BASIN AÇIKLAMASI
ÜYELERİMİZİN KİŞİSEL VERİLERİNE İLİŞKİN KAMUOYU DUYURUSU
Kamuoyuna yansıyan ve bir sendikal yazılım firmasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında ortaya çıkan iddialar, kamu görevlilerinin kişisel verilerinin güvenliği konusunda haklı bir hassasiyet oluşturmuştur.
Sendikamız, haberlere konu olan Aydo Yazılım'ı kullanmamaktadır. Üyelik işlemlerimiz ve üye bilgilerimizin yönetimi söz konusu yazılım üzerinden gerçekleştirilmemektedir. Bu nedenle üyelerimizin, Kariyer Büro Sendikası nezdinde tutulan üyelik bilgilerinin bu olay kapsamında söz konusu yazılım üzerinden ele geçirildiğine ilişkin bir endişe duymasını gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
Yaşanan gelişmeler, sendika üyeliği gibi kişilerin özel nitelikli kişisel verilerini içeren süreçlerde veri güvenliğinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Ancak mesele yalnızca hangi sendikanın hangi yazılımı kullandığı meselesi değildir. Asıl yapılması gereken, benzer risklerin gelecekte ortaya çıkmasını mümkün olduğunca engelleyecek güvenli ve merkezi bir üyelik sisteminin kurulmasıdır.
Bu kapsamda kamu görevlilerinin sendikaya üyelik ve üyelikten çekilme işlemlerinin e-Devlet üzerinden, kişinin kendi kimlik doğrulaması ve irade beyanıyla gerçekleştirilebileceği bir sisteme dönüştürülmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Kariyer Büro Sendikası olarak üyelerimizin kişisel verilerinin korunmasını sendikal sorumluluğumuzun ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.
Yetkili kurumları, kamu görevlilerinin sendikal üyelik işlemlerinin e-Devlet üzerinden güvenli biçimde gerçekleştirilebilmesine yönelik gerekli mevzuat ve teknik altyapı çalışmalarını başlatmaya davet ediyoruz.
Üyelerimizin bilgisine, kamuoyuna saygıyla duyurulur.
#KariyerBüroSendikası
#KariyerBüroSen
Gelir İdaresi Başkanlığının taşra teşkilatında görev yapan personelin, özellikle de önemli görev ve sorumluluklar üstlenen kariyer meslek mensuplarının mali ve mesleki haklarına ilişkin bazı hususların artık yeniden ele alınması gerektiğine inanıyoruz.
İcra, tahsilat, yoklama ile yaygın ve yoğun vergi denetimi işlemlerini daire dışında yürütmek üzere görevlendirilen ve bu görevleri nedeniyle normal mesai saatleri dışında fiilen çalışan personele ödenen fazla çalışma ücretinde geçtiğimiz dönemde yapılan iyileştirmeyi önemli buluyoruz.
2025 yılında yapılan düzenlemeyle fazla çalışma ücretinin hesabında esas alınan gösterge rakamının 160’tan 300’e, bu ödemeden yararlanabilecek personel oranının ise taşra teşkilatındaki toplam personelin %20’sinden %40’ına yükseltilmesi olumlu bir adımdır.
Bununla birlikte, sahadaki çalışma şartları ve normal mesai saatleri dışında yürütülen görevlerin niteliği dikkate alındığında mevcut düzenlemenin geliştirilmesine ihtiyaç bulunduğu kanaatindeyiz. Fazla çalışma ücretine esas 300 gösterge rakamının günün ekonomik şartlarına uygun bir seviyeye yükseltilmesi ve bu ödemeden yararlanabilecek personel bakımından öngörülen %40’lık üst sınırın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Fazla çalışma ücretinin temelinde fiili çalışma bulunduğundan, uygulamada da bu esastan taviz verilmemeli; daire dışında görevlendirilen ve normal mesai saatleri dışında fiilen çalışan personelin emeğinin karşılıksız kalmaması sağlanmalıdır.
Bunun yanında, vergi idaresinin önemli karar mekanizmalarından biri olan takdir komisyonlarının taşıdığı sorumluluk ile bu görev karşılığında yapılan ödeme arasında artık izahı güç bir fark oluşmuştur.
Takdir komisyonları; yetkili makamlarca istenen matrah ve servet takdirlerini yapmakta, vergi kanunlarında öngörülen fiyat, ücret ve diğer matrah ve kıymetleri takdir etmekte; alınan kararlar komisyon başkanı ve üyelerinin imzasıyla hüküm ifade etmektedir.
