BİLİNÇALTI Bİ İNSAN MI, AKLI VAR MI?
BİLİNÇALTI BİZE ROL MÜ YAPIYOR?
Bilinç altı çok katmanlı bi yapıdır,
bedeniniz çok katmanlı bir yapıdır.
Rüyalar, çok mistik değil mi?
İçerisinde uçanlar, duvardan geçenler bile var.
Bu zihninizin katmanlarındandır.
Bilinç altı ve iradeniz sayesinde bu tür şeyler yaşarsınız.
Mutlu olanlar, acı çekenler var.
Bu klişe bilgileri edinirken bekleyin,
asıl fantastik bilgi sonradan gelecek.
Çok şaşıracaksınız.
Size bilmediğiniz bilinç katmanlarını öğreteceğim.
Ve bilincin sembolleri anahtar olarak işlediğini göreceksiniz.
Fareler, etraflarını bıyıklarıyla algılar.
Bu bilim tarafından kanıtlanmış bi şeydir.
Bıyıkları sayesinde, çevreyle iletişime geçerler.
Bıyıklarıyla sinyal dalgaları yollayarak,
çevrenin nasıl bir şey olduğunu anlarlar.
Etraftan gelen sinyal dalgalarını işleyerek çevre yorumlaması yaparlar.
Lakin akıl ve beceri durumları bu yeteneklerini baskılayabilir.
Bilinç altınız, şu an bazılarınızın görmeyeceği şekilde,
bu tarz yetenekleri kullanıyor olabilir.
Saç, Tüy, Kıl, Kaş, Kirpik, Burun, Kulak vs. vb. bu tarz yetenekleri kullanıp sinyal ağıyla iletişime geçecek yapılardandır.
Bu tarz yetenekler nelerdir?
Bilinç altınız size rüya gösterebiliyor,
iç organlarınızı kontrol edebiliyor,
Size düşünce sunabiliyor.
Bazen fark etmeden aklınıza düşünce geldiği oldu mu?
İşte bu bilinç altı eseri olabilir.
Bilgisayar gibi, teknoloji gibi, sanayi gibi ilimli bi adımı atmadık mı?
Öyleyse,
Mutasyon sayesinde bilincinizin, bilinç altınızın farklı katmanları olabilir.
Bu katmanlar neler olabilir?
WI-FI, telefon, kumanda, anahtar sinyallerinden örnek verelim.
WI-FI ve telefon sinyalleri görünmez gibidir,
onu belirli yapıyla görebilirsiniz.
Bilinç altınız da diğer bilinçlerle, bilinç altılarıyla iletişimde olabilir.
Sadece spermin rahme ulaşıp işlenmesiyle gelişim sağlanmıyor olabilir.
Bilinç altıların birbiriyle iletişimi de söz konusu.
WI-FI dalgaları görünüyor mu?
Görünmez derecede olan bu dalgalar,
telefonunuza bilgi ulaştırıyor.
Bu bilgiler,
resim,
ses,
video,
bilgi şeklinde.
Evet,
Bu teknolojiyi insan oluşturdu.
Bu görünmez dalgaları yapan insanın da,
kendi zihninde böyle yeteneklerinin olabilirliğini yok saymak saçma olur.
Ve bu şekilde,
diğer bilinçlerle iletişime geçer.
Çevre hakkında bilgi edinebilir,
kendi edindiklerini çevredeki bilinçlere, bilinç altlarına aktarır.
Yarasalar,
Yarasalar karanlıkta yönlerini bulmak için,
ses dalgası yayar,
yaydıkları bu ses dalgaları etraftaki bariyerlere çarpar,
bu bariyerlere çarpan sinyal dalgası tekrar ona ulaşır.
Ona ulaşan dalganın yapısı,
yarasaya çevrenin ne durumda olduğunu gösterir.
Nerede engel var, nerede çıkış var, nerede kendini koruyabileceği gedik(kapalı açıklık) var onu öğrenir.
Yiyeceği besinin şeklini algı layabilir,
ya da karşısındaki canlının vücut hatlarını algılayabilir.
Hemen sıkılmayın,
yazdığımın yazının zeminindeyiz,
devamında çok seveceğin gerçekliğe ulaşacaksınız.
Öğreneceğin gerçek ile,
hayatın şekillenecek.
Belki de çok farklı yerlere geleceksin.
Belki de sıkılmadın.
SİNYALLERLE ÇEVREYİ ALGILAMA:;
Bu balıklarda da mevcut olan yeteneklerdendir.
Bir başka balığın hareketinin doğurduğu titreşimleri, yanındaki balık bu yolla duyar. Yan organ çok alçak frekanslı titreşimleri idrak edip işitmeye yardımcı olur. Su akıntısının yönünü, sıcaklık ve soğukluk farklarını da tespit eder. Yan organ işitmede de yardımcı olur. Ses ve basınç dalgalarını tespit edebilir. Kemikli balıklarda, vücudun her iki yanında solungaçlardan kuyruğa kadar uzanır.
