Bu site küçük bir köy yerine dönüştü. Sürekli tanıdık yüzler, aynı konular, aynı tarzda tepkiler. Her şey aynı. Sıkıldım valla. Sürekli dini tartışmalar da baydı zaten. Ben biraz sanat sepet, çiçek böcek falan görmek istiyorum bir süre.
Aşırı düşünmek hiçbişeyi değiştirmez ama istiğfar ve dua değiştirebilir. İstiğfar ve dua ile gönlünü rahatlat, bırak Allah senin yapamadığın şeyleri yapsın.
Kitapevini açarken Şam'a ilk giren mücahidin eline sarılıp "selefi kardeşim affet bizi, yıllarca yaptığın cihada laf söyledik ama sayende özgürleştirdiğin Şam da kitapevi açıyoruz" demişler.
@bpthaber Dünyadaki en yüksek cinayet oranları, tecavüz oranlı artık aklına ne kadar pislik fuhşiyat gelirse hristiyanlarda, ateistlerde ama Allah'ın belası köpeğin verdiği örneğe bak.
Kayseri Forum AVM’de çok enteresan bir uygulama var güvenlik görevlileri peçeli kadınlara yetkileri olmadığı halde yüzlerini açmalarını istiyor karşı çıkınca polemiğe giriyorlar bu uygulamadan haberiniz var mı sayın bakanım? @mustafaciftcitr
📘 Kitap Tanıtımı ve Çekilişi
Kalp Amellerinin Özü
@birizyayinlari
الإكسير
خلاصة أعمال القلوب من مدارج السالكين لابن القيم
İmam İbnu'l-Kayyim'in meşhur eseri Medâricü's-Sâlikîn'den, beş ilim ehli tarafından hazırlanan bir ihtisar çalışması olan el-İksîr, mukaddimesinde de ifade edildiği üzere, "eserin özünü ve ruhunu muhafaza eden, imani bir şifa kaynağı olması niyetiyle" kaleme alınmıştır.
"Bir eseri hakkıyla ihtisar etmek, onu telif etmekten daha zordur." sözü üzerinde düşünüldüğünde, Medâricü's-Sâlikîn gibi derinlikli ve yoğun bir eseri ruhunu zedelemeden özetleyebilmek gerçekten ayrı bir ilim ve maharet gerektirir.
Aynı şekilde, İbnu'l-Kayyim'in derin ve incelikli ifadelerini Türkçeye hakkıyla aktarabilmek de büyük bir emek ister.
Bu vesileyle, eserin genç mütercimi @omertlhaseker kardeşimizi gönülden tebrik ediyor, kıymetli çalışması için teşekkür ediyorum.
Şahsî okumalarımızda, kitap okuma gruplarında ve sohbet meclislerinde mutlaka yer alması gerektiğine inandığımız bu kıymetli eseri, 3 kardeşimize hediye etmek istiyoruz.
📚 4 Temmuz akşamına kadar bu gönderiyi paylaşan 3 kardeşimiz, çekilişle bu eserin sahibi olacaktır.
Keşke hiç girmeseydin bu işe @Ebsofuoglu adaş!
“Efendi hazretlerimiz ölmedi, bazı ihvanına görünüyor, alenen onlara bilgiler veriyor. Bazı ihvanlar Efendi https://t.co/3tv7raHt9o direk görüyor. Şu anda görüşme yapıyor. Efendi hz. talimatlarını beyan ediyor bize. Efendi hz. bizi yürütüyor. Şu anda Efendi hz. kesinlikle zâhiren de talimat veriyor bize. Biz Efendi hz. ne talimat veriyorsa onu yapıyoruz. Hiç Efendi’den ayrı bir şey yapmıyoruz” demedi mi Cübbeli hocan?
“Efendi’nin ruhuna şekle bürünme izni verilmiştir” demedi mi?
Efendi’nin Allah Teala tarafından konuşturulduğunu söylemedi mi?”
Bunları ve daha fazlasını elbette biliyorsun.
