❗️Bu yasayı derhal geri çekin.
❗️İnsan, Ana diliyle felsefe yapar, bilim yapar. Kürtçeyi özgür bırakın!
❗️Kadın, kendi diliyle özgürleşir. Kadınları özgür bırakın!
❗️Çocuk, çocukluğuyla gelişir. Çocukları özgür bırakın!
#mahmutözeristifa
https://t.co/XjyzLspeRJ
NATO Zirvesi öncesinde gözaltına alınıp tutuklanan Ankara Şube yöneticimiz Tuğba Kahraman ve Ankara Şube Gençlik Komisyonu üyeleri Hale Nur Çetin, Mert Ahmet Aldemir ve Şevin Özden, 3 ayın ardından çıkarıldıkları ilk duruşmada tahliye edildiler. Arkadaşlarımızın özgürlüklerine kavuşmasının sevincini yaşıyor, somut bir suçlamaya dayanmayan bu davanın bir an önce beraat ile sonuçlanmasını talep ediyoruz.
Yine NATO Zirvesi öncesinde gözaltına alınan Ankara Şube Gençlik Komisyonu üyelerimiz Zehra Camcı ve Emirhan Gedik’in de 2 Ekim 2026 tarihinde görülecek duruşmada tahliye edilmelerini ve beraatlerini bekliyoruz.
Bu süreçte Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında bizimle dostça dayanışma gösteren tüm kişi ve kurumlara teşekkürlerimizi sunuyoruz.
İnsan haklarını savunmanın bir suç değil hak olduğunu tekrar hatırlatıyor, insan hakları savunucuları üzerindeki her türlü baskının son bulması için mücadeleye devam edeceğimizin altını bir kez daha çiziyoruz. #insanhakları
Hakkâri Şubemiz Eşbaşkanı Sibel Çapraz’ın kıymetli abisi, değerli gazeteci Necip Çapraz’ı kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz.
Başta ailesi olmak üzere yakınlarına, tüm sevenlerine ve İHD ailesine başsağlığı diliyoruz.
Mücadelesi ve gazeteciliğiyle bıraktığı iz hep yaşayacak.
Komedyen #DenizGöktaş , “Ölü Deniz” adlı gösterisinde kullandığı ifadeler nedeniyle 88 gün tutuklu kaldığı yargılama sonucunda, “dini değerleri aşağılama” suçundan 7 ay 15 gün, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan 11 ay 20 gün hapis cezasına mahkum edilmiş ve tahliye edilmiştir. “Suçu ve suçluyu övme” suçlamasından ise beraat etmiştir.
İfade özgürlüğü yalnızca toplumun çoğunluğu tarafından kabul gören, kimseyi rahatsız etmeyen veya iktidarın hoşuna giden düşünceler için güvence altına alınmış bir hak değildir. Eleştirel, aykırı, sarsıcı ve rahatsız edici ifadeler de ifade özgürlüğünün koruması altındadır. Mizah ve hiciv de bu özgürlüğün ayrılmaz bir parçasıdır. Mizah; abartı, ironi, tersine çevirme ve eleştiri gibi araçlar üzerinden var olur. Bu nedenle mizahi bir performansta kullanılan ifadelerin, gösterinin bütünü ve bağlamından koparılarak ceza yargılamasının konusu haline getirilmesi ifade ve sanat özgürlüğü üzerinde ciddi bir baskı yaratmaktadır.
Deniz Göktaş hakkında verilen karar, yalnızca bir sanatçının ifade özgürlüğünü değil, toplumun tamamının düşüncelerini özgürce ifade etme hakkını ilgilendirmektedir. Sanatçıların, mizahçıların ve toplumun farklı kesimlerinin eleştirel ve aykırı düşüncelerini ceza tehdidi altında kalmadan ifade edebilmesi, demokratik toplumun temel koşullarındandır.
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi olarak, verilen bu cezalandırmanın farklı fikir ve söylemlere yönelik tahammülsüzlüğün ve muhalif görüşlerin bastırılmasının bir aracı olarak kullanılmasını kabul etmiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devletini ifade özgürlüğünü ihlal eden yargısal tacizlere son vermeye ve ifade özgürlüğünü güvence altına alan ulusal mevzuat uluslararası sözleşme hükümlerine uymaya davet ediyoruz.
Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi öncesinde gözaltına alınıp tutuklanan ve aralarında İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube yöneticisi Tuğba Kahraman’ın da bulunduğu insan hakları savunucuları, 29 Eylül 2026 tarihinde ilk kez hakim karşısına çıkarılacaklar.
Bu davanın sadece 6 arkadaşımızı değil insan haklarını savunma hakkını hedef aldığını biliyor, arkadaşımızı yalnız bırakmıyoruz.
🗓️ 29 Eylül 2026, Salı
📍Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi
Hale Nur Çetin - 09.25
Tuğba Kahraman - 09.35
Mert Ahmet Aldemir - 09.45
Şevin Özden - 09.55
🗓️ 2 Ekim 2026, Cuma
📍Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi
Emirhan Gedik - 10.05
Zehra Camcı - 10.18
https://t.co/S10oG5U4jJ #insanhakları
Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi öncesinde gözaltına alınıp, hukuksuz biçimde tutuklanan çalışma arkadaşımız ve İHD Ankara Şube yöneticimiz Tuğba Kahraman, 3 ay sonra ilk kez hakim karşısına çıkıyor.
Bu davanın sadece Tuğba'yı değil insan haklarını savunma hakkını hedef aldığını biliyor, arkadaşımızı yalnız bırakmıyoruz.
Şimdi Dayanışma Zamanı...
🗓️29 Eylül 2026, Salı
🕤 09.45
📍Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi
Merkezi Hapishane Komisyonumuz tarafından hazırlanan “Iğdır S Tipi Hapishanesi ve Doğu Karadeniz Hapishaneleri İnsan Hakları İhlalleri İnceleme ve Tespit Raporu”, İHD Diyarbakır Şubemizde kamuoyuyla paylaşıldı.
Raporun tamamı: https://t.co/9ULfPUVbk4
TEŞEKKÜR
Türkiye sinemasının unutulmaz sanatçılarından Kadir İnanır’ın, maddi ve manevi mirası ile telif haklarını hayat arkadaşı sanatçı Jülide Kural’a bıraktığı; Jülide Kural’ın hayatta olmaması durumunda ise mirasının İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve Nesin Vakfı arasında paylaştırılmasını vasiyet ettiği bilgisi avukatları tarafından kamuoyuyla paylaşılmıştır.
Bir insanın vasiyeti, yaşamı boyunca önem verdiği değerlerin ve geleceğe dair dileklerinin en kişisel ifadelerinden biridir. Kadir İnanır’ın vasiyetnamesi de bu açıdan bizim için özel ve anlamlıdır.
Kadir İnanır, yalnızca sinema sanatçısı olarak canlandırdığı unutulmaz karakterlerle değil; yaşamı boyunca insan hakları, demokrasi, eşitlik ve toplumsal barıştan yana ortaya koyduğu duyarlılıkla da toplumsal hafızamızda yer edinmiştir. Onun sanat anlayışında insan, insan onuru ve barış içinde bir arada yaşama düşüncesinin özel bir yeri olduğunu biliyoruz.
Bu nedenle vasiyetinde kurumlarımıza yer vermiş olması, onun yaşamı boyunca taşıdığı değerlerle vasiyeti arasındaki güçlü bağı ortaya koymaktadır. Kadir İnanır, böylece yalnızca sahip olduğu maddi ve manevi değerleri değil, önem verdiği insani değerleri de geleceğe bırakmıştır.
İHD ve TİHV olarak, Kadir İnanır’ın vasiyetnamesine bizleri de dahil etmesinden onur duyduk. Bunu bir ayrıcalık ya da övünç vesilesinden çok, insan hakları alanında çalışan kurumlara duyduğu güvenin ve verdiği değerin bir ifadesi olarak görüyoruz.
Kadir İnanır’a, insan haklarının evrenselliği, insan onurunun korunması, her türlü ayrımcılığın reddedilmesi, demokrasi ve barış içinde bir arada yaşama değerlerinin gelecek kuşaklara aktarılması bakımından omuzlarımıza büyük bir sorumluluk yükleyen bu anlamlı vasiyeti için teşekkür ediyor, kendisini saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.