Bilinç altınızın da böyle yetenekleri var, daha gelişmiş versiyonları olabilir, daha farklıları olabilir.
Bilinç altınız sizden habersiz ne yapıyor mesela?
Nefes almana odaklan,
bunu okumadan önce nefes mi almıyordun?
Bilinç altı ve beden arka planda nefes alma işlemini gerçekleştiriyordu.
Demek ki sen farkında olmadan,
belirli şeyleri kontrol ediyor.
Uyuduktan sonra seni uyandıran kim?
Belirli programlama var değil mi?!
Hiç daha önce sevip, lakin daha sonra farkında olmadan sevmediğin şeyler oldu mu?
Ya da tam tersi.
Ya da bunlara benzer kavramlar.
Bunlar bilinç altı dokunuşları da olabilir,
siz farkında olmadan böyle dokunuşları olur.
Çok şeker yemeye başlarsanız,
ne olur?
Şekerin tadı birden acı olmaya başlayabilir.
Bu sizin istediğiniz için mi?
Aynı zamanda bilinç altının eseridir.
Bilinç yazılımı kendini koruma altına alır.
Beden olası sorunlara, zehirlenmeye, sağlık sorunlarına karşı kendini savunmaya alır.
Güzel bi insana bakarsınız,
daha sonradan sıkılmaya başlarsınız.
Bunun dayanakları var, evet.
Lakin neden sıkıldığınızı tam olarak içselleştirdiniz mi?
Sadece sıkıldınız ve başkasına yöneldiniz.
Kavram olarak birinden sıkılmak için,
kavramınızın dayanakları olması gerek,
sizin sıkıldığınızı gösteren dayanaklar olması gerek.
Yoksa sıkılma işlemini sadece bilinç altınız gerçekleştirmiş olur.
Siz sadece sıkıldığınızı sayarsınız.
Ya buna çok baktım,
başkasına yönelmem gerek düşüncesine benzer dayanaklar dışında,
direkt olarak sıkılırsanız;
Bu sizin sadece sıkılmaya programlandığınızı,
sizden habersiz olarak bilinç altınızın gerçekleştirdiği işlem olarak kayda geçer.
Bir şarkıyı çok dinlediniz, sonra sıkıldınız.
Belirli süre sonra tekrar dinleme isteği doğdu,
bunu siz mi istediniz yoksa bilinç altınız mı yaptı,
dayanağınıza bağlı.
Çoğu zaman sadece dinleme isteği geldi diye tekraren bakarsınız.
Ve bunun dayanağı bilinç altı olur.
Neden şarkılardan sıkılırsınız?
Eğer ki bi şarkıdan sıkılmasaydınız,
sonsuza kadar ilk dinlediğiniz zevki alırdınız.
Hadi çok zevk aldığınız şarkıyı hatırlayın ve onu ilk zevk aldığınız şekilde dinlemeye çalışın.
Olmuyor değil mi? Aynı zamanda, bilinç altınızla uyumlu şekilde çalışırsanız,
bi şarkıyı tekraren ilk dinlediğinde aldığın zevki alabilirsin.
Ne demiştim?;
Duygularınız, hazlarınız, mutluluklarınız bilinç altı yazılımı, beden yazılımınız esasıyla kontrol edilir.
Yani sevdiğiniz şarkıdan, filmden, diziden niye ilk zevki almıyorsunuz?
Ben seçtim diyeceksin.
Niye ilk andaki zevki almamayı seçesin ki?
Demek ki bilinç altı programlamasına takıldın.
Şimdi ne oldu?
Bilinç altının katmanlı yazılım olduğunu gördün.
Senden habersiz, seni kodladığını ve yönlendirdiğini gördün.
ŞARKIDAN ZEVK ALMAK SINIRLI
Eğer aynı şarkıdan zevk almaya devam etseydin,
sürekli olarak o şarkıyı dinlemeye başlayacaktın ve diğer çevreden mahrum kalacaktın.
Bu aynı zamanda izlediğin film ve dizilerde de geçerli.
Yediğin yemekler, niye ilk zevki vermiyor?
Ya da damakta bıraktığı mutluluk neden sürekli değişiyor?
Bunu sen mi seçiyorsun?
Sen niye mutluluğunu baltalayasın ki?
Sürekli olarak mutluluğa odaklanman,
seni dış dünya'dan mahrum bırakır.
Çevrede oluşacak olası sorunları görmemeni sağlar ve bu zamanla senin üzerine doğru gelir.
Bu sıkıntı yaşamana sebebiyet verebilir.
Çok büyük sıkıntılar yaşamana sebebiyet verebilir.
Çok büyük acılar çekersin.
