Kaygı bozukluğu hayat kalitesini düşüren ciddi bir problemdir. Her şey yolunda gitse bile hep tetiktedirler. Kontrolcüdürler. Belirsizliğe tahammül edemezler. Olasılıkları hesaplayan, senaryolar üreten bir zihinleri vardır. Mutlu olmayı pek bilmezler. Çünkü iç dünyalarında hep bir kaos vardır.
Bir erkeğin sizi gerçekten fazlasıyla sevdiğini anlamanın en sade yollarından biri, hep sizin huzurunuza gösterdiği saygıdır. Yanında “hiçbir şey yapmak zorunda” hissetmezsiniz. Saatlerce dinlenmeniz, hiçbir şey yapmadan bazen vakit geçirmeniz onu rahatsız etmez; aksine bundan keyif alır. Sizi sadece üretken olduğunuzda değil, olduğunuz halinizle sever. Uykunuzdan, tembelliğinizden, keyfinizden şikâyet etmez. Sizin iyi hissetmeniz onun için yeterlidir. Sırf onunla vakit geçirmek için uyanmanız, küçük mutluluklarınızla meşgul olmanız bile ona yetiyordur. Çünkü o, sizi bir yarışın içinde değil, huzurun içinde görmek ister. Yanında kendinizi yargılanmadan, acele etmeden, rahatça var olabildiğiniz biri… işte gerçek sevgi biraz da budur.
“Birini sevmek, ona rastlamanın değerini bilmektir. Çünkü insan, kısacık hayatında yüzlercesine rastlayamaz; rastlamamalı da. Birinden diğerine koşmamalı. Birine rastlamış olmanın değerini bilmeli. Sevgi budur: Ona rastlamış olmaya dair şükran duygusu.”
Acaba teze başlayacak mıyım, olacak mı, bitecek mi, nasıl hallolacak, kimler gelecek, nasıl planlanacak falan diye sürekli ama sürekli düşünürken şuan tez hastalarımdan ilk kas testlerini almak için Çapa’dayım.
Bugün uzun bi sürenin ardından kendimi huzurlu hissediyorum.