Böylesine önemli bir görevin karşılığında memur üyeler bakımından uygulanan aylık net 100 TL’lik üst sınır, mevcut uygulamanın günün ekonomik ve idari şartlarının ne kadar gerisinde kaldığını açıkça göstermektedir.
Takdir komisyonu ücretlerinin, görevin niteliği, kullanılan yetki ve alınan kararların taşıdığı sorumlulukla mütenasip bir seviyeye yükseltilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Benzer bir durum uzlaşma komisyonlarında da karşımıza çıkmaktadır.
Komisyon başkanının üstlendiği idari görev ve sorumluluk nedeniyle farklı bir ücret alması tabiidir. Bununla birlikte, aynı komisyonun üyesi olarak dosyayı değerlendiren, müzakere ve karar sürecine katılan ve uzlaşma tutanağına imza atan gelir uzmanlarına yapılan ödemenin, üstlenilen görev ve sorumlulukla kıyaslandığında son derece düşük seviyede kaldığı açıktır.
Buradaki talebimiz, mevcut mali hakların geriye götürülmesi veya komisyon içerisindeki ücretlerin aşağı yönlü olarak eşitlenmesi değildir. Gelir uzmanlarına uzlaşma komisyonu görevi karşılığında yapılacak ödemenin, komisyon başkanına aynı görev kapsamında yapılan ödemenin %50’sinden az olmayacak şekilde yeniden belirlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Bu oran, komisyon başkanının idari görev ve sorumluluğundan kaynaklanan ücret farklılığını korurken; karar sürecine doğrudan katılan ve düzenlenen tutanağa imza atan gelir uzmanlarının üstlendikleri mesleki sorumluluğun da karşılıksız bırakılmamasını sağlayacaktır.
Bunlar birbirinden bağımsız, münferit mali talepler değildir. Mesele; yıllardır taşra teşkilatında önemli görev ve sorumluluklar üstlenen kariyer meslek mensuplarının emeğinin, mesleki birikiminin ve taşıdıkları sorumluluğun karşılığının teslim edilmesidir.
Taşrada görev yapan kariyer meslek mensuplarının hak ettikleri mesleki ve mali karşılığa kavuşması için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.
@yguder2013@KariyerBuroSEN@gibsosyalmedya@HMBakanligi
Dikkatinizi çekerim: Kariyer Büro Sendikası 2024 yılında kuruldu.
Gelir İdaresi teşkilatında bugüne kadar çözülemeyen sorunlar giderek artmış, bazı sorunlar artık çözülmesi çok daha zor bir hâle gelmişse; bugün laf oyunlarıyla, algı oluşturan açıklamalarla veya taraflı değerlendirmelerle meslektaşlarımızın ikna edilebileceğini düşünmek büyük bir yanılgıdır.
Artık önce geçmişteki uygulamaları ve bugün ortaya çıkan sonuçları birlikte değerlendirmek gerekir.
Mantığı ve hakkaniyeti tartışılan kurum içi sınav uygulamalarının hangi ihtiyaçtan doğduğu, vergi alanıyla doğrudan bağlantısı bulunmayan personelin dahi Gelir Uzmanlığına yönelmesine neden olan anlayışın nasıl ortaya çıktığı sorgulanmalıdır.
Denetim mesaileri sonrasında denetim birimlerine yapılan personel yönlendirmelerinin hangi kriterlere göre gerçekleştirildiği ve bu uygulamaların mesleki yapıya etkileri değerlendirilmelidir.
Vekâleten yapılan yönetici görevlendirmelerinin ve personel görevlendirmelerinin hangi objektif kriterlere dayandığı, bu uygulamaların denetim ve kariyer meslekler üzerindeki sonuçları ortaya konulmalıdır.
Dahası, yüzlerce Gelir Uzmanının asli görev ve mesleki yetkinlikleri dışında çalıştırılmasına neden olan uygulamaların da artık açıkça ele alınması gerekir.
Bütün bunlar konuşulmadan, bugün ortaya çıkan sorunların yalnızca bugünün yöneticileri veya bugünün aktörleri üzerinden değerlendirilmesi doğru değildir.
Kariyer Büro Sendikası olarak biz hiçbir zaman bireysel menfaat peşinde koşmadık, bundan sonra da koşmayacağız.