Sonra, “İsteyenlere, arzu edenlere tasarruf var” diyorsun. “(Sahabe) münâcât ederlerse (Efendimiz (s.a.v)’den) cevaplarını alırlar. Efendimiz (s.a.v) tasarrufta bulunur. Ama kime? İsteyene” diyorsun.
Ben de sana sorayım şimdi: Beni Saide gölgeliğinde hilafete kimin geleceğini tartışan Sahabe, böyle hayatî bir meselede Efendimiz (s.a.v)’e münâcâtı nasıl oldu da akıl edemedi?
Binlerce kişinin öldüğü Cemel vakasında Hz. Aişe ve Hz. Ali (r.anhuma) birbirlerine kılıç çekerken meseleyi Efendimiz (s.a.v)’e götürmeyi nasıl atlamış olabilirler?
Daha sonra Hz. Ali ile Hz. Mu’âviye (r.anhuma) arasında cereyan eden ve en az 60.000 müslümanın canına mal olan Sıffin savaşında ve sonrasındaki Hakem olayında neden Efendimiz (s.a.v)’e münâcât etmek kimsenin aklına gelmedi?
Hz. Hüseyin’in itirazlarına rağmen Hz. Hasan hilafeti Hz. Mu’âviye’ye devrederken ve sonrasında Hz. Hüseyin (r.anhuma) Kerbela’ya giderken dedelerine neden sormadılar?
Soruları uzatabilirim. Ama sadede geleyim:
“Herkes kendi tercihlerinin sonucunu yaşar” diye tekrar edip duruyorsun ya,
aslında ne söylediğini kendin de bilmiyorsun. Mesela araya sıkıştırdığın kıssaya göre Medine’deki dilencileri kovmak isteyen vali münâcât mı etti de Efendimiz (s.a.v)’i rüyasında gördü? ( Bu arada; İslamî ilimlere yabancı olmadığını söylüyorsun; bu olayın kaynağını lütfet de hep beraber aydınlanalım.)
Elin değmişken şunu da bi netleştir sana zahmet: Abdullah b. Zübeyr (r.a) münâcât etti mi etmedi mi? Etti ve Efendimiz (s.a.v)’i rüyasında gördü diyeceksen kaynak da zikrediver..
Bütün bunlar bir yana, Efendi hz.lerinin vefatıyla baş gösteren ihtilafta Cübbeli hocan hangi konuşmasında işbu “münâcat” meselesini bahse konu etti?
Sen de biliyorsun ki bu “münâcât” keşfi, senin durumdan vazife çıkarırken uydurduğun bir masal. Hocan Efendi hz.lerinin kendilerine doğrudan talimatlar verdiğini söylüyor, sen “münâcât” diyorsun.
Meselenin “münâcât”la kaim ve onunla alakalı olmadığını Cübbeli’nin yukarıya aldığım ifadeleri açıkça göstermiyor mu?
Kimi, neden aklamaya çalışıyorsun?
Dedim ya, keşke hiç girmeseydin bu konuya.
Bu “derin” mevzua malzeme olmasaydın…
Ey ahlak yobazları, ey yargıya baskı uygulayan feminist gruplar, mazlumun ahından korkun! Elbet bir gün adalet tecelli edecek; Allah Azze ve Celle, Yusuf Ziya Hoca'nın yalnız olmadığını gösterecektir.
#YusufZiyaHocayaAdalet
Ya müslümanlar twiterın yanması lazımdı
Neden çekiniyorsunuz?
Geleceğinizden mi?
Feministlerden mi?
Fişlenmekten mi?
Bir tag yazacaksın
#YusufZiyaHocayaAdalet
🔴 Dini hitabetin ruhuna aykırı, daha çok bir okul ödevi veya kamu spotu tadında Cuma hutbeleri geri döndü.
Son dönemde camilerde okunan Cuma hutbelerinde gözlemlenen üslup değişikliği tartışılmaya başlandı.
Hutbelerin, "duyarlılık", "çevre bilinci" ve "zaman yönetimi" gibi genel ahlaki temalar üzerine kurulu, ilkokul kompozisyonlarını andıran basit ve didaktik bir dille sunulması dikkat çekiyor.