En zor koşullarda ve zamanda hiçbir arkadaşını yalnız bırakmayan Ferdi Başkan’ın beni en son Silivri ziyaretindeki güç veren kucaklaması, uzun boyuyla başını eğip omzuma koyarak yiğit duruşu ile “Seni asla yalnız bırakmayacağız” sözünü ve o güzel ruhunu hiç unutmayacağım.
O hep benim yoldaşım olacak!
Mekanı cennet, ruhu şad olsun!
Çocuk parkındaki değerli anne ve baba lütfen çocuğunu her zaman izle ve onu takip et.
Lütfen çocuklarınızı her zaman yakından takip edin. İnsanların aklından neler geçtiğini asla bilemezsiniz. Şuna bir bakın Allah aşkına 🤦🏾♂️
Seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel:
“Ne yapmalıyım diye çok düşündüm. Ferdi’nin sesi kulaklarımda çınladı. Gitmem gerekirken her gidemediğimde bana; ‘Abi sen orada lazımsın, biz burayı hallederiz’ derdi.
Ben yarın burada lazımım. Grup toplantımızı yapacağız. Ferdi’yi kürsüden anacağız.”
Fatih Altaylı:
"Dün bir dönem benimle de çalışmış, şimdilerde ise iktidara yakın duran Ankaralı bir gazeteci ile sohbet ediyorduk telefonda. “Balık” mevzuu için aramış ama ister istemez siyaset konularına da girdik.
“Bizimkiler de gördü Kılıçdaroğlu’ndan bir şey olmayacağını. Kendi hâline bırakırlar yakında” dedi.
“Bir şey olur mu zannediyorlardı?” diye sordum gülerek.
“Ne bileyim, en azından partinin yüzde 50’sini kontrolüne alır, diğerlerini de yavaş yavaş altına toplar, 5-10 fire ile CHP’nin lideri olur diye düşünüyorlardı. Bu denli bir hezimet kimse beklemiyordu. Baksana oğlu bile kendisine destek vermiyor. Tam bir loser hareketi oldu.”
Açıkçası ben pek de bu kanaatte değilim.
İktidar, butlan kararının tam da böyle bir sonuç vereceğini tahmin ediyordu.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’de siyaseti en iyi okuyan adamdır ve bunu öngörmemiş olması mümkün değil.
Bundan sonra yapılacak olan, yeni partinin kurulmasını engellemek için her türlü legal yolun kullanılması olacaktır.
İyi Parti’nin kuruluş sürecinde yaşananları şimdi bir kez daha yaşayacağız muhtemelen.
Bunları söyleyince karşımdaki itiraz ediyor:
“Haklı olabilirsin ama kayyum meselesi AK Parti seçmeninin de pek hoşuna gitmedi. Çoğu doğru bulmuyor. Bunu da saklamıyorlar.”
Haklı, doğru bulmuyor olabilirler ama bu cephe değiştirmelerine neden olmuyor.
Bu sefer de AK Parti’den bu nedenle kaçan seçmen var ise ki pek fazla olduğunu zannetmiyorum, onları da kayyum kararını eleştiren tavrıyla MHP lideri topluyor.
Yani iktidar Kılıçdaroğlu’ndan beklediğini bulamadı söylemine pek katılamıyorum.
Eskisinden daha kötü bir Kılıçdaroğlu buldu.
Bu da iktidar için üzülünecek bir durum değil.
Sonuçta Cumhurbaşkanı alternatifi aramıyorlardı ya!"
Bugün Çorum’dan Nevşehir’e uzanan yolumuzda gördük ki…
Adalete duyulan inanç; kurulan tüm hesapları boşa çıkaracak güçtedir.
Bir yolu yürümeye başladık.
Yeni mücadelemizin parolası yürüyüştür.
Pusulası millettir.
Rotası 86 milyondur.
Damla damla, köy köy, belde belde, şehir şehir kazanacağız!
Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyen Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, Özgür Özel’in Çevrecik mitingine katılmak isteyince büyük tepkiyle karşılandı.
Seçim otobüsünden inerken vatandaşların protestosunun hedefi olan Durmaz’ı, Özgür Özel makam aracına alarak kurtardı.
4 kişilik makam aracına Durmaz ile birlikte 5 kişi bindi
Bir tek gazeteciye güveneceksin deseler Timur Soykan a güvenirim. Timur’u yalancılıkla suçlayana bakarım adam mı diye. Sonra beni bir gülme alır. 😂😂😂@timursoykan
Ekrem İmamoğlu'nun önceki Özel Kalem Müdürü ve İBB Muhtarlıklar Daire Başkanı Yavuz Saltık, savunmasını yaptı.