Bizim mücadelemiz kişilerle değil; adaletsiz uygulamalarla, liyakat sorunlarıyla, mesleki itibar kaybıyla ve çalışma barışını zedeleyen anlayışlarladır.
Dün olduğu gibi bugün de aynı yerdeyiz:
Kişisel çıkar değil, mesleğin ve meslektaşlarımızın geleceği.@KariyerBuroSEN
Hakkı söylemek başka, slogan yapmak başka
Hakkı istemek başka, istiyor gibi görünmek başka
Olanı sahiplenmek başka, olması gerekeni sahiplenmek başka
Kariyer Büro Sendikası taşra diye ötekileştirilen, 2011 yılında çıkarılan 666 sayılı KHK ile mağdur edilen bütün kariyer mesleklerimizin hakkını savunmak, büyüklükleriyle, geçmişleriyle övünenlerin 2011 yılından beridir başaramadıklarını başarmak için yola çıkmıştır.
Kimse merak etmesin taşrada görev yapan kariyer mesleklerimizin halini bile bile başarmak için 15 yıldan sonra yine süre istemeyiz.
@KariyerBuroSEN
#kabullenmedestekver
Lafügüzaf bunlar.
14 yıldır teşkilattayım.
Kuruma alnının akıyla girip, bir şekilde sağlanan imkânlar ile kanuna aykırı şekilde Gelir Uzmanı yapılanlardan (kendilerinin bir suçu/ günahı yoktur, İdarenin ve büyük Sendikaların basiretsizliğidir) olsaydım kesinlikle o büyük Sendikaların peşinden ayrılmazdım. Zira onlara büyük kazanımlar sağladılar.
Ve fakat konu gerçek manada
Kariyer Meslek Mensuplarının sorunlarının çözümüne geldiğinde o büyük Sendikalar her seferinde süreci sulandırmış, esas kitlesini her seferinde süreçlere monte etmeye çalışmıştır.
Hâlihazırda da GİB de bozdukları personel rejimini diğer teşkilarda da bozmak için çalıştıkları duyulmaktadır.
Kariyer Meslek Mensupları için samimi olarak çalışan tek Sendika @KariyerBuroSEN dir.
Büyük Sendikaların mağdur edilen "Taşra" Kariyer Meslek Mensuplarına doğrudan/salt/hususi sağladığı hiç bir kazanım olmamıştır. Sağlamış gibi görünmeye çalışmışlardır.
Yardımcılık sürecinden geçerek gelen ve "Taşradakiler" denilerek mağdur edilen tüm meslektaşlarımın toplanması gerektiği yer @KariyerBuroSEN çatısının altıdır.
İdeolojik yaklaşımı bir kenara bırakalım, mesleğimize/ünvanımıza sahip çıkalım, daha iyi koşullarda çalışalım.
Dikkat edin, 2 bin kişi değiliz sadece 200 kişiyiz vs demiyoruz, gizli bir ajanda ile hareket etmiyoruz!
13 yıldır Merkez/Taşra Ayrımı kalksın diye kendimce mücadele ediyorum.
2011 yılında benimle Devlet Gelir Uzman Yardımcısı aynı maaşı alıyordu, şimdi benden %30 fazla alıyorlar, yetinmiyorlar kurdukları oluşumlar ile edebi yaklaşımlarla, şiirlerle, gazellerle, masallarla, hikayelerle, gözyaşlarıyla aradaki farkı %100 e çıkarmaya çalışıyorlar. Güçlü olan/muktedir olan sizlersiniz ya, samimi de olun 15 yıldır nedense yapamadığınızı yapın, 2011 öncesindeki dengeyi geri getirin, ilk ben üye olacağım size.
İçeriden Uzmanlık açtırmanız çok daha zor bir işti, kanuna aykırıydı, bu mesele daha kolay çözülebilecek bir mesele, ümitle bekliyoruz, başarmanız için dua ediyoruz.
Her ilde birbirinden farklı uygulamaların hayata geçirilmesi, aynı kurumda görev yapan çalışanlar açısından ciddi bir adaletsizlik yaratmaktadır.
Bu nedenle acilen uygulama birliği sağlanmalı, keyfiyete dayalı uygulamalara son verilmelidir. Süreç, herhangi bir sivil toplum kuruluşunun tekeline bırakılmamalı; tüm çalışanları kapsayan, şeffaf ve eşitlikçi bir anlayışla yürütülmelidir.
