Akademisyenlik 7 gün 24 saatlik bir iştir ve kendini suçlu hissetme mesleğidir. Derse girip yorulmadığın veya araştırmaya yönelik anlamlı bir şey yap(a)madığın her gün zihnine kayıp olarak yazılır ve suçlu hissettirir. Anlamlı bir şey yapıncaya kadar da bu his devam eder.
Özel sektörde memurdan daha az maaş alıp memurdan daha fazla çalışanlar, devlet memuru olup sürekli şikayet edenlere şöyle diyor:
Sen istersen istifa edebilirsin ama ben istersem memur olamıyorum.
@CNecmeddinyaz Gülmek istemişsiniz, sonra benim mesajı bahane etmişsiniz hocam 🙂
Tabii ki eskiden gerlekten daha zordu çünkü sözlü vardı. Umarım profluk doçentlikten daha zor, demiyorsunuzdur.
Sanılanın aksine akademik kariyerin elde edilmesi en zor ve değerli aşaması profesörlük değildir. Sırasıyla şunlardır:
1 Doktora yeterlilik
2 Doktora mezuniyet
3 Doçentlik
Türkiye prof olmanın kolay olduğu bir ülkedir. Doçentlerin ezici çoğunluğu 5 yılı tamamlayınca prof olur.
Bir üniversite, üç mühendislik bölümü için araştırma görevlisi ilanına çıktı. Başvuru sayılar��: Makine 19
Bilgisayar 29
İnşaat 34
Şu sonuç çıkıyor. İş bulmak açısından bu üç bölüm arasında en avantajlısı Makine. Eğer Elektrik de olsaydı başvuru sayısı Makine'den daha az olurdu.
Akademisyenler içinde iki üstün sınıf vardır:
Araştırma ve ders vermede nitelik ve etik ilkelere bağlılık nedeniyle akademik ve ahlaki üstünlüğü olanlar.
İşgal edilen makam ve yönetime yakınlık sayesinde güç ve çıkar üstünlüğü olanlar.
Hangi üstünlüğün talibi daha çoktur?
Bu ülkede ne kadar istenirse intensin halledilmesi zor konular var; ekonomi ve eğitim gibi. Bir de gerçekten istenince kolayca çözülecek sorunlar var: Kamuya alımlarda torpil ve her kademedeki atamalarda liyakatsizlik. Sahi neden istemiyorsunuz?
Üniversite öğrencisi bir derse zor veya kolay diyorsa ne demek istiyordur?
Kolay: Düzenli devam etmeden ve ders çalışmadan da dersi geçebiliyorsun.
Zor: Yeterince ders çalışmadan ve belli bir düzeyde öğrenmeden dersi geçemiyorsun.
"Teknik ingilizce" lafını duyunca sinirleniyorum. Çünkü teknik ingilizce öğrenmek diye bir şey yoktur. İngilizce öğrenmek vardır; bunun için mesela hazırlık okursun. Mühendislik öğrenmek vardır; bunun için dört yıl okursun. İkisini de öğrenirsen İngilizce bilen mühendis olursun.
İşte huzur için:
- Gönüllü görev ve iş alma!
- İş arkadaşlarına nasihat ve akıl verme!
- Mümkünse toplantılarda konuşma!
- Talep edilmedikçe iyilik yapma!
- Çalışmalarını ve başarılarını anlatma!
- Ailenden ve özel hayatından bahsetme!
- Kin gütme!
- Vefa bekleme!
İyi karakterli birine iyilik yaptığınızda, onda vefa ve minnettarlık davranışları görürsünüz.
Kötü karakterli birine iyilik yaptığunızda, onun şımarıklığına ve nankörlüğüne hazır olun.
@MehmtCebeci Evet, önce gerçekten mühendislik işi, eğer istek varsa ve şartlar müsaitse aynı anda akademik çalışma. Ama akademik çalışmada esas amaç akademik kadro olmamalı.
Bölümdeki en başarılı öğrencilerden hiçbiri yüksek lisans ve akademik kariyer yapmak istemiyor. Hedefleri ülkemizdeki savunma sanayisi ve benzeri iyi firmalarda mühendis olmak. Tercih edileceklerine şüphem yok. Bence bu, hem kendileri hem ülke için çok iyi bir kariyer planlaması.
Önüne ne çıkarsa veya kendisine ne ikram edilirse yiyen ve içen insanlara hayret ediyorum. Mideye ve vücuda neyin girip neyin girmeyeceği ve ne zaman gireceği azami hassasiyet gösterilmesi gereken bir konudur. Kendine değer veren kişi, midesine çöp kutusu muamelesi yapmaz.
Öğrencim babasıyla odama geldi; buyur edince baba koltuğun ön tarafına mahcup bir edayla oturdu.
Başka bir zaman yine bir öğrencim babasıyla odama geldi; baba koltuğa yayılarak rahatına baktı.
Bu bilgi farklı davranışları belki açıklar: İlk baba tezgahtar, ikincisi fabrikatör.
Tıp öğrencisiyle buluştum, meşhur olduğundan haberin var mı, diye sordum. Haberi yokmuş. Mesajı gösterdim. 1.2 milyon kişi görmüş ve 35 bin kişi beğenmiş, dedim. Şaşırdı, mahcup oldu. İnşaattan bir resmini gösterdi. Paylaşayım mı, dedim. İstemedi.
Bir tıp öğrencisi ile tanıştım. Yazı inşaatta çalışarak geçirmiş. Şikayet etmeden anlattı. İnşaattaki arkadaşları ona, "sen çalışma, ya ellerine bir şey olursa, yarın cerrah olacaksın, bu eller sana lazım" diyorlarmış. Öğrenciye ayrı hayran oldum, inşaat arkadaşlarına ayrı...
Devlet memuru olmak iyi bir şey. Yöneticinle aran mı bozuk, "bu yönetici bugün var yarın yok, maaşımı da o vermiyor, sonuçta esas patron devlet" diyerek dert etmiyorsun. Yönetici kurumu kötü mü yönetiyor, "onu oraya getiren düşünsün" diyerek işine bakıyorsun.
@enescoskunMD Enes kardeşim, başınız sağolsun, Allah sabrı cemil versin. Hocamızı yüksek şahsiyetiyle tanıma fırsatı bulduğum için kendimi bahtiyar hissediyorum. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.
Memleketimizde kamuda ve özelde görev yapanların hem maaşını alıp, hem işi bırakmayıp hem de işini savsaklamasına o kadar alışmışız ki; işini severek ve hakkını vererek yapan birine rastlayınca çocuklar gibi sevinip, onu şampiyon olmuş gibi alkışlıyoruz.
Bir tıp öğrencisi ile tanıştım. Yazı inşaatta çalışarak geçirmiş. Şikayet etmeden anlattı. İnşaattaki arkadaşları ona, "sen çalışma, ya ellerine bir şey olursa, yarın cerrah olacaksın, bu eller sana lazım" diyorlarmış. Öğrenciye ayrı hayran oldum, inşaat arkadaşlarına ayrı...