Seni kim kanaat önderi yaptı kardeş? Teknede bi röportaj yaptın diye mi sesin yüksekten çıkmaya başladı! Senin karşı taraftaki karşılığın a.ercanlar ha..kardeş! @AliNaciKucuk
Buna kendinizi savunduracak kadar aciz misiniz! @GalatasaraySK@Metinozturk1905
Ali Naci Küçük: "Bugünden yangın yaratmanın bence çok fazla mantığı yok. Eleştiri her zaman Galatasaray'ı başarıya itmiştir ama eleştiriden ziyade hakarete varan ifadeler, Başkan Dursun Özbek ve yönetimini son derece üzüyor."
Yönetimdekilerin şımarıklığını tam anlatan bi video olmuş!Rakipler o kadar bitik ki!Bizim berbat yönetim bile yıllardır iyi görünüyor!Bu yönetimden Erden Timur çıktığı gün ümidi kesmiştim! @GalatasaraySK@Metinozturk1905@marufgunes1905@fatihsdemircan
🗣️ Serhan Türk: "Galatasaray'ın hem limiti var hem de parası var.
Ama Galatasaray bu transfer döneminde kiralık oyuncu alma formülüne gitmeye çalışıyor. Satın almayacak, bonservis bedeli ödemek istemiyor. Kiralık oyuncunun da satın alma opsiyonu kendisinde kalma kaydıyla bir planlama yapmaya gidiyor." (Smart Spor)
Tüm ifadelerinizde, söylemlerinizde, mahkeme salonlarında itiraf ettiniz!
Milyonlarca insanı kandırmaya çalıştınız!
Radara (!) yakalandınız!
“Mağduruz” diye ağladınız.
Bizi hiç tanımadınız!
Bu şehir, bu camia, bu coğrafya; unutmaz!
Kupamız Orada Oldukça Yüzünüz Gülmesin!
Fenerbahçeli yöneticinin 6 Temmuz 2011 tarihinde yaptığı şike itirafından:
“Birileri aracılığıyla Eskişehirspor’a teşvik primi gönderildiğini duydum.”
Icardi'nin menajeri Elio Pino ve Ali Naci Küçük arasında tartışma yaşandı. (343)
🎙️ Ali Naci Küçük: "Icardi'nin menajeri 18 Mayıs'ta görüşüldüğünü söylüyor; aradan kaç gün geçmiş? 45 gündür yanıt vermeyen Icardi masum, onu konuşup eleştirenler mi haksız? Icardi hala yanıt vermedi."
📲 Elio Pino: "Sevgili Ali Naci, asılsız bir yorumda bulunmuşsun. 18 Mayıs'ta Galatasaray ile görüştüm ve hemen yanıt verdim. Güncel bilgiler konusunda 45 gün gecikmiş durumdasın. Sessizliğim başkan ve Galatasaray'a saygımdandır!"
🎙️ Ali Naci Küçük: "45 gün önce ne yanıt verdiğinizi kimse bilmiyor. Oynama garantisi istediniz mi? Evet mi dediniz, hayır mı? Yanıt verirseniz seviniriz. Burada kimse Icardi'nin imajını zedelemiyor."
Kadir ��nanır: Kobanê direnişini desteklememek mümkün mü?
Özgür Gündem’den Önder Elaldı’nın Kadir İnanır ile yaptığı söyleşi şöyle:
Batman (Êlih)’te Yılmaz Güney Film Festivali’ne gelmeniz neyi ifade ediyor. Yılmaz Güney’le aynı dönemde sinema yaptınız. Birlikte projeleriniz olmuş muydu, o döneme ilişkin anılarınız var mı?
Prensip olarak mesleğim ile ilgili yapılan her türlü organizasyona nerede olursa olsun katılıp destek vermeyi görev bilirim. Yılmaz Güney’le projelerimiz olmadı. Yılmaz Güney benden iki yıl evvel sinemaya başladı. Aynı dönemde sinema yaptık. Aşağı yukarı aynı tarz filmleri yapıyorduk. Yılmaz Güney’in arkadaşlık yaptığı insanlarla ben de arkadaşlık yaptım. Ama nedense bir türlü bir araya gelemedik. Hapishane dönemi başlayınca Yeşilçam’da bir gruplaşma oldu. Benim dâhil olduğum grupla onun karşısındaki grup arasında bir rekabet başladı. Yılmaz Güney onları tercih etti. O süreç uzun yıllar gitti. Onun dışında Yılmaz Güney’i hapishanede ziyaret ettik. İlk filmlerinden sonra kamerayı sokağa çıkaran yani hayatın içine koyan dünya çapında çok büyük bir sanatçıydı Yılmaz Güney.