Aksi hâlde atılan taş ürkütülen kurbağaya değmeyecek; yıllardır devam eden adaletsizlik ve ayrıcalıklı anlayış daha da derinleşerek çalışma barışını baltalayacaktır.
Talebimiz nettir: Eşitlik, adalet ve uygulama birliği. @KariyerBuroSEN
GELİR UZMANLARI YOK SAYILAMAZ!
Önce uzlaşma komisyonlarında Gelir Uzmanları yok sayıldı.
Şimdi ise denetim faaliyetlerine ilişkin fazla mesai uygulamasında, aynı anlayışla, Gelir Uzmanları ve Gelir Uzman Yardımcıları görmezden gelinmeye başlanmıştır.
Bir meslek grubunu sürekli hak ettiği yerin dışında bırakan, emeğini değersizleştiren ve kariyer meslek anlayışıyla bağdaşmayan bu yaklaşım karşısında hiç kimse Kariyer Büro Sendikası'ndan sessiz ya da sağduyulu bir bekleyiş içerisinde olmasını beklemesin.
Bu haksızlıklara karşı hukuki, idari ve sendikal her türlü adımı hızlı, kararlı ve tavizsiz şekilde atacağız.
Çünkü mesele yalnızca fazla mesai değil; mesele Gelir Uzmanlarının itibarı, emeği ve geleceğidir.
@gibsosyalmedya
TAKDİR KOMİSYONLARINDA 100 TL MESELESİ
Kamu yönetiminde bir görevin karşılığı yalnızca yapılan ödeme ile ölçülmez. Ancak görev, yetki ve sorumluluğun ağırlığı ile bu görev karşılığında öngörülen bedel arasındaki makas belirli bir noktadan sonra kurumsal bir mesele hâline gelir.
Takdir Komisyonları bunun dikkat çekici örneklerinden biridir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 74’üncü maddesi uyarınca Takdir Komisyonu, yetkili makamlarca talep edilen matrah ve servet takdirlerini yapmakta; vergi kanunlarında belirtilen fiyat, ücret, matrah ve kıymetleri belirlemektedir.
Kanunun 75’inci maddesi ise çok daha açık bir hüküm ihtiva etmektedir:
Takdir Komisyonu, bu görevleri dolayısıyla Vergi Usul Kanununda yazılı inceleme yetkisine haizdir.
Dolayısıyla söz konusu olan, şekli mahiyette bir kurul üyeliği değildir.
Vergi matrahının belirlenmesine doğrudan tesir eden dosyalar incelenmekte, takdir yetkisi kullanılmakta, hukuki ve mali sonuç doğuran kararlar alınmakta ve bu kararların altına kamu görevlileri tarafından imza konulmaktadır.
Bu görev karşılığında kamu görevlisi üyeye fiilen ödenen aylık ücret ise bugün 100 TL’dir.
Burada üzerinde durulması gereken husus yalnızca 100 TL’nin günümüz şartlarında ifade ettiği değer değildir.
Daha önemlisi, bu durumun giderilmesi için herhangi bir kanun değişikliğine ihtiyaç bulunmamasıdır.
Vergi Usul Kanununun 92’nci maddesi, Takdir Komisyonu başkan ve üyelerine ödenecek ücretin, mahalli defterdarlığın teklifi üzerine Bakanlıkça tayin edilmesini öngörmektedir. Başka bir ifadeyle mevcut tutar kanunun zorunlu kıldığı bir rakam olmayıp, idari düzenlemeyle yeniden belirlenebilecek niteliktedir.
Bu sebeple mesele, yeni bir yasal düzenleme beklentisinden ziyade mevcut yetkinin günün şartları içerisinde yeniden değerlendirilmesi meselesidir.
Vergi idaresinin insan kaynağını güçlendirmek; yalnızca büyük ölçekli personel düzenlemeleriyle değil, yıllar içerisinde anlamını kaybetmiş bu tür uygulamaların da gözden geçirilmesiyle mümkündür.
İnceleme yetkisine sahip, matrah takdir eden ve kararının hukuki sorumluluğunu taşıyan bir komisyonun kamu görevlisi üyesine aylık 100 TL ödenmesi; artık ücretin miktarından önce, göreve atfedilen değer bakımından değerlendirilmelidir.
