Proust bize acının kendi takvimi olduğunu gösterir. Ruh, kendini korumak için büyük felaketleri hemen hazmedemez; acıyı böler ve zamana yayar. Çünkü akıl felaketi hemen kavrasa da ruhun kendi “zamanı” vardır. Ruh, yıkılmamak için gerçeği uyuşturur.
Antik Roma’da Stoacıların mezar taşlarına sadece baş harflerini (N.F.F.N.S.N.C.) kazıttığı, ölümün ve yok oluşun o muazzam hafifliğini anlatan en radikal kabulleniş formülü:
Non fui, fui, non sum, non curo."
"Yoktum, var oldum, şimdi yokum, umurumda değil."
Artık şehir sıkıcı geliyor.Tırmanmak ,dağlara çıkmak istiyorum. Düşebilir,yorulmak, dizlerinin titremesi,kalp atışının hızlanması,doğaya kuş gibi bakabilmek,herkesin görmediği şeyleri görmek istiyorum .İnsanın kendini iyi hissettiren bir şey bulması nimet
Her şeyi anlamak zorunda olmamak. Her şeyi anlamak demek bir espriyi bir sırrı açığa vurmak demektir. Oysa insanın yaşayabilmek için belirsizlik içinde kalabilmeye ve bir miktar sırra da ihtiyacı vardır. Kavrayamamak naifliktir. Her anlam masum değildir
Hani bilgece bir söz var;doğduğun yerde ölme!
Bunun şöyle de bir anlamı https://t.co/kqmTVh1nYTğduğun ve büyüdüğün topraklardan insanların zihniyle ölme kendine ait bir zihin yarat,kendi benliğini kur.
içinde ölümle yüzleştiğinde geriye dokunabileceğin bir taş parçası, bir hissiyat kalıyor.ozan anıtı.bazen başka yollara sapmak zorundasın bazen yavaş olmak zorundasın .hayat gibi. Ve ben de her şeyin içinde hiçbir şeyim
Yol. Kayıplarla döndüğün ama dersler çıkardığın,susuz kaldığın ama önüne baktığında nerede olduğunu fark ettiğin,çok sağlam sandığın her şeyin ayağının altından kayabildiği, yalnız başına kalmayı bildiğin ama destek almayı da öğrendiğin,keşifler macerası.iki bin yıllık tarihin
Heidegger’de İyileşme, kişinin yeniden "Herkes" gibi sahte bir neşeyle hayata dönmesi demek değildir. İyileşme, kişinin kendi ölümlülüğünü ve sonluluğunu arkasına alarak, hayata karşı radikal bir kararlılık (Entschlossenheit) geliştirmesidir.
Dünya anlamsız olabilir, ölecek olabilirim, geçmişim yaralı olabilir; ama ben tüm bunlara rağmen, kendi otantik değerlerimle bu hayatı yaşamayı, bu acıyı göğüslemeyi ve kendi hikayemi yazmayı seçiyorum.
Proust felsefesinin en sarsıcı keşiflerinden biri, insanın tek bir sabit "Ben"den oluşmadığıdır. Biz, zaman içinde birbiri ardına dizilen, birbirini tanımayan farklı benliklerin bir toplamıyız. Bugün acıdan öleceğini sanan "Ben" ile, üç yıl sonra bir bahar akşamı umutla yıldızlara bakan"Ben" aynı kişi değildir.
“Ben derin ve gizemli olan ben” | Wittgenstein
Heidegger, Almanca bir şeyi tamamen geride bırakıp unutmak anlamına gelen Überwindung kavramı yerine, Verwindung kavramını kullanır. Bu, bir hastalığı ya da acıyı bünyeye kabul ederek, onun açtığı yarayı ruhun bir parçası kalarak esnetmek ve onunla birlikte iyileşmektir. Acı silinmez; ruh, acının etrafında yeniden şekillenir.
“Ben başıma gelmiş olanlarım”