İnsani yönün öne çıkan savunmada Saltık, bir anısını anlatırken gözyaşlarına hakim olamadı:
Ben tutuklandığımın 3. ayında "Avukat görüşü var" dediler. Ben de avukat görüşüne çıktım, elimde kâğıtlarımla beraber kabine girdim. İçeride tanımadığım bir avukat vardı. O sıralarda da tabii böyle işte "etkin pişmanlık" hani, bu ve benzeri konularda şeyler ortalıkta dolaşıyor. Avukatı tanımadım. "Yavuz Saltık siz misiniz?" dedi, "Benim" dedim. "Siz kimsiniz?" dedim, ismini söyledi. Benim hafızam iyidir Başkanım, yani ayıptır söylemesi üzerime 27 yıl önce su sıçratan arabanın plakasını aklımda tutarım; o yüzden ama ismini hatırlayamadım avukatın, adını tanımadım yani. "Yavuz Bey" dedi, "beni Ağrı Doğubayazıt'tan şu isimli bir vatandaş gönderdi." Onu da hatırlayamadım. "Hoş geldiniz" dedim, "buyurun" dedim, "nedir? Size nasıl yardımcı olabilirim?"
"Yavuz Bey" dedi, "siz bundan 1-2 yıl önce..." Sayın Başkanım, konuşmamın başında dedim ya, hem özel sektörde çalıştığım yıllarda hem kamuda çalıştığım yıllarda çok çeşitli sosyal sorumluluk projeleri için hem Türkiye'nin yoksul bölgelerinde hem Balkan coğrafyasındaki soydaşlarımızın olduğu bölgelerde böyle sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirdik. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeyken de bu projelere hiç ara vermedim. Herkes bilir; herkes tatilde, bayramlarda annesinin, babasının yanına gider, ailesiyle geçirir. Ben o anlamda eşim ve çocuklarıma karşı da mahcubum; ben bütün tatil zamanlarımı Doğu, Güneydoğu'da, İç Anadolu'da ve Balkan coğrafyasında geçirdim. "Siz" dedi, "Doğubayazıt'a gitmişsiniz bundan birkaç sene önce bir kış ayında." "Onu hatırladım" dedim, "evet hatırladım ben o konuyu." Ondan sonra orada, dedi, 2500 tane çocuğa ilçe milli eğitim, kaymakamlığın da desteğiyle, ilçe milli eğitimin de rehberliğinde biz bot ve mont getirdik 2500 çocuğa, yoksul çocuğa. "Onları da almışsınız" dedi, "evet" dedim. "O siz çalışmayı bitirdiğiniz akşam..." Doğubayazıt'ı bilenler vardır, trafiğe kapalı bir caddesi vardı, İsmail Beşikçi Caddesi. "Orada oturuyoruz" dedi, alçak tabureli evlerde çay içerken...
"Sizin yanınıza" dedi, "bir çöp toplama işçisi geldi, aracın arkasından inerek." "Çok iyi hatırladım" dedim ben. Hatta sizi takdim etmişler; "İşte İstanbul Büyükşehir'den geldi arkadaşlarımız, böyle bir çalışma yapmışlar burada" diye. Siz bir de o çöp toplayan arkadaşla tanışmıştınız.
Öyle durunca benim işte İstanbul'dan bu amaçla geldiğimi görünce, üstünde tabii şey kıyafeti vardı, işçi kıyafeti. Dedi ki Kürtçe söyledi: "Heval" dedi, "biraz kirli" dedi "üstüm. Sarılmak isterim ama" dedi, "üstüm kirli, o yüzden" dedi, "eldivenleri çıkaracağım, elim temiz" dedi. "İnşallah başka bir zamanda sarılırım ama" dedi, "bir elini sıkayım senin, elini sıkayım" dedi. "İnşallah bir gün de sarılabilirim" dedi. Orada arkadaşları çağırdılar onu ve oraya araca konuştular. Tamam, ben detayların hepsini biliyorum, hatırladım ben, evet. O çöp işçisi tutmuş avukatı. "Git" dedi, "Yavuz Bey'e selam söyle.
Ona benim yerime de sarıl" dedi; çünkü bizim bot ve mont verdiğimiz çocuklardan biri onun kızıymış. Ben de dedim ki —kâğıtlar vardı, elimden düştü kâğıtlar— dedim ki Elazığ'da, Palu'da bir yaşlı amcadan öğrenmiştim, çok güzel bir sözdür, aklıma nakşetmişim:
"Biz dostlarımızın azını çok, yokunu var sayarız." Söyle ona, onu geldi kabul ettim. Gönderdiği selamı da al.
