Dedikodular, söylentiler, iddialar, iftiralar, senaryolar…
Hiç kimse merak etmesin, Tayyip Erdoğan da dava arkadaşları da gereken ne ise yapar ve hiç kuşkunuz olmasın yapacaktır.
Siyasetimizin tek limanı ahlaktır; AK Parti o limandan hiç demir almamıştır, asla da almayacaktır.
Birkaç nahoş örnek üzerinden kimse büyük AK Parti ailesini, hele hele bizim ortak değerlerimizi kötüleme çabası içine girmesin.
Dün de ifade ettim: Biz başkalarına benzemeyiz.
Onlar baklava kutularında rüşvet alanlara sahip çıktılar, belediyeleri arpalığa çevirenlere sahip çıktılar.
Yolsuzluğu, arsızlığı, iltiması, irtikâbı, her türlü kirli, pespaye ilişkisi ortaya saçılanlara sahip çıktılar.
İstanbul’u soyanlara sahip çıktılar. Hırsıza, yolsuza, dolandırıcıya, şantajcıya sahip çıktılar.
Daha bizim söylemeye edebimizin el vermediği türlü kepazelikleri, türlü rezillikleri yapanlara yüzleri kızarmadan sahip çıktılar.
Şimdi çıkmış, kendi kapkara sicillerine bakmadan bir de bize ahlak dersi, siyasi etik dersi vermeye kalkıyorlar.
Onlara diyorum ki hadi oradan.
Siz bu milleti kendiniz gibi balık hafızalı mı sandınız?
Siz önce bir aynaya bakın, arının, içinizdeki çürükleri bir ayıklayın; şayet etrafınızda hâlâ birileri kalırsa sonra çıkıp bize akıl vermeye cüret edin.
AK Parti, adı gibi AK bir partidir, ismiyle müsemma bir partidir. Kimse bu partinin aklığına halel getiremez, o aklığa leke süremez.
Bu harekete emek vermiş hiç kimseye haksızlık, vefasızlık etmeyiz fakat devletin malına, milletin malına el uzatanla bizim işimiz olmaz, olamaz.
Bizim kırmızı çizgimiz aziz milletimizdir. Milletimiz söz konusu olduğunda da tavrımız bellidir: Biz ne hak yeriz ne de vatandaşın hakkının yenilmesine göz yumarız.
Hele hele başkaları gibi hak yiyenleri savunma yoluna asla gitmeyiz.
Aramızdaki fark işte budur.
SON DAKİKA: Yemen hükümeti seferberlik ilan etti. Husilere af çağrısı yapıldı.
Kardeşlerim, farkındaysanız tüm bunlar bugün, üç müttefik genelkurmay başkanımızın Arabistan'ın çağrısı üzerine toplanmasından sonra oluyor. Hakan Fidan, “Daha yeni başlıyoruz.” demişti.
Anlaşılan o ki Husiler için köprüden önceki son çıkış.
Allah'ın izniyle Yemen'i de alıp Siyon ve Acem artıklarından temizleyeceğiz. Darısı Filistin ve Lübnan'ın başına.
Kızıl Elma'ya doğru dolu dizgin yol alıyoruz. Allah'ım, zafer ver!
Hakan Fidan, paneli izleyen eski ABD Ankara Büyükelçisi James Jeffrey’e:
Orduya ne zaman katıldınız ?
Jeffrey: Yaklaşık 50 yıl önce.
Hakan Fidan: NATO’nun 5. Maddesi’nin devreye alınmasına kaç kere tanık oldunuz?
Jeffrey: Sadece bir kez.
Hakan Fidan: “Kimse NATO’yu ‘kağıttan kaplan’ olmakla eleştirmiyor. Ama yeni kurulmuş bir savunma ittifakına ( Mekke anlaşması )
10 yıllık Yemen krizini gösterip ‘Bakın, bu işe yaramıyor’ diyorlar.
