Timur Soykan, Burcu Köksal'ın içinden geçmiş
Burcu Köksal, daha önce "Ankara'yı parsel parsel satan jeliboncu" diye alay ettiği Melih Gökçek'in kanalı Beyaz Tv'nin program konuğu olmuş
Zübüklük böyle birşey. Aziz Nesin yaşasaydı Zübük kitabını yeniden yazardı...
Her yıl ne hikmetse hep Yörüklerin yaşadığı yerlerde yangın çıkıyor...
Hayır, bu yangınlar Tanrı'dan değil.
Bütün bu sözde "tesadüfi" yangınlar Türkleri mülksüzleştirmek için çıkarılıyor.
Failleri hepimiz biliyoruz.
İlk Silivri ye gönderiliyor sonra karar değişip Bakırköy e yollanıyor, tekrar karar değişip Çorlu cezaevine yollanıyor.
Dünyanın en iyi kadınına bunları yaptınız ya Allah topunuzun belasını versin.
🇹🇷 Cihat Yaycı: Yakında Diyecekler ki: “Hepimiz Romalıyız!”
“Bakın, Ayvalık’a çok dikkat edin. Ayvalık’ta çok ciddi ve kapsamlı bir oyun oynanıyor.
Devletimizi ve ilgili kurumlarımızı bir kez daha uyarıyorum. Ayvalık’ta son derece yoğun faaliyetler yürütülüyor.
Fener Rum Kilisesi’nin en yoğun faaliyet alanlarından biri bugün Ayvalık’tır.
Ayvalık’ta Ortodoks Hristiyan nüfusu yok denecek kadar azdır. Belki beş, belki on kişiden ibarettir. Buna rağmen oradaki kilisenin yeniden açılması için yoğun çaba gösterilmektedir.
Midilli ile Ayvalık arasında sürekli geliş gidişler yaşanmaktadır.
ABD’de Başkan Trump’a haç vererek, ‘Konstantinopolis’i fethet.’ diyen metropolit vardı ya; işte o kişi, ABD’ye gitmeden önce Ayvalık Metropoliti olarak görev yapıyordu. Aslında böyle bir atama yapma yetkisi yoktu ama buna rağmen atandı.
Bu durum, devletimizin hukukuna aykırı bir faaliyettir. Bu, bir istihbarat ve casusluk faaliyetidir. Adeta casusluk üssü hâline getirilmiş bir yapıdan söz ediyoruz.
Beni de sürekli dolaylı ya da doğrudan tehdit ediyorlar. Çeşitli yollarla haber gönderiyor, televizyon ekranlarında beni mahkemeye vereceklerini söylüyorlar. Ben de diyorum ki; buyurun, sonuna kadar verin. Benim için bu ancak bir şeref vesilesidir.
Biz de Fener Rum Kilisesi’nin başpapazı hakkında; Anayasa’ya aykırı faaliyetlerde bulunduğu, İsviçre’deki toplantıya katıldığı, kendisini ‘Ekümenik’ ve ‘Yeni Roma Başpiskoposu’ unvanlarıyla tanıttığı gerekçeleriyle suç duyurusunda bulunduk.
‘Yeni Roma’ neresidir? Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ‘Yeni Roma’ diye bir yer mi vardır? Elbette yoktur. Bütün bunlar belirli bir projenin parçalarıdır.
‘Yeni Roma’ projesine dikkat edin. Yakın gelecekte, ‘Biz ne Türküz, ne Kürdüz, ne Ermeniyiz, ne Süryaniyiz; hepimiz Romalıyız.’ söylemini çok daha sık duymaya başlayabilirsiniz.
Bu gelişmeler karşısında Türkiye’nin sadece seyretmesi değil, gerekli diplomatik ve hukuki adımları da kararlılıkla atması gerekmektedir.”
YAYININ TÜMÜNÜ İZLEMEK İÇİN👇
https://t.co/JHFO4Wph8t
@AYVALIKBELEDIYE@TC_Balikesir@ayvturkocagi@ayvalikturkes@ayvalikhaber@tontvmedya
Deniz Yavuzyılmaz, gündem saptırmak için hergün bir operasyon yapan Akp'nin ipliğini pazara çıkarmaya devam ediyor
"Akp, vatanı satmaya devam ediyor, siz bunları öğrenmeyin diye Akp yargısı marifetiyle hergün bir haksız operasyon yapıyor"
Prof Dr. Yusuf Halaçoğlu
"Şimdi Atatürk'e niye karşı çıktıklarını sanıyorsunuz?
