Ruhun devası çalışmaktır. Çalışmak ve üretmek, kaygıyı da ümitsizliğe de ortadan kaldırır. Kendini bir amaca adadığında, zihnindeki karmaşa yerini huzura bırakır. Emek verdiğin her an seni yaşama bağlayan bir ipliktir
@sebepsizolmak Çevirileriniz çok güzel teşekkür ederim. Yanlış hatırlamıyorsam Doğmuş Olmanın Sakıncası kitabında da Bir işe kalkışmak için İsgenderin biyografisini baştan sona okumam lazım diye yazıyor... Benzer şeyler... 😊
Jung’a göre ormanda yürümek veya denizde yüzmek, kolektif bilinçdışıyla temas kurmanın yoludur. Farkında olunsa da olunmasa da insanlara iyi gelmesinin, ferahlatıcı bir etki uyandırmasının nedeni budur:
Epey bir süredir YouTube'da gezginlerin vloglarını izliyorum ve "Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?" sorusunun cevabının çok gezen olmadığı kanaatine vardım.
"Bugün Van Gogh, ona yemek vermeyecek restoranların duvarlarını, onu akıl hastanesine kapatacak doktorların muayenehanelerini ve onu hapse tıktıracak avukatların yazıhanelerini süslüyor."
Eduardo Galeano | Aynalar
“Ruhumuz bir bedene bürünmeden önce, idealar dünyasında yaşamış ve ideaları seyretmiştir. Bir beden içine girdikten sonra da her şeyi unutmuştur, zira duyusal dünyanın tutkuları, bu göksel tanrısal görüntüyü bulandırmıştır. Duyusal dünya, bundan sonra yavaş yavaş, ruhumuzun seyrettiği, fakat unuttuğu bilgiyi uyandırmıştır. Bu nedenle bilgi, anımsama’dır; bildiğimiz, fakat unuttuğumuz şeyin bir anısıdır. Sokrates, Menon’da, geometri nedir görmemiş bir köleyi, çok güç geometri sorularına cevap verecek duruma sokar. Kõlenin bu bilgisi ruhun derinliklerinden gelmektedir. Ruh idealara, bilgiye sahiptir, çünkü daha önce yaşamıştır ve bilgiyi, yavaş yavaş bulgulanması gereken bir hazine olarak içinde taşımaktadır (Centineo [tarihi bilinmemektedir]: s. 50-54)
[s. 40]