Bu sene saygı duyulan bir mesleğim var. Çok para kazanıyorum kendimi gerçekleşmiş hissediyorum. Herkes tarafından çok sevilen biriyim. Değer görürüm. Aranılan biriyim. Fikirlerime değer verilir.
Manifeste devam. Alanya’da bir otelim var 5yıldızlı lüks bir otel. Çok zenginim ve otelim her zaman iyi işler. İnsanlar severek konaklarlar. Otelim insanlara huzur verir. Denizi çok temiz ve güvenli. Para bana oluk oluk her kanaldan gelir. Bolluk bereket içindeyim.
Evet manifest zamanı. Ben çok sağlıklıyım. İdeal kilomdayım yani 58kiloyum. Sağlıklı yemekler pişiriyorum ve sağlıklı yemekler yiyorum. Ruhum bedenim zihnim bir bütün. Ruh sağlığım yerinde ve tam. Özgüvenim tam. Neşem her zaman daim.
Gülistan’ın Munzur Üniversitesi’ndeki en yakın arkadaşıydı. Sırdaşıydı, kardeşiydi. Derslikte aynı sırayı, yurtta aynı ekmeği, hayatta aynı düşü paylaşmışlardı.
“Gülistan Doku’ya ne oldu?” diye sorarken, arkadaşı Rojvelat Kızmaz’ın cansız bedeni Batman’da, Hasankeyf Barajı’ndan çıkarıldı.
Artık bu bir tesadüf değil. İçimize çöken o şüphe, güçlü bir kanaate dönüşmüş durumda.
Gülistan’ı yıllarca sorduk. “Nerede?” dedik. Devletin, şehrin, sokakların yüzüne haykırdık. O sorunun cevabını alamadan, gazeteci arkadaşımız Mehmet Kızmaz’ın da kardeşi olan Rojvelat’ın yasını tuttuk.
İki isim. İki genç hayat. İki yarım kalmışlık. Gülistan Doku hâlâ yok. Rojvelat Kızmaz artık hiç olmayacak. Rojvelat’ın anısına, Gülistan’ın adaletine sözümüz var: Susmayacağız. Unutmayacağız. Sormaya devam edeceğiz.
Gülistan nerede?
Rojvelat’a ne oldu?