Terör örgütü PKK tarafından katledilen Aybüke Öğretmenimizi saygı, minnet ve özlemle anıyoruz.
Cumhuriyetimizin aydınlanma meşalesini söndürmeye çalışan karanlık odaklar dün başaramadı, bugün de asla başaramayacaktır. Aybüke Öğretmenimizin aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz.
63 yıl geçti...
Nazım'ın sesi hâlâ işçi sınıfının saflarında.
Sömürüye, gericiliğe ve emperyalizme karşı mücadelede Nazım yaşıyor.
Yaşasın işçi sınıfı!
#NazımHikmet
Onlar erişimi engelledi! Gelin engelleri birlikte kaldıralım!
Onlar erişimi engelledi, biz dayanışmayı büyüteceğiz!
Sosyalist Cumhuriyet Partisi (SCP) X hesabına erişim engeli getirilmiştir. Ancak emekten, tam bağımsızlıktan, Cumhuriyet'ten ve halkın örgütlü mücadelesinden yana olanların sesini hiçbir engel susturamaz.
SCP'nin yeni X hesabını takip edin, paylaşın ve dayanışmamızı büyütün. Bu adaletsizliğe karşı hep birlikte sesimizi yükseltelim.
#EngelleriAşıyoruz
#Susturamazsınız
Gezi, gericiliğe, baskıya ve sömürü düzenine karşı halkın yükselttiği onurlu bir itirazdır.
Aradan geçen yıllara rağmen bağımsız, laik, demokratik ve emekten yana bir Türkiye mücadelesi sürüyor.
Gezi'nin bıraktığı mücadele mirası yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.
Yaşasın tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye!
Nurhak'ta katledilen Kadir Manga, Alpaslan Özdoğan ve Sinan Cemgil'i saygı ve sorumlulukla anıyoruz.
Onların Bağımsızlık, Devrim ve Sosyalizm bayrağını taşımaya devam edeceğiz!
Partimizin Kurucu Genel Başkanı Mehmet Bedri Gültekin: "27 Mayıs’a karşı olmak temelinde bir saflaşmayı bugün Türkiye’ye dayatanların Turgut Özal’ı savunması kaçınılmazdır. Davutoğlu ve Babacan gibi…"
CHP'ye yönelik “mutlak butlan” kararı, hukuk kılıfına sarılmış bir karşı-devrim operasyonudur.
Bugün Türkiye’de AKP-MHP-DEM iktidar bloğu, kendi mafya-tarikat-rant düzenlerini Amerikan emperyalizminin desteğiyle tahkim ederken; Cumhuriyet devrimi birikimine, Altı Ok’u savunanlara ve emekçi halka karşı sistematik bir savaş yürütmektedir.
Bu savaşın hedefi yolsuzluklarla mücadele değildir. Babalar gibi satanların, parsel parsel peşkeş çekenlerin, üçe beşe kapatanların; anayasayı çiğneyerek iktidarlarını sürdürme operasyonudur.
Hedef bellidir: Cumhuriyetçi bir iktidar seçeneğini dağıtmak ve etkisizleştirmek.
Ancak burada asıl ifşa edilmesi gereken, Türkiye merkez siyasetinin tamamen kirlenmiş olduğu gerçeğidir.
Siyasi ve hukuki meşruiyetini tamamen yitirmiş bir iktidar, seçim dışı yöntemlerle iktidarını sürdürmeye çalışmaktadır. Yargıyı sopa, Anayasa’yı hamur yapmışlardır.
Seçimle kalamayacaklarını bildikleri için seçim sandığını anlamsızlaştırmaya çalışmaktadırlar. Meşruiyet için sandığa ihtiyaçları kalmamıştır. Muhtaç oldukları meşruiyet, Trump tarafından kendilerine verilmiştir.
Bu tablo karşısında şu gerçeğin de altını çizmek zorundayız:
CHP, bu kumpasa karşı direnecek meşruiyeti ve gücü; tam da bu kirlenmiş merkez siyasetine uyum sağlamaya çalışarak kaybetmiştir.
Ülke içi ve dışı güç odaklarına hoş görünmeye çalışarak, gerçek bir direnişi örgütlemekten sürekli kaçınmış ve bu operasyonlara zemin hazırlamıştır.
