Sevgili dostlar, bir takipçim "Bu akşam sizinle aynı mekanda bir arkadaşıyla oturuyordu. Siz girdikten sonra palas pandıras hesabı isteyip kalktı" yazdı. Ben bunu sindiremem. Ankara benim evim, ocağım. Bana küfreden adam(!) yüzüme söyleyecek delikanlıysa. Kaçıp gitmek yok!
Bizi yıktığınızı, susturduğunuzu sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Biz sadece emaneti yanlış kalbe verdiğimizi anladık. O saraylar, korumalar, unvanlar çekildiğinde, elinizde ihanet ettiğiniz insanların ahından başka hiçbir şey kalmayacak. Yalnızlığın en derin çukuruna gömüldünüz.
Sevgili dostlar, adını ne burada ne yayınlarımda anmaya tenezzül ettiğim bir şey(!) "CHP'den para aldığımı ve bunun için yaşanan kayyım rezaletini eleştirdiğimi" yazmış. Gazeteci görünümlü çantacı- iş takipçileri de bunu alıntılamış. Elbette dava açıp hesabını çatır çatır soracağım.
Hayatım boyunca hiçbir siyasi partiden, partiliden, para almadım. Bu, bunu iddia eden paralı ahlaksızların asla anlayamayacağı ama benim için olmazsa olmaz bir kuraldır: Çünkü, siyasiden para alan, talimat da alır. Bana o talimatı verecek kişi daha doğmadı!
Çıtayı daha da yükseğe koyayım hatta; bırakın para almayı bir tane -herhangi bir siyasi görüş ya da partiden- siyasetçi "Ben O'na yemek ısmarladım" desin ve ispatlasın gazeteciliği bırakırım!
Haysiyetimi, adımı sokakta bulmadım kimseye de çiğnetmem!
Hukuk önünde hesap vereceksiniz!
ÖNEMLİ NOT: Okuyan sevgili dostlarım, bu pek yaptığım bir şey değil ama hepinizden bu açıklamayı RT yapmanızı rica ediyorum.
Kılıçdaroğlu’na Teşekkür Borçluyuz…
Hırs mı, öfke mi, Erdoğan’a yenilmelere doyamazken, yoldaşlarına yenilmeyi sindiremediğinden mi, kimilerine göre aslında hep “aparat” olduğundan mı bilinmez, Kemal Kılıçdaroğlu’nun katkısıyla ( katkı diyorum çünkü biliyoruz ki yalnız değildi) CHP belediyelerine, başkanlarına, vekillerine saldırıların ardından, CHP genel merkezi de içler acısı fiili bir saldırıyla karşı karşıya kaldı. Tomalar, biber gazları, kırılan kapılar… milyonlarca insan öfkeyle, lanet ederek, göz yaşlarıyla izledi.
Özgür Özel ve CHP’liler de önü sonu binayı terk etmek zorunda kalacaklarını biliyorlardı elbet ama anahtarı da güle oynaya teslim edemezlerdi tabii ki… Üstelik bu direnişin olması ve karşımızdakilerin neler yapabileceğine dair fotoğrafı ortaya koyması gerekiyordu. Ellerini korkak alıştırmadılar, koydular sağ olsunlar, utanmazlık böyle bir şey…
Peki Kılıçdaroğlu’na neden teşekkür etmeliyiz? Çünkü uzun süredir CHP’li belediyeler üzerinden yapılan itibarsızlaştırma operasyonlarında, gönlü kırılanözel hayatların ortaya dökülmesiyle sinirlenen CHP’lilerin öfkesini aldı, kendi üstünde birleştirdi. Uşak havlusunu içine sindiremeyen CHP’liler, “seni ıslak havluyla döveriz” duygusuna geçtiler…
Özgür Özel yağmur altında yaptığı yürüyüşle, tomanın üstüne çıkarak verdiği fotoğrafla daha da büyüdü…
Bu mağduriyet CHP’nin önünde çok zor bir yol olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Her yeni güne “acaba bugün muhalefete zarar vermek için ne yapsam?” diye başlayan bir iktidarla bu şartlarda nasıl mücadele edeceklerini ölçmüş biçmiş olduklarını umuyorum…
Madem ki neredeyse dip görüldü bu aşamada bir kaç naçiz beklentim var tamamen sade bir vatandaş olarak.
