Dünyada çok ama Türkiye’de tam anlamıyla bir “saatçilikte tüketim analizi” olmadığını fark ettik ve bunun üzerine ufak, az ama öz sorulardan oluşan bir anket hazırladık.
Böylece hangi markaların Türkiye’de popüler ya da baskın olduğunu, koleksiyonların genelde kaç saatten oluştuğunu ve güncel popülerlikteki markalar gibi enteresan verileri analiz etmiş olacağız…
Eğer katılmak isterseniz çok mutlu oluruz, mesela şahsen ilk sorunun cevaplarını çok çok merak ediyorum :) Naçizane bağlantıyı altta ekliyorum;
https://t.co/i6CtYxNcsg
Çok az kaldı… Sizin için derli toplu bir “Japonya saat rehberi” videosu yapıyorum ve bu benim kendi YouTube kanalımın da ilk videosu olacak. Ufak bir kesitini sizinle de paylaşayım istedim...
Lütfen isteklerinizi, önerilerinizi yazmaktan çekinmeyin…🙌
Uzun zamandır benden YouTube’da bir inceleme isteğiniz olduğunu biliyorum, bu nedenle kendimce size ufak bi’ sürpriz yapayım istedim, ekte belki izlemek istersiniz diye bir bağlantı adresi bırakıyorum;
İncelemeyi üzerine Türkçe hiç video çekilmemiş bir saat ve markasıyla yapayım istedim: Fukushima Watch Co.
Videoyu doğal olması açısından daha ziyade hücum kayıt şeklinde, pek kesmeden yayınlamayı tercih ettik, bu nedenle eğer bir kusur görürseniz ya da hoşlanmadığınız bir şey olursa bunu yorumlarda yazarsanız çok mutlu olurum, kendimi geliştirmeme faydası dokunacaktır. Saat hakkında herhangi bir sorunuz olursa da yorumlara yazarsanız hepsini yanıtlamak isterim.
Diğer yandan Fukushima Watch Co. saatleri de çok yakında Konyalı Saat’te olacak, bunun için de ayrıca mutluyum zira böylece Türkiye’de ilk kez bir Japon mikro-marka göreceğiz. Videoyu çektiğimiz sırada henüz bundan haberim olmadığı için videoda « Türkiye’ye gelir mi bilmiyorum » demiştim ama sonucundan çok mutluyum zira Japonya’dan gelecek ilk mikro-markanın çok karakterli ve uygun fiyatlı bir tercih olması beni ayrıca mutlu ediyor.
Umuyorum bir gün Fukushima’ya da gidip saatlerin ilhamını görme şansımız da olur. Şimdiden iyi seyirler diliyorum;
https://t.co/vBwKO5Xf6e
Mekanizma ve Oy Toplama
Oyun kuralı basit: Karşılaştırma anketine en çok oy gelen kullanıcı şampiyon olur! 🏆
Anketini oluşturduktan sonra linki arkadaşlarınla ve sosyal medyada paylaşarak oy toplayabilirsin.
https://t.co/uYZjKXA11r üzerinden oy verenin üye olmasına gerek yok!
Hazırsan başlayalım! 🏁
Hemen şimdi web sitemizi ziyaret et, üyeliğini tamamla ve şampiyonluk için 1 Mart Pazar günü ilk karşılaştırmanı oluştur! Karşılaştırma yapmak ve kazanmak için tıkla: 🔗https://t.co/ADHqObPj2H
#saatsecimi#Quantum#yarışma#saatseverler#saat#kampanya
Nasıl Katılırım? Kazanmak için şansa ihtiyacın yok, sadece doğru seçimi yapman yeterli! 🚀
Nasıl mı katılırım?
1⃣ Takip et (@saatsecimi)
2⃣https://t.co/uYZjKXA11r adresine üye ol.
3⃣Dilediğin iki saati karşılaştır ve kendi anketini oluştur, çevrenle paylaş, oy topla!