Belirli kademeye ulaştıktan sonra,
mutluluğu çevreyi kontrol ederek tadabilirsin.
Ve bunun dozajını sen belirleyeceksin.
Yani bilinç altın seni kolluyan bi paradigma, program, yazılım, gerçeklik.
Seni ve kendini koruyor.
Böyle bi programın neden gizli bi yapılanması olmasın?
Olabilir değil mi?
''Olur'' demek mi lazım, yoksa ucu açık kavram mı?
''Bence'' bilinmeyen iletişim kabileyeti mevcut.
Bilinç altları çevreyle bilinmeyen sinyal ağıyla iletişime geçmese de,
empati kurarak çevrenin ne istediğini algılar,
ona göre kendi yansıtımını yapar.
Empatiyi biliyor olabilirsin,
tekrar etmekte fayda var.
Karşıdaki bireyin neyden hoşlandığını veya hoşlanmadığını bilinç altı analiz eder,
böylelikle ne olduğunu anlar.
Empati bittikten sonra,
bilinç altı karşıdaki kişinin yaşam şartlarını karşı kendi yaşam şartlarını oluşturur.
Misalen,
Bazen dalgın dalgın yürüyerek gideceğin yere varıyorsun.
O an düşüncelere dalmıştın ve bir bakmışsın ki gideceğine yere varmışsın.
Evet, ara ara sen de yönünü değiştirdin ve çevreye baktın.
Hatırla bakalım,
hepsini sen mi yaptın?
Sen düşüncelere dalmışken,
bilinç altın aynı zamanda seni gideceğin yere kadar götürdü.
Sistem içerisinde toplumsal roller vardır.
Ve bilinç altınız sürekli olarak da sizi gideceğiniz yere bırakmayabilir.
Çünkü sistemin işleyiş şekli vard��r.
Dalgınlık ölümünüze sebebiyet vermek zorundadır,
çünkü sistem içerisinde dalgınlığa yer verilmez.
Böyle kişiler dışlanır.
Ve eğer ki bilinç altınız sizi gideceğiniz yere kadar çok bırakırsa,
bu karttı çok kullandığı için,
belirli süreden sonra sizi sıkıntılı süreçlerin içine bırakabilir.
Misalen,
telefon aldınız ve daha koruyucu ekran takmadınız.
O anda bir aksiyon gerçekleştirip,
telefonu yere düşürtebilir.
Ve telefonun kırılır.
Çünkü yasak elma yedin.
Neydi bu yasak elma?
Sürekli olarak dalgın şekilde bir yerlere gitmeye çalışıyorsun,
bilinç altın seni korumak zorunda kalıyor.
Dalgın olmayan bilinçler,
biz çabalıyoruz,
lakin bu dalgın kişi elini kolunu sallayarak,
kollanıyor ve
bu sistemin gidişatı için iyi değil.
Dalgın kişilerin çok kollanması sistem için iyi değil.
Dalgınlık,
büyük sıkıntılara yol açabilir.
Bu algoritma, gerçek sayesinde toplum dalgın kişileri dışlar.
Bunu bilinç altı gerçekleştirir.
Siz ön planda yaşamsal faliyetleri gerçekleştirirken,
bilinç altı da kendi ön planında yaşamsal faliyetlere yön verir.
Bunu beraber gerçekleştirirsiniz.
Yasak elmalardan bir tanesi,
Doyumsuzluk.
Çünkü dünya içerisindeki payların eşit şekilde etrafa dağıtılması gerek.
Zenginlik içerisinde yüzerseniz ve bunu çevre refahını destekleyecek şekilde sürdürmezseniz,
çevre tarafından dışlanırsınız.
Satranç esasıyla bi şekilde toplumdan dışlanırsınız.
Toplum bu zehirlilere karşı bi algoritma geliştiremezse,
toplumun kendisi de bu zehirli oluşuma karşı yenilebilir.
Bilinç altları çevreyle bilinmeyen sinyal ağıyla iletişime geçmese de,
empati kurarak çevrenin ne istediğini algılar,
ona göre kendi yansıtımını yapar.
Tekraren bilinç altı neydi?
Neden şarkılardan sıkılırsınız?
Eğer ki bi şarkıdan sıkılmasaydınız,
sonsuza kadar ilk dinlediğiniz zevki alırdınız.
Hadi çok zevk aldığınız şarkıyı hatırlayın ve onu ilk zevk aldığınız şekilde dinlemeye çalışın.
Olmuyor değil mi? Aynı zamanda, bilinç altınızla uyumlu şekilde çalışırsanız,
bi şarkıyı tekraren ilk dinlediğinde aldığın zevki alabilirsin.
Ne demiştim?;
Duygularınız, hazlarınız, mutluluklarınız bilinç altı yazılımı, beden yazılımınız esasıyla kontrol edilir.
