Millî ruh, millî güç! 🇹🇷
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin korkusuz ve kahraman Mehmetçiklerinden, bu akşam Hollanda karşısında yarı final için mücadele edecek olan #BizimÇocuklar'a mesaj var. A Millî Futbol Takımımızın #EURO2024 'te sağlayacağı her başarı milletimizle birlikte engin dağlarda, amansız denizlerde ve hudutsuz göklerde görev yapan askerlerimizi de sevince boğacak. Haydi Türkiye, hep birlikte zafere! 🇹🇷
#MillîSavunmaBakanlığı
Doğu Türkistanlı bir kardeşimizin çığlığı:
“Suriye, Filistin bir kere namusunuzsa; sizin kan kardeşiniz, din kardeşiniz Doğu Türkistan bin kere namusunuzdur!”
Seneler önceydi.. Kore'de bir adadaki kasabaya, Çin üzerinden gelen 20 Pakistanlı çıkmış (Korede az ama özellikle Japonya'da Pakistanlı işçiler kalabalıktır). Kasabada yerliler hiçbir yerde iş vermemiş, polis çağrılmış. Açık araziden başka sığınacak mekan da bulamadıkları ve paralarını kimse almadığı için 20 kişi 12.günün sonunda tek tek polisçe toplanmış. Kuralları uygulayan devlet yanında kuralların halkça da özümsenmiş olması ve halkın toplu organizasyon kabiliyeti önemlidir. Kısa dönemde yüksek kar getirisi için 10 kaçağa evinizi 30 bin liradan kiralayabilir, zabıta denetimini atlatıp bulaşıkçı olarak 3-4 kaçağa iş verebilirsiniz. Ama bu sayı şehirde arttıkça ailenizi yaşam konforunuzu kuşatacak tehdit edecektir. Karnını doyuran her topluluk, artan zamanlarında sizin sosyal mekanlarınızı işgal edecek, AVM, plaj, park gibi yerleri dolduracaktır. İnsanlar mazlum şekilde sınırdan girebilirler ama uzun süre mazlum kalmazlar mağrur ve hatta menfur hâle dönüşürler. Ayı yavrusu büyütmek gibidir bu. Başta köpek yavrusu gibi sevimli gelir merhamet edersiniz sonrasında ise size kendi alanınızı dar eder. Her şey aaa ne sevimli demekle başlar. Akılsız duygusuyla, hain çıkarıyla akil ise bilgisi ve tecrübesiyle hareket eder. Her konuda devleti suçlamak kolay ve en basit olanı ama bir gerçek de var ki bizler de çok dejenere bir toplum olduk. Şunu unutmayın. Mazlum her zaman başı önde mazlum gibi kalmaz uzun süre mazlum ve mahzun gezmez. Onu doyurursan, ona sosyal ve kültürel haklar verirsen bunu da kendi ülkende yaparsan o mazlum ve mahzun kişiler mağrur yani gurur abidesi olur. Milli gururlarına yatırım yapar, okul açmalarına, kendi dillerinde tabela asmalarına izin verirsen o gururu beslersin ve adam sana borçluluk duygusu duymaz mağrur olur. Liderine sempati beslese bile lider vefat edince bağ kalmaz
Gitmiyorum sıkıysa çıkart der... Oysa lidere değil hep Türk milletine borçluluk hissedip onların vergilerini yedikleri, Türk'ün ekmeğini yedikleri bilincinde olmalılardı. Merhametten maraz doğar lafı biraz bundandır. Mazlumu alırsın ama çadır kentlerde tutar şehirlerine almazsın. Sana hep medyun (borçlu) kalır, evini, konforunu özler. Özlemezse gitmez. Şehirler milletlerin salonları hatta yatak odaları gibi mahrem alanlarıdır. Başkasını orada yatırmazsın. Düzensiz sığınmacılara insani yardım ve barınma hakkı verirsin. Kültürel hak, arapça eğitimi, çalışma izni, sokaklara şehirlere girme iznini vermezsin. Mahrum bıraktığın her kültürel hak kendi milletinin korunması için bir önlemdir. Ben şunu anlayamıyorum hâlâ, Osmanlı'nın mirasına öykünen muhafazakarlar, nasıl şehirlerini yabancılara böyle beleşe ve değersiz bir metaymışçasına açabiliyor? Osmanlı'da Sivaslı adamın İstanbul'a girmesi, İstanbullu adamın Selanik'e, Afyon'a gitmesi izne tabi idi. Bir tarlanın toprağını bile bir diğer tarlaya taşımak ekosistemi, oradaki mikro ve mezo fauna ile florayı diğerine taşımak ve dengeyi bozmakla eşdeğer iken nasıl Osmanlı'da bile birer mücevher gibi korunan şehir mahremiyetini alt-üst edebiliyorlar? Aklım almıyor bu cehaleti. Cehalet diyorum çünkü ihanet demek istemiyorum bu rezalete. Mazlumlarını, başımıza mağrur kesildi efendiler bu pisliği temizlemek üzerinize borçtur.
🔸Ülkesi ve geleceği için ölüm kalım meselesi olan bir zamanda önüne gelmiş olan sandıkta Ümit hocayı yalnız bırakan herkes, eninde sonunda kaçak bir pakistanlı ve afganın tacizini, bir Suriyelinin palasını, bir Katarlının da aşağılayıcı tükürüğünü tadacaktır. Bazı insanlar senin için öne çıkar, senin geleceğin için, refahın için, onurlu yaşamın ve sınırlarınla sokaklarının namusu ve asayişi için belâya atılır senin için iktidarla ve başkalarıyla kötü olur. Oturup vekil maaşı ile keyif yapıp tatil evinde kitaplarını yazıp parasını saymaz, fikir üretir, aksiyon alır. Bir dalkavuğa koruma tahsis edilirken bu saydığım türden insanların çoğunun koruması bile yoktur. Konuşamayan korkakların yerine konuşur, korkmamayı, Türk'e cesur olmayı hatırlatırlar. Üstelik kendi kanından gelen en adi soydaşlarından ve çanak yalayıcısı trol itlerden de küfür yemek bahasına... Ama yine de devam eder doğruları söylerler. Gerçek bir hoca ve üstad da böyle olmalıdır. İşte bu bahsettiğim tür insanlar, bayrak şahsiyetlerdir. Çıkarsız desteklersin. Zafer partisini desteklemek, politik bir mesele değil duruştur. Duruş, omurgası olanların meselesidir. Zafer partisini de politik bir yapı olarak görmüyorum. Kuvva-i milliye neyse bunun da bendeki manası odur. Hatanın neresinden dönseniz kârdır. Bu yerel seçimlerde kararsız kalmak akılsız kalmak demektir. Sevmek için sebebiniz olmayabilir ama seçmek için artık tüm sebepler birikti. Vatansız kalmadan vatanın için bir tek şey yap, onu da doğru yap!