Dövme alt sınıf işidir. İşsiz güçsüz vizyonsuz boş beleş adamlar/kadınlar dövme yapar.
Çocuğuna iyi eğitim veren bir tane ailenin çocuğunu dövmeli göremezsiniz.
@arabeniluften@Aras94571@populicc “Vay be, hukuk profesörü kesilmişsin başımıza 😄 Nafaka, suç, güç… Hepsini çözmüşsün iki cümlede. Sen en iyisi mahkemeye de uğra, belki seni hâkim yaparlar.”
Mülksüzleştirme: Tapunu Bir Gecede Almaları Gerekmez
En büyük yalan şu:
“Tapu sende olduğu sürece mülk senindir.”
Hayır.
Tapu sende olabilir.
Ama toprağında ev yapamıyorsan, ekemiyorsan, sulayamıyorsan, satmadan yaşayamıyorsan, borçsuz dönemiyorsan, çocuğun orada tutunamıyorsa, orası artık senin değildir.
Mülksüzleştirme bazen kapıya dozerle gelmez.
Bazen yönetmelik olur.
Bazen kredi kartı ekstresi olur.
Bazen “kamu yararı” olur.
Bazen ruhsat olur.
Bazen de market rafındaki fiyat etiketi olur.
Asıl mesele tapunun kimde olduğu değil.
Asıl mesele hayatın ipinin kimde olduğu.
⸻
Önce neyi konuştuğumuzu netleştirelim
Mülksüzleştirme sadece bir arazinin zorla alınması değildir.
Daha geniştir.
Daha sinsidir.
Daha moderndir.
Şunların hepsi bu sürecin parçası olabilir:
•Toprağın kullanımının yasaklanması
•Küçük üreticinin maliyet altında ezilmesi
•İnsanların borçla yaşamaya mecbur bırakılması
•Haciz ve icra ile mülk transferi
•“Değersiz” görülen arazilerin ucuza toplanması
•Sonra plan değiştirip katlanarak değerlenmesi
•Kendi evini yapmanın imkânsız hale getirilmesi
•Sahiplik yerine kiracılık düzenine geçilmesi
•Kiracılıktan da abonelik düzenine geçilmesi
Yani mülksüzleştirme, “bir şeyi elinden almak”tan çok daha büyüktür.
İnsanı, yaşadığı yer üzerinde karar veremez hale getirmektir.
⸻
İşin kalbinde ne var?
İşin kalbinde şu var:
İnsanın toprakla, evle, üretimle ve geçimle olan bağı koparılıyor.
Bir insanın gerçekten özgür olması için üç şeye ihtiyacı vardır:
•Barınma üzerinde söz hakkı
•Geçim üretme imkânı
•Borçsuz nefes alma alanı
Bunlar gidince geriye ne kalır?
Kira.
Taksit.
Aidat.
Abonelik.
Harç.
Ceza.
İzin.
Başvuru.
Onay.
Bekleyiş.
Yani modern insanın zinciri artık demirden değil;
PDF, sözleşme, banka ve ekran bildiriminden yapılıyor.
⸻
Bu süreç kime işler?
En çok kim vurulur?
Her zaman en zayıf halka:
•Küçük çiftçi
•Küçük arsa sahibi
•Kendi evini yapmak isteyen aile
•Tarımla tutunmaya çalışan köylü
•Şehir kenarında hayat kurmaya çalışan alt ve orta gelir grubu
•Borçla dönen esnaf
•Tapusu var ama gücü olmayan insanlar
•Hisseli arazi sahipleri
•Kiracılar
•Gençler
Büyük sermaye için yönetmelik çoğu zaman engel değildir.
Avukatı vardır, mühendisi vardır, danışmanı vardır, finansmanı vardır, bağlantısı vardır.
Ama küçük insan için aynı sistem duvar olur.
Bu yüzden mülksüzleştirme herkese aynı işlemez.
Kanun aynı görünür, sonuç aynı olmaz.
⸻
Olay nasıl başlar?
Çoğu zaman “el koyma” diye başlamaz.
“Düzenleme” diye başlar.
İlk aşamada insanlar tehlikeyi fark etmez.
Çünkü süreç yavaş işler.
Önce şunlar olur:
Toprağın vardır ama kullanmak zorlaşır.
Ev yapmak istersin, izin çıkmaz.
Küçük yapı kurarsın, yıkım kararı gelir.
Tarım yapmak istersin, girdi maliyeti artar.
Ürettiğini satarsın, para etmez.
Su pahalıdır. Elektrik pahalıdır. Gübre pahalıdır. Mazot pahalıdır. İşçilik pahalıdır.
Sonra cümle değişir:
“Bu işten hayır yok.”
İşte kırılma noktası budur.
Çünkü mülksüzleştirme çoğu zaman insanı döve döve değil,
bıktıra bıktıra çalışır.
MIT Profesörü Patrick Winston’dan etkili konuşma kuralları:
🔹 Hayattaki başarını en çok konuşma becerin, sonra yazma yeteneğin, en son da fikirlerinin kalitesi belirler. En iyi fikir bile iyi anlatılamıyorsa etkisiz kalır.
🔹 İyi iletişim büyük ölçüde bilgi ve pratik işidir. Doğuştan yetenek tek başına belirleyici değildir.