Yani sevdiğiniz şarkıdan niye ilk zevki almıyorsunuz?
Ben seçtim diyeceksin.
Niye ilk andaki zevki almamayı seçesin ki?
Demek ki bilinç altı programlamasına takıldın.
Öyleyse,
bilinç altınızın sizi kontrol etmek gibi büyük kabiliyeti var.
Ve bunların katmanları var.
Öyleyse gelelim işin sizi sıkıntıya soktuğu gerçeğe.
Toplumun neyin yanlış, neyin doğru olduğunu öğrenmesi için öncüye de ihtiyacı da var, kazalara ihtiyacı var.
Bilinç altları birbiriyle iletişime geçip,
kimin trafik kazası geçireceğini belirler.
Böylelikle hangi arabanın daha dayanıklı olduğu,
hangi insan şeklinin, ırkın daha iyi trafik kazasında kurtulduğu anlaşılır.
Veya anlık mutsuz son yaşanır.
Bunlara benzer katmanlar vardır.
Pahallı ve dayanıksız olan arabalar dışlanır.
Çünkü,
toplum statüsü gerçeği vardır.
Kazalarla belirlenir.
Örneğin,
zengin birisi vardır ve bi anda içerisine hız yapma isteği girer. Bunu aynı zamanda bilinç altı da yapar, sürekli test içerisindeyiz.
Kontrollü paradigma, aksiyon yaratılır bunun eserinde neyin ne olduğu anlaşılır.
Kullandığı araba hız yaparken kazaya karışırsa,
kazanın nasıl olduğu analiz edilir.
Eğer ki araba kişinin dengesizliğine karşı,
işten iyi kurtulursa toplum tarafından + alır, sevilir.
Aynı zamanda,
dengesiz kişilerin bu tipteki arabayı tercih etme olasılığı artar ve sürekli toplumu kontrolsüz bi kaygı içerisinde bırakır.
Ve bu araba toplumun belirli gelişmişliğe ulaşana kadar çok çok çok fazla el üstünde tutulması dışlanır.
Bu tarz arabaya toplum çok fazla eksi vermez.
Çünkü bu tarz sağlam araçlara eksi verilmesi,
kendi gücünü dışlamasıdır.
Bu tarz düşünce oluşumları vardır,
toplum isteğine göre şekillenebilir yapıdır.
Örneğin dengeleri sağlamak adına,
fakirlerin de ulaşabileceği sağlam arabaların olması gerekir.
Eğer ki sistem,
fakirleri dışlarsa,
zemin çöker.
Zemin çökerse,
üstekiler aşağıya düşer.
İç savaş çıkar.
Bilinç altları sorun çıkmaması adına,
fakirlerin de ulaşabileceği araçlar tasarlar ve çıkarır.
Sistemin çökmemesi adına,
bu araçların aynı zamanda belirli sorunları olur.
Toplum içerisindeki büyüklük statüsü marka imajlarına bağlı olarak değişir.
İmajlar: sert, orta, naif, karışık, değişkenlik gösterebilen yapılardır.
Dengesiz hız yapan statüler hem dışlanır, hem sevilir.
Dengeli hız yapan statüler sevilir.
Misalen baz istasyonları var, bu dengeli kullanılırsa işimize yarar, gereklidir.
Baz istasyonları aynı zamanda raadyasyon yayar,
bu insan sağlığı için risklidir, kanserojendir.
Hücre yapısında bozulmalara yol açar.
Baz istasyonlarının dibinde olmaya başlarsanız,
kendi beden yazılımınızdan dolayı size zarar vermeye başlayabilir.
Hücrenizin yani içinizdeki insanların kolu varsa,
kolu kopmaya başlar.
Hücrede bilgiler, kodlar vardır,
bu kodlar çevreyle nasıl iletişime geçeceğini belirler.
Raadyasyon dalgaları fazlaysa,
hücreyi sersemletir yanlış bilgi aktarmasına neden olur.
Bu yanlış bilgi aktarmakla kalmaz,
çevreyi düşman olarak algılar.
Hücre engelli oluşuma dönüşür ve diğer hücrelere yayılır.
Bunu şöyle düşünün,
birisi eline hapşurdu ve sonra o eliyle merdiven tutanaklarına dokundu. Ve kişi hastaydı, hastalık eline bulaşıp daha sonra merdiven tutanaklarına yapıştı.
Bir sonraki insan oraya dokunduğunda,
hastalık ona da bulaştı.
Yani eğer ki fazla raadyasyona maruz kalırsanız,
bu size zarar verir.
Genetik kodlamanızda zararlar meydana getirir.
Misalen sen beyninin neresindesin?
Orada bi hücre şeklindesin.
Dikkatli olmazsan,
senin bulunduğun konuma gelir ve senin yapılanmanı bozar.