Daha yeni başladık.”
Bu ittifakta İsrail ve ABD rahatsız, bir de
Saadetsiz ve Yeniden Refah Partili Şia İrancılar rahatsız...
Sünni katili Beşşar'a da sahip çıktılar, Kasım Süleymani tecavüzcüsüne övgüler dizdi, şehit dediler. Bir milyon Suriyeli masumun öldürülmesi fetvasını veren Hamaney'e gözyaşı döktüler. Bunların üst düzeyi, Humeyni alçağına “Radıyallahu anh!” dediğini duydum.
Allah bunları o Şiilerle haşreylesin.
Güya İsrail'le savaşıyorlarmış. Husi denen mezhepçi şerefsizler 300 füze atmışlar, bir Yehud ölmemiş...
Kalkmış burada atıp tutuyorlar.
Eğer Birleşmiş Milletlere olan güven gerçekten artırılmak isteniyorsa yapılması gerekenler bellidir:
Gazze’de çocuklar güven içinde olacak. Filistinli yavrular gökyüzüne bakınca savaş uçaklarını, İHA’ları, SİHA’ları değil, özgürce süzülen uçurtmaları görecek. #UNGA81
Lübnan’da çocuklar, gecenin bir vaktinde bomba sesleriyle uyanmayacak.
Asyalı emekçilerin alın teri, vahşi kapitalistler tarafından sömürülmeyecek.
Afrikalı kardeşlerimiz, geleceklerine en az müreffeh ülkelerin vatandaşları kadar güvenle bakacak, umutla bakacak.
Birleşmiş Milletlere güven, ancak bu şekilde yeniden sağlanabilir.
190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı, kabul edelim ki ne adildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir.
Güvenlik Konseyi, dünya 5’ten büyüktür ilkesine göre mutlaka reforme edilmelidir.
MİLLET Mİ, ZİLLET Mİ?
Sahi, siz hangi “milletin” ittifakısınız?
💥 Malazgirt kutlamalarında yoksunuz.
💥 İstanbul’un fethinde yoksunuz.
💥 Söğüt Ertuğrul Gazi etkinliklerinde yoksunuz.
💥 Çanakkale Deniz Zaferi anmalarında yoksunuz.
💥 Mehmet Âkif ve İstiklâl Marşı’nın yıl dönümlerinde yoksunuz.
💥 Darbeleri protesto edenlerin yanında yoksunuz.
💥 15 Temmuz’da zaten yoktunuz.
Fatih’i bilmez, Kanuni’yi tanımaz, Yavuz’a söver, Abdülhamid’den nefret eder; ama Atatürk üzerinden güzelce geçinirsiniz.
Onların izinden giden Menderesleri asar, Özal’ları zehirler, Erdoğanları hapsedersiniz.
Ama ne hikmetse T.C.’yi de Türklüğü de maşallah kimseye bırakmazsınız!
Her yıl 23 Aralık’ta, belediyesini soyup soğana çevirdiğiniz Menemen’i yer, Kubilay’ı içersiniz.
Aralıksız heykel açar, bol bol rakı zıkkımlanırsınız.
Milli menfaat ve milli ülküler adına ne yapılsa anında küreselcilerin safında yer alır; “Suriye’de, Mavi Vatan’da, Libya’da, Afganistan’da, Somali’de ne işiniz var?” dersiniz.
Azerbaycan’ın Karabağ’ı geri almasına yardım etmemize, Akdeniz’den petrol, Karadeniz’den doğal gaz çıkarmamıza içten içe kızar, öfke nöbetleri geçirirsiniz.
Tek bir şeyi asla kaçırmazsınız:
Deprem de olsa, sel de olsa, kar ve tipi trafiği felç de etse “TATİL”i asla ıskalamazsınız!
Sonra da birileri size “zillet” deyince “illet” olursunuz...
Olmayın, olmayın.