Cumhuriyet Devrimi’ni sahiplenmeyen, tam bağımsızlığı savunmayan, emperyalist-kapitalist sisteme karşı net tavır alamayan bir CHP, kendini de savunamaz.
“Helalleşme” siyasetiyle Erdoğan’ın karşısına Erdoğan benzerlerini aday çıkaran, hukuksuzluğa karşı YSK önüne bile gidemeyen, NATO’cuları, serbest piyasacıları, Altı Ok’la alakası olmayanları parti yönetimine getiren bir siyaset tarzı; bugünkü kumpasa karşı direnme meşruiyetini ve gücünü nereden bulacaktır?
Karşı-devrimci, bölücü Yeni Anayasa Komisyonu’na milletvekili göndererek çözülme sürecine dolaylı destek veren bir CHP, kadıyı kime şikâyet edecektir?
Brüksel’den, Washington’dan medet uman bir anlayış; Mustafa Kemal Atatürk’le ve milletle nerede birleşecektir?
Bu kumpasa karşı mücadele işte tam burada başlar:
Altı Ok’un devrimci özüne dönmekle,
Emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı net cephe almakla,
Mafya-tarikat-rant sistemine karşı emekçi halkın yanında saf tutmakla,
Ve en önemlisi; seçim dışı yöntemlerle iktidarını sürdüren bu karanlık bloğa karşı gerçek bir halk cephesi örgütlemekle…
Bugün, siyasi iktidarın sopasına dönüşen yargının çiğnediği Cumhuriyet hukukunu savunma günüdür.
Gerçek ve devrimci bir Altı Ok savunusu olmadan bu başarılamaz.
Sosyalist Cumhuriyet Partisi Kurucu Genel Sekreteri Kamil Dede: "Türkiye'de bugün sosyalistler olarak eğer bu kadar büyük bir birikime sahipsek biz,ve sayıca da bunun altında yatan Kemalist Devrim'in yarattığı insan malzemesidir. Bunu inkar eden hiçbir şey yapamaz."
Mayıs’ın bağımsızlık ruhuyla alanlardaydık! 🇹🇷
Ankara İl Örgütümüz, 19 Mayıs’ta Ankara’da bildiri dağıtarak halkımızı, bağımsızlık ateşinin yakıldığı bu tarihsel günde emperyalizme karşı birlik ve mücadeleye çağırdı.
7 Temmuz’da Türkiye’de gerçekleştirilecek NATO toplantısına karşı; tam bağımsız, anti-emperyalist bir Türkiye mücadelesini büyütme çağrısı yapıldı.
19 MAYIS 1919'DAKİ DEVRİMCİ İRADEYE BUGÜN HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK İHTİYAÇ VAR!
Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Samsun'a attığı adım, emperyalizme, işbirlikçi saltanata ve köhnemiş Ortaçağ düzenine karşı örgütlenmiş bir direnişin adımıydı. O irade, harap ve bitap bir halkı bağımsızlık hedefinde birleştirdi, işgalcileri Anadolu'dan söküp attı, saltanatı yıkarak yerine laik, üniter ve tam bağımsız bir Cumhuriyet kurdu.
Bugün o iradeden uzaklaştıkça emperyalizmin Türkiye üzerindeki yığınağı güçleniyor. Limanlar, madenler, fabrikalar, enerji kaynakları yabancı sermayeye ve mafya-tarikat-rant düzenine teslim edildi. Emekçi güvencesizliğe, eğitim gericiliğe terk edildi.
EMPERYALİST YIĞINAK BÜYÜYOR
7-8 Temmuz'da Ankara'da toplanacak NATO Zirvesi bunun en somut kanıtıdır. Plan, Türkiye'yi Karadeniz'de, Boğazlarda ve Ortadoğu'da emperyalist planların ileri karakolu yapmaktır. Montrö delinmek, Karadeniz NATO gölü haline getirilmek isteniyor. NATO; Bosna'da, Kosova'da, Afganistan'da, Libya'da, Suriye'de ve Ukrayna'da milyonlarca masumun kanını akıtan, ülkeleri parçalayan bir ittifaktır. NATO üyeliği Cumhuriyetimizin bağrına saplanmış bir hançerdir. 1952'den bugüne faili meçhuller, darbeler, katliamlar, kumpaslar bu hançerin eseridir.