Sayın Başkan, ben hayatımı insanların bu duygularını duymak, yaşamak, bu ülkenin kardeşlik hukukuna bir nebze de olsa kendi imkânlarım çerçevesinde katkı sunmak için yaşayan bir insan
BEN DE İTİRAFÇI OLMAYA KARAR VERDİM
Kılıçdaroğlu'na, iki ay önce Özgür Özel'e yönelik yapılması planlanan operasyonla ilgili 1 milyon 500 bin dolar, 500 bin TL ve 20 milyon liralık çek verdim. Bu parayı, bu bayramda eşimle birlikte arabayla Trabzon'dan Rize'nin Çayeli ilçesine giderken Çayeli Vatan Çay Fabrikasına yakın yol kenarında bekleyen bir kişiye teslim ettim.
Bu kişiyi tanımıyorum. Ancak orada olacağını bana söyleyen kişi Gürsel Tekin'dir. Konum, saat ve tarih bilgilerini de yaklaşık 6 ay önce Ankara'da bulunduğum sırada sözlü olarak bana iletmiştir.
Yukarıdaki yazı ironi amaçlı yazılmıştır ⤴️
Türkiye'de hukuk şu anda maalesef bu şekilde işliyor.
Yukarıdaki örnekte geçtiğim yerler gerçektir. Baz kayıtları ve baz eşleştirmeleri de çıkarılabilir. Hatta Ankara'ya gidiş gelişlerimi biraz zorlasanız, Gürsel Tekin ile yakın zamanlarda aynı bölgelerde bulunduğum anlar da bulunabilir. Ama aynı partiden bir genel başkan, milletvekili ya da belediye başkanı söz konusu olduğunda, bu tür bağlantılar çok daha rahat kurulup "delil" gibi sunulabiliyor.
Bu yöntemler, FETÖ'nün yıllarca kullandığı yöntemlerdir. Ergenekon ve Balyoz davalarında "Biz bu davaların savcısıyız", "Zekeriya Öz'ün heykelini dikeceğiz" diyenler ve yıllarca FETÖ ile yol yürüyenler, bugün aynı yöntemleri kullanmaktadır. Bu yöntemleri de zaten FETÖ'den öğrenmişlerdir.
Ortada gerçekten bu kadar büyük paralar varsa, asıl sorulması gereken soru şudur: Bu para verenler bu parayı nereden çekti ve nasıl temin edildi? Ancak nedense kimse bunu konuşmuyor.
Özgür Özel'in mutlak butlan süreci ve sonrasındaki kumpas girişimlerine rağmen geri adım atmaması, Kemal Kılıçdaroğlu'na ne parti tabanından ne de toplumdan beklenen desteğin gelmemesi nedeniyle yeni bir operasyon sürecine geçildiği görülüyor.
Yakında Özgür Özel ve Veli Ağbaba'nın dokunulmazlıklarının kaldırılması ve cezaevine gönderilmeleri yönünde girişimlerin gündeme gelmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Amaç, seçilmiş CHP yönetiminin direncini kırmak ve daha rahat hareket edebilmektir.
Daha da dikkat çekici olan ise, Adalet Bakanı'nın yakın zamanda Muhittin Böcek hakkında "İtirafçı olacak ama zamanı var" şeklindeki açıklamasıdır. Bu ifade bile başlı başına birçok soru işaretini beraberinde getirmekte ve süreçlerin ne kadar siyasi bir zeminde yürüdüğüne dair tartışmaları güçlendirmektedir.
Türkiye'nin içinde bulunduğu bu tablodan çıkışın yolu, halkın örgütlü mücadelesinden geçmektedir. Tarihsel ve toplumsal dönüşümler incelendiğinde, değişimin temel gücünün halk olduğu görülmektedir. Bu nedenle çözüm, halkın demokratik iradesini ve örgütlü gücünü büyütmesindedir. Bu sebeple Özgür Özel'in önünde tek seçenek vardır. Halkla beraber tüm halkları içine katan bir mücadeleyi başlatmasıdır.
Kılıçdaroğlu hakkımda suç duyurusunda bulunmuş. Haber kaynağımı basın etiği gereği açıklamayacağım. Umarım Silivri Cezaevi’nde tutuklu Belediye Başkanı Kılıçdaroğlu’nun teklifini açıklayacaktır. Haberin doğruluğundan şüphem yok. https://t.co/kCjhan1Rjy
Arınma…
Ar sahibi insanların işidir.
Ar yoksa arınma da yoktur.
Arınma önererek birilerinin arınması isteniyorsa önce öneri sahiplerinin arınmış olması gerekir.
