı. Avrupa'nın en ufak bir ahlaki inandırıcılığı kalmamıştır."
Ankara’nın batısında artan sanayi ve yerleşim hareketliliğine cevap veren Yenikent–Temelli Yolu, toplam 39 km uzunluğunda 2x2 şeritli bitümlü sıcak karışım kaplamalı olarak projelendirildi.
Güzergâh sayesinde sanayi merkezleri arasında hızlı ve güvenli ulaşım sağlanırken, Temelli ve Sincan OSB’lerin şehir merkezine girmeden ana yol bağlantıları güçlendirildi. Yol, Ankara’dan Marmara, Ege ve Karadeniz yönlerine uzanan önemli bir ticaret koridoru oluşturdu.
Yenikent–Temelli Yolu, üretim ve lojistiğe hız kazandırıyor.
#TürkiyeHızlanıyor🇹🇷
@a_uraloglu@UABakanligi
Büyük savaşların tam merkezindeyiz. Çevremiz ateş içinde ve Türkiye’yi de oyuna sokmak için ellerinden geleni ardına koymayan hasımlarımız var. Devletin bütün güvenlik güçleri polisi, istihbaratı, askeri aylardır kırmızı alarmda yaşıyor. Büyük operasyonlar büyük fedakarlıklar var. Sırf muhalefet edeceğim diye konunun önünü ardını bilmeden, barutun sıcağı geçmeden eleştiriye başlayıp, şurası eksik burası zayıf diye yazıp çizenlerden de bıkkınlık oluştu. Hain dememek için cahil deyip geçelim.
Mit Başkanı İbrahim Kalın:
- Farabi’inin çok güzel bir duası vardır.
- Ey zorunlu varlık, Vacibü’l-vücud. Ey sebeplerin sebebi, sebebü’l-esbab.
- Ezeli ve ebedi olan Allahım. Beni yanılgılardan korumanı, bana senin hoşnut olacağın eylemi emel yapmanı istiyorum.
- Ey alemlerin rabbi olan Allahım; bana bütün iyi hasletleri bahşet.
- İşlerimde güzel neticeler ver.
- Gayelerimde ve isteklerimde beni başarılı kıl.
- Evrende nehirlerin aktığı gibi 7 yıldızın sahibi, aydınlatıcısı olan rabbim….
Bugün denize uğurladığımız ve bayrak çektiğimiz platformlar alın terinin, aklın, emeğin, cesaretin ve adanmışlığın eseridir. Bunların en başında, havadan bağımsız tahrik sistemi ve gelişmiş sonar yetenekleriyle sessiz derinliklerin millî bekçisi olacak TCG HIZIRREİS vardır.
Hizmete aldığımız bir başka platformumuz, yeni tip çıkarma gemimiz Ç-159’dur.
Bu platform hem askerî harekâtlarda hem de barış dönemindeki insani yardım operasyonlarında fırtınalı sularda görev yapacaktır.
ULAQ silahlı insansız deniz aracımız, bir diğer kıvanç kaynağımızdır.
ULAQ SİDA, Türk mühendislerinin geliştirdiği, %90 yerlilik oranına sahip marin motorunu kullanmaktadır.
Bugün ayrıca açık deniz karakol gemimiz SEFERİHİSAR’ın sac kesimini ger��ekleştirdik.
Pakistan Deniz Kuvvetlerinin ihtiyacını karşılamak üzere Eylül 2018 tarihinde 4 adet MİLGEM inşa sözleşmesi imzalamıştık.
İlk gemi PNS BABUR’ü 24 Mayıs 2024 tarihinde Pakistan’a teslim ettik.
Bugün de her türlü test ve tecrübe faaliyetlerini başarıyla tamamlayan PNS HAYBER’in teslimini yaptık.
O imrenilen lüks içindeki yaşamların;
hayran olunan bol estetikli bol kaslı bedenlerin, güzel yüzlerin;
ulaşılmak istenilen makam ve mevkilerin;
aşk doluymuşçasına uluorta sergilenen fake ilişkilerin;
apoletlerin, ünvanların
nasıl bir çamur deryası olduğunun görülmesi toplumsal bir iyileşme, saflaşma, kendi değerini fark etme halini tetikler umarım.
Basit ve filtresiz yaşamlar “mutluluğun tek sığınağı”.
Son yıllarda toplumca yaşadığımız görüş ve menzil kaybını telafi etmek gençlere karşı sorumluluğumuz.
1/10/2008 sonrası başlayan memurların emekli maaşı sorunu büyüyor!
8/10/1978 doğumlu, 1999’da sigortalı olmuş, 4 Ağustos 2011’de ilk kez devlet memuru olan bir kadın 15.12.2025’te EYT kapsamında emekli oluyor.
Çalışırken maaşı 65.000 TL olmasına rağmen emekli aylığı sadece 17.500 TL.
Neden? Çünkü:
• 1/10/2008 ve sonrasında memuriyete başlayanlarda derece–kademe–ek gösterge hiç dikkate alınmıyor.
• Emekli aylığı brüt kazanca göre belirleniyor.
• Ancak brüt hesaplamada gerçek maaş değil, ek ödemeler hariç düşük bir brüt (35.371 TL) esas alınıyor.
• Böylece kişinin çalışırken aldığı maaşa kıyasla emekli aylığı çok düşük kalıyor.
Bu sistem değişmediği sürece, 1/10/2008 sonrası memurlar çalışma dönemindeki gelirlerine göre çok düşük emekli aylığı almaya devam edecek.
Bu haksızlığın düzelmesi için kamuoyu şart!