Emperyalizm bunları, 19 Mayıs'ın devrimci iradesi örgütsüz bırakıldığı için yapabiliyor. Emperyalist yığınağın gücü, örgütlü irademizin zayıflığıyla doğru orantılı.
TEK YOL: 19 MAYIS İRADESİNİ ÖRGÜTLEMEK
Montrö'yü savunmak, üsleri kapatmak, tam bağımsız yurt savunmasını ve milli dış politikayı inşa etmek zorundayız. Bunların hiçbiri 19 Mayıs'ın devrimci iradesi yeniden örgütlenmeden mümkün olmayacak. Kurtuluş Savaşı'nı kazandıran milletin örgütlenmiş azim ve kararıydı. Dün Sevr'i dayatanlar Samsun'a çıkan iradeyle geri püskürtüldü. Bugün NATO zirvesi ambalajıyla gelenler, örgütsüzlüğümüzden cesaret alıyor. Bu kuşatma karşısında yapılması gereken, 19 Mayıs'ın devrimci iradesini ortaya çıkarmaktır.
Sosyalist Cumhuriyet Partisi bu iradenin partisidir. Tüm halkımızı Vatan-Emek-Cumhuriyet cephesine davet ediyoruz. Örgütlenmeden emperyalizmin yığınağı dağıtılamaz. 19 Mayıs İradesiyle örgütlenmek; emperyalizme, cumhuriyet yıkıcılığına, emek sömürüsüne ve işbirlikçiliğe karşı bugünün en güçlü cevabıdır.
✹ NATO'dan çıkılacak, yabancı üsler kapatılacak!
✹ Montrö'ye dokunulamaz, emperyalist anlaşmalar iptal edilecek!
✹ Limanlar, madenler, enerji kaynakları kamulaştırılacak!
✹ Cumhuriyet'in laik ve üniter yapısı korunacak!
✹ Eğitim parasız, bilimsel ve laik olacak!
✹ Grev, sendika ve toplu sözleşme hakları güvence altına alınacak!
Yaşasın Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye!
Yaşasın Cumhuriyet!
#19Mayıs1919
HASAN TOPRAK’I SONSUZLUĞA UĞURLADIK
Partimizin kurucularından Hasan Toprak’ı Tarsus Şehir Mezarlığı’nda sonsuzluğa uğurladık.
Cenaze törenine partililerimizin yanı sıra dostları, yoldaşları, akrabaları ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Mezarı başında partimiz Merkez Karar Kurulu üyemiz Yusuf Çelik bir konuşma yaptı.
Yusuf Çelik konuşmasında; Hasan Toprak’ın yaşamı boyunca örgütlü mücadeleden, bağımsızlık ve sosyalizm davasından bir an olsun geri durmadığını vurgulayarak, emekçi halkın kurtuluş mücadelesinde taşıdığı bayrağın mutlaka yükseleceğini ifade etti.
Hasan Toprak’ın mücadeleci anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
Devrim ve sosyalizm mücadelesinde yaşayacak.
Bugün yoldaşımız Hasan Toprak’ı sonsuzluğa uğurladık…
Cenaze törenine MKK üyemiz Yusuf Çelik ve parti yöneticilerimiz de katılarak Hasan Toprak’ı son yolculuğunda yalnız bırakmadı.
Hayatı boyunca bağımsızlık, devrim ve sosyalizm mücadelesinden geri durmayan Hasan Toprak’ın anısı mücadelemizde yaşamaya devam edecek.
Devri daim olsun. ✊🏻
Sosyalist Cumhuriyet Partisi kurucularından, mücadele arkadaşımız Hasan Toprak’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Ömrünü Bağımsızlık, Devrim, Sosyalizm davasına adayan yoldaşımız Hasan Toprak’ın ölümsüz anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
Ailesine, yakınlarına ve tüm yoldaşlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Devri daim olsun. ✊🏻
Sosyalist Cumhuriyet Gençliği, memleketimizi ve kampüslerimizi "yeni sürecin yeni provakasyonlarına" alet etmek isteyen güçlere karşı bu sorumluluk ve iradeyle mücadele edecektir.
YENİ SÜREÇ YİNE PROVOKASYON!