🏆 1 Mart-15 Mart tarihleri arasında sürecek saat karşılaştırma yarışması başlıyor! Bu bir çekiliş değil, bir meydan okuma!
https://t.co/uYZjKXA11r’da istediğin ikiliyi karşılaştır, çevrenin oyunu al ve Quantum QMG1309.380 saatin sahibi ol! ⌚️🔥
Detaylar flood'da... 👇
⏱️ Saat Dedektifi – Detaylara Bakan Kazanır
Şubat ayı yarışmamızın kazananları belli oldu! 🎉
🥇 1. @S_17_E
→ Edip Saat’ten 3.000₺ değerinde hediye çeki
🥈 2. @pardus0606
→ Edip Saat’ten 2.000₺ değerinde hediye çeki
🥉 3. @ykah24
→ Edip Saat’ten 1.000₺ değerinde hediye çeki
Tüm katılımcılarımıza teşekkür ederiz.
Sonraki yarışmalarda tekrar görüşmek üzere. Herkese bol şans! ⌚✨
Bu saati bir de benden dinleyin istedim…
Her şeyden evvel en başta belirtmeliyim ki ben bu saatin fiyat/performans olarak Türkiye pazarında şu an için rakipsiz olduğunu düşünüyorum. Böyle düşünme nedenlerimi sırasıyla sıralayacağım fakat bu noktada tamamıyla objektif davranmaya çalışacağımdan, bence iyi ve kötü olan tüm yanlarını sayacağımdan kuşkunuz olmasın isterim.
Saatten önce saatin hikayesine ve çıkış mantığına değinmek isterim ki bir noktada ucu hepimize dayanıyor kanaatindeyim; Quantum geçtiğimiz aylarda daha kullanıcı odaklı bir profil çizmeye başlamış, bu kapsamda da topluluğumuza « rengini siz seçin, biz yapalım » gibi daha önce Türkiye’de benzerine rastlamadığım bir yönteme başvurmuştu. Topluluk üyelerinin en çok seçtiği iki renk hızlıca üretime girmiş, bu noktada da yorumlarda yer alan « safir yazmasın, marka yazısı sticker olmasın, çap küçülsün » gibi öneriler de dikkate alınarak 1309 ref. kodlu iki saat ortaya çıkmıştı.
Ben şahsen saatin subjektif tasarım yorumları dışında şu an en gelişmiş Quantum serisi olduğu kanaatindeyim.
Zira her şeyden evvel bu saat sıradan bir Miyota mekanizmayla değil, şahsen beni şaşırtan bir şekilde ve pek az mikro markada da gördüğüm şekilde Miyota 8315’le çıktı, bu kapsamda da daha uzun bir mainspringe sahip, 60 saat güç rezervli ve daha iyi dekore edilmiş bir saat ortaya çıkmış oldu ki ben en çok bunu takdir ediyorum. Zira birçoğumuzun hafta sonu evde dinlendiği ya da saatini takmadığı ortamda bir saatin hafta sonunu ayara ve tekrar kurmaya gerek kalmadan geçirmesinin oldukça önemli bir detay olduğunu düşünüyorum.
Diğer yandan kasada çapın bariz şekilde küçülmesi ve 38mm bandına gelmesi, yine bariz bir şekilde segmentinin bence en az 1-2 gömlek üstüne solid toka tercih edilmesi(ekte bir Seiko 5 tokasıyla arasındaki farkı görmeniz için ikisinin bir arada fotoğrafını ekliyorum), multi finisbajlı bir kasa kordon olması, solid yani masif kesim bir kordon tercih edilmesi de bence saatin büyük artılarıdır.
Diğer yandan benim en başından beri değişmesini istediğim kadrandaki sticker Quantum yazısının yerine pad-printing yani tampon baskının tercih edilmesi, benim çok takılmadığım ama kullanıcıların özellikle istediği « sapphire » yazısının kalkması da bence büyük artılardır kanaatindeyim.
Peki hiç mi eksisi yok bu saatin?
Elbette her saat gibi bu saatin de eksi yanları bence vardır.
