Şairim ben.
Namus işcisi yani, Ahmed Arifin deyişiyle.
Ölümden korkdugu için yaşayanlardan degiliz.
Yirmidört ayar gülmesini de
zamanı gelince ölmesini de biliriz.
@Wahlen_DE Wie gut, dass nicht jeden Sonntag gewählt wird, sonst hätte der Pöbel jeden Sonntag was zu sagen.
Parlamentarische Demokratie ist dafür da, dass der Pöbel seine Stimme im Sinne des Zettels und der Sprache abgibt, und danach 4 Jahre nichts zu melden hat. Wozu die Sonntagsfrage?
@RudawTurkce Yanlıṣ yapıyorsunuz Özgür bey. Vatandaṣ karṣılaṣsak da yüzüne tükürsem diye düṣünüyor, siz karṣılaṣıp el sıkıṣıyorsunuz.
Yanlıṣ, çok yanlıṣ.
Dikkat ettiniz mi, Erdogan adamlarına (onlar polis ve mahkeme de diyor) hırsızın, dolandırıcının, soyguncunun ve diger adi pezevenklerin sadece kendilerinden olmayanlarını toplattırıyor, tutuklattırıyor.
Yani hem hırsız, hem soyguncu, hem dolandırıcı hemde AKP li isen sorun yok.
Faṣistin kendinden taraf olmayan herkesi susturmak gibi bir çabası var.
İmamoğlu'nun YouTube kanalı ve X hesabı erişime engellendi https://t.co/itULhQQOyX via @dikencomtr
Faṣistin sizin propaganda yapmanıza müsade edecegini mi sandınız, sayın imamoglu.
İmamoğlu'nun YouTube kanalı ile Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nin X hesabına erişim engeli kararı https://t.co/ErT8xyfPtX
Fotoğrafı görünce kendimi tutamadım ve neden yazmayayım dedim.
Yıl 2018. Seçim yorgunluğu ve ağırlığından uzaklaşmak için Aydın’dan Dersim’e geçmiştim. Dersim’e vardığımda ormanlarımız yanıyordu.
Yangına müdahale edenler engelleniyordu. Biz de kurduğumuz gönüllü ekiplerle bölgeye varıp söndürmeye çalışıyorduk. Günlerce uyumadan, suyla, kürekle, çıplak ellerle çırpındık.
Aynı günlerde Ege’de, Akdeniz’de de ülke olarak üzüldüğümüz yangınlar vardı. Televizyonlar oradaydı. Haluk Levent oradaydı. Bağış kampanyaları, konserler, yardım tırları… Hepsi gündemdeydi.
Peki ya Dersim?
Dersim’de yanan ormanlar kimsenin umrunda değildi.
Sosyal medya üzerinden Haluk’a çağrılar yaptım. “Gel” dedim, “bu memleketin de dumanı var.” Yanıtsız kaldım. Duyarlı bazı gazeteciler “Haluk Levent’e ulaştık ama Dersim onun ilgi alanında değil” diye yazdı. Bende kayıtlı telefonundan aradım, dönüş yapmadı.
Günlerce süren müdahalemiz başarılı oldu ve yangınları söndürmeyi başardık. Bir gün sonra yaraya tuz basan bir paylaşımla karşılaştım. Vali Tuncay Sonel, gönüllü arkadaşlarımızın çabasıyla dalga geçercesine yapay bir ağacın ışıklandırılmış fotoğrafını paylaştı. Altına şunu yazmıştı: “Tunceli’nin ağaçları ışıl ışıl.”
Twitter’dan buna itiraz ettim. Bunun bir saygısızlık olduğunu söyledim. Cevabı ne oldu biliyor musunuz? “Terörle mücadele” üzerinden hedef gösterildim. Saatlerce sosyal medya üzerinden karşılıklı tartıştık.
https://t.co/4XOrPlzk63
İstanbul’a döndüm. Ardımdan dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yanında Tuncay Sonel ile birlikte çıktı ve dedi ki: “Bazı sözüm ona şarkıcılar Tunceli’de terörle mücadelemizi sabote ediyor. Buna izin vermeyeceğiz.”