Filmlerinizin belirli toplumsal olaylara denk gelme durumu söz konusu. Katırcılar filmi ile Roboski hatırlanıyor. ‘İsyan’ filminde de sisteme isyan eden Apo karakteri de Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a benzetildi. Bu örtüşme halini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tesadüf bence. Ama filmin senaryolarını seçerken karakterlerin toplumun içinde yaşayan gerçek karakterler olmasına dikkat ederim. Bu bölgede Abdullah’ı Apo diye çağırırlar. ‘İsyan’ filmini çekerken Abdullah Öcalan daha yeni örgütün üniversitede örgütlemesini yapıyordu. O zaman bizim de haberimiz yoktu öyle şeylerden. Bana ne işin var senin Doğu’da diyorlardı. Hala da soruyorlar. Bir asker çıkmış geçenlerde, Sarızeybek diye bir emekli albay var, Ergenekon kanadından, buralarda çarpışmış, güya buraların gerçeğini savaştığı için biliyormuş. Burada savaşan insan buranın gerçeğini bilmez. Çünkü burada kafasını uzatıp da gerçekliğin içine giremez kendini korumaktan. Çıkıp da toplantılarda “Kadir İnanır o bölgeden ne anlıyor” diye konuşmak yakışmaz ona. Onun anladığının on misli daha, buralarda film çekmekle geçti. Bu insanların burada yaşadıklarını, çektiklerini yakından görme şansım oldu. Bölge insanı zaten biliyor. Gel sana anlatayım, hala anlamıyorsan nasıl o rütbeye gelmişsin. Hiç eğitim almayan zavallı bir insansın.
Sürdürülmeye çalışılan barış sürecinde sinemanın ne gibi bir işlevi olur?
En büyük işlevi sinema görür. Yapılan bu akil adamlar toplantısında konuştum, basına kapalıydı. İsteyen istediği kadar uğraşsın barışın sağlanması için mücadele verirse versin, barışı sağlamada en etkili güç sinemadır. Tiyatro, plastik sanatlar değil, sinemadır.
Sizin içinde olduğunuz projeler var mı?
Var, çok var. Onları konuşuyoruz ancak Hüseyin Karabey’in örneğini verdiğim gibi bizim buradaki gerçekleri anlatabilecek; köyleri kim yaktı, bunun gerçek olarak filmi aktarabilmemiz için o köyü yakmamız lazım, uçaklardan o bombaları atmamız lazım, tankların yürümesi lazım inandırıcı olması için. Bu ortamı filme aktarmadan inandırıcı kılamazsınız. Eğer barış istiyorsak bunun topluma inandırıcı kılınması için en etkili araç sinema. Bence bir yıl sonra bu filmler başlar. Çünkü ben bir yıl içinde her şeyin çok iyi olacağına inanıyorum, yolların da açılacağına inanıyorum. O zaman yeni nesiller de görecek bu ülkede bunlar yaşandı diye. Şimdi anlatıyoruz, burada kardeşim faili meçhuller var, bir sürü katliam yaşandı, hepsini söylüyoruz, dinliyor ama acaba öyle mi diye kafasından geçiriyor; ama bunu filmde gördüğü zaman başka olacak.
Bir de çözüm sürecinin önemli maddelerinden biri de Rojava. Kürt halkı Rojava’yı çözüm sürecinden bağımsız görmüyor. Rojava modeli hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bölgede ayrımcılığa neden olan uygulamalar ortadan kalksın. Kendi dil özgürlükleri sağlansın, demokratik bir yapı sağlansın. Adalet kurulsun. Ötelenmesin, bunlar ortadan kalktığı zaman kendiliğinden oluşacaktır. Adam önce şu terör dursun da sonra bakarız diyor. Sen önce bir ekonomik durumu sağla da sonra bakacağız, çatışma duruyor mu durmuyor mu. Godo’yu beklemek gibi bir şey yani. Böyle saçma şey olur mu. Ama sonuçta verilen her türlü mücadele kendi yapısı içinde kutsaldır. Kabul edip etmemek de haktır. Ama sonuçta hep gerçek kazanır. Bölge halkı böyle bir yapılanma istiyorsa bu bir taleptir. Mücadelesini verir.