“Az bile diyorlar” sözünü üzerinize almayın; kendinize gelin, milletin değerleriyle kavga etmeyi bırakın. 🇹🇷
Kim ne derse desin, ölümüne seninleyiz Reis! Allah (CC) yolunda cihada kalkacak, İslam'ın küfre galebe çalacak ordusunun ayak sesleri geliyor. LÂ GALİBE İLLALLAH!
Bu uğurda bir değil, bin canımız kurban olsun.
Çok güzel bir şarkı ve klip olmuş. Defalarca izledim. Emeği geçenlerin ellerine, yüreklerine sağlık.
Şundan hiç kimse şüphe etmesin: Türkiye, Allah’ın izniyle doğru yoldadır, istikameti bellidir ve eninde sonunda menziline ulaşacaktır.
Türkiye güvendedir, 86 milyonun emaneti ehil ellerde güven içindedir.
Bu kutsal emanete hiçbir surette gölge düşürmeyeceğiz.
Eskiden terörün kol gezdiği Gabar’da günlük 83 bin varil petrol üretiyoruz.
Karadeniz’deki keşfimiz sayesinde bugün milyonlarca evde kendi doğal gazımız kullanılıyor.
Artık başkalarının ürettiği araçlara gıptayla bakmıyor, Türkiye’nin otomobili Togg’u yollarda gördükçe hepimiz gurur duyuyoruz.
Sadece yatırımlarda değil, hak ve özgürlükler alanında da sessiz bir devrime imza attık.
OHAL’i kaldıracağız dedik, kaldırdık.
Farklı dil ve lehçelerde yayınları serbestleştireceğiz dedik; TRT Kürdi’yi kurduk, özel yayınları serbest bıraktık.
Gençlerin siyasette önünü açacağız dedik; seçilme yaşını 30’dan önce 25’e, sonra 18’e indirdik.
AK Parti’mizin 25 yılında…
Eğitime 37 trilyon lira, sağlığa 14 trilyon lira, gençlik ve spora 5 trilyon lira, sosyal yardımlara 12 trilyon lira, adalete 4 trilyon lira, iç işlerine 3 trilyon lirası AFAD bünyesinde olmak üzere toplam 5 trilyon lira harcama yaptık.
Çalışma ve sosyal güvenliğe 17 trilyon lira, ulaştırmaya 15 trilyon lira, çevre ve şehirciliğe 19 trilyon lira, kültür ve turizme 11 trilyon lira, tarım ve ormana 7 trilyon lira, enerjiye 8 trilyon lira, savunma sanayisine 374 milyar dolar, sanayi ve teknolojiye 2 trilyon lira kaynak kullandık.
Teşviklerimizle 19 trilyon liralık 129 bin yatırımın ve 4 milyon 128 bin nitelikli istihdamın önünü açtık.
36 milyar dolar olan yıllık ihracatımız, Haziran ayında 278 milyar dolara çıktı.
Millî gelirimiz 240 milyar dolardan 1 trilyon 600 milyar dolara ulaştı.
Dünyanın 21’inci büyük ekonomisi olan Türkiye, 2025 yılı itibarıyla dünyada 16’ncı, Avrupa’da ise 6’ncı sıraya yükseldi.
Dış işlerinde Türkiye’yi bölgesinde ve dünyada sözü güçlü, gücü tesirli bir ülke konumuna getirdik.
AK Parti, bundan 25 sene önce milletimizin umudu olarak doğdu.
Bu partiyi millet kurdu; kumaşını millet dokudu, hamurunu millet yoğurdu; bugünlere yine millet getirdi.
OKUYUN HA! KONU ÇOK MÜHİM!
AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı 25. yıl etkinliğine sosyal medyadan bazılarına da davet yollamış.
