Yeni projelerden inanılmaz keyif alan her lansmana bebeği gibi bakan ben rafa yeni bir proje daha çıkarmak, piyasaya 1 adet bile yeni ürün lansmanı yapmak istemiyorum arkadaşlar. Fmcg beni boğdu boğdu duvara attı valla
Bir de misafir odasında bir kanepe bir yatak var ama aynı odada kalmasınlar diye çalışma odasına yatak falan açıyorum inşallah ben uyanmadan önce gitmiş olurlar diye dua ediyorum dkkdd ne anlatıyor ya bu rüya
Rüyamda evde parti vardı, ve dikkat çeken davetlilerim de
-Türkiye genel müdürümüz ve asistanı
-Grup müdürümüz
Evimin salonunda iş konuşuluyor haftalık toplantılarımız gibi bir şeye dönüyor parti ve ben KUSMAYA BAŞLIYORUM kdkdkd
Yaka paça götürüyorlar zavallı çocuğu. Tıraş ediyorlar, yeni elbiseler giydiriyorlar. Yani "toplumsal normlara uyduruyorlar" Çocuğun şahsiyetiymiş, ruhî sıkıntılarıymış kimin umrunda! Toplumu yaralayan bir şey varsa, işte böyle üzerini örterler. Bu çocuğun da üzerini örttüler. Ama ruhu kanamaya devam ediyor.
Sırrı Süreyya Önder'in kızının yazdığı mektuba 1 saattir ağlıyorum. İşkenceler görmüş bir babanın ağzında hiç karanlığın, umutsuzluğun olmamasını yıllarca anlamaya çalıştım. Bazı babalar insana böyle bir miras bırakır. Tüm zenginliği budur.
Saatlerdir her bir ezilenin dilinde ayrı bir kelime. Kürtler "ciğerimiz" diyor, LGBTİ+'lar "canımız", işçiler "abimiz", devrimciler "yoldaşımız". Her yere nasıl yetiştin?
olay remote is yapabilmek falan degil aslinda daha once paylasmistim remote is yapilabildigini herkes biliyor fakat herifler 1500 katli plaza yapmislar, senin sabah kalkip yeni kombinini ve makyajini giyip belediyenin otobusune binip yolda simitciden su alip plaza dibindeki kafeden latte alip stresten 85 sigara tutturup oglen disaridaki restorandan doner yiyip plazada asansor calistirip elektrik tuketim su harcayip ayni sekilde evine donerek yarattigin ekonomiden yukaridakilerin feragat etmesi mumkun degil. sen evden cikip evine donene kadar bi surec isletiyorsun, bu yuksek oranda sekteye ugramamali. arada deprem olmus sen ölmüssun, psikolojin yerle yeksan olmus kimsenin sikinde degil zaten. sen o carki ittirebildigin surece tc kimlik numarasi bisey ifade eden bi assetsin, aksi bi anlam ifade etmiyor
MECLİS’İN KURULUŞUNUN 102. YILINDA
YAPILMASI GEREKEN CAN ATALAY’IN TBMM KÜTÜĞÜ’NE KAYDEDİLMESİDİR.
Anayasa ve Anayasa Mahkemesi Kararları ve bağlayıcılığı açıktır. “Yok” denilince yok olmazlar. TBMM, Anayasa’nın askıya alınması haline ısrarla ortak edilmektedir. Bu zorlama o denli çaresizdir ki hiç dikiş tutmayacak yalanlara “hukuk” denmeye çalışılmaktadır.
Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim;
Anayasa Mahkemesi tarafından verilmiş olan üç ayrı karar ile; milletvekilliğimin düşürülmediği, hiç düşmemiş olduğu, seçimlerin gerçekleştiği tarihten bu yana, seçilmiş bir milletvekili olarak –AYM kararında geçen tabir ile- “hukuk aleminde karşılığı olmayan kararlarla fiilen cezaevinde tutulduğum” defalarca kez tescillenmiştir.
Ne dediği anlaşılmayan, AYM kararı yokmuş gibi davranan, bunu yapmaya çalışırken de lehime olan AYM kararından bile “karar ortadadır” şeklinde bahseden kişi ve kurumların söylemlerine itibar etmeyiniz.
Ortada bir hukuki tartışma yoktur. Bir hukuki görüş ayrılığı da olamaz. Anayasa’nın bağlayıcı hükümleri ve Anayasa Mahkemesi’nin kararları açıktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin itibarını ve haysiyetini koruma ve Anayasal düzene uyma sorumluğu, Meclis Başkanı’nın omuzlarındadır.
Kendisine önerim, daha önce kamuoyuna açık şekilde beyan ettiği “Meclisin tavrı nettir, Can Atalay’ın meclis kütüğüne kaydı yapılmış, komisyonlara dahi seçilmiştir.” şeklindeki beyanlarını hatırlaması ve bu “net tavrın” gereğini yerine getirmesidir.
