NATO EMPERYALİZMİN SAVAŞ MAKİNESİDİR!
7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi, Türkiye'nin emperyalist sistem içerisindeki konumunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.
NATO emperyalist sistemin saldırı aygıtıdır
1949 yılında kurulan NATO, bir savunma örgütü değil, ABD öncülüğündeki emperyalist sistemin askeri ve siyasi saldırı aygıtıdır. Suriye'nin yıkıma sürüklenmesinde ve Filistin halkına yönelik soykırım uygulanmasında belirleyici rol oynamıştır. Bugün İran'a yönelik saldırganlık da aynı savaş siyasetinin yeni halkasını oluşturmaktadır. Bugün de Atlantik merkezli güçlerin dünya üzerindeki hakimiyetini sürdürme girişimlerinin temel araçlarından biri olmayı sürdürmektedir.
Son dönemde iktidar çevreleri Türkiye'nin Atlantik sisteminden uzaklaştığı ve daha bağımsız bir dış politika izlediği yönünde değerlendirmelerde bulunmaktadır. Ancak Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in Türkiye'nin artık bir "kanat ülkesi" değil, NATO'nun "merkez ülkelerinden biri" haline geldiği yönündeki açıklamaları, gerçeğin tam tersini göstermektedir.
*"NATO'nun askerleri" değil, Mustafa Kemal'in askerleriyiz.
Türkiye, NATO içerisinde daha bağımsız hale gelmemiştir; aksine emperyalist sistem içerisinde daha merkezi bir rol üstlenmeye yönlendirilmektedir. Oysa Cumhuriyetimiz emperyalizme karşı verilen Kurtuluş Savaşı'nın eseridir. Türk ordusunun tarihsel meşruiyeti NATO'dan değil, Milli Mücadele'den gelmektedir. Bizler "NATO'nun askerleri" değil, Mustafa Kemal'in askerleriyiz!
Sosyalist Cumhuriyet Partisi olarak NATO'nun ülkemizi ve bölgemizi yeni çatışmaların parçası haline getiren politikalarına karşı çıkıyoruz.
Başta Ankara halkı olmak üzere bütün yurtseverleri, devrimcileri, emekten ve bağımsızlıktan yana olan tüm yurttaşlarımızı NATO Zirvesi'ne ve emperyalist savaş politikalarına karşı ses yükseltmeye çağırıyoruz.
Kahrolsun Emperyalizm!
Kahrolsun NATO!
Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!
15 - 16 HAZİRAN BÜYÜK İŞÇİ HAREKETİMİZİ 56. YILINDA SELAMLIYORUZ!
Cumhuriyetimizin, Atatürk devrimlerimizin halkçı, kamucu ve laik nimetlerinde büyük birikimler kazanan, birleştirici özelliği ile parçalanmak istenen ulusumuza 40 yıldır çimento olan, 12 Eylül’ün, Ergenekon-Balyoz tertiplerinin karanlığından milletimizi, çıkaran, 75 yıldır emperyalizme karşı savaşan işçi sınıfımızı, 15-16 Haziran büyük işçi hareketinin 56. yılında, bir kez daha selamlıyoruz.
Emperyalizmin işbirlikçisi iktidarların, cumhuriyet ekonomisini yıkmaları sonucu yarattıkları tarihin en büyük ekonomik krizinden, yine cumhuriyetin ekonomik programına sarılarak çıkacağız.
Yol gösterici program, yine o devrimci büyük atılımdır.
Atatürk’ün tam bağımsızlık karakteridir.
Halkçı ve kamucu programıdır, laik ve aydınlanmış toplum kararlılığıdır.
Sınıfsız ve sömürüsüz dünya hedefidir.
Biliyoruz ve inanıyoruz ki, milletimizi bu büyük badireden çıkaracak kuvvet, işçi sınıfımızın 19 Mayıs ve 15-16 Haziran ruhuyla, emekçi halkımıza ve bütün milli sınıflara yapacağı önderlik olacaktır.
Yaşasın tam bağımsız Türkiye!