Senin kodlaman bozulursa,
anlık kalp kriziyse hayata anlık olarak veda edersin.
Çok büyük zararlar.
Ve toplum kendi statü imajını yüceltmek için kontrolsüz hız yapmakla meşgul,
bunu yaparken toplumun refahını tehdit altına alıyorlar.
5G baz istasyonu var, 6G var,
7G var, 8G var.
Bunların her biri bir diğerinden daha fazla raadyasyon yayıyor.
Kontrolsüz güç sorun yaratabilir.
Toplum aynı zamanda fakirleri dışlayan yapı.
Altın düşünceler, yapılanmalar fakirlerin içerisinde de olabilir.
Tanrıya inanmıyor musun? Sorun değil, sadece metafor yapacağım.
Belki de tanrı kendini fakir gözükenlerin içinde saklıyordur.
Zenginler nükleer bomba ile boğuşurken, tanrı orada saklanıyordu gibi.
Ya da fakirlerin içerisinde güçlü oluşumlar vardır,
bu güçlü oluşumlar elinde güç barındırıyordur.
Zenginler bu raadyasyondan etkilenmemek için baz istasyonları kendinden uzak noktalara diktirtirler.
Eğer ki bu baz istasyonları elinde güç barındıran fakir görünümlü birinin yanındaysa,
onun yazılımını etkileyebilir.
Yazılımının bozulması, yanlış düşünceler aksiyona sürmesi demek.
Elindeki güç çevreyi zehirlemeye başlar.
Ve aynı zamanda çatı katına baz istasyonu yerleştirmeyi kabul edenlere ücret öderler.
Eğer ki baz istasyonları fakir görünümlü zenginin yanındaysa, sorunlar olabilir.
Şöyle düşünün,
mevk makam sahibi birisi var.
Örneğin Cumhurbaşkanları.
Yanında bi baz istasyonu var,
bu baz istasyonunun raadyasyon oranı çok yüksekti,
zihninde bi engelli oluşum yarattı.
Bu engelli oluşum diğer hücrelere yayıldı.
Cumhurbaşkanı engelli aksiyonlar ger��ekleştirmeye başladı.
Bunu bir de çok büyük makam sahiplerinde olduğunu düşünün.
Elinde de nükleer silahlar mevcutsa,
toplumlar için büyük riskler taşıyorlar.
Eğer ki bi gözleyen varsa,
büyük engelli gelişimi istemez.
Çevre için engelli oluşum olarak varsayar.
Böylelikle farklı şeyler varsa eğer,
o toplumun fişi çekebilebilir.
Ya da elinizdeki teknoloji sarsılır,
bi bölümünü kaybedebilirsiniz.
Ya da daha gelişmiş olanı sizden istenir.
Bilinç altları aynı zamanda kendi dünyası üzerine düşünce geliştirmez,
olası bilinmeyen yaşamları da rahatsız etmemek üzerine çabalar.
Ucuz ve sağlam evler,
toplum tarafından dışlanır.
Toplum kapital düzenek üzerine titrer.
Aynı zamanda sağlam evlerin çok pahallı olması dışlanır.
Ve toplum yer açılması adına,
belirli zenginleri de makamlarından etmek üzerine programlıdır.
Böylelikle yeni zenginlere yer açılır,
onların o potansiyelle ne yapabileceği gözlemlenir.
Belki de bizi kalkındırabilir.
Eğer ki bi zengin varsa ve toplum için sadece zarar niteliğindiyse, o dışlanır.
Zengin ve fakirlerin yer değiştirme mevzusu vardır.
Bunu orta şekerli zenginler gerçekleştirir.
Orta şekerli makam sahibi ya çok zengin olur,
ya da yerini fakir birine bırakır.
Orta şekerli zengin iyi oynamazsa,
üstündeki zengin bütün makamını sahiplenebilir.
Eğer fakir iyi oynarsa,
kendi geçiş zeminine el koyan zengini bütün makamından edebilir.
Tekraren;
Ne demiştim?;
Duygularınız, hazlarınız, mutluluklarınız bilinç altı yazılımı, beden yazılımınız esasıyla kontrol edilir.
Yani sevdiğiniz şarkıdan, filmden, diziden niye ilk zevki almıyorsunuz?
Ben seçtim diyeceksin.
Niye ilk andaki zevki almamayı seçesin ki?
Demek ki bilinç altı programlamasına takıldın.
Bilinç altının çevreyi değiştirebilme gücü mevcut.
Ve dikkatli olmalısın,
bilinç altın zehirlenebilir, zehirlenmiş olabilir.
Kontrolü kendi eline almalısın, aksiyona göre beraber çalışmalısınız. Eğer ki fayda görüyorsanız, beraber çalışmamanız dışlanabilir.
Bilinç altınızı dışlamanız, bilinç altınızın saçmalamasına sebebiyet verir.