Halifeliği kaldırdığı için mi? Hayır.
Alfabeyi değiştirdiği için mi? Hayır.
Saltanatı kaldırdığı için mi? Hayır.
Osmanlı devletinde Türk yoktu, Türk ismi yoktu, Atatürk çıktı devletin adına "Türkiye" adını verdi.
Türk devleti demekti bu. Atatürk kalktı "Büyük Türk Milleti" dedi. "Ne Mutlu Türküm Diyene" dedi.
Siz gençlere seslendi; "Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur" dedi. İşte bunlar yeniden Büyük Türk devletinin temelleriydi. Şimdi bunu yıkmaya yok etmeye çalışıyorlar!
⚠️Tüm enternasyonel haberler bu katliamı nasıl veriyor biliyor musunuz? "Katil Türk Vatandaşı" diye veriyor.
Oysa ki bu vahşi katliamı yapan, aşağıdaki ters kelepçeli görüntülerden anlayabileceğimiz üzere bir HIRT. Yani bize içerde ve dışarda zarar vermeye hızla devam ediyorlar.
***
1- Eğer Tayyip gözlerimi kaparım , işimi yaparım dese bile;
2- SEÇSİS ile seçim hileleri önlenebilecekse,
YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK HEVESLİLERİNE ONURSAL CUMHURİYET BAŞSAVCISI
SABİH KANADOĞLU'NDAN UYARI
***
Kimse kendi kendine gelin, güvey olmasın!
***
YENİ ANAYASA
***
Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun Yeni Anayasa konusundaki görüşleri:
***
1. Bu meclis; dört yıl için yasama yetkisi almıştır.
2. Meclis üyeleri mevcut anayasaya sadakat yemini etmiştir.
3. 1. ve 2. maddelerde belirtilen nedenlerle bu meclisin bir yeni anayasa yapma yetkisi yoktur.
4. Yeni bir anayasa yapma şartları oluşturmak için,
a. Önce halkın yeni bir anayasa isteyip istemediği halkoylamasına sunulur.
b. Nitelikli çoğunlukla kabul edildiği takdirde barajsız bir seçimle bir kurucu meclis oluşturulur.
c. Bu kurucu meclisin hazırlayacağı yeni anayasa taslağı yeniden referanduma sunulur.
***
EĞER; ÜLKENİZİ SEVİYOR VE KORUMAK İSTİYORSANIZ , BU YORUMUN YAYILMASINA PAYLAŞARAK YARDIMCI OLUNUZ ...
-İstiklal Mahkemeleri 30 bin kişi asmıştır! (Ahmet Altan)
-İstiklal Mahkemelerince 120 bin kişi asılmıştır! (Abdurrahman Dilipak)
“-Kemalist İnkılapları yerleştirebilmek için 500 binden ziyade insan telef edilmiştir! (Kadir Mısıroğlu)
Yani salla salla vur duvara...
✍️🏻Peki gerçek ne?
-İstiklal Mahkemelerinin 1920-1927 yılları arasındaki toplam idam sayısı 2.076`dır. (iki bin yetmiş altı)
-İdam edilenler: Israrlı asker kaçakları, asiler, casuslar, bozguncular, ırz düşmanları, soyguncular, hırsızlar, halka eziyet eden görevliler, işgalcilerle işbirliği yapan Rumlar, Ermeniler ve gizli Tarikat-ı Salahiye Cemiyeti, “şapkayı bahane ederek halkı ayaklanmaya kışkırtma olayları… (İskilipli Atif Efendi vb.leri).”
(Prof Dr. Ergün Aybars)
Nasıl yani?
Ben alamadım. Şaşkınlık ve dehşet içindeyim.
Biz her gün yeni zamlarla uyanırken
İsraile, Yunan’a, Rum’a ucuz petrol mü kaçırmışlar?
Cezasını da bize ödetecekler!
Yahu merak ediyorum; biz, bu kadar düşmanlık için ne yapmış olabiliriz?
📌Türkiye Cumhuriyetinin tapu senedi olan Lozan Barış Antlaşmasının 103. Yılı Kutlu Olsun.
NOTLAR:
⚠️Lozan Antlaşmasının herhangi bir GİZLİ MADDESİ yoktur.