Yaşasın, laik, kamucu ve halkçı cumhuriyet!
Yaşasın işçi sınıfımızın sınıfsız ve sömürüsüz dünya birikimi!
Sosyalist Cumhuriyet Partisi
İşçi Sendika Bürosu
Bilim ve Sosyalizm Konferansları kapsamında Prof. Dr. Rıdvan Akın hocamız ile "Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Karşı Devrimin Sembolleri" başlıklı söyleşiyi başarıyla gerçekleştirdik.
Hocamıza ve değerli katılımcılara teşekkür ederiz.
Onlar erişimi engelledi! Gelin engelleri birlikte kaldıralım!
SCP'nin yeni X hesabını takip edin, paylaşın ve dayanışmamızı büyütün. Bu adaletsizliğe karşı hep birlikte sesimizi yükseltelim.
#soruyorum
63 yıl geçti...
Nazım'ın sesi hâlâ işçi sınıfının saflarında.
Sömürüye, gericiliğe ve emperyalizme karşı mücadelede Nazım yaşıyor.
Yaşasın işçi sınıfı!
#NazımHikmet
Onlar erişimi engelledi! Gelin engelleri birlikte kaldıralım!
Onlar erişimi engelledi, biz dayanışmayı büyüteceğiz!
Sosyalist Cumhuriyet Partisi (SCP) X hesabına erişim engeli getirilmiştir. Ancak emekten, tam bağımsızlıktan, Cumhuriyet'ten ve halkın örgütlü mücadelesinden yana olanların sesini hiçbir engel susturamaz.
SCP'nin yeni X hesabını takip edin, paylaşın ve dayanışmamızı büyütün. Bu adaletsizliğe karşı hep birlikte sesimizi yükseltelim.
#EngelleriAşıyoruz
#Susturamazsınız
Gezi, gericiliğe, baskıya ve sömürü düzenine karşı halkın yükselttiği onurlu bir itirazdır.
Aradan geçen yıllara rağmen bağımsız, laik, demokratik ve emekten yana bir Türkiye mücadelesi sürüyor.
Gezi'nin bıraktığı mücadele mirası yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.
Yaşasın tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye!
📢 Bilim ve Sosyalizm Konferansları
Prof. Dr. Rıdvan Akın hocamız ile "Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Karşı Devrimin Sembolleri" konferansında biraraya geliyoruz.
Tüm dostlarımız davetlidir.
📍 İstanbul
📅 6 Haziran 2026 Cumartesi
🕒 14.00
CHP'ye yönelik “mutlak butlan” kararı, hukuk kılıfına sarılmış bir karşı-devrim operasyonudur.
Bugün Türkiye’de AKP-MHP-DEM iktidar bloğu, kendi mafya-tarikat-rant düzenlerini Amerikan emperyalizminin desteğiyle tahkim ederken; Cumhuriyet devrimi birikimine, Altı Ok’u savunanlara ve emekçi halka karşı sistematik bir savaş yürütmektedir.
Bu savaşın hedefi yolsuzluklarla mücadele değildir. Babalar gibi satanların, parsel parsel peşkeş çekenlerin, üçe beşe kapatanların; anayasayı çiğneyerek iktidarlarını sürdürme operasyonudur.
Hedef bellidir: Cumhuriyetçi bir iktidar seçeneğini dağıtmak ve etkisizleştirmek.
Ancak burada asıl ifşa edilmesi gereken, Türkiye merkez siyasetinin tamamen kirlenmiş olduğu gerçeğidir.
Siyasi ve hukuki meşruiyetini tamamen yitirmiş bir iktidar, seçim dışı yöntemlerle iktidarını sürdürmeye çalışmaktadır. Yargıyı sopa, Anayasa’yı hamur yapmışlardır.
Seçimle kalamayacaklarını bildikleri için seçim sandığını anlamsızlaştırmaya çalışmaktadırlar. Meşruiyet için sandığa ihtiyaçları kalmamıştır. Muhtaç oldukları meşruiyet, Trump tarafından kendilerine verilmiştir.