Bundan sonra beni barış çabalarında en önde göreceksiniz demiştiniz. Böyle bir süreçte HDP ile ilgili yakıştırmalar oldu, bu konuda neler söylersiniz?
Yakıştırma değil de. Ben milletvekili olmayı hiç düşünmedim. Yani kimseyi oraya giden milletvekillerini kırmak istemiyorum. Yüzde sekseninin halkın gerçek temsilcileri olduğuna inanmıyorum, milletvekili liyakatına yakıştıklarını da inanmıyorum. O halde benim orada ne işim var. Yüzde on ile ülke yönetimine katkı sunmanın zorluklarını da biliyorum. Aydınlık siyaset yapacak tüm insanlara destek veriyorum. Bak şu an senin yaptığın şey nedir bir hizmettir. Bunu okuyan insanlara buradan bir mesaj gönderiyoruz. Yaptığımız siyasetin ta kendisi. Devam edebilir bu teklifler. Ama ben o teklifi teşekkürle karşılarım; milletvekili olmayı, aktif politikayı mecliste düşünmüyorum.
Kobanê’deki özgürlük
mücadelesinin yanındayız
Kobanê direnişinin yarattığı duygu ve düşünce dünyası hakkında neler söylemek istersiniz?
Kobanê direnişini desteklememek mümkün mü. Akraba insanlar yani, orada bir katliam varken buna hayır demek bir vicdan mıdır. Kim üretti kardeşim IŞİD’i. Bölgenin doğal kaynaklarının pazarlanması ile ilgili büyük yapılanmalar var orada. IŞİD’i çıkardılar. IŞİD, emperyalist güçlerin bölgede oynadığı oyunlar toplamıdır. Şimdi orada Kobanê diye bir yapılanma var. Kobanê bütün bu yapılanmalar, dünyada dönen oyunların içinde özgürlük mücadelesi. İnsanlar ezilmek istemiyor, beni burada ezemezsin diyor. Ben bölgeye dağılmış büyük bir toplumum diyor. E sen diyorsun ki kendi başında bunu yap dediğin anda orada katliam yapıyorsun. Katlettiğinde buradaki insanlar sen benim akrabalarımı nasıl katledersin diye müdahaleye kalkıyor. Bizim gibi insanlar da bu mücadelenin yanında yer alıyor. Öyle büyüyor zaten. Kendi başına cılız kalsa başarısız olur zaten.
Özerklik için toplum ikna edilmeli
Demokratik özerkliğin Kürdistan’a uyarlanabilirliği konusunda ne söyleyebilirsiniz?
Bu konu ile ilgili yazılmış bir sürü kitap var. Demokratik özerkliğin ne olduğu çok iyi açıklanması lazım. Bilmiyorsun ki, mesela İstanbul’da bir yere gidelim seninle ‘Kürtler demokratik özerklik istiyor’ diyelim. Bölünme istiyorlar denir. Öyle bir gerçek var. Abdullah Öcalan’ın kongreye yazdığı bir makale var. Uzun uzun anlatıyor, yanımızda bizim. Okuduğun zaman nasıl bir özgürlük yapılanması olduğunu görüyorsun ama açıklanması lazım. Demokratik özerkliğin bu topluma çok sade bir dille anlatılıp ikna edilmesi lazım. Bölünme korkusu var. Çok sıkıştığın zaman bölünmüş zaten senin haberin yok biz birleştirmeye çalışıyoruz diyorum. Demokratik özerklikteki yapının bütün dünya ülkelerindeki yönetimlerindeki en büyük, en güzel yönetim biçimi olduğunun anlatılması lazım. Çünkü orada tek ulus diye bir şey savunulmuyor ki, hayatı hep beraber kurabilme mücadelesinin karşılığı demokratik özerklik. Kimseyi yok saymıyor ki, sadece ben, sadece ulus demiyor ki.
T24