“Olay”, Meclis Tutanaklarını sansürleme ve tahrife kadar gelmiş, yetkisiz kişilerce Meclis çalışmasının “yok hükmünde” olduğu notları düşülmüştür. Meclis, kuruluşunun 102. yılında bir kez daha yok sayılmak istenmiştir.
Tam da bu nedenle Meclis Başkanı’nın bir diğer görevi, başkanlık ettiği Yüce Meclis’in tutanaklarının tahrifatını engellemektir.
Sn. Gülizar Biçer Karaca, Gazi Meclis’in haysiyetini koruma iradesi göstererek, bugüne dek yaşatılan Anayasa tanımazlığa bir son vermiş ve TBMM Başkanlık Divanı, Anayasa Mahkemesi’nin Meclis Genel Kurulu’ndan saklanan ilgili kararlarından birisini okumuştur.
Kendisine şahsen ve beni seçen Hatay halkı adına teşekkür ederim.
AYM Kararı’nın okunmasıyla yaratılan fiili durum sona ermiştir. Nokta.
Bitti denilen “Can Atalay Olayı”nın bitmediği ve Anayasa’ya uyulmazsa derinleşerek süreceği bir kez daha görülmüştür.
Şimdi de Anayasanın açık hükümleri hiçbir dayanağı olmayan “usul” tartışması içinde kaybedilmeye çalışılıyor.
Anayasa Mahkemesi kararı aylarca TBMM Genel Kurulu’ndan kaçırıldı. Hangi yasa, kurul, hangi usul kime böyle bir yetkiyi veriyor? Meclis Başkanlık Divanı Anayasa’nın amir hükmünün gereğini yaptı. AYM’nin Meclis’e yazdığı hükmü Meclis’te okudu. Görevini ihmal edenler usul tartışmasına girişeceklerine bu durumu değerlendirmeli, gereğini yapmalıdır.
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a seçilmiş bir milletvekili olarak çağrımdır:
AYM hükmü okunmuş, tutanaklara geçmiştir. Diğer kurumların, ilk derece mahkemesinin, adli yargının Anayasal yükümlülükleri ve yapması gerekenler sonraki konulardır. Tahliye ve yeniden yargılama süreçleri elbette ki devam edecektir.
Ancak, sizin Meclis’in haklarını savunma göreviniz gereği doğrudan, hemen, yarın yapmanız gereken adımı TBMM Kütüğü’ne kaydetmenizdir. Konuyu, Meclis’in yapması gerekeni bir yana bırakarak, “Can Atalay’ın Tahliyesi” tartışmasına dönüştürmek görevden kaçınmaktır. Bugünün konusu Anayasaya dönüş yolunda bir adım atılması, TBMM’nin Anayasa’ya ve Anayasal düzeni askıya almaya yönelik tutumunu terk etmesi ve TBMM Kütüğü’ne kaydımın gerçekleştirilmesidir.
TBMM Başkanı’nın görevi, sorumluluğu ve Anayasal yükümlülüğü budur.
Ş. Can Atalay
Seçilmiş Hatay Milletvekili
Marmara (Silivri) Cezaevi, 9-A47
Bu ülkede “fakir çocuk” annesi çöp toplamaya gidince yanarak öldü, “ayrıcalıklı çocuk” yangın tedbirsiz otelde öldü, “Türk çocuk” önünüze katıp çatışmaya götürdüğünüz için öldü, “Kürt çocuk” zırhlı araç çarptığı için öldü, “işçi çocuk” okulu bırakıp fabrikada kolunu kaptırıp öldü, “Suriyeli mülteci çocuk” kaçak çalıştığı yerde asansöre sıkışıp öldü, “üniversiteli çocuk” sokakta dövdürdüğünüz için öldü, “tarikata verdiğiniz çocuk” üstüne kapı kitlendiği için yanarak, dayanamayıp intihar ederek öldü, “mezun çocuk” iş bulamadığından öldü, “aşiret çocuğu” koca köy organize olup öldürdüğü için öldü, “mendil satan çocuk” tecavüz edilip öldü, “yeni doğmuş çocuk” hastane çetelerinin elinde, “kaykay yapan çocuk”, “harçlığını çıkarmak için çalışan çocuk” sokak güvenliği olmadığı için, “sitede oturan çocuk” kolonu kesilmiş bina yüzünden “sporcu çocuk” inşaatı denetlenmemiş otel yüzünden öldü. Siz hangi çocuğu koruyup kollayabiliyorsunuz da ne yüzle çocuk istiyorsunuz?
Git diyince gitmeyen, yazma diyince yazan adama değil, kapı teklemeden gitmeyi bilen adama saygımız var. Uzaklaştırma kararı almak zorunda kalan kadınların "git" diye bağırdıkları anlardan utanın biraz. Siz bu twitleri atmaya devam ettikçe erkekler naz yapıyoruz sanıyor. Yapmayın.