Bak alışkanlık valla bu bataklığın içinden kurtulmaya çalıştıkça bir ses beni çagırıyor.
Mesleki gündemi takip etmeyeceğim bulaşmayacağım dedikçe illa çekiyor kendine
sebebi ne olursa olsun mobbingi savunan, esas sebebine öfkesini yöneltemediği için çevresinden çıkaran, kötü şartlarda çalışmaktan ve sistemin kirliliğinden bozunmanın nerde olduğunu algılayamayacak kadar terazisi şaşmış herkesin. Çok üzüldüm oysa tıbbi etik böyle miydi?
Türkiye’de herkesin kendini bir şey sanıp bir başkasını çok rahat küçümsemesinden aşağılamasından tiksinti geldi artık. Kendi hayatları olmadığı için mutsuz, kendilerini var edebilecekleri başka alan olmadığı için her işi rekabet gibi algılayıp sürekli aşağılayan
Devam eder tabii ki.
Perifer tıp fakültelerinin önemli kısmı deforme bir eğitim ve nosyon veriyor. Bu insanların işin ve mesleğin doğrusunu öğrenmeleri gerekiyor. Böyle diyince de bozuluyorlar ama gerçek de bu.
Doktor hanımın dramını acilde çalışmayan bilmez. Aile hekimliğinde daha rahat halledilecek iş için yeşil alanın hınca hınç dolu olmasının sebebi genelde "ben serumsuz iyileşemiyorum"cular. Acilden aile hekimliğine kaçmış biri olarak söylüyorum bunu. Sıkıntı gelen kitlenin sabırsızlığında başlıyor. Kalabalığı beklemek istemeyen vatandaş önce kapı önüne gelip uyduruk bi bahane ile hocam bizi önden al diye konuşur. Yeşil alan hekimi bunu yaparsa başına ne geleceğini bilir. Sonra bu kapı önünü tayfası bu sefer hızlı olun diye içeriyi darlamaya başlar, iş yapılamaz hale getirir ama devlet hastanelerinin triyajlara göreve yeni atanmış sağlık personeli koyması gibi bir gerçek var. Bakanlığın baktığınız hastaların şu oranı yeşil olacak diye genelgeler yollaması gibi bir gerçek de var. Yeşil alanda araya kaynayan sarı hatta turuncu hastalar vardır. Hekim bunları kaçıramaz. Benim yeşil alandan direkt kvc yoğun bakımına bile hasta yatırmışlığım var, bunun gibi bi sürü örneğim var. Penceresi olmayan, havalandırmanın düzgün çalışmadığı, kesilmeyen uğultudan kulaklarınızın bile iptal olduğu bi yerde kalabalığın lincine uğramamak için arada çıkıp beş dakika hava bile almadan çalıştığınız bir yerde sinir sisteminiz zaten harap olur, siz de kontrolünüzü kaybedersiniz. Tartışmalar çıkar, güvenlik ortamdan ilk sıvışan kişi olur. Kavgasız yeşil alan nöbeti olmaz. Ha doktor hanım gene efendi davranmış. Ortamın şartlarını bilen biri olarak ben doktor hanımı gene ağzını bozmadığı için tebrik ediyorum. Benle bu şekilde tartışan birine ben de bu kadar efendi davrandım, adam elini beline atarak ana bacı sövdü bana. Adamın beni koruyan kimsenin olmadığı bir köşeye sıkışıkken bana silah veya bıçak çekeceğini zannedince elime geçirdiğim ilk cisimle ben de adamın üstüne gittim. Şimdi benim o halim internette dolanıyor olsa hayatım bitmişti. Ama kusura bakmayın kimse canını, nöbetlerde yok olan akıl sağlığını, anasının bacısının onurunu sokakta bulup da oraya gelmiyor. İçerdeki adam da insandır, size yapılsa kıyameti koparacağınız terbiyesizlikleri ama siz doktorsunuz diye yutmamızı kimse beklemesin. Sistemin kötü kurgusu için o sistemi inşa etmemiş birine sırf orada çalışıyor diye baskı uygulayamazsınız. Ya da doktor hanım gibi dirayet gösterene denk gelince ağlamayacaksınız
Sıra 700 lerde, hastanın sırası 1200 lerdeymiş. Yani arada toplam bakılan hasta kadar sıra var.