⚠️Lozan Antlaşmasında antlaşma öncesi sahip olduğumuz hiçbir ada verilmemiştir.
⚠️Lozan öncesi sahip olduğumuz hiçbir toprak Lozan'da terk edilmemiştir.
⚠️Lozan Antlaşmasında "madenlerinizi çıkaramazsınız" diye bir madde yoktur.
⚠️Kıbrıs, Mısır, Sudan Lozan'da verilmemiştir. Çok daha önce İngilizler buraları ilhal etmiştir. İngilizlerin 1914'teki ilhak kararı kabul edilmiştir.
📌Lozan Barış Bayramı/Sulh Bayramımız Kutlu olsun.
EK: Lozan Barış Antlaşmasının tam metni; https://t.co/6Pl0ryb28A
#LozanBarısAntlasması #TreatyofLausanne #Lozan #SulhBayramı #LozanBarışBayramı #24Temmuz1923 #LozanAntlaşması #tarih #TarihteBugün #TürkiyeninTapuSenediLozan
Musul Lozan'da kaybedilmedi.👇
1. Dünya Savaşı sonunda 1918'de işgal edilen Musul, dönemin koşulları içinde bir daha geri alınamadı ki kaybedilsin. 1918'de İngilizler Musul'u işgal ederken Padişah Vahdettin'di. 1. Dünya Savaşı yeni bitmişti. Kurtuluş Savaşı daha başlamamıştı. Musul işgal edildiğinde Lozan Antlaşması'na yaklaşık 5 yıl vardı.
Türk heyeti, Kasım 1922'de Lozan'a giderken Musul askeri olarak kurtarılmış değildi.
Türk heyeti Musul için Lozan'da büyük bir mücadeleye girdi. İsmet Paşa'nın deyişiyle Lozan'da masa başında bir "Musul savaşı" verildi. Ancak konferansın başlarında yapılan görüşmeler tıkandı. Böyle olunca Musul konusunun Lozan sonrasında İngiltere ve Türkiye arasında ikili görüşmelerde çözülmesine, olmazsa Milletler Cemiyeti'nin sorunu ��özmesine karar verildi. Yani Musul Lozan da kaybedilmedi.
Lozan'da Musul'la ilgili madde, Musul konusunun Lozan sonrasında Türkiye ve İngiltere arasında görüşüleceği, sonuç alınmazsa Milletler Cemiyeti'ne gidileceği yönündeydi.
Lozan sonrasında Türkiye ve İngiltere arasında Musul görüşmeleri başladığında Türkiye'nin güney sınırında İngiliz destekli Nasturi İsyanı çıktı.
Musul sorunu Milletler Cemiyeti'ne aktarıldığında da bu sefer Türkiye'nin Güneydoğu Bölgesinde Şeyh Sait İsyanı çıktı.
Musul konusundaki Türk tezi Türk-Kürt kardeşliği teziydi. Şeyh Sait İsyanı bu tezi zayıflattığı gibi yarattığı güvenlik endişesiyle Türkiye'nin yeni toprak kazanmak yerine yeni kurulan Cumhuriyeti ve mevcut Misakı Milli sınırlarını koruma refleksini güçlendirdi. Türkiye Cumhuriyeti bir an önce Türkiye - Irak sınırının çizilmesine odaklandı. Bu sırada Milletler Cemiyeti, Musul'un Irak'ta kalmasına karar verdi.
1926 yılında İngiltere ile imzalanan Ankara Antlaşması ile Musul İngiltere mandasında Irak sınırları içinde kaldı. Buna karşın Türkiye Musul petrol gelirlerinden 25 yıl süreyle yüzde 10 pay alacaktı.
1926 yılında, henüz daha 3 yıl önce kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti, Milletler Cemiyeti'nin müdahil olduğu bir konuda diplomatik yollarla kurtarılamayan Musul için askeri operasyon yapmayı ulusal çıkarlar açısından doğru bulmadı. Çünkü bu durumda hem daha 3 yıl önce Lozan Barış Antlaşması ile 10 yıllık savaşın ardından sağlanan barış bozulacak hem de çok daha önemlisi Türkiye Cumhuriyeti uluslararası arenada Milletler Cemiyeti kararlarını tanımayan "barış yıkıcı" bir devlet damgasını yiyerek bütün dünyanın tepkisini üzerine cekecekti. Savaştan yeni çıkmış, kendi ayakları üstünde durmaya çalışan, Şeyh Sait İsyanı ile sarsılan ve henüz daha 3 yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti'nin o yıllarda Musul için bir maceraya atılması büyük bir hata olurdu. Atatürk ve dava arkadaşları ile TBMM bu hataya düşmedi.
