Arjantin Milli Takımı, eskiden böyle çirkef ve kaba bir imaj taşımıyordu; bu dönüşüm, Stanford Hapishane Deneyi’nde olduğu gibi, küçük kötülüklere göz yumuldukça adım adım gerçekleşti. Turnuvanın başında masum görünen fauller, itişmeler ve hakemlere baskı gibi davranışlar, zaman içinde görmezden gelindikçe normalleşti ve büyüyerek bütün dünyanın nefret ettiği, sportmenlikten uzak, kaba saba bir takım kimliğine evrildi. Kötülük yapanı görmezden gelmek, onu cesaretlendirir ve daha da kötüleştirir; çünkü cezasızlık, sınırları belirsizleştirir ve ahlaki çürümeyi hızlandırır. Bu nedenle acil adalet, hem sahada hem hayatta vazgeçilmezdir: küçük ihlalleri anında cezalandırmak, büyük faciaların önünü keser, adaleti tesis eder ve toplumları ya da takımları, yavaş yavaş çürümekten korur.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Bologna; soyadı Italiano (İtalyan demek) olan Almanya doğumlu Vincenzo Italiano’yu, soyadı Tedesco (Alman demek) olan İtalya doğumlu Domenico Tedesco ile değiştirdi.
Fenerbahçe yine birçok değişikliğin kıyısında.
Eski Chelsea teknik direktörü Graham Potter, Chelsea dönemi ve değişiklikler hakkında bakın ne demiş;
🗣️ "Pep Guardiola burada ilk yılında bir şey kazanamadı. Jürgen de ilk yılında bunu başaramadı. Arteta ise hala ligi kazanmaya çalışıyor.
Takımın başına gelecek, biraz para harcayacak ve en iyi takıma sahip olarak Premier League'i kazanacağınızı mı düşünüyorsunuz?
Bir yere balyozu vurur ve bu kadar hızlı şekilde değiştirmeye çalışırsanız, bunun belli yan etkileri olacaktır."
Vay be Tedesco, Alanya’da elinden nasıl kaçırdın? Paşa’da niye seçimi takip ettin? Kaptanın nasıl cezaevine girer? Başkanın nasıl gözaltına alınır? Paşa’da nasıl stopersiz +11’de yersin? Antalya’da nasıl direkten dönersin? Rize’de kaleden nasıl çıkarsın? Yönetim değil, nasıl sen tek suçlu çıkarsın?
🇰🇷 Güney Kore Başbakanı, 26 günde 5 milyon kopya satarak rekor kıran Crimson Desert ekibini özel olarak tebrik etti ⚔️
Oyunun Unreal Engine 5 gibi hazır motorlar yerine, baştan sona stüdyonun tamamen kendi oyun motoruyla (BlackSpace) geliştirilmesi vurgulandı.
Taekwondo ve yerel kültürlerini dünyaya tanıtmaları da büyük övgü topladı.
Başbakan, devlet olarak konsol oyun sektörüne her türlü aktif desteği vereceklerini de açıkladı.
REZİLLİK..
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak:
“Tesisimiz hayırlı olsun. Türk sporu için, Büyük Galatasaray için, şampiyon Cimbom için, Türkiye Milli Takımı için hep beraber çalışmaya devam edeceğiz.”
PFDK SEVKLERİ AÇIKLANDI!
-Hakem odasına dalan Okan Buruk
-Rakibine tokat atan Abdülkerim Bardakçı
-Rakibine küfür edip, saldırmaya çalışan Günay
Hiçbirine ceza verilmedi!
“SAKIN HA SEZONU” SUNAR…
Trabzon Aksaray’ı yenmeseydi Tedesco adam değildi.
Nene tüm maç koşuşturduktan sonra 98. dakikada o çılgın deparı atmasaydı Tedesco adam değildi.
Yasin Kol tüm Türkiye’nin hissiyatlarını paylaşıp “sikerler, ne gerek var” deseydi Tedesco adam değildi.
Archie Brown Asslani’ye yetişemeseydi Tedesco adam değildi.
Kerem penaltıyı atamasaydı Tedesco adam değildi.
Spordan anladığınız bu kadar. Hasbelkader, tesadüfen güzel, çalışkan, titiz, bilgili, tutkulu bir antrenör elinize geçiyor, onu huzurlu kılmak yerine dört koldan terörize ediyorsunuz.
Tedesco bu sene sonucundan bağımsız gelecek sene başlarken takımın başında değilse Fenerbahçe Futbol kültürünün bekası için halihazırda unufak olmuş ümidim hepten yok olacak.
⚠️ Eski Görme Engelliler Milli Takım Futbolcusu Oğuzhan Yokuş, Dünya Kupası’na katılmaları halinde A Milli Takım Futbolcularına villa sözü verilmesine tepki gösterdi:
• Biz Avrupa Şampiyonası’nda final oynadık, 2. olduk, gümüş madalya kazandık.
• O zamanın TFF Başkanı tarafından kovulmaktan beter edildik.
• Düşünün ki sadece Dünya Kupası’na katılıyoruz diye TFF başkanı villa veriyor!
• Bu ülkenin çoğunluğu ne sporu ne de sporcuyu sever tek mesele çıkar ve reklam… Bu ikisi varsa sabaha kadar ellerindeki gücü de parayı da kullanırlar.
• Hangi şartlarda spor yaptığımızı, kimlerle muhatap olduğumuzu, hangi zorlukları aştığımızı dinlemek isteyen olursa bir gün uzun uzun anlatırım.
• O işler şurada iki tane bayrak paylaşmakla olmuyor. Hadi hamasete devam.
Fatih Altaylı: (Mansur Yavaş ve Kürt seçmen)
"DEM Parti yaklaşık 5 milyon oy aldı.
İyi de Türkiye'de 5 milyon Kürt seçmen mi var!
Kürt siyasetine sorarsan 25, daha gerçekçi verilerle Türkiye’de 17 milyon civarında Kürt var.
Bu durumda 12 milyon civarında da Kürt seçmen olması makul.
Demek ki kendini Kürt partisi olarak tanımlayan parti de Kürtlerin oyunu alamıyor.
Bu yüzden Mansur Yavaş Kürtlerin oyunu alamıyor demek çok doğru değil.
Mansur Yavaş da Kürt oylarından payını alabiliyor. Kürt seçmen oyunu giderek daha özgürce kullanabiliyor."