Zafer Partisi gönüllüsü.
@ZaferPartisi
@umitozdag
Geçmiş acı verebilir. Ama gördüğüm kadarıyla acıyı unutmak için ya ondan kaçarsın, ya da ders alırsın.
TÜRKİYE TORYUM SAVAŞI FLOOD
1) 2007'de Isparta'ya giden bir uçak aniden düşmüştü. 57 kişi hayatını yitirmişti. İçlerinde önemli proje hakkında çalışan 6 tane de "bilim adamı" vardı. Başlarında Prof. Engin Arık Hanımefendi bulunuyordu. Engin Arık çok önemliydi. +++
OsmanlI torunuyuz diyerek Cumhuriyetimizi küçük görenler için yazılmıştır: “Cumhuriyet’in 100. Kuruluş yıl dönümünü kutladık. Bazıları ısrarla “Osmanlı’nın devamı” fikrini öne çıkarmaya gayret etti. Tabi onlar için asıl olan; Osmanlı saltanat, hilafet ve şeyhülislamlıktı. Benim izleyebildiğim kadarıyla, bu grup Düyun-u Umumiyeyi, pek ağızlarına almak istemiyor. Kırım Savaşı sırasında ilk borcun alınmasının nedenlerini gençlere söylemiyorlar. Askerin maaşını ödemek ve “yivli tüfek” ithal etmek için borçlanıldığını insanlar öğrenemiyorlar. “Ağızdan dolmalı” tüfek ile “yivli” tüfeğin menzil farkını, bunun 1850’lerde bir savaşı kazanmadaki etkilerini konuşmak istemiyorlar. Osmanlı’nın borçlarla saray inşa ettiğinden yıkıldığına hiç değinmiyorlar.
Dahası, Cumhuriyetin ilk yıllarında Osmanlı’dan kalan Düyun-u Umumiye borçlarının devletin bütçesine ve dolayısıyla ülke ekonomisine etkileri, genellikle tarihçilerin dağarcığında kalıyor.
1920’lere geri dönün. Türkiye’ye bakın. On dört yıldır, Balkanlarda, Çanakkale’de, Yemen’de, Galiçya’da, Kafkaslar ’da savaşan ve Ulusal Kurtuluş Mücadelesi bir ülkede ne beşerî ne de fiziki sermaye kalır. Zaten bir tarım ülkesi. Çağdaş bir vergi sistemi de yok.
Bu şartların yanına bir de Lozan’da bir madde konuyor. 1924-29 arasında, beş yıl gümrüklerden oldukça az vergi alınabiliyordu….Böylesi şartlarda Osmanlı borçlarının bütçeye etkisi ne olmuştur?
1992’de yayınlanan “Bütçe Gider ve Gelir Gerçekleşmeleri (1924-1991)” başlıklı çalışmaya bakalım. Ve o yıllarda bütçede bir harcama kalemi olarak yer alan Düyun-u Umumiye giderleri yer alıyor.
Konsolide bütçede (genel bütçe + katma bütçe), Düyun-u Umumiye giderleri, 1943 yılına kadar ayrı bir ödenek olarak yer alıyor. O yıldan sonra onu adı yok, “Devlet borçları” diye bir ödenek kalemi var. Ayrıntısına ulaşamadım ama, büyük olasılıkla, borçların son taksitinin ödendiği 1954 yılına kadar, bu kalemin çok büyük bir bölümünü Düyun-u Umumiye taksitleri oluşturuyor olmalı.
Peki o yıllarda bütçenin ne kadarı Osmanlıdan kalan borçların taksitlerine gitmiş?…Ekonomide bir şeyler yapabilmek, toparlanabilmek için bütün yük devletin üstünde. Alt yapısından, eğitimine, sağlığına, savunmasına, emniyetine, basma ve ayakkabı üretimine kadar her şeyi devlet yapmak zorunda.
Cumhuriyet Hükümetleri, böylesine zor şartlarda Osmanlıdan kalan borçları ödemek için, bütçelerinin
%19’una varan oranlarda ödenek ayırıyorlar.