Beni bu saatte iki şey özellikle düşündürdü ki birincisi Grand Seiko Evo 9 kasa-indeks tarzına ters bir şekilde ince bir akrep yelkovan seti seçimidir. Quantum’un homage görünmeme gibi bir titizliği olduğunu biliyorum zira mutlaka bir tasarımdan esinlense bile tepe, kasa formunun bitiş noktaları, kordon, rehaut, ays gibi birkaç şeyi değiştirmeye, karakter ortaya koymaya özen gösteriyor.
Misalen bu saatte kasa Eva 9 tipidir ama lug ve finishing formları farklıdır, tepe farklıdır, bezel ve rehaut daha uzundur. Fakat kasada bu oldukça iyi yapılmışken kadranda ise bence soru işaretleri vardır. Evo 9 indeksine farklı ays yani akrep yelkovan saniye yapılma fikri burda tasarımı biraz aksatmıştır diye düşünüyorum, zira bu indekslerin GS’deki genel mentalitesi zaratsu üzerinden ışık oyunu ve işçilik göstermektir, bu nedenle daha keskin, fasetli indeks ve hands’i vardır. Ben Quantum’da da benzer yaklaşımla homage titizliğini bir yana bırakıp daha fasetli ve kaslı bir ays görmek isterdim, tasarım o zaman daha bütünleşik olurdu kanaatindeyim.
Diğer bir soru işaretim ve bence eksi de kadran tekstürü yönündedir. Aslen ben tekstür işçiliğini çok iyi buldum, plastik yerine kalınca bir solid brass üzerine CNC’yle yapılmış bir tekstür olması ekstra bir maliyettir, ışıkla da sahiden iyi oynayan bir kadran ortaya çıkmış fakat buradaki aksaklık işçilikten ziyade tasarım amacından kaynaklıdır diye düşünüyorum.
++
⏱️ Saat Dedektifi – Detaylara Bakan Kazanır
Yarışmamızın Şubat ayındaki son gönderi!! 🥳
Tek yapman gereken saatin marka ve modelini doğru tahmin etmek.
⚠️ Kurallar
• Her üyenin 1 yorum hakkı vardır.
• Düzenlenen veya sonradan değiştirilen yorumlar geçersiz sayılır.
Güzel bir havacılık hikayesine dayanan, aynı zamanda sanıyorum Türkiye’deki en uygun fiyatlı bronz kasa saate eğiliyoruz… Bugünkü konuğumuz: AVI-8 Eagle Squadron.
Tarzımı bilirsiniz, daha önce yazmadığım markalar için öncelikle işin marka tarihçesi ve vizyonundan başlarım çünkü saatten önce saatin taslağını çizen asıl şeyin bu olduğu kanaatindeyim.
AVI-8 aslen yeni bir marka sayılabilecek, kuruluşu 2012’ye dayanan, genellikle havacılık temalı saatler üreten bir üretici. Marka bağımsız bir marka olmayıp İngiltere merkezli, Spinnaker’a da sahip olan Dartmouth Brands’e ait bir marka olup aynı zamanda üst şirkette de Hong Kong’un ünlü üreticilerinden Solar Time’a bağlı. Dartmouth Brands’in Solar Time’ın bir yan kuruluşu olması sayesinde mekanizma hariç neredeyse manifaktür diyebileceğimiz bir kimliğe sahip, üretimin neredeyse tamamı şirket içinde yapılmakta ve bu yüzden de fiyatları benzer markalara nazaran çok daha uygun oluyor kanaatindeyim. Diğer yandan yine aynı nedenle de AVI-8’i mikro-marka olarak görmek biraz yanlış olacak, daha kurumsallaşmış bir marka olarak algılamak daha doğru olacaktır diye de düşünüyorum.
AVI-8 isim olarak net bir bilgi olmasa da sanıyorum tıpkı benim kullanıcı adım gibi bir çift anlam taşıyacak şekilde seçilmiştir zira okunuşuyla hem « aviate » yani « uçmak » anlamı taşırken esin kaynağı olan İngiliz uçak kodlarındaki AV’a ve havacılıktaki 8’e de gönderme yapmaktadır hissiyatındayım.