1/10/2008’den sonra ilk kez devlet memuru olanların yaşadığı bu emeklilik adaletsizliğinin çözülebilmesi için mutlaka kamuoyu oluşturulması gerekiyor.
Bu noktada muhalefet partilerine, sendikalara ve ilgili tüm sivil toplum kuruluşlarına büyük görev düşüyor.
Bu konu kamuoyunun gündemine taşınmadığı sürece çözüm mümkün değil.
Aynı zamanda bu haksızlıktan etkilenen memurların da hakları için mücadele etmeleri, ses çıkarmaları, birlik olarak bu konuyu gündemde tutmaları çok önemli.
Ayrıca önemli bir uyarı:
Emeklilik kararı vermeden önce;
• Emekliliği hak ediyor musunuz?
• Hak ediyorsanız kaç lira emekli aylığı alacaksınız?
• Tazminatınız ne kadar olacak?
• Eksik gününüz var mı?
• Eksik varsa nasıl tamamlayacaksınız?
Bu soruların cevabını net bilmeden yapılan başvurular hatalı ve geri dönüşü zor sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle profesyonel destek almak büyük önem taşır.
Bu konularda danışmanlık almak isteyenler,
0543 625 56 25
numaralı WhatsApp hattımıza
“Danışmanlık hizmeti almak istiyorum”
şeklinde yazarak bizimle iletişime geçebilirler.
Cumhuriyet; inancın dirilişe, millet iradesinin istiklale dönüştüğü büyük yürüyüştür.
Bu aziz vatanı canıyla var eden şehitlerimizi ve istiklalin öncülerini rahmet, minnet ve duayla anıyoruz.
İmanla kurulan Cumhuriyetimizi adalet, emek ve kardeşlikle yarınlara taşıyoruz.
Cumhuriyetimizin 102. yılı kutlu olsun.
#Cumhuriyet102Yaşında #29EkimCumhuriyetBayramı
"Bütün Müslüman ülkelerin uçağını, tankını siz yapın"
Yapıldı hocam.. ALTAY tankı Müslüman ülkelerin de umudu olacak..
Her ay 8 adet üretip 3'ünü dostlarımıza satacağız..
Ömrünü İslam’a ve Müslümanlara hizmet etmeye adayan değerli mutasavvıf Ömer Tuğrul İnançer Beyefendi’yi ahirete irtihalinin 3’üncü yılında rahmetle yâd ediyorum. Rabb’im mekânını cennet eylesin.
Ankara’da Gazeteci @melikyigitel de dahil birçok tanıdığım sudan kaynaklandığı söylenen bir enfeksiyon sebebiyle hastalandı.
Özel hastanelerin acilleri de dahil Ankara’da hastanelerde acil servisler tıklım tıklım.
Şebeke suyuna dikkat Ankara…
Gazze’de açlıktan omuriliğinin tüm kemikleri çıkmış bir çocuğun annesine sarılırken çekilen fotoğrafına bakamadım ama göz ucuyla gördüğüm an aklıma bu söz geldi: “Allah kimseyi açlıkla imtihan etmesin.”
Fakat bu sözü açlıktan bir deri bir kemik kalmış o çocuk ve yine elmacık kemikleri çıkmış annesi için düşünmedim.
2 milyon insanı açlığa mahkûm eden ve dünyanın en acımasız ölüm şekli olan açlıkla Filistinli öldüren İsrail için de düşünmedim.
Bu sözü, her gün kemikleri sayılana kadar zayıf düşen o çocukların ölümünü izleyen insanlık için yazmak istedim: Açlıkla imtihan oluyor dünya ve bu imtihanı kaybediyor.
Al Jazeera için yazdığım makalenin Türkçesi
👇
https://t.co/MHfm7FMbMP
Boykotta rahmet vardır. Zalimlerin mallarını boykot etmek vaciptir, Müslüman, siyonistlerin ürünlerini mallarını alma. Kardeşlerine yapılan zulme sende ortak olma ! 🇵🇸🇹🇷
#BoykotaDevamTürkiyem#BoykottaRahmetVardır
Tarihi kırılma anlarında yanlış tarafta yer almanın sebepleri:
👉İdeolojik körlük
👉Aşırı duygusallık
👉Öfke ve nefretle hareket etmek
👉Zamanın ruhunu okuyamama
👉Cehalet
👉Kötülük yapma dürtüsü
👉Dogma ve hurafe saplantılar
Bu cennet vatanın, bu şanlı bayrağın bize kahraman şehitlerimizin ve gazilerimizin emaneti olduğunu hiçbir zaman unutmayacağız.
Önce terörsüz Türkiye, ardından terörsüz bölge hedefimize ulaşarak şehitlerimizin fedakârlıklarının boşa gitmediğini dost düşman herkese göstereceğiz.
Bugün, Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda çok önemli ve memnuniyet verici bir adım atılmıştır.
Bu hayırlı gelişmenin, terörün kalıcı biçimde ortadan kalkmasını sağlayacak bir sürece evrilmesi milletimizin ortak temennisidir.
Sayın Cumhurbaşkanımız tarihi bir liderlik sergilemiş ve MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yle beraber güçlü ve kararlı bir irade ortaya koymuşlardır. Bu iradeyi hayata geçirmek için çaba gösteren tüm devlet yetkililerimizi kutluyorum.
KCK bütün bileşenleriyle ve unsurlarıyla ülkemiz, milletimiz ve coğrafyamız için tehdit olmaktan çıkana dek teyakkuzda kalmaya devam edeceğiz.