İnsan Hakları Derneği - Türkiye İnsan Hakları Vakfı
https://t.co/GkQEK45j27
YAŞAM HAKKI SÖYLEMLERLE DEĞİL, ETKİN POLİTİKALARLA KORUNUR
19 Eylül gecesinden 21 Eylül sabahına kadar yalnızca basına yansıyan 6 kadın cinayeti, kadınların yaşam hakkının karşı karşıya olduğu tehdidi bir kez daha ortaya koydu.
Kadın cinayetleri münferit olaylar değildir. Erkek şiddetini önlemeyen, kadınları korumayan ve failleri cezasız bırakan politikaların sonucudur. Kadınların erkek şiddeti nedeniyle öldürüldüğü bir tabloda, LGBTİ+ları hedef alan “Ailem Güvende” operasyonu gibi uygulamalarla toplumsal yaşamın belirli bir aile modeline göre düzenlenmesi yerine, kadınların ve LGBTİ+ların yaşam hakkını, eşitliğini ve özgürlüğünü güvence altına alan politikalar hayata geçirilmelidir.
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi, kadınların korunması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin güçlendirilmesi açısından uluslararası bir güvence niteliğinde olan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı, kadın hakları mücadelesi açısından ciddi bir gerileme yaratmıştır. Bu kararın ardından kadınların haklarını ve toplumsal cinsiyet eşitliğini hedef alan söylem ve politikaların güç kazanmasının, şiddetle mücadele mekanizmalarını zayıflattığını görüyoruz. Kadınların yaşam hakkını korumak için İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olunması ve Sözleşme’nin bütüncül yaklaşımının hayata geçirilmesi talebimizi bir kez daha yineliyoruz.
İHD Merkezi Kadın Komisyonu olarak bir kez daha söylüyoruz: Kadın cinayetleri önlenebilir. 6284 etkin uygulanmalı, kadınların korunma mekanizmalarına erişimi güvence altına alınmalı, cezasızlık sona erdirilmelidir.
Kadınların ve LGBTİ+ların yaşam hakkından vazgeçmiyoruz. Erkek şiddetine, ayrımcılığa ve cezasızlığa karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. https://t.co/oraiSt8eYS
Derneğimize ve insan hakları mücadelesine değerli katkıları bulunan annelerimiz:
Güzel Şahin, Vahide Açan ve Menekşe Edeş ile üyemiz Hasan Açan'ı 20 Eylül Pazar Saat 12.00'da Gülsuyu mezarlığında anıyoruz.
Rıdvan Karakoç 1995’te gözaltında kaybedildi. 110 gün sonra ağır işkence izleri taşıyan bedeni bulundu. Aradan 31 yıl geçti; hakikat ve adalet hâlâ sağlanmadı.
Zorla kaybetme insanlığa karşı işlenen bir suçtur.
İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı uygulanamaz.
Haklarımızı bilmek, hak ihlallerine karşı en temel güvencelerimizden biridir.
Gözaltı, arama, ifade ve sağlık kontrolü süreçlerinde sahip olduğunuz hakları hatırlatan bu çalışmayı paylaşıyoruz.
Haklarınızı bilin, yalnız değilsiniz. 🏳️🌈
İHD İzmir Şubesi
İHD İzmir Şubesi Hapishane Komisyonu olarak, Aydın’da “Ailem Güvende” operasyonu kapsamında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan, aralarında aktivistlerin de bulunduğu 3 LGBTİ+ kişiyle bugün Söke Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda görüşme gerçekleştirdik.
Kendilerine dayanışma içinde olduğumuzu ilettik. Gözaltı, tutuklama ve hapishane süreçlerinde yaşadıkları hak ihlallerinin tespiti ve giderilmesi için İHD İzmir Şubesi olarak gerekli çalışmaları sürdüreceğiz.
Rıdvan Karakoç için adalet istiyoruz!