İsterdim ki;
Eğer sepette başka çürük yumurta varsa hemen atın, hemen, içerde eksilmekten korkmayın, dışarıdaki desteğinizin eksilmesinden korkun, bu millet bir hayal kırıklığını, bir kandırılma duygusunu daha kaldıramaz.
Bu yaşananların asıl sorumlusunun iktidar olduğunun adını koyun, onu hedef alın, sizin muhatabınız o çünkü… Kim ki diğerleri? Maşaya da maşa muamelesi yapın ama, çok da önemsemeden hatta küçümseyerek, bırakın otursun İstanbul il başkanı gibi…
Madem ki ülkenin en büyük problemi hala ekonomi, sokaklarda işçi, emekli, madenci, kim varsa geçinemeyen, büyük mitinglerle büyük işbirliklerine dönüştürün. Mağdurlar yoldaşınız olsun. Unutturulmak istenen ne varsa hatırlatın vatandaşa, gündemi belirleyin…
Kılıçdaroğlu’nun yarattığı hayal kırıklığı öyle kolay geçiştirilebilecek bir kırılma değil, bunu bilin, koşulsuz, sorgulamasız desteklerin sonu belki de…
Bu yüzden sizi kucaklamış bu halk için kalkın, çay mı demlersiniz bilemem ama yeniden başlayın…
Geldiğimiz nokta Chp’nin tek başına karşı koyacağı bir nokta değil. Meclis’in diğer muhalefet partileri cılız açıklamalarla durumu geçiştiremez, nerdesiniz? Dem nerdesin, buradan barış demokrasi çıkar mı?
Ekrem İmamoğlu’nun resmi sosyal medya hesabına getirilen erişim engeli, sadece bir kişiye değil, milyonların sesine vurulmuş bir sansürdür. Bu hukuksuzluğu en güçlü şekilde kınıyoruz.
Ancak bilinmelidir ki; adaletin susturulmak istendiği her yerde, biz daha gür konuşacağız.
Bu hesabım erişim engeli kalkana kadar Ekrem İmamoğlu’nun sesi olmaya devam edecek ve onun adına kullanılacaktır.
Bu geceyi dışarıda geçirecek yurttaşlarımız için İstanbul’un farklı ilçelerinde dayanışma masaları kurduk.
Çayımız, çorbamız hazır; birlikte ısınacak, birlikte dayanacağız.
📍Masalarımızda sıcak bir ortam, destek ve dayanışma sizi bekliyor.
İhtiyaç duyan herkesi bekliyoruz, yalnız değilsiniz.
Dayanışmayla geçecek bu geceyi birlikte aşacağız.
📍Beyoğlu
Kıymetli İstanbullular,
İlçe Başkanlarımızın, Belediye Başkanlarımızın meydana gelen deprem nedeniyle ilçelerinde teyakkuz halinde görev başında olma gerekliliği ve komşularımızın aileleri ile ilgilenmeleri zorunluluğu sebebiyle bugün yapacağımız ULUSAL EGEMENLİK YÜRÜYÜŞÜMÜZÜ İPTAL ETTİK.
İstanbul Büyükşehir Belediyemiz süreci AKOM'da, bizler de sahada takip ediyoruz.
Dileğimiz hiçbir vatandaşımızın can ve mal kaybı yaşamaması, böylesi bir afetin tekrarlanmamasıdır. Bir kez daha geçmiş olsun.
Kötülüğün bu kadarı olmaz diyenler, kötülüğün “kadarı” var sanıyorsunuz. Sözün bittiği yer yok, dibin dibi yok, alçaklığın sonu yok. Bu nedenle ya hep beraber, ya hiçbirimiz!
After careful consideration and hearing the feedback from our fans whilst fully respecting their concerns, our show in Istanbul will be now postponed until 2026 so we can ensure DBL Entertainment will not be involved.
Thank you for your ongoing support, it means everything to us. See you in 2026!
@CMYLMZ "tepki ver tepki ver dediğiniz oyuncu arkadaşlarımız dizilerden çıkarılıyor..." Bu ne demek? ne saçma bi argüman.. Asıl hepiniz ses çıkartmış olsaydınız, Aybüke hanıma bu yapılamazdı.