Takdir Komisyonu ücretlerinin, görevin mahiyeti ve taşıdığı sorumluluk gözetilerek yeniden belirlenmesi gerektiği kanaatindeyim.
Bunun için kanun değişikliğine değil, mevcut kanuni yetkinin kullanılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.
@HMBakanligi@memetsimsek@gibsosyalmedya
Taşrada görev yapan kariyer meslek mensuplarının özlük hakları değerlendirilirken, tüm kariyer mesleklerin aynı ölçütler ve aynı hassasiyetle ele alınmasının adalet ve hakkaniyet açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.
Gelir Uzmanları, Muhasebe Uzmanları, Muhasebe Denetmenleri, Mali Hizmetler Uzmanları, SGK Denetmenleri, Ticaret Denetmenleri, Milli Emlak Uzmanları, Milli Emlak Denetmenleri, İl Göç Uzmanları, İl Planlama Uzmanları ve Vergi İstihbarat Uzmanları başta olmak üzere, taşrada görev yapan kariyer mesleklerin sorunlarının bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Bu kapsamda, merkez-taşra ayrımının özlük hakları bakımından hukuki boyutunu ülkemizin önde gelen hukuk hocalarının görüşleriyle değerlendirdik.
Amacımız herhangi bir meslek grubunun kazanımını tartışmak değil; tüm kariyer meslekler bakımından adil, eşit ve sürdürülebilir bir yaklaşımın ortaya konulmasına katkı sunmaktır.
Aldığımız hukuki görüş doğrultusunda, önümüzdeki süreçte yargı yoluna da başvuracağız.
Yakında değil, Çok yakında…@KariyerBuroSEN
Gelir İdaresinde Kariyer Sistemini Yeniden Düşünmenin Zamanı Gelmedi mi?
Gelir İdaresi Başkanlığının taşra teşkilatı yeniden şekilleniyor. Bağlı vergi dairelerinin bir kısmı müstakil vergi dairesine, bir kısmı şubeye dönüştürüldü. Buna paralel olarak peş peşe müdür yardımcılığı sınavları açılıyor ve yüzlerce yeni yönetici yetiştiriliyor.
Yeni kurulan bazı vergi dairelerinde malmüdürleri müdürlük görevine vekâlet ediyor. Bu yöneticilerin ileride vergi dairesi müdürü kadrolarına geçirilebileceğine ilişkin duyumlar da var. Böyle bir ihtimal şu soruyu gündeme getiriyor:
Bugün yetiştirdiğimiz yüzlerce vergi dairesi müdür yardımcısının birkaç yıl sonraki kariyer planı nedir?
Malmüdürlüğünün kamu muhasebesi ve gider mevzuatı ağırlıklı yapısı ile vergi dairesi müdürlüğünün tarh, tahakkuk, tahsil, mükellefiyet ve vergi inceleme yetkisine uzanan teknik alanı aynı değildir. Burada kişileri değil, sistemin tutarlılığını tartışıyorum.
Gelir İdaresi kendi yöneticilerini sınavlarla yetiştiriyor, müdür yardımcılığı tecrübesi arıyor ve ardından müdürlük için yeniden sınava tabi tutuyor. Bu nedenle yalnızca bugünkü kadro ihtiyacı değil, yetiştirilen personelin önündeki mesleki yol da düşünülmelidir.
Üstelik sorun müdür yardımcılarıyla sınırlı değil. Gelir Uzmanlığı zaten bir kariyer meslektir; fakat yıllarca vergi mevzuatında ihtisaslaşan bir gelir uzmanının, yöneticiliği tercih etmediğinde ulaşabileceği ileri bir mesleki statü bulunmuyor.
Ben başuzmanlık ihtiyacını burada görüyorum.
Gelir Başuzmanlığı klasik anlamda bir görevde yükselme değil; aynı kariyer meslek içinde ileri mesleki ehliyeti ifade eden bir statü olmalıdır. Belirli hizmet süresini tamamlayan ve ileri düzey mesleki sınavda başarılı olan gelir uzmanı; daha geniş teknik yetkiler, daha ağır sorumluluklar ve bunların karşılığı olan daha ileri mali ve ��zlük haklarla bu unvanı kazanabilmelidir.
Başuzmanlık boş kadroya bağlı bir terfi modeline dönüşmemelidir.