Kalp kriziyle veyahut bi kazayla hayata veda edersiniz.
Acı da mı var?
Bilinç altınız aynı zamanda insandır.
Berabersiniz,
sadece kendini bedenin sahibi olarak varsaymamalısın.
Toplum içerisinde roller değişebilir.
Bir paydada insan ön planda olur,
pir paydada bilinç altı olan insan ön planda olur.
Zaman zaman roller değişebilir.
Ve en önemlisi de,
beraber çalışmanızdır.
Ve şunu unutma,
içinizden biri zehirlendiyse,
kontrolü bi diğerinin ele alması daha iyidir.
Veyahut ikiniz de zehirliyseniz,
toplumdan uzakta olmanız daha faydacıdır.
Eğer ki toplum içerisine fazlaca çıkarsanız,
sorun yaşayabilirsiniz.
Örneğin eğer ki diğer bilinç altları sizin sorunlu olduğunu fark ettiyse,
sizi sorunlu aksiyonların içerisine koyabilir.
Birisi birden cinnet geçirir ve size saldırmaya başlar.
Ya da trafikteyseniz, bi araba bilerek size çarpar.
Veyahut ailenizdekiler size karşı tavır besler.
Ve toplum içerisinde sadece gelişimi kendi üzerinden yapılandıran, çok fazla patentçilik oynayanlar dışlanır.
Bi toplum bir teknolojik ürün üretir,
zehirli olup statü sahibi olan zengin,
hemen gidip o teknolojiyi kendi malıymış gibi gösterir.
Ve bunu zorla yapar,
ailesini ve kendisini tehdit eder.
Edison mu ampülü buldu?
Eğer ki birileri çok fazla patatentçilik oynarsa,
birileri gizemli güç besler ve ayak ayak üstüne atıp bütün oyunun sahibi olur.
Aynı zamanda belirli oranda güç sahibi bireylerin,
statü sahibi olmayan bireylerin üretimlerini kendi malıymış gibi gösterebilir ve bunu bandrolleyebilir.
Buna hakları var.
Çünkü statü demek,
emek ve şans demek.
Aile mirası demek.
Eğer ki bi zengin oluşum,
çok şımarıp kendini toplumdan dışlarsa, çok daha üstün payda olarak görürse;
Toplumun onu dışlamaya ve yerinden etmeye hakkı vardır.
Statü sahibi bi oluşumun,
belirli oranda kendini diğerlerinden üstün görme, özel görme hakkı da vardır.
Mesela,
Öğretmeniniz var ve size çok iyi ders veriyor.
Bu sayede hayatta daha iyi yerlere geliyorsunuz,
onun diğerlerinden özel gözükmeye hakkı yok mu? Var.
Belki de faydasını çok ilerde göreceksiniz.
Siz anlamasınız da bilinç altı bu anlatılanları iyi kavrıyor ve kendini belirli makamın üzerinde görüyor.
Misalen gelecekte belirli kişilere özel teknolojiler ve odalar verilecek.
Eğer ki belirli özel birikiminiz varsa,
bundan faydalanabilirsiniz.
Her an her şey olabilir.
Bilinç altı maddelerin yakın görünümüyle ilgilenir, onları daha yakından tanır.
Birileri ölür ve toprak olur, su olur, çevreye karışır.
Eğer ki makam sahibiyseniz,
bilinç altı sizin neye benzediğinizi görmüş olabilir.
İlerde belirli aksiyonlar sayesinde sizi tekrar hayata dönderebilir.
Çünkü sizin neye benzediğinizi, kodlamanızın ne olduğunu anlamıştır.
Kendi hafızanızı bilgisayara aktararak yaşama fikri bana kalırsa çok saçma.
Çünkü sen sadece hafızanı oraya aktarıyorsun,
hafıza yerine bilincini, kendini aktarsaydın sorun olmazdı.
Hafızanı oraya aktarırsın,
oradaki sadece hafıza olur,
sen halen bedenindesindir.
Orası senden bağımsız olan bi klon olur.
Çok fantastik bilinmeyenler olabilir mi? Olabilir.
İşte o zaman işler değişir, görünürde var mı?
Ona bakmalıyız.
Bilinç altı ve toplumsal farkındalıklar,
çok farklı farkındalıklar ve oluşumlar yaratabilir.
Bunlardan biri de dinlerdir.
Zehirli yapılanma da olabilirler, olmayabilirler de.
İkisi aynı anda da olabilir.
İlk önce faydalı, sonra zehirli yapılanma olabilirler.
Ya da ilk önce zehirli,
sonra faydalı yapılanmada olabilir.
Değişen oranlar var.
Ve kimlerin ne amaçla yazdığı da çok önemlidir.
Öncelikle belirli amaçları var,
dönemine göre zihinleri belirli yapılanmada tutmak için tasarlanan yapılar olabilir.