Sağdan gelen Doktor diyor ki; "ben burada çalışmıyorum, yoğunluktan dolayı yardıma geldim"
Yardım gelmese muhtemelen sıra 350 lerde olacak.
Artık sistemin içindeki herkes çıldırmış durumda. Beğenmiyorsanız bırakıp gidin denilecek yine ama gerçekten tartışan insanlardan orada çalışan Doktordan daha sağlıklı görünüyor. Ne işleri var acilde? Belki bir hastalarını getirdiler mi acaba desek 1200 kişiden bahsediyoruz, Acil serviste 1200 kişi olması için o şehirde büyük bir afet yaşanmış olması gerekiyor.
Bir sorununuz olduğunda ilk önce Aile Hekimine, orada çözemiyorsanız Polikliniğe gitmeniz gerekiyor. Acil servise sadece ölmeniz veya sakat kalmanız ihtimalinde gitmeniz gerekiyor.
Hani diyorsunuz ya bize bakılması için ölmemiz mi gerekiyor diye, Acil servise başvurmanız için ölmeniz gerekiyor. Mükemmel ayrım yapmanızı beklemiyoruz ama en azından burnum aktı diye acil servise başvurmasanız yada 1-2 yıldır devam eden kaşıntınız için acil servise başvurmak yerine Aile Hekimliğine gitseniz oradaki 1200 sayısı 400-500 lere inecek. Böylece tartışma yaşanmayacak.
Aile Hekimliklerinin maksimum kullanılması gerekiyor ki Aciller rahatlasın. Aile Hekiminizi beğenmiyorsanız değiştirin ama şu Aile Hekimliği sistemini kullanın. Her şikayetinizde soluğu Acilde almamanız gerekiyor.
Sıra 700 lerde, hastanın sırası 1200 lerdeymiş. Yani arada toplam bakılan hasta kadar sıra var.
Sağdan gelen Doktor diyor ki; "ben burada çalışmıyorum, yoğunluktan dolayı yardıma geldim"
Yardım gelmese muhtemelen sıra 350 lerde olacak.
Artık sistemin içindeki herkes çıldırmış durumda. Beğenmiyorsanız bırakıp gidin denilecek yine ama gerçekten tartışan insanlardan orada çalışan Doktordan daha sağlıklı görünüyor. Ne işleri var acilde? Belki bir hastalarını getirdiler mi acaba desek 1200 kişiden bahsediyoruz, Acil serviste 1200 kişi olması için o şehirde büyük bir afet yaşanmış olması gerekiyor.
Bir sorununuz olduğunda ilk önce Aile Hekimine, orada çözemiyorsanız Poliklini��e gitmeniz gerekiyor. Acil servise sadece ölmeniz veya sakat kalmanız ihtimalinde gitmeniz gerekiyor.
Hani diyorsunuz ya bize bakılması için ölmemiz mi gerekiyor diye, Acil servise başvurmanız için ölmeniz gerekiyor. Mükemmel ayrım yapmanızı beklemiyoruz ama en azından burnum aktı diye acil servise başvurmasanız yada 1-2 yıldır devam eden kaşıntınız için acil servise başvurmak yerine Aile Hekimliğine gitseniz oradaki 1200 sayısı 400-500 lere inecek. Böylece tartışma yaşanmayacak.
Aile Hekimliklerinin maksimum kullanılması gerekiyor ki Aciller rahatlasın. Aile Hekiminizi beğenmiyorsanız değiştirin ama şu Aile Hekimliği sistemini kullanın. Her şikayetinizde soluğu Acilde almamanız gerekiyor.
Sevgili Romalılar kliniklere randevu bulamamanızın nedeni randevu sayılarının yetersizliği değil,
Cahil cühelanın devlet hizmetini aşağıdaki gibi sabote etmesindendir.
Randevu alamıyoruz diye doktorları darlamayı bırakın artık.
@DilekOzcengiz Hiçbir nöbetimde lavabo ve yemek ihtiyacımı karşılayamadım. Sıfır uyku ile bitiyordu nöbetlerim. Sarı-kırmızı alan birlikte bakarken defalarca ağladım. Tanıdığım var diye öncelik isteyenden tutun bu gibi tipler beni bu sistemden nefret ettirdi. İstifa ettim.