Bu tablo karşısında şu gerçeğin de altını çizmek zorundayız:
CHP, bu kumpasa karşı direnecek meşruiyeti ve gücü; tam da bu kirlenmiş merkez siyasetine uyum sağlamaya çalışarak kaybetmiştir.
Ülke içi ve dışı güç odaklarına hoş görünmeye çalışarak, gerçek bir direnişi örgütlemekten sürekli kaçınmış ve bu operasyonlara zemin hazırlamıştır.
Cumhuriyet Devrimi’ni sahiplenmeyen, tam bağımsızlığı savunmayan, emperyalist-kapitalist sisteme karşı net tavır alamayan bir CHP, kendini de savunamaz.
“Helalleşme” siyasetiyle Erdoğan’ın karşısına Erdoğan benzerlerini aday çıkaran, hukuksuzluğa karşı YSK önüne bile gidemeyen, NATO’cuları, serbest piyasacıları, Altı Ok’la alakası olmayanları parti yönetimine getiren bir siyaset tarzı; bugünkü kumpasa karşı direnme meşruiyetini ve gücünü nereden bulacaktır?
Karşı-devrimci, bölücü Yeni Anayasa Komisyonu’na milletvekili göndererek çözülme sürecine dolaylı destek veren bir CHP, kadıyı kime şikâyet edecektir?
Brüksel’den, Washington’dan medet uman bir anlayış; Mustafa Kemal Atatürk’le ve milletle nerede birleşecektir?
Bu kumpasa karşı mücadele işte tam burada başlar:
Altı Ok’un devrimci özüne dönmekle,
Emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı net cephe almakla,
Mafya-tarikat-rant sistemine karşı emekçi halkın yanında saf tutmakla,
Ve en önemlisi; seçim dışı yöntemlerle iktidarını sürdüren bu karanlık bloğa karşı gerçek bir halk cephesi örgütlemekle…
Bugün, siyasi iktidarın sopasına dönüşen yargının çiğnediği Cumhuriyet hukukunu savunma günüdür.
Gerçek ve devrimci bir Altı Ok savunusu olmadan bu başarılamaz.
Mayıs’ın bağımsızlık ruhuyla alanlardaydık! 🇹🇷
Ankara İl Örgütümüz, 19 Mayıs’ta Ankara’da bildiri dağıtarak halkımızı, bağımsızlık ateşinin yakıldığı bu tarihsel günde emperyalizme karşı birlik ve mücadeleye çağırdı.
7 Temmuz’da Türkiye’de gerçekleştirilecek NATO toplantısına karşı; tam bağımsız, anti-emperyalist bir Türkiye mücadelesini büyütme çağrısı yapıldı.
19 MAYIS 1919'DAKİ DEVRİMCİ İRADEYE BUGÜN HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK İHTİYAÇ VAR!
Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Samsun'a attığı adım, emperyalizme, işbirlikçi saltanata ve köhnemiş Ortaçağ düzenine karşı örgütlenmiş bir direnişin adımıydı. O irade, harap ve bitap bir halkı bağımsızlık hedefinde birleştirdi, işgalcileri Anadolu'dan söküp attı, saltanatı yıkarak yerine laik, üniter ve tam bağımsız bir Cumhuriyet kurdu.
Bugün o iradeden uzaklaştıkça emperyalizmin Türkiye üzerindeki yığınağı güçleniyor. Limanlar, madenler, fabrikalar, enerji kaynakları yabancı sermayeye ve mafya-tarikat-rant düzenine teslim edildi. Emekçi güvencesizliğe, eğitim gericiliğe terk edildi.
