Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Bazen beddua sesle değil suskunlukla edilir, insan konuşmadığında öfkesini değil hatırlayışını büyütür, dilsiz kalmak zayıflık sanılır ama asıl ağırlık oradadır, çünkü hesap aceleyle değil zamanla tutulur, helallik talebi vicdanın geç uyanışıdır, karşılık bulmadığında yankı kendi içinde çınlar, yapılanın bedeli bir gecede ödenmez, yıllara yayılır, insan astığı eleğin duvarını sağlam sandıkça rahat eder, yıkım ise en güvende hissedilen yerden gelir, adalet her zaman bağırmaz, bazen bekler, bekledikçe derinleşir.
Ne ağır beddua;
Bana yapılan haksızlıklar karşısında nasıl dilsiz kaldıysam, helallik istediğinizde de sağır kalacağım.
Yaptığınız hataları bir gecede aldığınız ahlara sayarsınız. Ununuza lafım yok ama eleğinizi astığınız duvar yıkılsın.