TESTİNİZ BİTTİYSE SİZİ RAYLARA ALALIM
2017’de bizim dönemimizde yapımına başlanan Ümraniye–Ataşehir–Göztepe metrosunun finansmanına Mecliste RET oyu veren siyasi anlayış, bugün aynı hatta test sürüşü pozu veriyor.
Hafızanızı tazeleyelim:
➡️ 2020’de, 2022’nin ortasını hedef gösterdiniz.
➡️ Sonra 2023 dediniz.
➡️ Ardından 2025’in ortası, sonra 2025’in sonu…
14 Mart 2024’te de test sürüşü yapmıştınız.
Yıl 2026… Yine test sürüşü, yine poz!
Açılış tarihlerini değiştirdiniz, vaatleri eskittiniz, İstanbulluyu yıllarca beklettiniz.
Bir de bu metro için sağlanan finansmanın başka alanlarda kullanılması ve bunun yol açtığı gecikme var!
Onun da ayrıntılarını biz mi açıklayalım, yoksa siz lütfedip İstanbullulara hesap verir misiniz?
- Ne zaman adam oluruz?
+ ‘Ortadoğu’nun en demokratik ülkesi’ İsrail’de, canlı yayının reklam arasında olduğunu sanıp gerçekleri söyleyen bir film artistinin korkusunu izleyip kendimizden utandığımız zaman…
Değil mi? @fatihaltayli
🔴ACİL..!
ACİL..!
ACİL..!
🔴SAYIN CUMHURBAŞKANIM, SİZ ONLARA İTİBAR VERDİNİZ, ONLAR SİZİ SIRTINIZDAN HANÇERLEDİ.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Tam bir yıl önce yazdım, uyardım, feryat ettim.
“Bunlar sizin sayenizde koltuk sahibi oldular. Sizin sayenizde makam, mevki, servet ve itibar kazandılar.
Hiçbir şey değilken sizin sayenizde bir yerlere geldiler.
Ama gün gelecek, koltuklarını, paralarını ve itibarlarını sizden daha çok sevecekler. Ve sonunda size ihanet edecekler!” dedim.
Maalesef bugün korktuğum şeylerin yaşandığını görüyorum.
Siz onlara güvendiniz, onlar bu güveni kendi güçlerine dönüştürdüler.
Siz onlara itibar kazandırdınız, onlar o itibarı kendi çıkarlarının kalkanı yaptılar.
Siz onlara yol arkadaşlığı gibi büyük bir şeref bahşettiniz, onlar ise o şerefin kıymetini bilemediler.
Sayın Cumhurbaşkanım, sizinle aynı yolda yürümek milyonlarca insanın hayaliyken, bazıları sizin sayenizde geldikleri makamları size karşı güç hesabı yapmanın aracına dönüştürdü!
Şimdi de hesap verme korkusuyla yanınızda pusuya yatmış, bir taraftan koltuklarını ve servetlerini korumaya çalışırken diğer taraftan sizden sonraki dönemin siyasi mühendisliğini yapıyorlar.
Bugün yanınızda görünürken yarının hesaplarını yapanlara dikkat edin!
Sayın Cumhurbaşkanım, ne olur bunlara acımayın.
Kim olursa olsun, hangi makamda oturursa otursun, size ve milletimize ihanet edenleri partimizden uzaklaştırın.
Bürokrasiden uzaklaştırın.
Hak etmedikleri makamlardan, mevkilerden uzaklaştırın.
Haksız kazanç elde edenlerin yurt içindeki ve yurt dışındaki bütün servetlerine el konulsun,
fon mağdurlarının zararlarının giderilmesi için kullanılsın.
Bunların yeri cezaevidir.
Çünkü bu millet onların hatırı için size oy vermiyor!
Bu millet sizin hatırınız için onları sırtında taşıyor.
Sayın Cumhurbaşkanım!
Sizi ayakta tutan, onların haksız kazançları, banka hesapları, Londra’daki malikâneleri değildir.
Sizi ayakta tutan; Ağrı’da evi başına yıkılan garibanın gözyaşı, bir annenin duası, mazlumun umudu,cephede düşmana karşı mevzide bekleyen, bu vatan için canını ortaya koyanların size olan güvenidir.
Sizi ayakta tutan, milletin gönlündeki yerinizdir.
Sizin onlara ihtiyacınız yok Sayın Cumhurbaşkanım.