Bu açıklamanın ardından hakkımda Türkiye’nin farklı kentlerinden ihbarlar yağmaya başladı. Soruşturmalar, ifadeler, açılan davalar… Tam 8 yıldır sürgündeyim.
Fotoğrafta, Gülistan Doku cinayetinden tutuklu dönemin Tunceli Valisi Sonel ile aynı sofrada sırıtarak paylaşım yapan Haluk Levent var. Şimdi anlıyorum ki Haluk Levent’e çağrılarımız beyhudeymiş. Meğer Tuncay Sonel Haluk’a bizden önce ulaşmış!
Fotoğraf zaten her şeyi anlatıyor.
Bir yanda depremin kanayan yarası, diğer yanda rulet masası.
Bir yanda yangınlar, diğer yanda cinayetten tutuklu bir valinin sofrası.
Bu fotoğraf karesinde Vali ile Haluk’u aynı karede buluşturan şey memleket sevdası değil, menfaattir. Sorumluluk taşıyan herkesin bilmesi gereken bir şey var:
Etki sahibi olmak ayrıcalık değil, vebaldir.
Ferhat TUNÇ
10 yıl önce bugün RTE TV ekranlarından sırıtarak çakma darbe denemesi için "Allahın lütfu" diyordu.
Çünki 15 temmuz erdoganın çoktan dır yapmak istedigi katliamların ve turuklamaların önünü açacaktı.
Alçaklık düṣmanlıkda degil, düṣmanlıgın sinsi olanıdır
https://t.co/3hNxWjjSm9
Neden hiçbir iktidar yanlısı öncekileri geçtim daha dün Barzani ile iş tutarak yapılan Ceyhun limanından kaçak petrol satışını konuşmuyor?
Adını anmaktan ödlerinin koptuğu 'Kürdistan' ile para söz konusu olunca iş tutmuşlar.
Abdestli kapitalizm işte budur.
Paristeki Uluslarası Tahkim Mahkemesi 1.5 milyar dolar ceza kesti. Bunu Türkiye halkı ödeyecek.
Bunun sorumluları kim?
2014-2018'de kim görev yaptı?
Kime sattılar?
Ne kadar götürdüler?
Firmanın sahibi kim?
Bunların üstüne gidecek Gazeteci yok mu?
EZİDİ SOYKIRIMININ FAİLLERİ YARGILANIYORSA, MADIMAK KATİLLERİ DE YARGILANMALIDIR
Almanya'da Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi, Irak'ın Musul kentinde iki Ezidi kız çocuğunu köleleştiren, şiddet ve cinsel şiddete maruz bırakan IŞİD üyelerine ağır hapis cezaları verdi.
Alevi kurumları da harekete geçmeli; Almanya'da yaşayan Madımak katillerinin aynı hukuki yollarla yargılanmasını ve hak ettikleri cezaya çarptırılmasını sağlamak için somut bir hukuk mücadelesi başlatmalıdır.
Gerechtigkeit ist die Sprache, die Überlebende verstehen
Das OLG München hat zwei IS-Mitglieder wegen Völkermordes an den Jesiden verurteilt. Dieses Urteil ist mehr als eine Strafe: Es ist Anerkennung für die Überlebenden und eine Botschaft an jeden Täter weltweit. Es gibt keinen Ort, an dem ihr euch verstecken könnt.
Mein Kommentar:
https://t.co/sdxHg6iwL6
@ekrem_imamoglu yargı çöküşü tehdidi de nerden çıkdı?
Halen erdoganı tanıyamadıgınız için mi yoksa nedendir bilmiyorum, ama dogrudan erdoganla ugraṣmıyorsunuz.
Türkiyenin hertürlü sorununun birinci derecede sorumlusu erdogandır.
Sizin içeride olmanız tek sorumlusu da
Bu gerçegi idrak edin artık