not that kind of doctor / beyin gocu konduktoru 😂 / tutuluyorum, oyleyse zarim / ♫♪♪♫♪ / sakincali mevzular podcast / @ibeviankara @ibmathematics #ibeviankara
Sonsuzluk yalnızca sonu olmayan bir büyüklük müdür, yoksa matematiğin ve düşüncenin en temel problemlerinden biri mi? Hakan Torun (@PhilandMaths) ile gerçekleştirdiğimiz “Sonsuzluk ve Ötesi” başlıklı konuşmada, Zeno’nun paradoksları, Georg Cantor’un sonsuzluk kuramı, Hilbert’in Oteli ve Seçim Aksiyomu gibi konular üzerinden sonsuzluk kavramının farklı boyutları ele alınıyor.
https://t.co/1eZgzqu0c2
So apparently “PMJ” now means PMJ Academy. Love that you can sell tickets with the big name and then deliver the student recital. 👏 Transparency level: magician pulling coins from your ear.
Az evvel Instagram hesabımda da duyurduğum gibi, iki saat evvel, ABD Bölge Mahkemesi, Harvard Üniversitesi'nin özet karar talebini kabul ederek federal hükümetin üniversitenin araştırma fonunu dondurma hamlesinin hukuka aykırı olduğuna karar verdi.
Böylece Başkan Donald Trump'ın yürütme gücü kullanarak kol bükme hamlelerinden bir diğerinin daha hukuksuzluğu tescillenirken, Harvard Üniversitesi de onu Harvard yapan omurgayı ortaya koyarak akademik özgürlükler için mücadelesini bir diğer örnek mahkeme kararına kavuşturdu.
Hukukun hala işlediği ve dik duran insanların da kurumların da olduğu ülkelerde, siyasetçilerin kendi menfaatlerine göre akıllarına eseni yapmaları zor.
Yükseköğretim Kurulu himayesinde Veri Analizi Okulu açılıyor. Türkiye’nin seçkin üniversitelerinin dünya çapında tanınan hocalarından herkese açık ve ücretsiz “Yapay Zekâ Okulu” 👇
Bir öğretmen sınıfta soru sorduktan sonra ortalama sadece 0.7–1.4 saniye bekliyor.
Bu süre,
•Göz kırpmaktan,
•Kalp atışından,
•Hatta Formula 1’deki en hızlı pit stop’tan bile daha kısa.
Ama araştırmalar gösteriyorki 3 saniye bekleyen öğretmenler, öğrencilerden daha fazla ve daha kaliteli cevap alıyor.
Sadece birkaç saniye fazladan beklemek, öğrencilerin düşünmesi ve konuşması için büyük fark yaratıyor.
Biraz beklemeye değer.
(Kaynak: innerDrive)
Iki ayrı garabetle karş�� karşıyayım: Hukuk fakültesi mezunu olduğum Harvard Üniversitesi, Trump rejimi kendisini 2.2 milyar dolarlık fonu dondurarak eğip bükmeye çalışırken tüm dünyaya hukuk dersi veriyor. Ben bununla gurur duyup "üniversite nedir?" konusuna örnek olarak beyan ediyorum. Insanlar "hava atmasana" gibi şeyler yazıyorlar. Anlayamıyorum. Mezun olduğum okuldan mezun olmuş olmam mı hava atmak? Konu bu mu? Kendi okulumdan bahsederken -Harvard Harvard olduğu için- bunun benim okulum olduğunu aktif olarak gizleyeyim mi? Bugünkü duruşlarından gurur duyuyorum. Tüm yöneticileri ile ilgili olarak "helal olsun bu insanlara" diyorum.
Ikinci garabet ise, Türkiye'de veya dünyanın başka yerinde üniversitelerin yöneticilerinin omurgalı bir duruş sergileyemeyecekleri ve örnek verilen durumun yalnızca Harvard'a nasip bir lüks olduğu tepkisi. Bu doğru değil: Herkese hava gibi su gibi lazım bir omurga gösterisi bu ve Harvard bunu hukuk yolundan ayrılmak gibi bir konuyu aklına dahi getiremeyeceği için yapıyor. Stratejik bir tercihle ve maliyet-fayda analizi yaptığı için değil, hukuk ne diyorsa ona sahip çıkmaya mecbur olduğu için yapıyor.