Ama onların size ihtiyaçları var. Çünkü siz olmasaydınız bugün sahip oldukları makamların, itibarın ve gücün belki de hiçbirine sahip olamayacaklardı.
Peki, neden hâlâ bu yükü taşıyorsunuz?
Neden size zarar verenleri yanınızda tutuyorsunuz?
Neden milletin size olan güvenini kendi çıkarlarına alet edenlerden kurtulmuyorsunuz?
GECİKMEYİN SAYIN CUMHURBAŞKANIM! GECİKMEYİN! GECİKMEYİN! GECİKMEYİN!
Bunları bir makam beklentisiyle, bir çıkar hesabıyla söylemiyorum.
Ben sizin çıkarsız, hesapsız, samimi bir kardeşinizim.
Dostluğunuzu bir makamdan, sizinle yol yürümeyi bütün dünyevi kazançlardan daha kıymetli gören bir insanım.
Allah rızası için sesime kulak verin!
Sizin gibi liderler bir millete her zaman nasip olmaz.
Bir asırda ancak bir kez nasip olur.
Ne olur, kendinize yazık etmeyin!
Bu millete yazık etmeyin!
Size gönülden inanan, sizi karşılıksız seven, sizinle yol arkadaşlığı yapmayı hayatının en büyük şereflerinden biri sayan insanlara yazık etmeyin!
Sayın Cumhurbaşkanım,
siz bu insanları sırtınızda taşıdınız.
Artık bırakın, herkes kendi ağırlığıyla ayakta kalabilsin!
Unutmayın ki sizi seven milyonların gönlündeki yeriniz, etrafınızdaki hiçbir makam sahibinin koltuğuna bağlı değildir.
Siz onları var ettiniz,
onlar sizi yormaya başladı.
Siz onları yükselttiniz, onlar sizin omuzlarınıza yük olmaya başladı.
Artık o yüklerden kurtulma zamanıdır!
Bu sözlerim bir isyan değil, bir kardeşin yürekten gelen feryadıdır.
Çünkü bizim derdimiz koltuk sahiplerini korumak değil, sizin yıllarca emek vererek inşa ettiğiniz davayı, milletimizin umudunu ve Türkiye’nin geleceğini korumaktır.
Allah sizi, milletimizi ve devletimizi korusun.
Sizi sevenlerin duası, size ihanet edenlerin hesabından büyüktür Sayın Cumhurbaşkanım.
Ekrem İmamoğlu:
“İstanbul’a su ve sel baskınlarıyla ilgili on milyarlarca liralık yatırım yaptık, artık tek bir su taşkını bile olmaz.”
İstanbul’da yaşanan felaketin tek sorumlusu Ekrem İmamoğlu’dur…
AK Partili yetkililer İstanbul'daki hava olaylarına "Bu bir doğal afettir" şeklinde yaklaşmasına rağmen Yeni Partili Meclis üyelerinin ve İl Başkanının "Merkezi yönetim destek olsaydı bunlar yaşanmazdı" şeklinde Tweetler attıklarını gördüm.
Aynı itirazı "Milyarlarca liralık yatırım yaptık, artık tek bir su taşkını bile olmaz" şeklinde hayali beyanda bulunan Başkanınız İmamoğlu'na da yapmanızı tavsiye edelim.
Milyarların nereye aktarıldığını İmamoğlu Suç Örgütü davasındaki müteahhitlerden ve İmamoğlu'nun çalışanlarından dinliyoruz.
Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü Davası’nda, itirafçı Cemal Üneş ile Ekrem İmamoğlu arasında geçen diyalog:
Ekrem İmamoğlu: "Emin misin Cemal Abi? Emin misin ben senden para istedim yani?"
Cemal Üneş: “İstedin başkanım.”
Ekrem İmamoğlu: “Emin misin yani? Soruyorum sana.”
Cemal Üneş: “Eminim tabii, niye?”
Ekrem İmamoğlu: “Ben senden para istedim ve parayı getirdin, verdin, yolladın.”
Cemal Üneş: “Ya o şartlarda şöyle hatırımda var; seçime mi girsem dedin. Hatta senin merkez vardı, oraya yatırım için para lazım dedin, 500 bin. Ben de durumumu bilmen lazım dedim, ödeyecek gücüm yoktu. İnşaatı yeni bitirmiştim, borçlanmıştım.”
Ekrem İmamoğlu: “Ben de sana dedim ki 500 bin lira vereceksin, öyle mi?”
