Anahtar Parti lideri Yavuz Ağıralioğlu CHP’nin mutlak butlan süreci hakkında konuştu:
Partimiz ilk andan itibaren mutlak butlan süreci ile ilgili milleti iradesi ve sandığı korumak, bunu da YSK’nın kararı ve verilmiş mazbatası üzerinden makulde durarak açıklamalarda bulundu.
📌Ana muhalefet partisinin seçime bu kadar az zaman kala bir yargı kararıyla iç kargaşaya düşürülmesinin demokrasimizi zayıflatacağını,
📌Bu heveslerin arkasından pozisyon kapmaktansa demokrasimizi kuvvetlendirmenin iktidarın birinci sorumluluğu olduğunu,
“Benim hisseme ne düşer” diyen adeta sırtlan gibi bir pozisyonun siyasete yakışmayacağını; aslan gibi demokrasiyi, hukuku, millet iradesini korumanın her mağdur olacak olanın sığınacağı bir limana dönüşecek bir güvenceyi siyasetin sorumluluğuna emanet ettik.
AVANTAJ KOLLAMAYIN,
MİLLETİNİZİ KOLLAYIN.
Partimiz, zorlu bir sınavı daha alnının akıyla vermiştir.
İki yıl önce memleketin 161’inci partisi olarak yol arkadaşlarımızla kurduğumuz Anahtar Parti; kısa sürede teşkilatlanmayı tamamlamış, seçime girme hakkını elde etmiş ve milletimizin huzuruna çıkmıştır.
“Önce aslanlar gibi muhalefet, sonra şerefle iktidar” diyerek çıktığımız bu yolculukta, yerel ara seçimlerde elde ettiğimiz başarı; Türk milletinin geleceğine hizmet etme azmimizi daha da güçlendirmiştir.
Siyasetin alışılmış kalıplarının dışında; milletimizi “o mu, ben mi” çıkmazına mahkûm eden anlayışa son verecek, Türkiye’nin müreffeh, güçlü ve huzur dolu yarınları için sahada çalışmaya devam edeceğiz.
Partimizi gururla temsil eden, bu başarının mimarı olan kıymetli adaylarımıza, fedakârca çalışan Anahtar Parti teşkilatlarımıza ve teveccüh gösteren aziz milletimize şükranlarımı sunuyorum.
Annelik fedakârlıktır…
Kendinden eksiltip evladına çoğalmayı bilen, sevgisini emekle büyüten tüm annelerimizin Anneler Günü kutlu olsun. 🌿
#AnnelerinAnahtarı
Egemenlik milletin, gelecek çocukların…
23 Nisan; millet iradesinin tecelli ettiği, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışıyla egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun ilan edildiği kutlu bir gündür.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu bayram, geleceğimizin teminatı evlatlarımıza duyulan güvenin en güçlü ifadesidir. Ancak bugün çocuklarımızın okulda dahi kendini güvende hissedemediği bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu bayramın ruhuna yakışan, çocuklarımızın korkmadan yaşayabildiği, güven içinde büyüyebildiği bir Türkiye’yi inşa etmektir.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyor; başta Gazi Meclisimizin kurucuları olmak üzere tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
MSB bugün İran’dan ateşlendiği belirtilen bir balistik mühimmatın Türk hava sahasına yöneldiğini ve Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından düşürüldüğünü açıkladı.
Ancak geçen üç vakada olduğu gibi ortada hâlâ cevap bekleyen kritik sorular var.
Füzenin radar izi nerede? Hangi rota ile geldi, hangi irtifada vuruldu? Hangi unsur angaje oldu? (Halen doğu Akdeniz‘de ABD Arleigh Burke sınıfı muhripler dışında bu Angajmanı yapabilecek başka bir unsur yok)
Türkiye’nin Kürecik’ten Anamur’a kadar uzanan radar ve erken ihbar altyapısı bu verileri ortaya koyabilecek kapasitededir, dolayısıyla soyut açıklamalar yeterli değildir.
Öte yandan bir yanda Adana’da NATO kolordusu, diğer yanda İstanbul Boğazı girişinde NATO deniz unsuru komutanlığı haberleri gündemdeyken, her seferinde füzelerden Türkiye’yi “NATO korudu” vurgusuyla gelen bu açıklamalar güçlü bir algı operasyonu izlenimi doğurmaktadır.
Kısacası “füze İran’dan ateşlendi” algısı ile “ söz konusu füze Akdeniz’deki NATO unsurları tarafından önlendi” algısı sürekli tekrar ediyor.
Türk milleti bu algı mesajını okumaktadır.
Oysa gerçek tablo farklıdır. ABD’nin dışladığı NATO’nun cephane sorunu tartışılıyor, Avrupa ordularının hazırlık seviyesi sorgulanıyor, İngiltere’nin Kıbrıs’taki üssüne bile gemi sevkinde zorlandığı görülüyor.
Yani NATO’nun taze kana, gönüllü figüranlara ihtiyacı var.