AVI-8’in temel vizyonu İngiliz havacılığındaki hikayelere bağlanan ama aynı zamanda pilot saatlerine de referans gösteren, kokpit ilhamları taşıyan uygun fiyatlı, herkesin ulaşabileceği saatler üretmektir ve bunu büyük ölçüde yapabildiğini en baştan kabul etmek gerekir.
Gelelim incelemeye konu saatimize, AVI-8 Eagle Squadron’a.
Saat tıpkı diğer AVI-8’ler gibi İngiliz havacılığından bir hikayeyi, Eagle Squadron’u konu alıyor ve 85. yılında onları saygıyla anıyor. Eagle Squadron, II. Dünya Savaşı sırasında henüz ABD daha savaşa dahil bile olmamışken ve hiçbir zorunlulukları yokken gönüllü olarak İngiliz Hava Kuvvetleri’nde savaşa katılan ABD’li pilotlardan oluşan filolara verilen isimdi ve AVI-8 de onları onurlandırmak adına bu limitli seriyi çıkarttı.
Pek fark edilmese de Eagle Squadron’da üç ana filo olduğu için daha en baştan AVI-8 üç farklı renk ve yazıda üç saat çıkarmak istemiş olmalıdır kanaatindeyim:
Siyah kadranlı saat 71. Filo’yu anarken alt sektörde « First from the eyries » yazısı vardır, yani « Kartal yuvasından ilk çıkanlar » gibi bir anlamı vardır. Bu ise İngiliz Hava Kuvvetlerinin bu gönüllü pilotlara taktığı « kartallar » lakabına dair bir göndermedir ve onların daha ülkeleri savaşa katılmadan gösterdikleri cesurluğa dikkat çeker.
Lacivert kadranlı saat ise 121. Filoya atfen « For Liberty » yani « Özgürlük için » yazısıyla savaşa gönderme yaparken aynı zamanda klasik bir Amerikan ideolojik motivasyonunu da yansıtıyor kanaatindeyim ki bizdeki saat budur.
Kahverengi kadranlı saat ise 133. Filoya atfen « Let us to the battle » yani « Haydi savaşa » yazısını taşırken bu kez İngiliz Hava Kuvvetleri tarzı bir propagandaya gönderme yapıyor diye düşünüyorum.
Koleksiyondaki ortak noktalardan birisi tüm saatlerin bronz kasa olmasıdır, ayrıca tüm saatler 175 limitlidir, anlık fiyatı sanıyorum şu an 20.000₺’dir, 39mm çapı olan kasada lug-to-lug 18.5mm’dir, ön cam domed’lu safirdir, ar-coating bilgisi girilmemiş fakat yansıma azdır, tüm kadranlarda filonun baş harflerine atfen üstte E.S. yer alırken sağda armaları yer alır, arka kapaktaki cam safirdir ve arka kapak doğru şekilde paslanmaz çeliktir. Mekanizma ise Miyota 8215 olup rotorda özelleştirmesi vardır.
++
“Daha küçük olmak, dakikaların saatleri parçalara ayırmasına asla engel olmadı.”
Citizen x seconde/seconde tanıtıldı ve böylece saat Tsuyosa’nın ilk işbirliği olarak tarihe geçti.
Hafızamı yokluyorum, hatırlayamıyorum belki de yanılıyorum ama sanırım Citizen’in de dışarıdan bir tasarımcıyla beraber tasarladığı ilk saat oldu. Belki Citizen’in bu işlere biraz daha ağırlık vereceğinin göstergesidir ve bu bizi çok memnun eder.
Saat müthiş ve enteresan bir metaforla dakika kolunda katana taşıyor ve bu katana döndükçe saat indeksini parçalara ayırıyor, tıpkı etrafında tam tur dönen samuraylar gibi. Bu nedenle de saat indeksleri parçalara bölünmüş ve tam katana hizasına getirilmiş.