Rıdvan Karakoç, 1995 yılında gözaltına alınarak kaybedildi. Ailesinin 110 gün süren ısrarlı arayışı sonucunda, ağır işkence izleri taşıyan bedeni Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda bulundu.
Rıdvan’ın bedeni resmi kurumlarda dolaşmış, günlerce Adli Tıp Kurumu’nda bekletilmiş, emniyette parmak izi bulunmasına rağmen “kimliği meçhul kişi” olarak defnedilmişti.
Aradan 31 yıl geçti. Ancak Rıdvan’ın nasıl kaybedildiğini, kimler tarafından öldürüldüğünü ve sorumluların neden yargılanmadığını ortaya çıkarmak için etkili bir soruşturma yürütülmedi.
Şimdi ise yargı makamları, kendi yerine getirmediği soruşturma yükümlülüğünün sonucunu zamanaşımı gerekçesiyle Rıdvan’ın dosyasını kapatarak aileye ödetmek istiyor.
Oysa zorla kaybetme, insanlığa karşı işlenmiş ağır bir suçtur ve zamanaşımına tabi tutulamaz. Devlet, etkili bir soruşturma yürütme yükümlülüğünü zamanaşımı gerekçesiyle ortadan kaldıramaz.
Zamanaşımı kararına itirazımızı ve adalet talebimizi kamuoyuyla paylaşmak için Anadolu Adliyesi önünde buluşuyoruz.
Sizi de hakikat ve adalet talebimize eşlik etmeye çağırıyoruz.
📍 Anadolu Adliyesi önü
🗓️ 18 Eylül 2026, Cuma
⏰ 13.00
Cumartesi Anneleri
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi
Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon
🔴 2026 Yılının ilk 6 ayında Doğu Ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Yaşanan Hak İhlalleri Raporu şube binamızda basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu.
📌 En az 1.804 hak ihlali
📌 Kuşkulu ölümlerde 59 yaşam hakkı ihlali (38 kadın, 11 erkek, 10 çocuk)
📌 652 gözaltı, 123 tutuklama
📌 Düşünce ve İfade Özgürlüğüne Yönelik 399 hak ihlali
📌 İşkence Yasağına yönelik 77 Hak İhlali
🔗https://t.co/GwKGnJqeIK
İnsan Hakları Derneği olarak, Adalet Bakanlığı önünde oturma eylemi yapan Adalet Peşinde Aileler Platformu’nu ziyaret ettik.
Platformun adalet ve hukukun üstünlüğü talebinin karşılanması, yaşanan hukuksuzlukların giderilmesi ve adaletin sağlanması için yürüttükleri mücadelenin yanındayız.
Talepleri kabul edilene ve hukuksuzluklar giderilene kadar mücadelelerinin yanında olmaya devam edeceğiz.
Talepler:
* Tüm sorumluların yargılanması: Sorumluluğun yalnızca müteahhitlerle sınırlı tutulmaması.
* Kamu görevlilerinin de soruşturulması: Ruhsat, denetim, imar ve diğer kamu sorumluluklarının araştırılması.
* Soruşturma izinlerinin verilmesi: Kamu görevlilerinin yargılanmasının önündeki idari engellerin kaldırılması.
* Bekleyen dosyaların hızlandırılması: Soruşturmaların tamamlanması ve iddianamelerin hazırlanması.
* Etkin ve adil yargılama: Delillerin ve sorumluluk zincirinin bütünlüklü biçimde değerlendirilmesi.
* Deprem ölümlerinin nedenlerinin açığa çıkarılması: İhmal, denetimsizlik ve hukuka aykırılıkların ortaya konulması.
* “Cezasızlık” anlayışının sona erdirilmesi: Hiçbir sorumlunun konumu nedeniyle hesap vermekten kaçamaması.
* Yaşam hakkının korunması: Adaletin yalnızca geçmişin hesabını sormak değil, benzer ölümlerin tekrarını önlemek olarak ele alınması.
#GeleceğiBirlikteKuruyoruz - İstanbul Barosu Başkan Adayımız Av. Prof. Dr İbrahim Özden Kaboğlu @ibrahimkaboglu basın toplantısı düzenliyor. https://t.co/Fg9i7nimDq