Vergi dairesi müdürü ve müdür yardımcılarının konumu da bu çerçevede ele alınabilir. Kanundan doğan özel yetkileri ve mali sorumlulukları nedeniyle bu görevler klasik idari müdürlüklerden farklıdır. Mevcut yöneticilerin idarecilik hakları korunarak Gelir Başuzmanlığı statüsüyle ilişkilendirilmeleri; müdürlük ve müdür yardımcılığının ayrıca yürütülen yöneticilik görevleri olarak düzenlenmesi düşünülebilir.
Böylece yönetici olmak istemeyen gelir uzmanı mesleğinde derinleşir; yöneticilik üstlenen başuzman ise ilave sorumluluğunun karşılığını ayrıca alır.
Mesele yalnızca yeni kadrolar açmak değil; yetişmiş personele uzun vadeli ve öngörülebilir bir mesleki yol sunabilmektir.
Gelir uzmanlığı A grubu kariyer bir meslektir. Kanuna dayanan bu hakkını savunmak için gerek iletişim yoluyla gerekse hukuki yollarla hakkını aramaya devam edecektir.
@KariyerBuroSEN
Hukuki tespitler ve somut veriler ortadayken, merkez–taşra ayrımının doğurduğu adaletsizliği görmezden gelmek mümkün değildir.
Bizim mücadelemiz bir başka kariyer mesleğin hakkına karşı değil; aynı emeğin, aynı sorumluluğun ve aynı kariyer niteliğinin farklı özlük haklarıyla karşılık bulmasına karşıdır.
Kimsenin hakkını azaltmadan, herkesin hakkını büyütmek; ayrıştırmadan, hakkaniyet temelinde eşitliği sağlamak istiyoruz.
Eleştiri elbette olacaktır. Ancak önce gerçeklere, belgelere ve hukuka bakmak gerekir.
Kariyer mesleklerde adalet, ayrımcılığın değil hakkaniyetin üzerine kurulmalıdır.@KariyerBuroSEN@gibsosyalmedya
İLK ADIM ATILDI
Özlük hakları bakımından merkez taşra ayrımının hukuka aykırılığı ile ilgili detaylı çalışmalarımız tamamlandı.
Gelir İdaresi Başkanlığının dilekçeye cevabı akabinde, merkez taşra ayrımının mali haklar bakımından Anayasaya aykırılığını ortaya koyan hukuki görüş ile birlikte dava dilekçemiz idare mahkemesine sunulacaktır.
6745 sayılı kanunun ilgili maddeleri açısından soyut norm denetimi yoluyla verilen kararın da eksik yönleri farklı açılardan ortaya konulmuştur.
HAYIRLARA VESİLE OLSUN
Bir meslek grubunun kazanımı, başka bir meslek grubunun kaybı üzerine kurulmamalıdır.
Görev yeri farklı olsa da kamu hizmetine sunulan emek ve üstlenilen sorumluluk değersizleştirilmemelidir.
Kariyer meslekler arasında rekabet ve üstünlük arayışı yerine hakkaniyet esas alınmalıdır.
Yapılacak her düzenlemede yalnızca bir grubun değil, aynı sistem içerisinde yer alan tüm kariyer mesleklerin durumu birlikte ele alınmalıdır.
Başkasının hakkını sınırlayarak elde edilen kazanım gerçek bir kazanım değildir.
Haklarımızı birbirimize karşı değil, adaletsizliklere karşı birlikte savunmalıyız.@KariyerBuroSEN@gibsosyalmedya
Kendimiz için talep ettiğimiz hakkı, benzer sorumluluklar taşıyan meslektaşımıza çok görüyorsak savunduğumuz şey adalet değil, ayrıcalıktır.
Devlet hizmetinde unvanlar, görevler ve sorumluluk alanları farklı olabilir. Ancak merkezde yahut taşrada görev yapan kariyer meslek mensupları, aynı devlet düzeninin birbirini tamamlayan unsurlarıdır.
Mesleki aidiyet kıymetlidir; fakat unvanların farklılığı, ortak hak arayışımızı zayıflatan duvarlara dönüşmemelidir. Birlik, bütün meslekleri aynılaştırmak değil; farklılıklarımızı koruyarak ortak ilkelerde buluşabilmektir.
Elbette görev, yetki, sorumluluk ve çalışma şartları gözetilmelidir. Ancak benzer kariyer süreçlerinden geçen ve kamu adına sorumluluk üstlenen meslek mensupları arasında izahı güç uçurumlar oluşturulamaz.
