Ya Râb, öyle bir kapı aç ki tüm kapıda kalmışlıklarımı unutayım.Öyle insanlar olsun ki hayatımda kimsesizliğimi unutayım.Öyle sevinçlerim olsun ki ağlayarak uyuduğum geceleri unutayım.Öyle bir sevgi ver ki sevilmemişliğimi unutayım.Ama ne olursa olsun seni hiç unutmayayım🤲🏻 #dua
"Allah'ım, hiçbir yere varmayan çabalarımın yorgunluğundan Sana sığınırım. Kalbime, 'olan her şeyde bir hayır vardır' diyebilecek kadar geniş bir teslimiyet, ruhuma da derin bir dinginlik nasip et." #iftar#dua
“Zamanın ağır ağır yürüdüğü yerlerde, ruh da kendi hızını bulur; telaşın gürültüsü çözülür, insan kendisine yaklaşır. Zamanla anlaşılan bir şey vardır: Acele ettiğimiz her şey, ruhumuzda eksilmiş bir huzur bırakır..”🍂
John Berger’ın çok sevdiğim bir sözü var, “Kelime dağarcığımız çok fakir olduğu için hayatta başımıza gelen pek çok şey isimsiz kalır,” der. Edebiyat bize bunun için lazımdır. Dilsiz ve kelimesiz kalan şeylere bir isim verebilmek için. Anlamak için.
Sağımız savaş, solumuz savaş. Bize sıçramasın diye dua ediyoruz resmen. Peki biz neden kadınlarımızı, gençlerimizi, çocuklarımızı, bebeklerimizi gömüyoruz abi?! Madem sulh içindeyiz, neden askerlerimize, itfaiyecilerimize, madencilerimize ağıt yakıyoruz? Savaşa girdik de bomba mı attılar ormanlarımıza? Neden yanıyoruz abi!? Savaş yok diye şükrediyoruz. Şükrediyoruz da… Hangi düşman, hangi bayrağın altında saf tutsa bize biz kadar zarar verebilirdi acaba? Savaş olsa, düşman tankla, topla, uçakla gelse… Şanlı şerefli tarihin mirasçılarıyız, elbette dimdik dururduk karşılarında. Neden öldüğümüzü bilirdik en azından... Şimdi cephe yok, taraf yok, savaş yok. Peki biz sulh içindeyken, yürürken, çalışırken, tatildeyken hatta… Neden ölüyoruz abi?
Allah sonumuzu hayır etsin.