Böylelikle de içinde beslediği tutum,
toplumun gidişatını belirler.
Misalen şöyle düşünün,
elimizde güç var,
gücün korunması için bireylerin katı tutum içerisinde kalması gerek.
Bulundukları din fanatik tutumlar sergilenebilecek şekilde tasarlanır,
o dinden ��ıkamazlar ve elinde bulundurdukları gücü korurlar.
Aynı zamanda eğer ki belirli aşamadan sonra fanatik tutum zarar teşkil etmeye başlayabilir.
O dinden çıkamaz hale geliriz ve içerisinde cahil düşünce barındırıyorsa toplum bu zehri içinde barındırır.
Ve zehirli yapılanmalar çevre tarafından dışlanır.
Aynı zamanda,
değiştirilebilir dinler lazım, ucu açık olan.
Lakin bu değiştirebilir dinler,
aynı zamanda içerisine parazit girebilebilmesi anlamı taşır.
Bu parazit yanlış düşünce barındırıyorsa ve kitlesi fazlaysa,
her yere yayılmaya başlar.
Dinlerin kontrollü şekilde rafa kaldırılması gerek.
Bunu yaparken de kitleleri, fanatikleri, grupları rahatsız etmemiz lazım.
Ve dinlere benzeyen yapılanmalar,
bunların gelişmiş versiyonları,
toplumun mutluluğuna yarayan, onları koruyan versiyonları ilerde lazım olabilir.
Ve çok dikkat edilmesi gerek.
Eski dinler,
eski kafalı kılıfıyla yok edilir.
Lakin yeni ve gelişmiş tarihte yapılan dinler,
parazit barındırırsa,
yok edilmesi çok zor olur.
Semboller de, tılsımlar, nesneler de toplum tarafından özel nitelendirilir.
Ve bazıları çok özeldir.
Kendi sembolünüzün olması, üzerine titremeniz sizi diğerlerin farklı gösterebilir.
Sizi güçlü de gösterebilir, güçsüz de.
Ne yaptığınıza bağlı olarak değişen yapıdır.
Cahil gözüken yapılanmaların içerisinde,
çok büyük elementler olabilir.
Gerçek her tarafta olabilir, onları bulmak sana kalmış.
Misalen,
bir şeyi cahil gördün, aptallık olarak gördük fakat aynı zamanda içerisinde de büyük hazine var.
Bu tutumun o hazineyi reddetmene neden olabilir.
Yani kitabın kapağına baktın,
cahil bi tutum gördün,
dışladın.
Lakin içerisinde gerçeğin sana verebileceğinden çok daha gerçek olabilir,
çıkış anahtarı olabilir.
Bilinç altın odacıklarla dolu,
hücrelerle dolu.
Her bir hücre bir insanı temsil eder, yani onlar da insandır, canlıdır.
Ve katmanları vardır, çok değerlidirler.
Kendi bedeninin değerini bilmezsen,
kendi bedenin senin değerini bilmezse,
depresyon kaçınılmaz olabilir.
Yani depresyona girebilirsin.
Tekraren okumakta fayda var mı?
İçselleştirmek gerek.
#Bilinçaltı #ŞAHMATHRİX #ŞAHMATRİX
#UYANIŞ
Sizler bir şeyin farkında değilsiniz.
Etrafta bizleri kurtarmaya çalışan kişiler var.
Onlara değer verin.
Gökten inmediler,
Ama gökten inmişcesine ter döküyorlar.
Kapınızı çalıyorlar, açın.
Her an paylaşan, anlatan, devam ettirmeye çalışansın.
Kendini tanı, çevreyi tanı kanka.
Özgür olmak,
çok fazla seçeneğinin olması veya çok fazla seçenek seçiyor olabilmek değildir.
Özgür olabilmek,
seçeceğin seçeneklerin bile sen tarafından belirlenmesidir.
Ve bu sistemde seçenekler fazla,
bu da sizi özgür hissettirir.
Fakat bu illüzyondur, özgürlükle alakası yoktur.
Tabiki bir düzen var, dolaylı olarak seçim şansı azalır.
Düzene ayak uydurmak gerekir.
Fakat kapital sistem,
kendi gerçekliğini ve gücünü korumak için bazı yerlerde uyanıklık yapar.
Mesela,
önünüze iki siyasetçi sunar.
Fakat bilmediğiniz bir şey var.
O siyasetçiler zengin ailelerden gelir,
rant ile oraya gelip karşınızda dururlar.
Siz onlardan birini seçmeniz özgür olduğunuz anlamına gelmez.
Ve Matrix RANTLARIN cennetidir.
Para ile dönen bir top düzeneğin üzerindeysen,
gerçeğin para ile değiştirildiğini ve yönlendirildiğini bilmen gerek.