Bundan 9 gün önceden düne kadar ufak çaplı bir tatile gittim. İstanbul'a defalarca gitmiş hatta bir süre yaşamış olmama rağmen hiç detaylı gezmemiştim. Bu sefer Topkapı, Dolmabahçe, Galata kulesi, Kız Kulesi, Ayasofya, Blue Mosque, Süleymaniye, Vehbi M. Koç müzesi, İstiklal/Taksim, Eminönü, Yerebatan, Şerefiye her yeri, tüm bölümlerini detaylı detaylı gezdim. Dünya'ya bakış açım değişti. Bunca yıldır Acil kapılarının içine tıkılmış vaziyette her ay 11-12 nöbet boyunca 24 saat en temel insani gereksinimlerimizi bile ya karşılayamadan ya da koştura koştura hallederek, İcapçı/Nöbetçi Dr dan sanki kendi akrabamı danışıyormuşum gibi laf duyarak, her serum order edişimde Hemşirelerin tripleriyle uğraşarak saçma sapan bir sistemin içinde bunalıma girip duruyordum. Öncesi zaten Tıp fakültesinde her ay sınava girmekten, ne ara tatil ne yaz tatili görmeden 6-7 sene boyunca hayat yaşamadan gençliğimizi çürüterek geçti. Mezun olunca da aldığın maaşı çok görenler, sürekli hiçbir eğitimi olmayan kişilerin ağzında meze edilerek hayattan soğutularak günler geçmeye başlıyor.
Hayat denilen şeyi Doktorlar olarak kaçırdığımızı fark ettim. Yaşamanın güzelliklerini, aynı ortamda bulunmamıza rağmen insanların yaşamları arasındaki devasa farkları, her şeyi bütün netliğiyle görünce zihnim açıldı. Bu şartlarda Doktor olarak neden sürünüyoruz ki? Kim "eline sağlık, teşekkür ederim" deyip hakkın olan parayı ödüyor? Yönetim sadece senin dış dünyayı görüp uyanmaman için sürekli hasta baktırıyor. Çünkü bir kere uyanırsan tekrar seni çalıştıramaz. İnsanların yaşadığı hayatı fark ettikten sonra tekrar köle gibi çalışamazsın. Doktor olmak için ömrün boyunca çalıştın didindin, tüm gençliğini hayatını verdin. Artık iyi ortamlarda yaşamak, gezmek, değişik lezzetler tatmak en çok senin hakkın. Senin hak ettiğin; "İçeride ameliyat mı yapıyorsunuz" deyip kapının yumruklanması değil. "Beğenmiyorsan istifa et" değil. "Doktorlar çok para kazanıyor, gözleri doymuyor" değil. Dayak yemek, öldürülmek hiç değil.
Bir Doktora yakışır şartlarda yaşaman gerekiyor. Bir Doktora yakışır şartlar altında hasta bakman, temel ihtiyaçlarını karşılaman gerekiyor. Bir Doktora yakışır şekilde gezmen, eğlenmen, kültürel gelişim sağlaman gerekiyor. Şartların bunlar değil ama senden beklenen, sana yüklenen sorumluluk bir Doktora yakışır şekilde(!)
Yo dostum Yo. Bu kabul edilemez. Doktorlar olarak biz kendimizden çok fazla ödün vermişiz. Artık uyanma vakti geldi. Dünya'ya farklı çerçeveden bakma vakti geldi.
Yurtdışında acil servis triyajı:
Vital bulgular bozuk mu, bilinç açık mı, hemodinami instabil mi? Ölüm tehlikesi var mı ?
Evet → Kırmızı alan 🚨
Hayır → Anamnez özgeçmiş formu, bekleme salonu.🫷🏻
Öncelik: Hayati risk. Risk altındaki hastalar en öncelikli ilgiyi ve tedaviyi alır.
Türkiye’de triyaj:
Alo hocaam yeşilde sıra bekleyenler 52 kişiye çıktı, enjeksiyon sırasında 45 kişi var, yeşili üçleyelim yoksa kavga gürültü çıkacak..
Aradan yaşlı hastaları sarıya atıyorum haberiniz olsun.. Bu arada başhekim bey VIP hasta göndermiş serum takılacak kırmızıda tekli oda müsait..
Öncelik : taktik maktik yok.. herkes eşit. Bazıları daha eşit…