EMPERYALİST YIĞINAK BÜYÜYOR
7-8 Temmuz'da Ankara'da toplanacak NATO Zirvesi bunun en somut kanıtıdır. Plan, Türkiye'yi Karadeniz'de, Boğazlarda ve Ortadoğu'da emperyalist planların ileri karakolu yapmaktır. Montrö delinmek, Karadeniz NATO gölü haline getirilmek isteniyor. NATO; Bosna'da, Kosova'da, Afganistan'da, Libya'da, Suriye'de ve Ukrayna'da milyonlarca masumun kanını akıtan, ülkeleri parçalayan bir ittifaktır. NATO üyeliği Cumhuriyetimizin bağrına saplanmış bir hançerdir. 1952'den bugüne faili meçhuller, darbeler, katliamlar, kumpaslar bu hançerin eseridir.
Emperyalizm bunları, 19 Mayıs'ın devrimci iradesi örgütsüz bırakıldığı için yapabiliyor. Emperyalist yığınağın gücü, örgütlü irademizin zayıflığıyla doğru orantılı.
TEK YOL: 19 MAYIS İRADESİNİ ÖRGÜTLEMEK
Montrö'yü savunmak, üsleri kapatmak, tam bağımsız yurt savunmasını ve milli dış politikayı inşa etmek zorundayız. Bunların hiçbiri 19 Mayıs'ın devrimci iradesi yeniden örgütlenmeden mümkün olmayacak. Kurtuluş Savaşı'nı kazandıran milletin örgütlenmiş azim ve kararıydı. Dün Sevr'i dayatanlar Samsun'a çıkan iradeyle geri püskürtüldü. Bugün NATO zirvesi ambalajıyla gelenler, örgütsüzlüğümüzden cesaret alıyor. Bu kuşatma karşısında yapılması gereken, 19 Mayıs'ın devrimci iradesini ortaya çıkarmaktır.
Sosyalist Cumhuriyet Partisi bu iradenin partisidir. Tüm halkımızı Vatan-Emek-Cumhuriyet cephesine davet ediyoruz. Örgütlenmeden emperyalizmin yığınağı dağıtılamaz. 19 Mayıs İradesiyle örgütlenmek; emperyalizme, cumhuriyet yıkıcılığına, emek sömürüsüne ve işbirlikçiliğe karşı bugünün en güçlü cevabıdır.
✹ NATO'dan çıkılacak, yabancı üsler kapatılacak!
✹ Montrö'ye dokunulamaz, emperyalist anlaşmalar iptal edilecek!
✹ Limanlar, madenler, enerji kaynakları kamulaştırılacak!
✹ Cumhuriyet'in laik ve üniter yapısı korunacak!
✹ Eğitim parasız, bilimsel ve laik olacak!
✹ Grev, sendika ve toplu sözleşme hakları güvence altına alınacak!
Yaşasın Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye!
Yaşasın Cumhuriyet!
#19Mayıs1919
HASAN TOPRAK’I SONSUZLUĞA UĞURLADIK
Partimizin kurucularından Hasan Toprak’ı Tarsus Şehir Mezarlığı’nda sonsuzluğa uğurladık.
Cenaze törenine partililerimizin yanı sıra dostları, yoldaşları, akrabaları ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Mezarı başında partimiz Merkez Karar Kurulu üyemiz Yusuf Çelik bir konuşma yaptı.
Yusuf Çelik konuşmasında; Hasan Toprak’ın yaşamı boyunca örgütlü mücadeleden, bağımsızlık ve sosyalizm davasından bir an olsun geri durmadığını vurgulayarak, emekçi halkın kurtuluş mücadelesinde taşıdığı bayrağın mutlaka yükseleceğini ifade etti.
Hasan Toprak’ın mücadeleci anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
Devrim ve sosyalizm mücadelesinde yaşayacak.
Bugün yoldaşımız Hasan Toprak’ı sonsuzluğa uğurladık…
Cenaze törenine MKK üyemiz Yusuf Çelik ve parti yöneticilerimiz de katılarak Hasan Toprak’ı son yolculuğunda yalnız bırakmadı.
Hayatı boyunca bağımsızlık, devrim ve sosyalizm mücadelesinden geri durmayan Hasan Toprak’ın anısı mücadelemizde yaşamaya devam edecek.
Devri daim olsun. ✊🏻