Eğer bana sevginin ne olduğunu soruyorsan,
sevgi iki şekildedir, iki şekilde kullanılır.
Birinci şekli,
kişinin saf olduğu, sadece sevmenin sevmek olduğunu, değer vermek olduğunu bildiği için kullandığı yöntemdir.
Burada kişi kültürlerin, yaşamın öğrettiğiyle yaşar.
İkinci şekli ise,
Kişinin geliştiği, öğrenme aşamasında geliştirdiği yoldur.
Sevginin çevreye refah getireceğine, kendisi daha iyi yaşatacağına ve çevresinin de mutlu olacağına inandığı versiyondur.
Ve gerçek sevgi,
ikinci şeklinde ortaya çıkar.
Kişi,
Yaşamın ne olduğunu anlar ve ona göre bi ayak uydurur.
Bu ayak uydurmanın, ona refah getireceğine inandığı için sevmeye ve iyi davranmaya başlar.
Bu da dolaylı olarak doğrudan ona doğru şeyleri getirir.
Yani sevgi insan geliştikçe makineden dökülen yapay bir şekle bürünür.
Yani birinci şekilde anlattığımız gibi saf kalpten, düşünceden gelmez.
Ama ikinci şekli ise en gerçekçi ve doğal versiyonudur.
İlk versiyonu tamamen kültürel ve çocukluk çağından kalan versiyonudur. İçinde bilgi yoktur, sadece yapar.
Ve size tavsiye olarak ekliyorum;
Sevgi,
Saygı;
Sizin menfaatiniz içindir.
Çevrenize refah getirir.
Sevgilerle...
The issue is not about believing or not believing.
The issue is not about theory.
Even if you know these are just theories and don't believe them,
there should still be some doubt within you.
You should approach everything with skepticism.
Maybe it's not true, maybe it is true.
Approaching both sides with skepticism would be more real
@ConspiracyDad3 These kinds of things are natural occurrences,
and they are open to theoretical explanations.
However, if you use these kinds of things to produce theory,
you will be seen as merely a theorist in the eyes of people trying to understand you.
In the Matrix, the scope for creating impulses and generating action is limited.
Producers have no specific goal;
their only effort is to produce hit music at that moment.
Not everything in the Matrix is bad; stop assuming everything is negative.
Of course, there are those in the music industry with satanic intentions, but it's ridiculous to assume this is the norm.
@Statikoo Metafizik vakalarda bu geçiyor zaten.
Ruh satın alma, kiralama, bedeni teslim etme olarak geçiyor.
Birçok ABD gizli araştırmaları bunu destekliyor.
Hatta altaki görselde derinliğini görebilirsiniz.
Dengeleri bilerek yaşamanız gerek.
Kötü ihtimalleri ele alıp kendinizi geliştirerek iyi yaşamanız gerek.
Eğer sürekli iyiyi düşünürseniz,
dengeler bozulur ve kötü şeyler siz farkında olmadan size nüfus eder. Çünkü kötü şeyleri görmeyerek hep iyi şeylere odaklandınız.
Dengeleri koruyarak yaşamanızı sürdürmeniz gerek.
İyi yaşamak için,
her ihtimali görmek gerek.
Gördükten sonra da kendinize iyi şeyler yapmak için zaman ayırmak gerek.
Yes, COVID could be a scenario.
What if it weren't?
You are also at risk.
You called such a vital matter a plan.
You are also problematic questioners.
Both sides are troubled.
When a vital virus attack occurs one day,
what will we do if you say “pandemic” again?
I see a trust issue on both sides.
Best regards...
@oktayfirincii Bence bu herkes için böyle değil. Bazı insanlar yaşamına devam etti, hem de kaldığı yerden.
İnsan geçmişte hep daha mutluydular.
Mesela 2013'de de 2015'den mutluydular. Bu psikolojik dalgalanma hep var.
Hep eskiyi arama dürtüsü mevcut.
İnsanlar kovidi unuttular bile...
@enbuyuksir Dünya şu an kargaşa içinde değil,
Dünya en berrak ve rahat zamanlarını yaşıyor.
Yani Dünya en eskiden beri böyleydi.
Eğer söylediğin gibi bir şeyse, (ki bu teorik)
ancak güçlü bir şeyle kendilerini belirtirler.
@OutlawsPoetic Are faces actually the summary of character?
Or is character the summary of the face?
But change
leaves even identity behind.
And character leaves appearance behind too.
Maybe it's not like that for everyone.
@0ccultbot Whoever holds the truth, whoever holds it, the process will proceed in the direction they desire.
But remember,
They have fears too.
They fear the unknown.
They fear seeing what others have done.
@0ccultbot The subconscious and the brain are like a program that works like a human.
Your thoughts are as much a part of it as you are.
You work with it at the same time.
If we can discover its secrets,
we can take humanity to a very different level.
We should try to communicate with it.