PKK yöneticisi Cemil Bayık’ın Nuçe TV’ye yaptığı açıklama, çözüm sürecini nasıl etkiler?
Önce açıklamalarını özetleyelim.
Mazlum Abdi’nin Suriye’de Cumhurbaşkanı Danışmanlığını kabul etmesine tepkili.
YPG’yi Şara’ya karşı direnişe çağırıyor.
Öcalan serbest bırakılmadan silahları teslim etmeyeceklerini söylüyor.
Devlete güvenmediklerini iddia ediyor, “büyük bir savaşa da hazırız” diyor.
Çerçeve Kanuna karşı.
Uzun bir açıklama, özetle böyle.
PKK’yı iyi tanıyanlar bu açıklamayı sürpriz görmezler.
Farklı istihbarat örgütleriyle çıkar işbirliği yapan PKK, homojen bir yapıda değildir.
Bayık, geçmişte İran’a yakınlığıyla bilinirdi. Şimdi hangi kollarda bilmiyorum.
Fehman Hüseyin de süreç karşıtı ve İsrail’le haşır neşirdi yıllarca.
Suriye’deki provokasyonların arkasında Fehman Hüseyin’in olduğunu biliyoruz, Türkiye’nin tepkisi üzerine Kandil’e gönderildi, Bayık’la birlikteler.
Anlaşılan o ki İsrail ve İran, PKK üzerinde ince işçiliğe devam ediyor.
“El yükseltmek” için bu açıklamanın yapıldığını düşünenler de var.
Sonuçta “silah bırakma” aşamasına geldikçe motor su kaynatmaya başladı.
Kişisel kanaatim;
PKK yıl sonuna kadar silah bırakmazsa yeni yıla yeni yol haritasıyla girmekte fayda var.
Seçim günü yaklaştıkça PKK daha fazla ayak sürüyecektir.
Böyle bir durumda hem güvenlik hem siyasi risk daha da artar.
Türk demokrasisine, milletin iradesine vurulmuş ağır bir darbe olan 27 Mayıs’ın cunta mahkemesi tarafından haksız, hukuksuz şekilde idama mahkûm edilen Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı, katledilmelerinin 65’inci yılında rahmetle yâd ediyorum. Rabb’im mekânlarını cennet, ruhlarını şad eylesin.
Dostumuz, kardeşimiz Azerbaycan’ın başkenti Bakü’nün düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümünü tebrik ediyor, Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Killigil Paşa’yı ve kahraman askerlerini rahmetle yâd ediyorum. 🇹🇷🇦🇿
Normal şartlarda bir Müslüman erkek veya kadın mahremiyet hükümlerine uygun şekilde muayene ve tedavi edilme hakkına sahip olmalıdır. Bu bir insani ve İslami haktır. Bir kadının kadın hastalıkları için kadın doktor istemesi kadar tabii bir hak olamaz. Bunun için devlet gerekli tedbirleri alabilir. Ayrıca sadece kadınlara özel hastaneler de açılabilir. Ülkemizde kadın doktor sayısı az değildir. Ayrıca devlet kadınları bu alanlarda eğitim almaya teşvik edebilir. Mecburiyetten dolayı acil ve zaruri durumlarda, hayati tehlike bulunan durumlarda mahremiyet hükümleri geçici olarak uygulanmayabilir, ama bu istisnai hallerde olmalıdır, kural olarak hastanın mahremiyetine saygı gösterilmelidir.
Doktor da hasta da insandır ve birbirine saygılı olmak zorundadır, doktor hastasına sanki ast-��st ilişkisi içinde gibi davranmamalı, hastaya saygı göstermelidir. Hasta da doktora saygı göstermelidir. Zaten normalde olan budur, ama doktorlara saldırı olması halinde saldırgan caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır. Hastasına saygısızlık yapan doktora da bir ceza veya yaptırım olmalıdır ki adalet olsun, "Allah adaleti emreder". Hukuk tek taraflı işlerse adalet olmaz.
Recep Yazıcıoğlu, milletin gönlünde iz bırakan müstesna bir devlet adamıydı.
Milletin derdiyle dertlendi, sevincine ortak oldu. Kapısını vatandaşa daima açık tuttu; devletin sıcak yüzünü milletimize hissettirdi. Mülki İdare Amiri olarak da unutulmaz bir miras bıraktı.
Milletimizin “Süper Vali��� olarak gönlünde ayrı bir yere koyduğu merhum Valimiz Recep Yazıcıoğlu’nu vefatının yıl dönümünde rahmet, hürmet ve hayırla yâd ediyorum.
Mekânı cennet, makamı âli olsun.
#RecepYazıcıoğlu
"Filenin sultanları"nın kıyafeti çoğunluğu Müslüman olan bu milletin örfüne ve adabına uygun değil. Kadının bir meta haline getirilmiş hali. Edep yahu!
https://t.co/FEuwQLc8UP
Temmuz ve Ağustos 2026 döneminde Nepal'in güney bölgelerinde (özellikle Dhanusha, Sunsari ve Parsa bölgelerinde) yaşanan toplumsal olaylarda camilerin hedef alındığı, saldırıya uğradığı ve Kur'an-ı Kerim nüshalarının yakıldığı olaylar gerçekleşmiştir.