Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültemiz ile Siber Güvenlik Uygulama ve Araştırma Merkezimizin koordinasyonunda, Siber Güvenlik Öğrenci Kulübümüz tarafından düzenlenen “Bir Tıkla Kaos: Siber Saldırının Gücü” başlıklı etkinliğin açılış programına katıldık.
Günümüzde dijital egemenlik, tam bağımsızlığın en stratejik kalelerinden biri haline gelmiştir. Kayseri Üniversitesi olarak, yükseköğretimdeki güçlü vizyonumuzla sadece bilgi üretmiyor; siber vatanın savunmasında ve dijital teknolojilerde sorumluluk alacak, her alanda donanımlı ve nitelikli insan kaynağını yetiştiriyoruz.
Gerçekleştirdiğimiz nitelikli araştırma faaliyetleri ve uygulamalı eğitim modelimizle bu alandaki yetişmiş insan gücü boşluğunu dolduruyor, "Millî Teknoloji Hamlesi" doğrultusunda ülkemizin yarınlarına değer oluşturuyoruz.
Etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen fakültemize, siber güvenlik merkezimize ve siber vatana sahip çıkan kıymetli öğrencilerimize teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum.🇹🇷
#KayseriÜniversitesi #SiberGüvenlik #MilliTeknolojiHamlesi #UygulamalıEğitim #KAYÜ
“Bir Tıkla Kaos: Siber Saldırıların Gücü” seminerinde siber güvenliğin önemi, dijital tehditler ve alınması gereken önlemler ele alındı.
Alanında uzman isimlerin katkılarıyla öğrencilerimiz siber güvenlik konusunda önemli bilgiler edindi.
@ProfKaramustafa
KAYÜ Bültenleri ile Üniversitemizdeki faaliyetlerimizi; bir taraftan iç ve dış paydaşlarımızla paylaşıyor, diğer taraftan da “Kurumsal Hafıza”yı daha görünür kılıyor ve zenginleştiriyoruz.
📌 Ek-46, yükseköğretim sistemimizde bilgi, tecrübe ve birikimin sınırları aşmasını sağlayan stratejik bir programdır. Doktora derecesine sahip nitelikli araştırmacıların üniversitelerimizde kısmi zamanlı görev almasına imkân tanıyan bu model, akademiyi sektör ve uluslararası araştırma ekosistemiyle daha güçlü şekilde buluşturmaktadır.
Dünyanın farklı ülkelerinde görev yapan akademisyenler ve sektörün öncü araştırmacıları, bu program sayesinde üniversitelerimizle bağlarını güçlendiriyor; sahip oldukları bilgi ve deneyimi öğrencilerimizle buluşturuyor.
Akademi ile sektör arasındaki etkileşimi artıran Program, aynı zamanda ülkemizin uluslararası bilim dünyasıyla daha güçlü bağlar kurmasına katkı sağlıyor. Böylece bilhassa öğrencilerimiz için farklı kültürlerden, farklı araştırma geleneklerinden ve farklı deneyimlerden beslenen bir öğrenme ortamı oluşuyor.
Türkiye'nin bilimsel kapasitesini güçlendiren, beyin göçünü beyin dolaşımına dönüştüren ve gençlerimizi küresel ölçekte daha güçlü yarınlara hazırlayan Ek-46 Programı'nın, önümüzdeki dönemde daha fazla üniversitemizde yaygınlaşarak büyümesini temenni ediyoruz.
Bayram��n birleştirici ruhunu, 15 Temmuz Merkez Yerleşkemizde akademik ve idari personelimizle bir araya geldiğimiz bayramlaşma programında hep birlikte yaşadık.
Gönüllerin buluştuğu bu güzel günde; birlik ve beraberliğimizin gücünü bir kez daha hissettik.
@ProfKaramustafa
Üniversitemizin dinamik gücünü oluşturan değerli akademik ve idari personelimizle, mübarek Kurban Bayramı vesilesiyle bir araya gelerek geleneksel bayramlaşma programımızı gerçekleştirdik.
Kurumsal aidiyetimizi ve birlikteliğimizi pekiştiren bu anlamlı programa gösterdikleri samimi katılım ve yoğun ilgiden dolayı tüm çalışma arkadaşlarıma canıgönülden teşekkür ederim.
Bu vesileyle, her kademesinde büyük bir özveriyle emek veren personelimizin, kıymetli ailelerinin ve aziz milletimizin Kurban Bayramı’nı bir kez daha tebrik ediyor; hep birlikte sağlık, afiyet ve huzur dolu nice bayramlara erişmeyi temenni ediyorum.
#KurbanBayramı
Osmanlı revakları, sadece bir mimari yapı değil; ecdadımızın Kâbe’ye karşı beslediği yüksek edebin ve hürmetin somut bir ifadesidir.