1929 yılında gelir toplanmaya başlayınca, dış borç geri ödemeye hız verilmiş. 1940’larda sonra hem borçlar azalmış hem de II. Dünya Savaşı şartlarında dış borç geri ödenmesi zorlaşmış.
Hani bazıları, iki cihan savaşı arası dönemin şartlarını doğru tahlil etmeden, durmadan Cumhuriyetin ilk yıllarındaki yokluklara dikkat çekmeye ve Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarını eleştirmeye çalışırlar ya. Haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilmek için, o yıllarda alt yapıdan sorumu olan Nafıa Vekaleti’ne (Bayındırlık Bakanlığı) ayrılan ödeneklerin oranını da grafikte gösterdim. Görüldüğü gibi 1931 yılı sonrasında, Düyun-u Umumiye giderleri Nafıa Vekaletine ayrılan ödeneklerden daha fazla. O yıllarda Anadolu’da yola, limana, baraja, evde musluktan akan içme suyuna, elektriğe vs. olan ihtiyacı düşünün.
Cumhuriyet hükümetleri bunları bilmiyor mu? Neden Osmanlı’nın borçlarını ödemeye öncelik veriyor acaba?
Bu soruların cevaplarını tarihçiler benden daha iyi bilir. Bana göre, onlar 1981’de dünyaya gelen, Düyun-u Umumiye ile büyüyen bir neslin evlatları. “Borç alanın emir aldığını”, savaş meydanlarında şehitlerle, gazilerle; kanla, göz yaşı ile yaşayarak öğrenmişler. Tam bağımsızlığın ekonomik bağımsızlıktan geçtiğini çok iyi biliyorlar. ( Hakan Özyıldız’ın Osmanlı mirası Duyun-u Umumiyenin Cumhuriyet bütçesine etkileri) @zaferpartisi
Erdoğan, Madımak’ta 33 insanı yakmaktan idam cezası alan ve cezası mühebbet hapse çevrilen Hayrettin Gül’ün cezasını hastalığı gerekçesiyle sonlandırdı ve serbest bıraktı. Öte yandan Yaşları 80-90 arasında olan emekli generaller ise cezaevinde ölüyor. Ölecek kadar hasta olanlar bile serbest bırakılmıyor. Bu bir adaletsizlik travmasına neden olurken iktidardaki zihniyetin bir kısım propagandisti/taraftarı cinsel tercihini beğenmediği iddiası ile bir sporcu üzerinden yüzbinlerce Müslüman Boşnağın katili olan Sırbistan’ın milli maçı kazanması için dua ediyor. Bu ekip küçük erkek ve kız çocuklarına tecavüz edenlerin cinsel tercihlerini ise ağızlarına almıyorlar. Bu adaletsizlik toplumun bir kısmında öyle bir yabancılaşma ve nefret yaratıyor ki milli birliğimizi korumamız zorlaşıyor. Zaten Sırpların kazanması için dua edenler fırsatını bulsalar bize Sırpların Boşnaklara yaptığını yaparlar mı diye konuşuluyor artık. Türkiye gibi tarihin en zor coğrafyasında hiç bir iktidar sadece kendisine oy verenlere dayanarak bu ülkeyi savunamaz. Size oy vermeyenlerin de bu ülkenin yurttaşı olduğunu unutmayın. Ve Türkiye’nin bekası için bütün halkın değerlerine saygı gösterin. @zaferpartisi
Dün Madımak katliamını anmam üzerine Sosyal medyada garip bir koalisyon bana ve Zafer Partisi’ne “Alevi düşmanı, Madımak’ı yakan zihniyetin temsilcisi, Madımak katliamını araştırmak için verilen önergeye TBMM’de red oyu veren” suçlamaları ile saldırdı. Bir kısmı da cemevlerinin ibadethane olmasına itiraz ettiğimi ileri sürdü. Genel Merkez’de sosyal medya uzmanlarımız saldırıyı Vatan Partisi, İmamoğlu, FETÖ, HDP trollerinin yaptığını tespit etti. Öncelikle TBMM’de Madımak araştırma önergesi HDP tarafından