Rusya Ukrayna Savaşında Kiev’e sınırsız sağlanan askeri, finansal ve siyasi desteğe rağmen NATO bu savaşta hedeflerini başaramamıştır.
O nedenle Türkiye gibi büyük bir ülkenin aktif olarak Rusya ile olan tarafsız pozisyonunu bozarak Rusya düşmanı olarak yanlarına geçmesi istenmektedir.
Çok ciddi finansal kriz içerisine giren Ankara, 100 günden az kalan bir süre içerisinde NATO’nun 2026 zirvesini yapacaktır. Bu nedenle Ankara’daki bürokratlara ve NATO Muhiplerine zirvede prestij sağlayacak projelere de ihtiyaç vardır.
Türkiye bir yandan Gazze katliamını eleştiriyor, Filistin halkının çıkarlarını savunuyor ama diğer yandan fiilen İran’da savaşta olan İsrail ve ABD’ye en büyük siyasi ve kısmen askeri desteği sağlayan NATO’nun bir nevi reklam ajansı gibi davranıyor.
Böyle bir ortamda Türkiye’nin bu denli NATO dümen suyuna sokulması Karadeniz’de, Doğu Akdeniz ‘de ve Hazar havzasında stratejik risk üretir.
Türkiye figüran değildir, kendi hava savunmasını, kendi egemenlik refleksini esas almalı, teknik verileri açıklamalı ve bu tür sahte bayrak kokan yönlendirmelere karşı son derece dikkatli olmalıdır.
Türkiye tarafsız rejimini korumalı, ikinci Dünya ve soğuk savaş yıllarında olduğu gibi çevresinde hiçbir tarafın kışkırtma ve manipülasyonlarına alet olmamalıdır.
İstiklâl Marşı milletimizin bağımsızlık iradesinin, imanının ve direniş ruhunun sembolüdür.
İstiklâl Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümünde Mehmet Âkif Ersoy başta olmak üzere tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyoruz.
Türkiye’de bir çiftçinin ortalama arazisi 11 parselde 59 dekar.
Ortalama parsel büyüklüğü 7,4 dekar.
Bu ölçekte ne verimli üretim olur ne güçlü tarım!
Türkiye’nin artık kendi tarım modeline ihtiyacı var.
@anahtarim0@hhuseyindemiroz
Yavuz Ağıralioğlu Ne Dedi ❓
82 yaşında bir baba. Kendi kızını öldürdü. 59 yaşında. Sonra da kendini öldürdü. Bir de not bıraktı: “Allah beni affetsin. Benim kızım engelli. Ben de ölmek üzereyim. Kızıma benden başka bakacak kimse yok.”
Şimdi bu siyasetin ettiği lakırtı, ne haliniz varsa görün.
#AnahtarParti
Maliye Bakanı çıkıp ‘yüksek gelirli ülkeler seviyesine çıktık’ diyor.
Aynı gün, bayram ikramiyesine zam sorulunca ‘zorluklarımız ortada’ deniyor.
Milletin cebine gelince zorluk, kürsüye çıkınca refah…
Rakamlarla övünüp, emekliyi sabra davet etmek siyaset değildir.
Eğer gerçekten yüksek gelirliysek, emeklinin bayramı neden buruk?
Eğer gerçekten zorluk varsa, bu masalı kim yazıyor?
Biz milletin aklıyla alay edilmesine razı değiliz.
Utanma duygusuna dört elle sarılalım;
utanması gerekenler utanmıyorsa, herkes adına biz utanalım.
Yavuz Ağıralioğlu’ndan dikkat çeken sözler
Hem iktidara hem muhalefete yüklendi.
Ağıralioğlu:
“Siz birbirinizle itişip dururken sokaklarda öldürülen kadınların, çocukların derdi bize.
Siz birbirinizle itişip avantaj kollarken 20 bin lira verip ‘sabırlı olun’ diye parmak salladığınız emekliler bize.
Siz size düşenlerle, biz bize düşenlerle sandığa yürüyoruz.”
Siyasette kavga mı sorumluluk mu?
İktidar–muhalefet çekişmesi mi? milletin derdi mi?
#YavuzAğıralioğlu #altın #OkuldaRamazanaDestek
Medyaya yansıyan ittifak tartışmalarına binaen ifade ediyorum:
Bu kadar acı ve yükün milletimizin omuzlarına bindiği bir dönemde, böylesine büyük sorunlarla mücadele edilirken, bize siyasi bir vagon olmak yakışmaz.
Bizim ittifakımız; anketlerde “kararsızlar” başlığı altında toplanan, aslında kararsızlığı bir tercih değil, bir itiraz olan; memnuniyetsizliği bir zayıflık değil, bir uyanış olan büyük milletimizledir. Bugün Türkiye’nin en büyük siyasi gücü, sesi henüz temsil edilmemiş bu sessiz çoğunluktur.
Anahtar Parti bu süreçte hiçbir yapının gölgesine sığınmadan; tamamen müstakil, tamamen bağımsız ve yalnızca milletinden aldığı güçle yoluna devam edecektir.