İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’den her zaman olduğu gibi haydutlara müthiş meydan okuyor:
“İspanya, tarihin doğru tarafında durmaktadır.”
“Gazze’de yaşananlar bir soykırımdır.”
“Hanımefendiler, beyefendiler… Benimle birlikte söyleyin: Bu bir soykırımdır!”
ACİL ELDEN ELE YAYALIM 🚨
GEREKEN YAPILSIN
Haluk Levent'in Ortağı Oğuzhan Uğur :
Ahbap ile ortak çalışıyoruz.
Bize gelen paralar "hemen anında"
Ahbap’a iletiliyor.
@EmniyetGM / @adalet_bakanlik
Kudüs üzerinden hadsizlik yapan İsrailli bakana hatırlatmak isterim.
Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk milletine üstten bakarak ayar vermeye kalkamaz, tarihimize parmak sallayamaz.
Atatürk’ün adını ağzınıza almadan önce, kendi hükümetinizin uluslararası hukuk karşısındaki siciline bakın!
Türkiye’ye meydan okumaya çalışanlara tavsiyem; tarihten hamaset değil, ders çıkarmalarıdır.
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
İran’da bir okul vuruldu. En az 160 masum çocuk hayatını kaybetti.
Bir yenidoğan hastanesi hedef alındı. Hayata yeni başlayan bebekler sustu.
Bu bir savaş suçu değil mi?
Katil İsrail tarafından Filistin’de de 20 bin çocuk öldürüldü. Şimdi benzer katliam İran’da yaşanıyor.
Şayet bu katliam, “demokrasi” dersi veren ülkelerde yaşansaydı dünya susar mıydı?
Günlerce manşetlerden düşmezdi.
Liderler art arda kınama mesajları yayınlardı. Sosyal medya öfke seline dönerdi.
Ama söz konusu Ortadoğu olunca ‘’demokrasi havarilerine ‘’ sessizlik çöküyor.
Bu sessizlik neden?
Masumiyetin milliyeti, pasaportu mu olur?
Burada mesele ne İran’ın nükleer silah üretme kapasitesi ne de İsrail’in saldırganlığı. Bunlar her iki tarafın da kamuoyuna açıkladıkları bahaneler.
Bugünkü yazım
Burada zamanın acelesi yok;
usul usul, sessizce akıyor.
Sözler ölçülü, susmalar derin;
hürmet ile muhabbet diz dize oturmuş.
Halılar, yastıklar, dantelli örtüler, kırletler…
Birer aksesuar değil;
nizamın, intizamın sessiz nişanesi her biri.
Abartı yok; ne izi kalmış ne kokusu.
Güğümler bile sobanın üstünde fokurdamıyor,
sanki ses etmemek için anlaşmışlar.
Sıcaklığı hissettiriyor ama
kendini dayatmıyor.
Katlanmış bir seccadenin üzerinde bir tesbih;
ucunda asker iğnesi,
dualar eksik kalmasın diye.
Her tanede bir ömür saklı,
her durakta bir şükür, bir sabır bırakılmış.
Sözler kısık ama manalı;
susmak bile başlı başına bir edep.
Kimse acele etmiyor;
çünkü bu odada zaman değil, insan kıymetli.
Bu kare bir fotoğraf değil.
Bir hayat terbiyesi.
Bir gönül dersi.
Ahmet Amca, Melaha Teyze…
#Karadivanköyü
Türk bayrağı, bu milletin kanıyla, canıyla yazdığı bağımsızlık destanının sembolüdür. Ona yapılan saldırı, doğrudan milletimizin onuruna ve devletimizin egemenliğine yapılmıştır.
Bu yapılan ne protestodur ne de ifade özgürlüğüdür; bu düpedüz bir provokasyon ve düşmanlıktır.
Korkak Arap liderleri ne zaman Filistin için ayağa kalakacaksınız diyen Venezuella Devlet Başkanı Maduro ABD tarafından esir alındı.
Geriye bu efsane konuşması kaldı
#Venezuela#Maduro
Kolombiya cumhurbaşkanı
Kardeşim Maduro
Bekir Develi ve Said Ercan;
"Allah gözlerine perde mi indirdi ne olduysa aralardan sıvıştık. Gazze'ye ilerlemeye devam ediyoruz."
"Dalgalar Gazzeli çocuklara taşısın diye oyuncak ve şeker dolu poşetleri suya attık."
#FreePalestine#MyAgendSumud
Gündemim Sumud
Gazze'ye
Rabbim