Toplumumuzun vicdani hassasiyetlerine duyarsız kalmayarak ve insani sorumluluğumuzun gereği olarak sosyal tesislerimizde ve iktisadi işletmelerimizde İsrail menşeli ürünlere yer vermemeye devam ediyoruz.
BU SENE BAŞLAYALIM,,
Meyve yediğinizde çekirdeklerini çöpe atmayın.
Çekirdekleri kurulayıp bir kutu içine koyun ve arabanızda saklayın.
Ağaç bulunmayan yerlerde seyahat ederken onları pencereden dışarı atın veya
Zalım oy gelin(?) , zalım zalım zalım...
Evvela sokağa çıkarken giyinmeyi unutmayın efendim.
Hani insan evden çıkarken anahtarına bakar, telefonuna bakar, üstüne başına bakar ya aynada, Ha azıcık da ar duygusuna bakar. Bakmalı.
Kimi var ki sokağa çıkmıyor da sanki mahallenin ortasına ilan panosu gibi dikiliyor. Kumaş titriyor, düğmeler darılmış, fermuarlar istifa etmiş, görevi iplere bırakmış.
“Ben kıyafet değilim, imdat çığlığıyım” diye bağırıyor üstündeki bez.
Ey şehir ahalisi!
Kamusal alan dediğin yer ne özel oda, ne podyum, ne de “beni görün de ne görürseniz görün” meydanı.
Çocuk geçer, yaşlı geçer, aile geçer, utanması hâlâ ölmemiş adam geçer.
Kıyafet dediğin örtmek içindir;
her şeyi anlatıyorsa artık kıyafet değil, basın açıklamasıdır. Fosforlu cevriye buradaydı demektir.
Düğmeler kavuşmuyor, kumaş dayanamıyor, ayna utanıyor, sokak başını çeviriyor; sonra adına “özgürlük” diyorlar.
Türkü de dediği gibi; Zalimsiniz zalim;
hem gözün hakkını görme alanını kısıtlayarak gasp edersiniz,
hem edebin mezarına çiçek dikersiniz.
Hürriyet başka şeydir, teşhir başka.
Şıklık başka şeydir, nümayiş başka.
Güzellik başka şeydir, “kamusal alanda görsel tacize davetiye” başka.
İnsan sokağa çıkarken sadece serbestiyet hakkını değil,başkasının mahremiyet hakkını da düşünür.
Çünkü şehir dediğin yer herkesindir;
kimsenin çıplaklık iddiasına, kimsenin ölçüsüzlük gösterisine zimmetli değildir.
Velhasıl kelam
Evden çıkarken üstünüzü giyininiz,
dilinizi dizginleyiniz,
edebinizi yanınıza alınız.
“Evladım, bu ne hâl?
Kumaş mı eksik, utanman mı?”
Dedirtmeyiniz.
Köyde oturan manyağın teki , köyde herkesi şikayet ediyor!
Kimin evinde ki dağdan topladığı yıllardır biriktirdiği odununu, kiminin ahırın, kiminin samanlığını, kimin evini...
Ondan sonra devletin memuru alarma geçiyor! Normal zamanını Instagram, Facebook, TıkTok da telefon parmaklayarak geçiren memur adeta Sherlock Holmes kesiliyor! Gelsin cezalar yıkım kararları! Delinin biri kuyuya bir yaş atıyor kırk akıllı çıkaramıyor!
Özellikle büyükşehir olan yerlerde kimse bağına bahçesine evine arsasına tarla yapamıyor! Müracaat ediyor "oğlum evlendireceğim ,kendime ev yapacağım diyor " yine yapamıyor . Ama barınmak bir hak! anayasal bir hak! barınmak bir zorunluluk ! Ne yapıyor insanlar ? Mecbur kalıp kaçak köçek yapıyor ne olur @csbgovtr , @TCTarim , @TC_icisleri , @iletisim , @tcbestepe@Akparti@RTErdogan bu konuyu hafife almayın Biz yazıyoruz çiziyoruz vekilleri uyarıyoruz şifaen söylüyoruz ama bir gelişme göremiyoruz! Önümüzdeki genel seçimlerde en büyük sıkıntılarımızdan biri bu olacak diye düşünüyorum lütfen bu konuyu ciddiye alın
AK Partide Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı ile bazı Büyükşehir ve illerde tabanın sesini dinlemek için direk kendi ile irtibatlı heyetler hazırladığı öğrenildi.
Heyetlerin teşkilatlarla şehirlerde bağlantısı olmadan Erdoğan’a rapor hazırlayacaklarını söyleyeyim.
Mayıs ayında çalışma tamamlanacak.