Sabah erkenden nüfus müdürlüğüne gittim. Günlerdir uğraştığım bir işlemi sonunda bitirecektim. Sıram geldiğinde bütün evrakları uzattım. Memur tek tek baktı, sonra dosyayı önüme itti. “Bir belgeniz eksik, işlem yapamam.”
Fatura geldi.
Paket yetmemiş.
Ek kullanım: 2.600 TL.
Operatörü aradım.
“Uyarı SMS’i gitmiş olmalı” dediler.
Kutuda yok.
Mesajlarda yok.
Ama 2.600 TL var.
İtiraz kaydı açtılar.
“15 gün içinde sonuçlanır” dediler.
Para anında çekiliyor.
İtiraz 15 gün sürüyor.
En güzeli de şu:
2.600 TL’lik ek kullanım var ama paket hâlâ aynı duruyor.
Ben anlamadım.
Telefon hattı mı kullanıyoruz, yoksa operatöre bağış mı yapıyoruz?
Geçen hafta bir arkadaşım benden 50 bin TL borç istedi.
“Çok acil, maaşımı alınca ilk iş sana göndereceğim,” dedi.
Parayı verdim.
Aradan iki ay geçti, hâlâ geri ödemedi.
Geçen gün Instagram'da paylaşım yaptı.
Yeni telefon almış.
Sonra tatilden fotoğraflar attı.
Ben de dayanamadım, mesaj attım:
“Borç istediğinde acil demiştin. Para bulamadın mı?”
Bana verdiği cevap inanılmazdı:++++
Bugün akşam 5'e bir danışan randevu almıştı. Ne arayan var ne soran, mesajlara da dönüş yok. İki hafta önceden randevu aldığı için o saate başkasına da randevu veremedim. Zaten kendi tedavim, hastane koşturmacam, aile meseleleri falan derken kafam epey dolu. Bu yağmurda kalkıp kliniğe gittim ama kimse gelmedi. İnsan gelemeyecekse bile en azından bir haber verir. İptal edilmeyen seansın parasını asıl şimdi istemek gerekiyor bence.
Seni sadece ihtiyacı olunca arayan birini
“meşguldür” diye savunma.
İnsan önem verdiğine,
en yoğun gününde bile vakit bulur.
Aranmıyorsan meşgul değilsin;
sadece öncelik değilsin.
Kabul etmesi acıtır ama özgürleştirir.
Arkadaşım anlattı, inanamadım.
Avukat olan eltisi çalıştığı için evini karşılıksız temizletiyormuş. İtiraz edince kaynanası, “Sesini çıkarma, yoksa seni köye yollarım, ırgatlık yaparsın.” diye tehdit ediyormuş.
Kocası da annesinin her dediğini yapıyormuş.
Böyle kaynana, düşmanımın başına bile gelmesin…
Babamın, erkek kardeşimin eşcinsel olduğunu öğrendiği gün evimizde yaşananları hayatım boyunca unutamayacağım…
Kardeşim günlerdir söylemek istediği şeyi sonunda akşam yemeğinde açıkladı:
“Ben erkeklerden hoşlanıyorum baba.”
Sofrada bir anda sessizlik oldu.
Babam önce inanamadı.
“Ne saçmalıyorsun sen?”
Kardeşim bu kez geri adım atmadı.
“Saçmalamıyorum. Ben böyleyim. Bunu sizden saklamak istemedim.”
Babam sandalyesini itti.
“Sen benim oğlumsun. Nasıl böyle bir şey söylersin?”
Annem ağlamaya başladı. Ben ise kardeşime bakıyordum. Yıllardır içinde taşıdığı bir yükü sonunda söyleyebilmişti.
Babam bağırmaya devam etti:
“İnsanlar ne diyecek? Biz seni nasıl yetiştirdik?”
Kardeşim ilk kez ona karşı çıktı:
“Ben insanların ne diyeceğini düşünmekten kendim olamadım baba! Benim suçum ne?”
Tartışma bir anda büyüdü. Kardeşim babamı itti, babam da ona vurdu.
Annem çığlık atarak aralarına girdi.
“Yapma! O senin çocuğun!”
Ben kardeşimi korumaya çalışırken babam kapıyı gösterdi.
“Çık git bu evden! Sen benim oğlum değilsin artık.”
Kardeşim gözleri dolu dolu ona baktı.
“Ben sadece seni kaybetmek istemedim baba…”
Ama babam arkasını döndü. ⬇️⬇️⬇️
Güncel yaşlarımız
1989 - 29 yaşında
1990 - 28 yaşında
1991 - 27 yaşında
1992 - 26 yaşında
1993 - 25 yaşında
1994 - 24 yaşında
1995 - 23 yaşında
1996 - 22 yaşında
1997 - 21 yaşında
1998 - 20 yaşında
1999 - 19 yaşında
2000 - 18 yaşında
2001 - 17 yaşında
2002 - 16 yaşında
2003 - 15 yaşında
2004 - 14 yaşında