Metafor rotordaki sözle de birleşiyor ve daha küçük olmasına rağmen saatler, dakikalar tarafından parçalanmasına engel olamadı deniyor. Bu da çok zekice şekilde hem bir saatin matematiksel olarak dakikalarca bölünmesine hem bunu indeksten de bölerek okuyabilmemize hem de soyut değil somut anlamda bunu kadranda görebilmemize gönderme yapıyor. Yani bu yazının aynı anda birden fazla anlam taşıyan şiirsel bir gönderme olduğu kanaatindeyim.
Saat tam bir seconde/seconde mizahı taşırken aynı zamanda da bence alışık olmadığımız şekilde metafor da taşıyor, kadranda seconde/seconde’un klasik kılıcı yerine bu kez daha uzun bir kılıç olan katanaya yer verilmiş ama saatin ciddiliği bozulsun diye de pikselimsi görünüm korunmuş.
Diğer seconde/seconde işleri gibi çok çok beğendim, uzun zaman sonra tekrar Tsuyosa’ya döneceğiz gibi duruyor.🧐
Sevgiler.🙌
“Japonya’dayken özellikle Seiko saatlerini görmeye mutlaka vakit ayırın.
(‘Say-ko’ diye sorunuz.)
Ne yaparsanız yapın, nereye giderseniz gidin, Seiko’nun değerini geçmek zor.
Çok makul fiyatlarla yüksek hassasiyetli saatler sunar; hediye için de mükemmeldir… kendiniz için de.”
Bir Seiko Sealion M99 reklamı, 1968.
Bence kendi hedef kitlesinde rakipsiz sayılabilecek, güçlü bir geçmişi olan markalardan birisine tüm detaylarıyla eğiliyoruz: ATLANTIC.
Vintage ve Art-Deco bir tarzı olan ve gerçek bir İsviçre saat üreticisinin elinden çıkmış çok da pahalı olmayan bir saat almak istiyorsanız bence sadece bir iki tercihten birisi Atlantic’tir kanaatindeyim.
Hadi gelin önce markanın 1888’e dayanan tarihine, arkasından da incelememizin başrolü Atlantic Worldmaster’a bi’ bakalım.
Atlantic aslında İsviçre’nin hemen hemen her ekonomik krizinden etkilenmiş ama yılmamış bir geçmişe sahip:
1888’de Eduard Krummer tarafından İsviçre Bettlach’ta kurulan şirket başta EKB adındaydı ve Longines, Certina gibi kaliteli İsviçre markalarına ebauches yani mekanizma parçaları üretiyordu.
Aynı zamanda üretim becerilerini de geliştiren şirket Ariston, Urbana, Inventic gibi marka adlarını da tescil ettirip bir yandan da doğrudan kendi markasıyla cep saatleri de üretiyordu.
EKB şirket olarak o derece hızlı büyümüştü ki 1900’lerin hemen başlarında yılda 600.000’den fazla saat üretiyordu.
Fakat 1929’da ABD’deki malum Büyük Buhran İsviçre’yi ciddi vurmuştu ve 1932’de EKB zor durumdaydı, şirketin üretim atölyeleri dönemin en büyük İsviçreli üreticilerinden Ebauches SA(bence bugünün ETA’sından bile büyüktür)’ya entegre olmak zorunda kalmıştı. Şaşırtıcı şekilde fabrikadan sonra yine dönemin büyük gücü ve Ebauches SA’nın üst şirketi, bugünkü Swatch’un atası olan ASUAG, EKB’nin sadece fabrikasını değil saat markalarıyla birlikte kalanını da entegre etmiş ve Eterna-A. Reymond SA ile EKB’yi de üçüncü entegre fabrika haline getirmişti.