Bugün ihtiyacımız, yalnızca kendi sınırlarına çekilmiş talepler değil; merkez ve taşra teşkilatlarındaki bütün kariyer meslek mensuplarını gözeten, eşitlik ve hakkaniyete dayalı, adil ve kapsayıcı bir mali ve özlük hakları düzenlemesidir.
Çünkü parçalanmış her ses, ne kadar haklı olursa olsun, tesirini kaybeder. Ayrışma derinleştikçe hakların teslimi değil, ertelenmesi kolaylaşır.
Artık bizim de hakkımız olanı birlikte isteme zamanımız gelmedi mi?
Birlik olabilirsek, sonuca her zamankinden daha yakın olacağız.
#Kariyermeslekler
MERKEZ–TAŞRA AYRIMI KALDIRILMALI, ADALETSİZ MAKAS KAPATILMALIDIR!
Kariyer meslekler bir bütündür.
Yıllardır uygulanan merkez–taşra ayrımı, aynı kamu hizmeti içerisinde görev yapan kariyer meslekler arasında kabul edilemez bir ücret ve özlük hakkı makası oluşturmuştur.
Bu adaletsizliğin giderilmesi için başta 375 sayılı KHK’nın 3 sayılı Cetveli olmak üzere, kariyer meslekleri ilgilendiren tüm düzenlemeler yeniden ele alınmalı ve kapsam dışında bırakılan kariyer mesleklerin hakkı teslim edilmelidir.
Başta;
Gelir Uzmanları, İl Göç Uzmanları, SGK Denetmenleri, Muhasebe Uzmanları, Muhasebe Denetmenleri, Mali Hizmetler Uzmanları, Ticaret Denetmenleri, Milli Emlak Uzmanları, Milli Emlak Denetmenleri, İl Planlama Uzmanları ve Vergi İstihbarat Uzmanları
olmak üzere tüm kariyer meslekler merkez–taşra ayrımı yapılmaksızın bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
666 SAYILI KHK ÖNCESİ
1/4 derecede;
• Gelir Uzmanı: 2.289,10 TL
• Devlet Gelir Uzmanı: 2.493,73 TL
• Kültür Uzmanı: 2.083,61 TL
666 SAYILI KHK SONRASI
• Gelir Uzmanı: 2.606,16 TL
• Devlet Gelir Uzmanı: 4.057,98 TL
• Kültür Uzmanı: 4.057,98 TL
Bir düzenleme ile aynı kamu sistemi içerisinde uzmanlar arasında bir günde bu ölçüde bir fark oluşturulmasını hangi adalet anlayışı açıklayabilir?
Bu farkı açıklamak için “tez”, “yabancı dil” veya başka gerekçelerin arkasına sığınmak ne kadar adildir?
Üstelik bugün taşra teşkilatında görev yapan ve yukarıda saydığımız bazı kariyer mesleklerde de tez ve yabancı dil şartları bulunmaktadır.
O halde mesele gerçekten tez veya yabancı dil meselesi midir?
Değilse, sorun nerededir?
Gerçek şudur:
Bugün tüm kariyer mesleklerin aldığı maaşlar yetersizdir.
Ancak bununla birlikte bir gerçeği daha kabul etmek gerekir:
666 sayılı KHK nedeniyle merkez–taşra ayrımından kaynaklanan mağduriyeti yaşayan kariyer mesleklerin ücret ve özlük hakları yalnızca yetersiz değil, çok çok yetersizdir.
Bizim mücadelemiz bir kariyer mesleğin hakkını başka bir kariyer mesleğe karşı kullanmak değildir.
Bizim mücadelemiz, tüm kariyer mesleklerin hakkını savunmak ve yıllardır oluşturulan adaletsiz makası kapatmaktır.
Kariyer meslekler bir bütündür.
Merkez–taşra ayrımı üzerinden üstünlük üretmek yerine, ortak bir kariyer sistemi ve eşitlikçi bir özlük düzeni kurulmalıdır.
Bu nedenle;
375 sayılı KHK başta olmak üzere, tüm kariyer meslekleri ilgilendiren her türlü düzenlemede; hakkın, adaletin ve eşitliğin tesis edilmesi için en ön safta yer almaktan asla imtina edilmeyecektir.
Kariyer mesleklerin ortak sorunları çözülene, merkez–taşra ayrımından kaynaklanan adaletsizlik giderilene ve haklarımız teslim edilene kadar mücadelemiz kararlılıkla sürdürülecektir.
