“Allahım! Ben günahtan vazgeçmeye muktedir değilsem de sen affetmeye kadirsin. Ben, kötü işlerime bakıp senden korkuyorum. Senin lutfuna bakıp ümitleniyorum. O halde bendeki kötü işler yüzünden sendeki lutfu benden esirgeme.”
Yahya b. Muâz [kuddise sırruhû]
Bugün tevdi ettiğimiz Kızılay Ödülleri’nin sahiplerini tek tek tebrik ediyor; dünyanın farklı bölgelerinde kalbi bizimle atan, Kızılaya yaptığı bağışlarla ahdine, mazisine, geleceğine, vahdet ve uhuvvetine sahip çıkan tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum.
“Herkes İçin Esenlik ve Güvenli Yaşam” vizyonuyla fedakârane bir ruhla çalışan Kızılayımızın her bir mensubuna selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.
Kızılayımıza canından can katan, kanından kan veren, bu müesseseyi imar ve ihya eden tüm vatandaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.
CHP’nin 38’inci kurultayına ilişkin tartışmalarda kurultayı yapan da kurultaya şaibe bulaştığını iddia eden de bu iddiaları belgeleriyle birlikte mahkemeye götürüp hakkını arayan da CHP’lilerdir.
Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu partiyi, affınıza sığınarak söylüyorum, pavyon masalarına düşürenler yine kendileridir.
“Rüşvet aldım, rüşvet verdim, şu kişiye şu kadar para verdim” diyenler, aynı şekilde kendileridir.
Dün “halkın umudu” dediklerine bugün “hain” damgası vuranlar da kendilerinden başkası değildir.
Bir süredir ana muhalefet partisinin kimi aktörleri üst perdeden konuşarak kendilerince gündem oluşturma çabasındaydı.
7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan tabloyla hepsi birden ortalıktan kayboldu.
Düne kadar avazı çıktığı kadar bağıranların üç gündür sesi soluğu çıkmıyor…
AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak aziz milletimizle kurduğumuz gönül köprülerinin sağlamlığına hafta sonu bir kere daha şahitlik ettik.
Yapılan ara seçimlerde 6 beldenin 4’ünde AK Parti’mizin, 1’inde ise ittifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi’nin adayı ipi göğüsledi.
Cumhur İttifakı, çok anlamlı bir seçim zaferine imza attı.
Kelimenin tam anlamıyla sandıkları patlatan vatandaşlarımıza, partimize ve ittifakımıza yönelik teveccühleri için teşekkür ediyorum.
İnşallah bu güveni ve muhabbeti asla boşa çıkarmayacak, milletimize olan şükran borcumuzu daha çok çalışarak ödemenin gayretinde olacağız.
Osmanlı çınarı, bayrağımızı 7 iklimde gururla dalgalandırmıştır.
Osmanlı’nın yerini alan Türkiye Cumhuriyeti bu topraklardaki ilk değil, son devletimizdir.
Devlet-i ebet müddet, aziz milletimizin bizatihi kendisidir.
Türk milleti var oldukça devletimiz var olmaya devam edecek.
Sahip olduğumuz kapasitenin değerini, etrafımızı kuşatan kriz fırtınasına baktığımızda çok net görebiliyoruz.
Tarihin ve kaderin bize yüklediği sorumlulukların idrakinde olarak inşallah bu kapasiteyi içeride ve dışarıda tahkim etmeye devam edeceğiz.
15 Temmuz sonrası Irak ve Suriye harekâtlarımız, ülkemizin tepesine yerleştirilen cam tavanı parçalayarak güvenlik paradigmamızda yeni bir dönemi başlatmıştır.
Türkiye kendi geleceğini şekillendiren, bölgesinde oyun kurucu bir aktör haline geldiğini dosta düşmana göstermiştir.
Bugün kendi önceliklerimiz ve yöntemlerimizle yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizin de Körfez bölgesinden Kuzey Afrika’ya ve Doğu Akdeniz’e uzanan kararlı adımlarımızın da gerisinde işte bu artan öz güven, cesaret, planlama ve bağımsız hareket edebilme kabiliyeti vardır.
Terörsüz Türkiye süreci, bir güvenlik politikasının ötesinde, ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır.
İnşallah süreç hedeflerimizle uyumlu bir şekilde başarıya ulaştığında iç cephemizi güçlendirmekle kalmayacak; Türkiye’nin güvenliğini tahkim edecek, milletimizin önünde yeni kapıların açılmasına vesile olacaktır.
Devlet yönetiminde millî irade ve sivil siyaset merkezli gerçekleşen sessiz devrimin sembollerinden biri, Millî Güvenlik Kurulumuzun görev, yapı, işleyiş ve konumunda yaşanan değişimdir.