ASUAG’la koordine çalıştıkları zamanda eli mekanizma bakımından rahatlayan şirket Ariston, Sailor, Oreas ve Time gibi markalar adı altında öncekinden daha kaliteli saatler üretmeye başladı. EKB’deki Roskopf yerine Swiss lever eşapmana nispeten daha erken dönemde bence bu sayede geçebildi ve böylece de el yükseltmiş oldu zira Roskopf sadece giriş seviye saatlerde gördüğümüz bir eşapman sistemiydi.
İşte yine tam bu yıllarda, ilk kez 1930 yılında Atlantic adıyla saatler de üretilmeye başlandı ve bu isim saatlerin su geçirmez olmasından kaynaklı verilmişti. Bu bile aslında markanın ne kadar erken dönemde atılımlar yaptığının bence bir göstergesiydi zira denizcilik referanslı isim konulan ve « waterproof » vaat eden ilk birkaç markadan birisiydi.
1941 yılında Atlantic saatler tutunca bu kez Atlantic adı model değil marka olarak tamamen tescil edildi. 1950’lere kadar Atlantic sayesinde EKB o kadar büyümüştü ki yaklaşık 700 kişi istihdam ediyordu ve EKB’den ziyade Atlantic ismi daha bilinir olmuştu. 1952 yılında şirket EKB yani Eduard Krummer Bettlacht adını bırakıp bu nedenle Atlantic adını almıştı. Şirkete bağlı diğer tüm küçük saat markaları ve fabrikalar da Atlantic adına işte bu vesileyle geçmişti.
1950 ve 60’larda Atlantic fiyat olarak orta-üst segment arası, bugünün Longines-Rado seviyesine fiyat olarak yakın diyebileceğimiz bir markaydı. Özellikle 1960’daki « speedswitch » adını verdikleri hızlı tarih değiştiricinin patentini almaları ve marketing’lerinde kullanmaları, dışarıya vermemeleri markanın iyice önünü açmıştı. Zira o dönem quickset henüz orta segment’te yoktu ve tarih ayarlamak zulüm oluyor, 24 saati elle çevirmeniz gerekiyordu. Özel bir kamlı sistemle Atlantic 24 saate sadece 7 turda geçiş sağlayan bir sistem geliştirdi ve işte bunun adını « speedswitch » koydu. Bu birçok markaya ve quicksetin gelişimine daha sonra ilham olan özel bir gelişimdi.
Özellikle İsviçre saatlere ulaşımın kısıtlı olduğu sosyalist Doğu Avrupa ülkelerinde eski Atlantic’ler halen popülerdir zira 60’larda Polonya ve benzeri ülkeler markanın doğrudan en önemli pazarı olmuştur ve buraya özel yerel dilli saatler bile üretilmiştir.
++
Automatic All Star koleksiyonu ile yeni ufuklara yol aldık.
Koleksiyonunun beğenilen modeli QMG1251 ise Quantum’un yolculuğunun önemli adımlarından biri oldu.
Bu koleksiyona bir lakap gerektiğinde, de yine size sorduk. Biliyorsunuz topluluğun görüş ve önerilerini önemsiyoruz.
Siz söylediniz, biz dinledik.
Ve gelen öneriler arasında bir isim, anlamıyla öne çıktı.
Bizim için bu model; yeni ufukları temsil ediyor.
Ve şimdi; Quantum QMG1251, nam-ı diğer #HORIZON. Yeni lakabıyla karşınızda.
WATCHWASHER Hediye Ediyoruz.
Daha önce incelemesini yaptığımız ve çok beğendiğimiz WatchWasher’ı, Saat Severler Derneği olarak aramızdan 3 kişiye hediye ediyoruz.
Katılım için yapman gereken çok basit:
koleksiyonuna göz at, en çok temizlenmeye ihtiyacı olan saatinin fotoğrafını yorumlarda bizimle paylaş.
Saat Severler Derneği ekibi olarak, temizlenmeye en çok ihtiyacı olduğunu düşündüğümüz 3 saati değerlendirmemiz sonucunda seçeceğiz.
Bu bir çekiliş değildir. Seçimler editoryal değerlendirme ile yapılacaktır.