Koluk kırık oyuncuya, parmağı kopmuş oyuncuya geçmiş olsun demek yerine nefret kusanlarla aynı toplumun parçası olmak üzücü, bu bir oyun, şenlik, festival bu, dilerim bir gün kalbiniz yumuşar da güzel bakarsınız dünyaya.
Bir insanın doğması ya da ölmesi evren için zerre önem taşımaz. Yaşamın hazır bir amacı yoktur. Evren bizim varlığımızdan ya da yokluğumuzdan tamamen bağımsız, sessiz ve kayıtsızca dönmeye devam eder. Bu uçsuz boşlukta bize sunulmuş bir anlam da yoktur. Anlamı ancak biz yaratırız. Öyleyse yaşam değersiz midir? Hayır, tam tersine: Anlam yaratma gücü tamamen bize aittir. Bir insanın hayatı ancak başka bir insan için gerçek değere kavuşur. Birbirimize baktığımız, acısına tanık olduğumuz, yarasına eğildiğimiz, haksızlığa karşı durduğumuz yerde anlam doğar. İşte burada evrenin kayıtsızlığına kendi cevabımızı veririz.
"Doğru olanı yapmak" buradan başlar: Dürüstlükte, dayanışmada, birbirimizin acısını ve varlığını ciddiye almada. İnsan olmanın en soylu yanı budur. Anlamın bahşedilmediği bir dünyada, anlamı birlikte inşa etme cesareti budur. İşte gerçek onur ve özgürlük buradadır. Bu ortak kurtuluş mücadelesine sırt çevirenler, kayıtsızlığa ve bencilliğe sığınanlar: Onların canı cehenneme.
Ne mutlu insanlığın kurtuluşu, adaleti ve onuru için omuz omuza duranlara. Ne mutlu, bu kayıtsız evrende bile insan olmaktan vazgeçmeyenlere.
Ailesi, İlber Ortaylı'nın sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı.
"Zamanın kaybolmuşu yoktur. Yaşanan her şey, müspet, menfi, bizi inşa eder. Yalnız bizi değil, bizden sonraki kuşakları da…
Yaşadıklarımızı anında belki en iyi şekilde inşa edemeyiz. Ama, onları değerlendirdiğimiz vakit; gelecek daha emin olur.
Hayat 'gemi' mi bilmiyorum; 'gemicilik' olduğu gerçektir. Yaşandıkça ve akılda tutuldukça daha iyi seyrüsefer ederiz.
Herkes kendi talihinin mimarıdır.
Yaşadıkları, an be an insanı oluşturur ve arkasında bıraktıkları, farkına varmadan önüne geçer. Kader, gaipten yazılmaz. İnsan, kaderini kendi yazar. -İlber Ortaylı"
Cahil kişilerin ruhu gübrelenmemiş, sürülmemiş topraklar gibi katıdır. Önyargılar bu ruhlara, kaya diplerinde biten otlar gibi sımsıkı yapışır, inatla büyürler. Bunları söküp atmak, kökünü kurutmak zor mu zordur.
Charlotte Brontë
Bu tuzu kurular, bu kendinden başka kuş tanımayanlar, yaşadıklarını cümle insanlığın, bütün dünyanın hikayesi sanan bu korkaklar başka dilden anlamıyordu.
Yoktu işte insanın ince bir yeri, tüm gücünle değsen de kırılmıyordu, kılıç da çalsan kesilmiyordu. Ne edersen et, yamyamlık baki, barbarlık cariydi bu yaban bahçede. Ne yaparsan yap, ölüm, zulüm, kötülük hükmünü ferahfeza sürdürüyordu.
Murat Uyurkulak - Delibo
Çünkü insanlar yanı başlarındakinin kahramanlığına kördü. Gözlerini açmak için önce canlarını kurtarmak gerekiyordu, birilerini pataklamak, hatta öldürmek gerekiyordu. O zaman düşüyordu süngüleri.