Beytullah’ın ihtişamını gölgelememek adına yüksekliği Kâbe’nin yüksekliğinden daha alt seviyede tutulan bu revaklar, ecdadımızın o ince ve zarif ruhunu simgeler.
Mukaddes topraklardaki bu eşsiz mirası bırakan ecdadımızın ruhları şâd olsun. 🕋🇹🇷🤲
#Kabe #OsmanlıRevakları #EcdadMirası #MukaddesataHürmet #Medeniyetimiz #Beytullah
Başkalarının ulaştığı mertebelere bakıp hayıflanmak yerine, o mertebelerin hangi zahmetli yollardan geçilerek inşa edildiğini idrak etmek gerekir. Zira her büyük başarının arkasında, kimsenin görmediği bir “emek mimarisi” mevcuttur.
Bizlere düşen, vitrindeki yeşile talip olmak değil, o yeşili mümkün kılan sulama disiplinine ve dikenlere göğüs germe cesaretine sahip olmaktır.
Gerçek asalet, başkasının bahçesiyle meşgul olmakta değil, kendi toprağını ihya ederken çekilen zahmeti bir şeref nişanı olarak taşımakta gizlidir. 🕋🇹🇷🤲
#HayırlıSabahlar
Hac; mukaddes mekânlarda ifa edilen şeklî bir ibadet [zahir] olmanın çok ötesinde, insanlığın ortak hafızasına ve kalbine doğru gerçekleştirilen manevi bir hicrettir [batın].
Bu mübarek yolculuk; Hazreti Adem’in tevbe bilinciyle yeryüzünde attığı ilk adımdan, Hazreti İbrahim’in teslimiyet ve tevhid imtihanından geçerek nihayet alemlere Rahmet Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa’nın [s.a.v.] rehberliğinde kemale eren kutlu bir silsilenin izini sürmektir.
Haccın zahiri boyutu bize ihramı, Kabe’yi, Arafat’ı ve bu peygamberî sembolleri sunar. Ancak asıl tekamül; o sembollerin ardındaki derin manayı gönül gözüyle okuyabilmekte, nefsi hırslardan arınarak o büyük nebilerin izinde “hiçlik” makamına erebilmektedir. Şekil ile özün, Peygamberlerin mirası ile müminin gönlünün birleştiği yerdir Hac.
Zahiriyle muazzam bir nizam, batınıyla eşsiz bir gönül uyanışı olan bu mukaddes yolculuğun, kalplerimizde o kutlu izlerin iz düşümüyle hakiki bir dirilişe vesile olmasını diliyorum.
#Hac #ManeviHicret #KutluYolculuk #İbrahimîTeslimiyet #GönülUyanışı #HakikiDiriliş #TevhidBilinci
“Biz Kâbe’yi, insanlar için toplanıp sevap kazanma yeri ve emniyetli bir mekân kıldık. Öyleyse siz de İbrâhim’in makâmını namazgâh edinin.” [Bakara, 125].
#HayırlıCumalar
İstanbul’un Fethi, yalnızca bir askerî zafer değil; aynı zamanda bir medeniyet düzeninin köklü dönüşümüdür. 573 yıl önce bugün; ilmin, tekniğin ve yüksek stratejinin muazzam uyumuyla bir çağ kapatılmış, yepyeni bir çağ açılmıştır. Bu fetih; Doğu ile Batı’yı, bilim ile sanatı, akıl ile vizyonu kesişim noktasında buluşturan tarihî bir dönüm noktasıdır.
Fatih Sultan Mehmet Han, askerî dehasını salt kılıçla sınırlı tutmamış; dönemin en ileri mühendislik ve teknik çözümlerini bizzat üreten vizyoner bir lider olarak zihinleri ve ufukları fethetmiştir. Onun alimlere, mucitlere ve düşünürlere verdiği öncelik ve önem, İstanbul’u Doğu-Batı arasında kurulan kalıcı bir bilgi köprüsünün odak noktası hâline getirmiştir.
Bugün o köprünün inşa ettiği mirasla; Anadolu’nun bağrında, mesleki ve teknik yükseköğretimde uygulamalı eğitimi öncelikleyen bir ilim merkezi olarak Fatih’in vizyonunu rehber ediniyoruz. Onun bilime, akla ve tekniğe verdiği değer, bizlerin temel ilkesi ve yol göstericisidir. Bu miras, sadece tarihî bir hatıra değil; yaşayan, yön veren ve geleceğimizi aydınlatan en büyük güçtür.
