Bu ülkeye geldiğimde zamanda otuz veya kırk yıl geri gitmiştim. Şimdi yine zaman yolcusuyum.
Bu kez kırk günlüğüne ileri gideceğim. Bakalım, ülkemde ben yokken neler değişmiş?
Bir ülkenin yarını, bir çocuğun bugününde saklıdır.
Atatürk’ün 'ışık' dediği tüm çocukların şefkatle büyüdükleri, güvenle var oldukları bir dünya hayaliyle...
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!
#23Nisan#MustafaKemalAtatürk#İnkılapKitabevi
“Yayınlamak” değil, “yayımlamak” diyelim.
Dil bilimciler şöyle özetliyor bu ayrımı:
“Yayım” yapılan eylem, iş, “yayın” da bu işin ürünüdür.
Bu sebeple “yayımlamak” hem kitap, gazete, dergi vb. şeyleri basmak ve dağıtmak, neşretmek hem de dinlenilecek, görülecek şeyleri radyo ve televizyonla sunmak, bildirmek, duyurmak işidir.
Şekerlerini ve bozuk paralarını yere koydular. Öyle güzellerdi ki... Bayram günü Fatiha, Ayetelkürsi ve İhlasla aynı duada buluştuk. Güzel bir dünyada yaşayın çocuklar.
Yedi aydır yaşadığım bu memlekette kendimi zaman yolcusu gibi hissediyorum. Burada çocuklar sabah sekiz buçuktan itibaren şeker toplamaya başladı. Öğleye doğru iki erkek çocuğu kapımızı çaldı. En fazla on yaşındaydılar. Birbirimize iyi bayramlar diledik.
Çikolataları alınca biraz daha büyük olanı, bir şey söyledi. Dilini bilmediğimi söyledim. Türk'üm, dedim. Çocuk, cümlesini bir kez daha tekrarlayınca "Dua okuyayım mı?" dediğini çözdüm. Lütfen, der demez çocuklar dizlerinin üstüne çöküp dua okumaya başladılar.