Gerçek şu ki!
Lozan'da Türk askerinin koruduğu ve fillen Türkiye'nin elinde olan hiçbir toprak kaybedilmedi. Daha önce 1. Dünya Savaşı öncesinde ve sonrasında kaybedilen Batı Trakya, Musul, Adalar kurtarılamadı. Buna karşın Gökçeada, Bozaccada ve Tavşan Adaları Lozan'da kurtarıldı. Ayrıca Hatay da Lozan'dan sonra Atatürk'ün büyük cabadiyla 1938'de kurtarıldı, 1939'da Türkiye'ye bağlandı. Lozan'daki Boğazlar komisyonu ve Boğazlardaki askersizleştirilmiş bölgelere de 1936 Montrö ile son verildi.
Cumhuriyeti kuranlar, Atatürk ve dava arkadaşları toprak kaybetmedikleri gibi toprak da kazandılar; Hatay'ı kurtardılar.
Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun geçen haftadan itibaren yıllardır görülmeyen ölçüde ışıklandırılması ve etrafındaki ağaçların adanın her yerinden görünecek şekilde budanmasının zamanlaması çok dikkat çekicidir.
Lozan’ın 103., Montrö’nün 90., Kabotaj Kanununun 100., Hatay’ın anavatana katılışının 87., ve Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52., yıldönümlerinin bulunduğu temmuz ayında, Heybeliada gibi 1773’ten bu yana Türk denizciliğinin ve Deniz Harp Okulu geleneğinin simge mekânlarından birinde böylesine gösterişli bir görüntü verilmesi kamuoyunda doğal olarak soru işaretleri doğurmaktadır.
Türkiye’deki Rum Ortodoks nüfusunun bugün geldiği seviye de dikkate alındığında, bu tür sembolik adımların yalnızca estetik bir tercih olarak değil, siyasi ve jeopolitik bağlamıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Son dönemde Doğu Akdeniz’den Ege’ye, AB kurumlarından ABD-Yunanistan-GKRY eksenine kadar Türkiye üzerinde artan diplomatik baskılar yaşanırken, bu görüntünün zamanlamasını sorgulamak meşru bir haktır.
Daha da öte ABD baskıları ile Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasının yoğun şekilde tartışıldığı bir dönemde, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın yıllardır dile getirdiği temel hak ihlalleri devam ediyor.
Son haftalarda azınlık temsilcileri ve Türk kurumları Lozan Antlaşması ile güvence altına alınan eğitim ve din özgürlüğü haklarının tam olarak uygulanmadığını vurgulayarak, Türk okullarının giderek azalmasını, iki dilli Türk anaokulu taleplerinin karşılanmamasını ve Batı Trakya Müslüman Türklerinin kendi müftülerini özgür iradeleriyle seçememesini adeta haykırıyor.
Devletimizin ilgili kurumlarının bu tür gelişmeleri dikkatle değerlendirmesi ve kamuoyunu şeffaf biçimde bilgilendirmesi önem taşımaktadır.
Tarihi ve egemenlik hassasiyetleri bulunan bu tip tartışmalı dini binalar sadece bina değildir. Buralardan verilen her mesaj, yalnızca mimari değil aynı zamanda jeopolitik anlam da taşır.
Ünlü tarihçi Justin McCarthy anlatıyor:
"Dünyada en büyük soykırım Osmanlı Türklerine karşı yapıldı. 1821'den 1922'ye kadar 5.5 milyon Osmanlı türkü balkanlardan sürüldü. 5 milyondan fazlası ise öldürüldü. Bunları kimse bilmez. Tarih kitapları yazmaz"
Serap Belovac��klı'dan tarihi
'öcalan' çıkışı:
Burası, bir k*tile kravat taktığınızda herkesin alkışlayacağı bir milletten oluşmuyor.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah
arkadaşlarının milletle birlikte kurduğu bir
devlet burası.
Öyle iki tane t*r*riste kravat takınca
'buyrun' diye saygı duyuramazsınız, bu millete.
•Burası Türkiye! Burası Suriye değil!