🔹 Fikirlerini özensiz sunma. Ne kadar iyi olursa olsun, kötü paketlenmiş bir fikir hak ettiği etkiyi yaratmaz.
🔹 Konuşmaya şakayla başlama. Dinleyici henüz sesine ve ritmine alışmadığı için şaka çoğu zaman havada kalır.
🔹 Açılışı “güçlendirme vaadi” ile yap. İnsanlara bu konuşmanın sonunda ne öğreneceklerini en baştan söyle.
🔹 Önemli fikrini tek sefer değil, farklı biçimlerde en az 3 kez tekrar et. Çünkü dinleyicinin bir kısmı her an dikkat kaybı yaşayabilir.
🔹 Fikrinin sınırlarını net çiz. Onu benzer başka fikirlerden ayır ki dinleyici kafasında karıştırmasın.
🔹 “Özetle”, “ikinci nokta”, “buradaki asıl mesele” gibi sözlü işaretler kullan. Bu, dinleyiciyi sürekli yeniden toplar.
🔹 Soru sorduktan sonra hemen konuşmaya dönme. Cevap için birkaç saniyelik sessizlik tanımak gerekir.
🔹 En verimli konuşma saatlerinden biri sabah 11 civarıdır. İnsanlar o saatlerde genelde daha açık zihinlidir.
🔹 Konuşma yapacağın salonu önceden incele. Kürsü, ışık, ekran, oturma düzeni; hiçbir şey sürpriz olmamalı.
🔹 Salonun aydınlık olmasına dikkat et. Loş ortam, dinleyicide uykululuk hissi yaratır.
🔹 Tahta anlatmak için, slayt göstermek içindir. Tahtanın temposu, insanların bilgiyi sindirme hızına daha uygundur.
🔹 Fiziksel nesneler kullanmak anlatımı güçlendirir. İnsanlar somut objeleri ve onların çağrıştırdığ�� fikri daha iyi hatırlar.
🔹 Slaytlarda gereğinden fazla kelime kullanma. Slayt destekleyici unsur olmalı, anlatımın yerine geçmemeli.
🔹 İnsan aynı anda hem slayttaki yoğun metni okuyup hem seni dikkatle dinleyemez. Kalabalık slayt, konuşmacıyı arka plana iter.
🔹 İş görüşmesi ya da kritik sunumlarda ilk 5 dakika belirleyicidir. Daha başta vizyonunu ve bir değer ürettiğini göstermen gerekir.
🔹 Fikrini unutulmaz kılmak için Winston’ın “5S” yaklaşımını kullan: sembol, slogan, sürpriz, öne çıkan fikir ve hikâye.
🔹 Konuşmayı sadece “Teşekkür ederim” diyerek bitirme. Daha güçlü, akılda kalıcı ve karakter taşıyan bir kapanış yap.
🔹 Sonuç olarak etkili konuşma doğuştan gelen bir ayrıcalık değil; bilgi ve pratikle geliştirilebilen bir beceridir.
Dedenizden kalma tarlayı satmayın. Aksamı ekseriyetle mekanik olan bir arabanız varsa iyi bakın. İnternete bağlanan ev eşyasından uzak durun. 2 kuşak içinde mülksüzlük geri alınamaz bir şekilde vuracak.
İnsanlar neden 20 yıl sonra hurdaya ayrılacak, her yıl değersizleşecek arabalar ile kasıla kasıla fotoğraf paylaşır da, aldıkları arazinin tapusuyla fotoğraf çekinmez?
Oysa araba zamanla çöp olur, arazi ise doğru yerdeyse yıllar içinde imara girer, değerlenir ve belki onlarca daireye dönüşür.
Gösteriş çoğu zaman harcamayla yapılır, servet ise genelde sessiz büyür.
@arifgudulcom Evet haklısın fakat yarına yaşayacağımızın da bir garantisi yok.Bu yüzden dengeli ilerlemek esastır.İmkanı varsa 2.5 milyonluk arabaya binilebilir
Babasının 100 dönüm tarlası var,
çocuk KPSS’ye hazırlanıyor.
Babasının sanayide dükkanı var,
çocuk tornavida tutmayı bilmiyor.
Baba üretmiş, kurmuş, büyütmüş.
Çocuk masa başında memurluk kovalıyor.
Herkes beyaz yaka olmak istiyor ama
kimse üretmek istemiyor.
Sonra ekonomi neden kötü? diye soruyoruz.
#enflasyon
1 ay önce Instagram’ı sildim. Şunu fark ettim; mesele vakit değilmiş aslında, mesele zihinsel dağınıklıkmış.
“Bir bakıp çıkacağım” diye giriyorsun, sonra algoritma seni alıp götürüyor. 10 dakika diye başlayan şey 40 dakika oluyor.
Çıktığında tam olarak ne izlediğini hatırlamıyorsun ama kafanın içi dolu. Sildikten sonra hayatım dramatik şekilde değişmedi tabii ama zihnim hafifledi. Daha az kıyas, daha az gereksiz uyarana maruz kalma, daha az “acaba ne kaçırıyorum” hissi.
Telefon hâlâ var ama artık refleksle Instagram’a gitmiyor elim. Bazen özgürlük büyük kararlar değil, küçük bir uygulamayı sessizce silmek olabiliyormuş. Bana iyi geldi, hem de düşündüğümden daha fazla.