“Ar-ı namus hırkası” giymeden kimse arınamaz.
Yani; İnsanı edep ve şerefle örten manevi hırkan yoksa arsızsındır!
KAMUOYUNA DUYURU
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Kamuoyuna…
2009 yılında Chp grup başkanı iken tvlerde yapmış olduğunuz, belgeye dayalı ve Akp’li rakiplerinizi adeta terlettiğiniz,istifaya zorladığınız ve iktidarın yolsuzluklarını yüzlerine vuran, sakin, kendinden emin, dürüst tavrınızla,muhalif kitlelere umut olduğunuz duruşunuzla sevmiştik sizi…
Hayatı boyunca halkının sorunlarına yakın duyarlı,ihtiyaç duyulan her emek, barış, demokrasi ve özgürlük eksenli eylemlilik ve platformlarda bulunmuş, bu çizgide şarkılar da bestelemiş, sol değerlere sahip bir sanatçı olarak ,beni de heyecanlandırdınız ve harekete geçirdiniz…
Duyduğum duyarlı sanatçı sorumluluğu sabaha karşı 4 de bana Kılıçdaroğlu marşını besteletti…Siyasi partilerde seçim şarkısı algısını değiştiren ve kaliteyi artıran sıfır (yeni) beste geleneğini başlatan bu şarkıyı o günkü şartlarda yapmış olmaktan pişman değilim…Elimi duyduğum aydın sorumluluğuyla, ülkem, partim ve halkım için taşın altına koymam gerekirse,her zaman koydum, yine koyarım..
Fakat gelinen şu noktada 13 seçim yenilgisi, yapılan siyasi hatalar, artık nedense yapılmayan düellolar, ortaya çıkmayan belgeler, başarısızlıklarınız nedeniyle milyonlarca sol, sosyal demokrat, laik, Atatürk’çü ve cumhuriyetçi kitleleri tekrardan umutsuzluğa ve karamsarlığa sürüklediniz…Bu da haklı olarak yapılan seçimli kurultayda genç, çalışkan ve tekrardan umut vadeden, genel başkan adayı sn.Özgür Özel ve cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’na karşı parti içi iktidarı demokratik yollarla kaybetmenize sebep oldu ve parti adeta tarihi olarak şahlandı ve ilk seçimde 1. Parti oldu…
Benim sizden beklediğim ,eski bir genel başkan olarak partinizin başarısı için, bu genç ve başarılı kadroyu tebrik etmek,ellerini sıkmak ve kutlamaktı…Gerektiğinde diğer eski genel başkanlar gibi yanlarında durarak desteklemenizdi…Fakat sizin geldiğiniz nokta adına maalesef üzüntü duyuyorum…Türkiye https://t.co/NRxxvtOEQL olmuş iktidara yürüyen partiye iktidarın ve üst akılların kurduğu onlarca tuzağın üstüne, en büyük çelmeyi taktınız butlan kararına uyarak…Pir Sultan’ın dediği gibi, ille dostun bir tek gülü yareler beni…Olmadı sayın Kılıçdaroğlu, yakışmadı…Sizi alkışlayanlar emin olun tarihi bir yanılgının içindeler ve bu yaptığınız unutulmayacak…Bu saiklerle partiye yaptığım bir çok şarkımın içinde ,adınızın geçtiği şarkılarımın sizin ve meşru bulmadığım yönetiminiz tarafından kullanılmamasını ve dijital platformlarınızdan da kaldırılmasını istiyorum…
Yeter bu ülkeye kıymayın efendiler!…
Şarkılarımın kullanımına devam edilmesi halinde yasal yollara başvuracağımı da tarafınıza bildiririm…
Saygılarımla…
ONUR AKIN… @eczozgurozel #chp @ekrem_imamoglu@dk_imamoglu@ailedayanismagi @CHP_istanbulil @CBAdayOfisi@ozgurcelikchp@gunaydingokhan@alimahir@gokanzeybekCHP@veliagbaba@muratemirchp@mansuryavas06@VahapSecer@arasahmetmugla@filizceritoglu@avfilizgencan@besimecz
Denizli'de yaşıyorum.
Yetkisiz mahkemenin hukuksuz kararıyla mazbatasız genel başkan olan bay Kemal'in yanında duran,
Denizli milletvekili Gülizar Biçer Karaca'yı arayıp oyumun hesabını soracağım.
Herkes böyle yapmalı bence.
"Sen itirafçı ol ben de senin oğlunu MYK'ma alıp daha 25 yaşında genel başkan yardımcısı yapayım, siyaseten önünü açayım" demek rüşvetin bizatihi kendisidir. Dalga mı geçiyorsunuz arkadaş siz?