Cemal Üneş: “Evet. Sen bana dedin. Bir de Mehmet Çakılcıoğlu’na yönlendirdin. Ondan senet yaptık, beş tane.”
Ekrem İmamoğlu: “Allah Allah. Senet de yaptın yani?”
Cemal Üneş: “Evet, senet yaptık.”
Ekrem İmamoğlu: “Vah ki ne vah, ne diyeyim sana? Allah yardımcın olsun.”
Cemal Üneş: “Benim değil, senin de olsun. Ne diyelim yani?”
Sevgili Önder Özen, geçen hafta "Takım bir ışık verirse ben biliyorum, arkadan bir ordu gelecek. Ama ordu da takım bir adım geri attığında dağılmamalı." dediğinizi izledim. Size içinde bulunduğunuz koşulları açıklamak isterim.
Dağılmamalı demişsiniz ama dağılırlar ve dağıtırlar. Oyuncuları protesto ederler, demotive ederler hatta tatmin olmayıp gidip sosyal medyada eşlerine, çocuklarına bile musallat olurlar.
Çünkü hocam onlar futbolu sevmiyor, o yüzden de bilmiyor. Futbolu kendi ilkel güdülerini tatmin ettikleri bir zemin olarak görüyorlar. Bastırılmış öfkelerini, kimlik arayışlarını boşalttıkları bir araç olarak yaşıyorlar. Akla ihtiyaç duymuyorlar, değerleri yok. Gerçekten değer reseptörleri yok, gidip bakıyoruz; yok. Sözler boşluğa uzanıp gidiyor...
Biz burada bunların mücadelesini vermiyor muyuz sanıyorsunuz? Yazılar yazıyoruz, gelip "uzun yazmışsın okuyanı siksinler" diyorlar. Beşiktaş değer üretmek, değere sahip çıkmak, değeri yüceltmek bağlamında emektar kaptanıyla küfür kıyamet ayrılmamalı, alkışlayıp öpüp kenara koymalı diyoruz; bu romantik saçmalıkları geçin diyorlar.
Bakın Önder hocam, çok deniyoruz ama bu arkadaşlara akılla, bilgiyle, mantıkla, fikirle, değerle, tecrübeyle, tartışmayla ulaşamıyoruz. Onlar ilkokulda gördükleri toplama çıkarma bilgilerinin de katkısıyla, 1-0 rakamlarını algılayabiliyor ve tabelada bu rakamları görürlerse seviniyorlar.
Burada iş Beşiktaş başkanına düşüyor. Başkan Beşiktaş'ı idare etmeyecek, yönetecek. Beşiktaşlı sporcuların ailelerine küfür eden, hakaret eden, rahatsız eden, tehdit eden hesaplarla yasal yollardan hesaplaşılacağının deklare edilmesi iyi bir başlangıç olabilir. Beşiktaş'ı değil, kendini özne yapan bu kimselere gereken tepki başkanlık makamı nezdinde verilebilir. Üslubu, yolu, yöntemi siz değerlendirirsiniz.
Akıl ve değer üretenlerin sesinin gür çıkması, bu niteliksiz kalabalığın gürültüsüne teslim olmamak adına her şeye rağmen elzemdir; ancak teknik kadronun elindeki tek pratik güç, saha içinde takımı öne geçirmek ve bu zehirli atmosfere alan açmayacak krediyi cebinde tutmaktır.
İçinde bulunduğunuz koşullar kabaca böyle hocam.
İDDİA: Sergen Yalçın'ın yardımcılarından biri taktik günü video izletiyor necip de diyor ki: ya hocam sürekli izletiyorsunuz ama hep tersi çıkıyor sizin taktiklerin sonra biz zor durumda kalıyoruz. Bu mesele de Sergen Yalçın'a aksettiriliyor ve sonrasında Necip kadro dışı kalıyor...
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan.
Yerde sürünen kişi.
Hakkında cinsel taciz iddiası var.
Gazeteci arkadaşlar tüm detayları yazıp çiziyor.
Ne olacak şimdi?
Dokunulmazlık fezlekesi mecliste tozlu raflara konacak, vekil rezaletin hesabını vermeyecek.
Hele Kılıçdaroğlu’nun işi daha da zor.
Nasıl arınacak, bilmiyorum.
Yıkıp yeniden mi inşa etse, çamaşır suyuyla dip temizlik mi yapsa…
Atatürk’ün partisi ne hale getirilmiş, çok yazık.