Seçim döneminden önce paylaşımlarım ayda ortalama 75 milyon etkileşim alıyordu. Yüzlerce genç DM'den yazarak, "Abi, senin paylaşımların bize ışık oldu. Biz ülkenin geçmişini bilmiyorduk. Çok güzel, samimi anlatıyorsun. Sana güvenerek ben de AK Parti'ye oy vereceğim." diye yazıyordu. Belki binlerce genç böyle mesaj gönderdi.
Ayda 75 milyon etkileşim demek, belki genel yüzdeye yüzde 1'lik bir etki yaratmış olabilirim diye düşündüm hep.
Biraz sitem ediyorum ama asla Reis'e değil, yine teşkilatlara. Teşkilattan bir daveti ben de hak ediyordum diye düşünüyorum.
Ben Recep Tayyip Erdoğan aşkına 25 senedir uykularımı verdim. 25 sene çalışıp kazandığım tazminatın tamamını, sırf onu savunuyorum diye hakkımda açılan abuk subuk davalara tazminat olarak verdim. Yetmedi, iki defa da cezaevine girdim.
Sağır sultan duydu. Cezaevine girerken paylaştığım tweet 60 bin beğeni aldı, 5 bin kişi retweet yaptı, 20 milyon görüntüleme aldı.
Görenler gördü de bir tek AK Parti teşkilatları görmedi.
Fransa'da yaşayan bir gazeteci takipçi kardeşim, iki avukata para ödemiş. "Gidin Mustafa abimi savunun." demiş. Adamın takip ettiği üç kişi var, onu takip eden yok, ismi yok, resmi yok.
Londra'da yaşayan bir takipçi ağabeyim DM'den yazmış. Cezaevinden çıktıktan sonra okudum bu mesajları:
"Kardeşim, ben hukuk profesörüyüm. İsmim şu..." İsmini şimdi burada yazmıyorum. Fakat araştırdım, Google'da dünyaca ünlü bir hukukçu kendisi.
"Türkiye'nin en ünlü avukatlarını tut. Bana birkaç isim de önermiş. Sana FETÖ'cüler kumpas kuruyor. O avukatlara ödeyeceğin miktar ne olursa olsun, bir milyona kadar ödemeye hazırım. Ama ismimi gizli tut." diye yazmış.
Dünyanın birçok yerinde yaşayan dostlarım böyle destek mesajları yazmıştı.
Yurt içinde yaşayan bir ablam şöyle yazmıştı:
Ben cezaevine girmeden birkaç gün önce hissettim ve şöyle bir paylaşım yapmıştım:
"Arkadaşlar, ben galiba cezaevine gireceğim. Oğlum Pamukkale Üniversitesi Edebiyat Öğretmenliği Bölümünü kazandı. KYK'ya müracaat ettik. Büyük ihtimalle çıkar. Çıkmaz ise eğer oğlumu Denizli'de yaşayan takipçilerime emanet ediyorum."
İşte o ablam şöyle yazmış:
"Kumandan kardeşim, benim bir otelim var. Otelimde bir odayı ona tahsis ederim. Her gün onu okula bizzat şoförüm bırakır, geri alır. Harçlığı da, her şeyi de bana ait. Sen oğlunu dert etme."
Böyle yüzlerce mesaj yazanlar oldu.
Alayından Allah razı olsun.
AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığına işte bundan dolayı sitem ediyorum. Onların da canı sağ olsun.
Teşkilatlarımız yalaka kaynıyor, bir tek ona yanıyorum. Ama onların içinde de ölümüne Reis'i savunanlar yok mu? Büyük çoğunluğu öyle. Hele hanım kardeşlerim yok mu... Vallahi bu adamı ayakta tutan bayan kardeşlerim, ablalarım. Bunu da söylemem lazım.
Son sözüm:
Kıymetli Başkanım, sen çakmalarla değil, videoda anlattığın Abdülmecitlere sahip çıkmaya devam et. Çünkü Abdülmecitler çakmalara kurban edildi.
Cümleten hayırlı geceler