verilmiş ve açık oyla AKP, İYİ Parti ve MHP’nin hayır oyu vermesi ile reddedilmiş. Ben orada mıydım hatırlamıyorum. Orada olsaydım red oyu verirdim. HDP gibi binlerce alçakça katliamı “savaşta böyle şeyler olur” diyerek onaylayan bir yapının ahlaken böyle bir önerge verme hakkı yoktur. Bu önergeyi CHP/AKP verseydi “kabul” oyu verirdim. Gelelim Sivas’ta ne olduğunu çok merak eden İmamoğlu trollerine: Gençler, dönemin Sivas Bekediye Başkanı iken itfaiyeyi yangına geç yollayan Temel Karamollaoğlu’na sorsaydınız “Ne oldu Sivas’ta?” diye, Temel bey size anlatırdı. Cemevleri 1000 yıldır ibadethanedir. Ve resmi statüsü de ibadethane olmalıdır. Benim karşı çıktığım “ Alisiz Alevilik” ve “Mezopotamya Aleviliği” uydurmaları ile PKK ve DHKPC’nin sözde cemevi özde örgüt evlerine cemevi statüsü verilmesidir. Türkmen Alevilerinin cemevlerinin statüsü benim açımdan tartışma dışındadır. Üstelik Zafer Partisi, Anıtkabir’den yola çıkmış, Türkistan’da Hoca Ahmet Yesevi türbesinden aldığı toprağı Hacı Bektaş Veli’nin türbesinin önüne 850 sene sonra getirip karadut ağacının dibine serperek mücadeleye başlamıştır. O karadut ağacı meyve verdikçe Türk Milleti Anadolu’da egemen olacaktır der efsane. Özetle, Zafer Partisi “Ne mutlu Türk’üm diyene” diyebilen herkesin partisidir. @zaferpartisi
@jahreindota Bunları başa getirmeye çalışırken neden bundan bahsetmediniz? Pkk,ve fetö iltisaklı 6lı masaya toz kondurmadınız, seçimi kaybetti diyemi bu konular önem kazandı? Develtin başına fetö ve pkk'yı getirecekdiniz yani? Ne fark kaldı sizinle akpliler arasında?
@jahreindota Yerel seçimde ve 2028 seçiminde yine gidip ychp'ye basarsınız. Her seçim aynı film. 2 gün ağlaraınız, sonra yine chp'ye oy verip, diğer muhalifleri fetövari yöntemler ile zan altında bırakırsınız. Chp tarihin çöplüğüne karışmadan bu vatan düzelmez.
@josuatree1@GenclikMuhalif Şu yorum her seçimden sonra kopyala yapıştır ile paylaşılıyor😄 gelecek seçim yine bu chpkk'ya güvenir bu tayfa. Chp ve ip seçmeni yüzündem bu akp bize musallat oldu
Vatan haini Seyit Rıza'dan Fetö'den özür dile, PKK'ya özerklik ver vatan hainlerini liste başına doldur müstemleke valileri gibi milli güvenlik politikalarının karşısına geç sonra niye kaybettik? Sonuç: Vatan hainlerinin karargahı CHP utanç içinde infilak edip tarihe karışmıştır!
Kim demiş Kılıçdaroğlu ‘başarısız’ diye!
CHP’yi Atatürkçülükten arındırıp, siyasal İslamı da iktidar yapmak gibi bir görevi vardı.
Kılıçdaroğlu görevini başarıyla yapmıştır.
Artık CHP Atatürk’ten arınmış, ülke de kuruluş felsefesinden tamamen uzaklaşmıştır.
...kalkışırlarsa şaşırmayın. O kadar güçlüler ki, referanduma bile gerek yok daha.
Türkiye Cumhuriyet'ine, Türk'lüğe ve Atatürk'e en büyük kötülüğü bu seçimde chp ve ip seçmeni yaptı. Erdoğan'da sizi ayakta alkışlıyor. Eserinizle gurur duyun!
Konu Erdoğan veya KK değil, anlamıyormusunuz? 6'lı masa misyonunu tamamladı, chp ve ip seçmeni sayesinde meclisi siyasal islamcılar, fetö, eski ve mevcut akpliler ve pkklılar ele geçirdiler, ilk kez bu kadar güçlü oldular.
Yakında anayasadan ilk 4 maddeyi ve Türk'lüğü çıkarmaya..