Yasal ve anayasal düzenlemeler, Kurulun ve Genel Sekreterliğimizin asli misyonlarını daha etkin, daha verimli ve demokratik standartlara uygun bir zeminde ifa etmelerini mümkün hale getirmiştir.
Bir zamanlar eğitim kurumlarında okutulacak yabancı dillerin tespitinden sinema ve müzik eserlerinin denetimine kadar geniş bir alanda mesai harcamak zorunda kalan Genel Sekreterliğimiz, artık bu yüklerinden kurtulmuştur.
Genel Sekreterliğimizin dikkatini ve enerjisini dağıtan bu işlerden kurtulup asli görevlerine odaklanmasını sadece Türk demokrasisi açısından değil, Türkiye’nin ulusal güvenliği bakımından da çok kıymetli buluyorum.
Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin devlet idaremize ve karar alma süreçlerine kazandırdığı avantajları en iyi şekilde kullanarak Türkiye’nin gücüne güç katmaya inşallah devam edeceğiz.
Bugün Millî Güvenlik Konferanslarının açılışını yaptık.
Talimatlarımız doğrultusunda Millî Güvenlik Siyaset Belgemizin daha iyi anlaşılması amacıyla hazırlanan Millî Güvenlik Konferanslarının başarılı geçmesini temenni ediyorum.
Öğretmenlik gibi ulvi bir mesleği icra ederken teröristler tarafından katledilen Aybüke Yalçın’ı şehadetinin 9’uncu yılında rahmetle, minnetle yâd ediyorum.
Aybüke kızımızın aziz hatırası her zaman yüreğimizde yaşayacak… 🇹🇷
Büyük Birlik Partisi’nin 13’üncü olağan kurultayında yeniden genel başkan olarak seçilen Sayın Mustafa Destici’yi en kalbî duygularımla tebrik ediyorum.
Kurultayın ülkemiz siyaseti ve Büyük Birlik Partisi’ne gönül veren tüm kardeşlerim için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Tokat, Nevşehir ve Gümüşhane’deki 6 beldemiz ile ülkemizin farklı bölgelerindeki 362 mahallede yapılan mahallî idareler ara seçimlerinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
AK Parti’mizin ve Cumhur İttifakımızın ezici üstünlüğüyle sonuçlanan belde seçimlerinde milletimizin teveccühüyle seçilen belediye başkanlarımıza ve belediye meclis üyelerimize, muhtarlık seçimlerinde mahallelerine hizmet etme yetkisi alan muhtarlarımıza Allah’tan muvaffakiyetler niyaz ediyorum.
2017’de eşim @EmineErdogan’ın öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık Hareketi, bugün Birleşmiş Milletler nezdinde kabul gören küresel bir çevre seferberliğine dönüştü.
Çevre hassasiyetinin ve gelecek nesillere yönelik derin bir mesuliyet bilincinin simgesi olarak başlayan Sıfır Atık Hareketi’ni 9 yıl gibi kısa sürede global bir çevre ve iklim mücadelesine dönüştüren, başta harekete ilham veren ve öncülük edenler olmak üzere tüm emek sahiplerine yürekten teşekkür ediyorum.
Döngüsel ekonomiden iklim dostu üretim modellerine, atığın ekonomik değere dönüştürülmesinden kaynak verimliliğine kadar pek çok önemli başlığın ele alındığı Sıfır Atık Forumu’nun hayırlara vesile olmasını diliyorum.
183 ülkeden 120’yi aşkın bakanı, 200’ün üzerinde belediye başkanını, 500’den fazla uluslararası paydaşı bir araya getiren bu platformu son derece kıymetli bulduğumu özellikle ifade etmek istiyorum.
Gençlik teşkilatlarından özel sektöre, sivil toplum kuruluşlarından politika yapıcılara, akademisyenlerden karar vericilere 5 bini aşkın katılımcının iştirak ettiği bu forum, Türkiye’nin çevre diplomasisinde ulaştığı yüksek seviyenin açık bir göstergesidir.
Kasım ayında Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31 Taraflar Konferansı’na giden yolda forumun üstlendiği bu misyon çok ama çok değerlidir.
Bu bakımdan forumun temasının “Antalya’ya Giden Yol: İklim Eylemi Olarak Sıfır Atık” şeklinde belirlenmesi son derece doğru ve isabetli olmuştur.
Foruma fikirleriyle, eleştirileriyle, tespitleriyle katkı yapan herkese şükranlarımı iletiyorum.
Forumun irade beyanları olan ortak deklarasyon ve ortak sonuç bildirgesinin de çevre ve iklim alanında atılacak yeni adımlar için şimdiden hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ediyorum.