AKP - MHP - DEM ortaklığıyla yürütülen "Yeni Çözüm Süreci" ilkinde olduğu gibi üniversiteleri provakasyon sahası haline getirecek yeni tertiplere alan açmaktadır.
Bugün 6 Mayıs 2026; Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın idam edilişinin 54. yılı.
O darağacı, Tam Bağımsız Türkiye şiarının öncülerini infaz etmek, o devrimci duruşa boyun eğdirmek, Cumhuriyet Devrimi birikimini yoketmek için kuruldu. 12 Mart faşizmi darağaçlarıyla halkın bağımsızlık ve kurtuluş iradesini kırmayı hedefledi. Arkasından 12 Eylül'le neoliberal talanı, Amerikan uşaklığını, NATO esaretini, tarikat-cemaat yapılanmasını inşa ettiler.
Denizlerin "suçu"; 6. Filo'yu denize dökmek, üniversitelerde milli, demokratik, laik ve bilimsel eğitimi eğitimi savunmak, işçilerin, köylülerin safında ağaya-patrona karşı mücadele etmek, Samsun'dan Ankara'ya "Tam Bağımsız Türkiye Yolunda Mustafa Kemal" diyerek yürümekti.
En büyük "suç"ları; Amerikan emperyalizmine, işbirlikçi sermayeye ve ortaçağ karanlığına başkaldırmak, Cumhuriyet Devrimi'nin bayrağını taşımaktı.
Deniz Gezmiş mahkemede, dimdik ayakta; "Ben Amerikan emperyalizmine, Sovyet revizyonizmine karşı bir Türk devrimcisiyim."
"İddianamede geçen ve bana atfedilen bir cümleyi kabul etmiyorum. Ben silahımı halka ve orduya karşı kullanmadım, ancak vatan hainlerine karşı kullanmak maksadıyla taşıdım."
"Türkiye'nin bağımsızlığından başka bir şey istemedik ve hayatımızı bu yola koyduk. Varlığımızı Türkiye adına armağan ettik. Bunun aksini iddia edenler vatan hainidir."
"35 milyon metrekare vatan toprakları işgal altındayken, bizim milli bütünlüğü bozmakla suçlanmamız gülünçtür. Mustafa Kemal sağ olsaydı çok şaşırırdı. Hareketimiz tamamen anayasal bir harekettir."
"Bu memlekette Mustafa Kemal'e gerçekten sahip çıkanlar varsa, onlar da bizleriz."
"Tarih bizi temize çıkaracaktır" demişti.
Deniz Gezmiş'in bu sözleri 54 yıldır doğrulanıyor. O gün "vatan haini" denenler, bugün tarihin vatansever süzgecinden geçti. Onları suçlayan zihniyet ise emperyalist güçlerin kucağında bu vatanı satmaya devam ediyor.
Denizler'in tarif ettiği düşman bugün de aynı.
NATO'nun Adana'ya çok uluslu kolordu karargâhını kuran, İstanbul Boğazı'na deniz unsur komutanlığını açan, bölücü-gerici terörü himaye eden; Amerikan emperyalizmi ve onun içerideki işbirlikçi mafya-tarikat düzeni. Bu düzen ki köprüleri, nehirleri, madenleri, fabrikaları, çocukları, kadınları ile bir vatanın neyi varsa yıkmaktadır, satmaktadır, talan etmektedir. Bu kan emicilere karşı Kuvayı Milliye'den, 68' e uzanan, o boyun eğmeyen yurtsever, devrimci gelenek en büyük dayanağımızdır.
Sosyalist Cumhuriyet Partisi olarak, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın; yurdumuzun ve emekçi halkımızın kurtuluşu yolunda, son nefeslerine kadar taviz vermeden sürdürdükleri devrimci mücadelerini, vatana ve emekçi halka olan bağlılıklarını şan ile anıyoruz.
Onlardan devraldığımız, Tam Bağımsız Türkiye şiarını, bugün Vatan, Emek, Cumhuriyet bayrağıyla taşıyoruz.
Yaşasın Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye!
#6Mayıs1972 #DenizGezmiş #DarağacındaÜçFidan
Bağımsızlık, Devrim ve Sosyalizm mücadelesi için çarpışmış Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ı anıyoruz!
Yer: Karşıyaka Mezarlığı 2. Kapı
Saat:10.00