Harvard zarar görmez sananlar, "onların tuzu kuru elbette" üzerinden bu akademik sancak dalgalandırma hareketini küçümseyenler, 2.2 milyar ABD doları tutarındaki araştırma fonunun varlığı ile yokluğu arasındaki farkın bir üniversiteye neler yapabileceğinin, ABD Başkanı ile daha onun başkanlık senelerinin hemen başında itiş kakışa girmenin Harvard da olsa bir üniversiteye nasıl etki edeceğinin idrakinde değiller.
Harvard Üniversitesi bunu canı yanmayacağı için yapmıyor. Akademik özgürlükten ve anayasal hakların kullanımından başka rehber bilmediği için yapıyor. Bu sebeple de, bu tavra selam durmak ve bu tavrı örnek göstermek gayet makuldür. "Harvard olduğu için yapabiliyor", değil. "Yaptığı için Harvard oluyor".
Derneğimizin kurucu üyesi, ülkemizde felsefenin gelişimi açısından mihenk taşlarından biri olan Teo Grünberg’in vefat haberini büyük bir üzüntü ile öğrendik.
Grünberg ardında büyük miras bıraktı. Huzur içinde olsun.
Sevenlerine, dostlarına ve ailesine sabır dileriz. (1927-2025)
hala izlemediyseniz usenmeyin izleyin, ben chp’den bu performansi hayatta beklemiyordum. ulke sasirtmaya devam ediyor. ozgur ozel de olaylari gercekten cok guzel orerek sonuca getirdi. hikaye guzel, anlatan guzel, ama olma artik uyuyan guzel diyor 🤣😂 https://t.co/S2pH9QDw43
Deli saçması gündemlerimizde bugün: Ekrem İmamoğlu İstanbul Üniversitesi’ne nasıl yatay geçiş yaptı?
📌 Ekrem İmamoğlu 1988 - 1990 yılları arasında KKTC’de bulunan Doğu Akdeniz Üniversitesi ve Girne Amerikan Üniversitesi’nde eğitim görüyor.
📌 1990 tarihinde Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi’ne yatay geçiş yapıyor.
📌 Girne Amerikan Üniversitesi tanıtım müdürü Kenan Başaran’ın 1992 tarihinde yaptığı açıklamaya göre bu tarihte üniversite tarafından YÖK tarafından denkliği kabul edilen Southern University olarak diploma veriliyor. Dolayısıyla İmamoğlu da bu şekilde denkliği kabul edilen okuldan İstanbul Üniversitesi’ne geçiş yapıyor.
📌 Geçiş işlemlerinde ayrıca diploma gibi bir belge düzenlenmiyor. Öğrenci geçiş yaptığı okulun öğrencisi olarak kaydolup, eğitim hayatını sürdürüyor.
📌 1993 yılında Kıbrıs’taki tüm üniversitelere denklik veriliyor.
📌 Ekrem İmamoğlu 1994 yılında İstanbul Üniversitesi’nden mezun oluyor. Diploma geçerli olduğu için aynı üniversitede tezli yüksek lisansa kabul edilip, 2017 tarihinde mezun oluyor.
📌 Hukuken Ekrem İmamoğlu’nun anayasada Cumhurbaşkanlığı için belirtilen nitelikleri taşıdığı görülüyor.
mustafa kemal’in askeriyiz diyen tegmenlerin cezalandirilmasini isteyen de bahceli’dir. bu nasil turk milliyetciligi? bu turk milliyetciligi degil fatih bey.” ben demiyorum, eski dava arkadasi umit ozdag diyor.
“tegmenleri mahkum eden ilk aciklamayi yapti, ondan sonra da ocalan’i cikartmak icin, affettirmek icin mecliste konusturmak icin calisan bahceli, uc haftadan beri bunun arkasinda oldugunu soyleyen bahceli… (1/2)
Aymazlık degil !
Hırsızık degil !
Yolsuzluk degil !
Sadece cinayet degil !
Bebek öldürmüsler !
Bile bile !
Bile isteye !
Göz göre göre !
Bebek öldürmüşler ya !
iki cihanda yüzleri gülmesin, soylari kurusun, etleri çürüsün
sürekli kıyısına gelip, asla ölemesinler!…