Seçim nasıl kaybedildi?
Kemal beye; "ekonomi çok kötü. Neo-liberal kadro ve programla değil devrimci bir ekonomik programla çıkın, kurtuluş orada. Küreselleşme her yerde tepki görüyor" demiş, kalkınma programını da vermiştim.
Dinlemedi. Neo-liberal kadroların yanına AKP'nin ekonomi programını yöneten Ali Babacan'ı ekledi. Biz de batıcıyız mesajı verdi. Zaten batı medyası da onu destekliyor, Batıcı algısı yerleşiyordu... AKP'nin 14 yıllık ekonomi bakanı Babacan'ın verdiği zarar ekonomiyle sınırlı kalmadı. Aynı zamanda çıktı, bir de; "Anayasa'nın ilk 4 maddesini değiştireceğiz, Türklük tanımını çıkartacağız" dedi.
Ağzından Selo ve Kavala lafını düşürmedi. Oysa Selo; "Öcalan'ın heykelini dikeceğiz. PKK terör örgütü değildir" diyen bir PKK sempatizanıydı, HDP Başkanıydı. HDP'nin Öcalan tarafından kurulduğunu kendi ağzından söylüyordu. Toplumun PKK'ya nefretini okuyamadı.
İzmir'de düzenlenen iktisat kongresine Sırrı Süreyya'yı çıkartıp Atatürk'e hakaret ettirdiler. Zaten aynı İzmir'in liste başına Kemalizm ırkçılıktır diyen eski Taraf gazetesi yazarını koymuşlardı.
Biz; Atatürk, tam bağımsızlık, 6 ok programı; halkçılık, devletçilik, milliyetçilik, devrimcilik, cumhuriyetçilik dedikçe. O Atatürkçüleri dışladı. Yerine Cihangir İslam, Sezgin Tanrıkulu, FETÖ'nün gazetesi taraf yazarı gibi isimleri aldı. Kendine "Dersimli Kemal", Parti için "1930'ların CHP'si değil" dedi. Özerklik getireceğim diye algıyı iyice perçinledi.
Sığınmacı sorunu yakıcı, ülke elden gidiyor dedik. O ittifaka, AKP Başbakanı, sığınmacıları getiren Ahmet Davutoğlu'nu aldı; üstüne 10 tane de milletvekilliği verdi. Bir de Cumhurbaşkanı yardımcısı ilan etti! Davutoğlu da konuştukça konuştu!
4 gün kala sığınmacı mutabakatı imzalandı. İmzalanan mutabakat maddelerine önce 6'lı masanın bileşenleri itiraz etti! İçişleri Bakanlığı vaadine ise önce vaadi veren CHP Sözcüsü itiraz etti!
Yani o son dakika hamlesinin göz boyama, köpürtme, pozisyon alma çabası olduğu belliydi. Milleti saf yerine koydular. Tabii inandırıcı olmadı...
Bu siyasi tercihi çok eleştirdik. Seçim kaybedilecek dedik; hakaret işittik.
Yani seçim 1 yıl önce kaybedildi, bu gece değil. Göz göre göre kaybedildi. Söyledik. Mücadele ettik. Anlatamadık.
Yanlış adayla, bu kadar kifayetsiz, samimiyetsiz, vizyonsuz ittifak ve siyasi tercihle buraya kadar.
Büyük ekonomik kriz, sığınmacı sorunu, adaletteki mağduriyetler, 21 yıllık iktidar yorgunluğuna rağmen seçim kaybeden muhalefetin istifası tek seçenektir.
Mültecilerin,sığınmacıların,konut satın alma yoluyla vatandaşlık alanların önemini sadece Özdağ söylemişti. Adama ırkçı dediniz faşist dediniz.
Sol liberal phd mafyasını dinlemeye devam edin. Sizde Kılıçdaroğlu'nun istifa etmesini isteyecek yürek dahi yok sevgili CHPliler.
@aysekv34 Kiminle anlaşması önemli değil, en çok kim taviz verirse, onu desteklemek gerekir. İlkelerimiz belli, adaya göre değil, ilkelerimize göre hareket edeceğiz.