Güncel maaş farklarını merak edenler bugün oluşan tabloyu araştırabilir; merkez–taşra arasındaki adaletsiz makasın ne kadar büyüdüğünü kendileri görebilir.
Adalet, birilerini aşağı çekmek değil; hakkı teslim ederek herkes için daha iyi bir çalışma hayatı kurmaktır.
KARİYER MESLEKLER BİR BÜTÜNDÜR.
MERKEZ–TAŞRA AYRIMI KALDIRILMALIDIR.
ADALETSİZ MAKAS KAPATILMALIDIR.@KariyerBuroSEN@gibsosyalmedya@memetsimsek
Kariyer meslekler bir bütündür.
Tüm ilgili gruplar ne zaman meseleye bir bütün olarak bakar, “merkez–taşra” ayrımı üzerinden söylem üretmeyi bırakır ve sadece “KARİYER MESLEKLER” ortak paydasında buluşursa, işte o zaman doğru yolu bulmuş olacaktır.
Çünkü kariyer mesleklerin özlük haklarına, mali ve sosyal haklarına ilişkin yapılacak her türlü iyileştirme ve düzenleme; ayrım yapılmadan, üstünlük taslamadan, meslekler arasında hiyerarşi kurmadan ve kişisel egolara teslim olmadan bir bütün halinde ele alınmalıdır.
Bir kariyer mesleğin kazanımını diğerinin kaybı gibi görmek, ortak mücadeleyi zayıflatmaktan başka hiçbir işe yaramaz.
Artık mesele “merkez” ya da “taşra” değil; KARİYER MESLEKLER meselesidir.
Egosundan sıyrılan, üstünlük iddiasını bir kenara bırakan ve ortak paydada buluşan herkes kazanır.@KariyerBuroSEN
Gölgenin Fermanı
Bir vakitler büyük bir konağın farklı kapılarından giren, farklı mühürler taşıyan iki heyet varmış.
Biri kelimelerin ağırlığına, diğeri mührünün bıraktığı ize güvenirmiş. Uzun yıllar ayrı masalarda oturmuş, aynı koridorlardan geçseler de yollarını pek kesiştirmemişler.
Günün birinde hazinenin kapısının aralanacağı haberi yayılmış.
Heyetlerden biri mürekkebini, diğeri mührünü alıp aynı parşömenin başına geçmiş. Bu buluşmaya önce “müşterek irade”, nihayet “tarihî birliktelik” adını vermişler.
O sırada konağın başka odalarında çalışanlar da yıllardır tuttukları defterleri açmışlar. Her biri kendi yükünü, sorumluluğunu ve emeğini hesaplıyor, kendi hakkının izini sürüyormuş.
Fakat yüksek masadakiler, koridorlarda duydukları her ayak sesini kendi kafilelerinin yankısı sanmışlar.
İçlerinden en bilgilisi, uzak diyarlardan öğrendiği gösterişli bir kelimeyi fermanın kenarına iliştirmiş.
SİMBİYOZ
Kelimenin manası üzerinde pek durulmamış. Söylenişi ağırmış; karşıdakini küçültürken söyleyeni derin gösteriyormuş. Bu kadarı yeterli görülmüş.
Ferman Ethem’in masasına ulaştığında, Ethem kelimenin altını çizip avludaki yaşlı bahçıvanın yanına gitmiş.
Bahçıvan, yan yana büyüyen iki ağacın dallarını buduyormuş.
Ethem sormuş:
“Usta, simbiyoz nedir?”
Bahçıvan makasını bırakmış:
“İki canlının birbirine tutunarak yahut birbirini besleyerek yaşamasıdır.”
Ethem biraz düşünmüş:
“Peki iki ayrı ağacın yağmur istemesi?”
Bahçıvan gülümsemiş:
“O başka. Yağmur kimsenin mülkü değildir.”
Ethem fermanı uzatmış:
“Ya bir ağaç, gölgesine denk gelen herkesi kendisine tutunmuş sanırsa?”
Bahçıvan kâğıdı katlayıp geri vermiş:
“O zaman ağacın kökü toprakta, vehmi gökyüzündedir.”
Ethem masasına dönmüş, defterinin kenarına tek cümle yazmış;
Kendi gölgesine denk gelen her yürüyüşü peşine takılmak sananlar, bir süre sonra güneşi de kendilerinin doğurduğuna inanır.