Çağ açıp çağ kapatan büyük deha Fatih Sultan Mehmet Han’ı ve onun kahraman ordusunu, rahmet, minnet ve en derin saygıyla yâd ediyorum.🇹🇷
#İstanbulunFethi #573Yıl #FatihSultanMehmetHan
Ebediyet Arzusu ile Ölümlülük Arasında Bir Yaşam Estetiği: Gayret ve Tevekkül
Kutsal topraklarda, hac yolunun o eşsiz tefekkür ikliminde adımlarken, insan ruhunun derinliklerinden gelen ve modern dünyanın gürültüsünü bastıran içsel bir fısıltı duyarız. Mübarek mekânların zamansızlığı, insana kendi ölümlülüğünü ve aynı zamanda varoluşunun gayesini en duru haliyle fısıldar. İşte bu hac yolculuğunun kalbimize bıraktığı tefekkür aynasından bakınca, insanın bu dünyadaki serüveni daha net belirir: İki uçsuz bucaksız nehir arasında kurulan hassas bir köprü; yani ebediyet arzusu ve ölümlülük gerçeği. Sevgili Peygamberimizin [s.a.v] ifade ettiği “Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi öte dünya için çalışmak” düsturu, salt bir çalışma etiği değil; o mukaddes iklimde de derinden hissettiğimiz, insan zihninin ve ruhunun erişebileceği en yüksek denge mertebesidir. Buradaki ince çizgi, dünyadan el etek çekmek ya da ona tamamen râm olmak arasında bir sarkaçta savrulmak değildir. Bilakis, her iki dünyayı da birbirini nakzeden değil, birbirini tamamlayan bütünler olarak görebilmektir. Çünkü insanın dünyadaki varlığı aktif bir inşa sürecidir. Bilgi üretmek, değer oluşturmak, topluma ve insanlığa katkıda bulunmak, içimizdeki o bitmek bilmeyen ebediyet arzusunun bir tezahürüdür ve adanmayı gerektirir. Burada tembelliğe ve atalete yer yoktur; zira akademik ve insani sorumluluk, zamanın ötesine geçecek eserler bırakmayı zorunlu kılar. Bizler, tohumu bugün eken ama gölgesinde asırlar sonra başkalarının oturacağını bilen bir medeniyetin mirasçılarıyız. Amelin asıl hikmeti, neticeden bağımsız olarak, sadece doğru olanı yapma iradesinde gizlidir. Ancak bu muazzam gayretin panzehri, yine o kutsal mekanlarda ruhumuza çarpan, insanı hırstan, yıkıcı bir rekabetten ve varoluşsal bir kaygıdan koruyan tevekkül bilincidir. İnsan, kendi iradesinin sınırlarını fark ettiği an olgunlaşır. Rızkın ve ömrün önceden takdir edilmiş olduğu hakikati, bireyi modern dünyanın en büyük hastalığı olan “yetişememe ve kaybetme” telaşından azâde k��lar. Unutulmamalıdır ki telaş, kadere karşı duyulan bir güvensizlik; tevekkül ise en yüksek entelektüel ve ruhsal teslimiyettir.
Özetle; rızkın ve vaktin tayin edilmiş olduğunu bilmek gayretimizi eksiltmez, aksine o gayrete bir anlam ve asalet katar. Telaşsız bir adanmışlıkla, hırsa kapılmadan ama atalete de düşmeden çalışmak; hem entelektüel zihnin hem de kâmil ruhun nihai hedefi olduğu bilinmelidir. Bizler, üzerimize düşen sorumluluğu en yüksek basiret ve ciddiyetle yerine getirirken, neticenin huzurunu tarihin ve mutlak iradenin akışına bırakabilen bir vakarı temsil etmekle mükellefiz.
“Şairler Sultanı” üstad merhum Necip Fazıl Kısakürek’i bu minvalde aşağıdaki dizeleri ile bir kez daha rahmetle ve dua ile yâd ediyorum.
“Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!
Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!
Eski çınar şimdi Noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!
Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!
Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın!
Ey binbir tanede solmayan tek renk;
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!”
#GayretVeTevekkül #YaşamEstetiği #Tefekkür #KutsalTopraklar
#HacYolculuğu #MedeniyetMirası #ZamanınÖtesinde #NecipFazılKısakürek #TohumSaçBitmezseToprakUtansın
Dost ve kardeş ülke Azerbaycan’ın cumhuriyet ilan ederek bağımsızlığını kazandığı bu şanlı günün 108. yıl dönümünü yürekten kutluyorum.
Bağımsızlık uğruna can veren tüm şehitleri rahmet ve minnetle yâd ediyorum.
Her zaman bir ve beraberiz.🇦🇿🇹🇷
[@AzEmbassyTurkey]
#Azerbaycan #BağımsızlıkGünü #28Mayıs