Bazı meslek gruplarına yeşil pasaport verilmesi elbette değerlendirilebilir.
Ancak asıl hedef, belirli kesimlere ayrıcalık tanımak değil; tüm vatandaşlarımızın uluslararası dolaşım hakkını güçlendirecek adımları atmaktır.
Kalıcı çözüm, meslek bazlı istisnalar değil; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının vize engellerinin kaldırılması için etkin ve sonuç odaklı diplomatik girişimlerin yürütülmesidir.
Güçlü pasaport, ayrıcalık değil, Türk milletinin ortak kazanımı olmalıdır.
Aracının bakımı için muayene istasyonuna giden sürücü:
- Bugün dünyada eşi benzeri olmayan bir kuruma geldim.
- Aracımın tüm ağır bakımlarını yapan bu kurum, sadece 3800 TL’mizi aldı.
- Şaka şaka, hiçbir şey yapmadılar. Sadece farları ve diğer aksamları kontrol ettiler, seneye yine bekliyoruz deyip yolladılar.
Muayene istasyonları ne işe yarar?
Muayene ücretleri neden bu kadar pahalı?
15 Temmuz, millet iradesine yönelmiş bir darbe girişiminin, yine milletin kararlılığıyla durdurulduğu tarihtir.
Demokrasiye sahip çıkmak; sadece darbelerin değil, her türlü vesayetin, hukuksuzluğun ve milli iradeyi gölgeleyen anlayışın karşısında durmaktır.
15 Temmuz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum.
#15Temmuz #Milliİrade #Demokrasi
AKP, Paris İstinaf Mahkemesi’ndeki davayı kaybetti!
AKP’nin, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında yaptığı usulsüzlükler gerekçesiyle;
Türkiye aleyhine hükmedilen 1 Milyar 471 Milyon Dolar tutarındaki cezanın ödemesi için geri sayım başladı.
Bu devasa ceza tutarı, mutlaka Tayyip Erdoğan’ın ve ilgili AKP’li yöneticilerin mal varlıklarından tahsil edilmelidir!
Elbette devam eden bir soruşturma ve yargı süreci varken, masumiyet karinesi gereği kimseyi peşinen suçlu ilan etmek doğru değildir.
Ancak kamuoyuna yansıyan iddialar da öyle kolayca geçiştirilecek şeyler değil.
İnsanı asıl üzen, milyonlarca insanın tamamen iyi niyetle yaptığı yardımların bugün böylesi tartışmaların konusu haline gelmesidir.
Sanırım o dönem insanlar sadece bir derneğe değil; umut veren görüntülere, SMA’lı çocuklar için verilen mücadeleye, ihtiyaç sahiplerinin evlerine kadar uzanan yardım hikayelerine, birlikte pişirilen bir tencere menemene, kısacası samimiyet duygusuna güvendiler.
Bu yüzden toplumun bu kadar büyük bir teveccüh göstermesini anlamak zor değil.
Belki de benim en büyük eksikliğim ya da en büyük avantajım, o garantici ve rezervli tarafımdır. İçime sinmeyen hiçbir konuda kalabalığın peşinden gitmedim.
O gün de gitmedim. Yardım edeceksem doğrudan ulaştırmayı tercih ettim.
Bugün dönüp geriye baktığımda, keşke hiçbir şüpheye gerek kalmayacak kadar şeffaf bir tabloyla karşı karşıya olsaydık.
Çünkü kaybedilen sadece para değil; insanların birbirine duyduğu güven ve dayanışma ruhudur.
Türkiye, 2026 Dünya Kupası’na katıldı; fakat turnuvaya tek bir hakem bile gönderemedi.
Dünya Kupası’na katılamayan Polonya, Romanya, Slovenya, İtalya, El Salvador, Honduras, Kosta Rika, Şili, Çin, Peru, Venezuela, Jamaika, Nikaragua, Somali, Gabon ve BAE ise hakemleriyle sahada temsil edildi.
Demek ki mesele yalnızca futbolcu yetiştirmek değil; hakem yetiştirmek, liyakati korumak ve uluslararası güven oluşturmakmış.
Türk hakemliği bu tablodan kendisine ciddi bir pay çıkarmalıdır.
Millî takım sahada, Türk hakemliği tribünde…
Bu, övünülecek değil; üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir sonuçtur.
@TFF_Org
Siyasette sadece haklı olmak yetmez; haklılığın toplum tarafından canlı tutulması da gerekir.
Çünkü zaman, yalnızca takvimi değiştirmez; algıları da değiştirir.
İlk gün büyük bir haksızlık gibi görünen bir mesele, aylar geçtikçe sıradanlaşabilir.
Dün toplumun vicdanını harekete geçiren bir olay, bugün “Artık bir şey çıkmaz.” duygusuna dönüşebilir.
Bu, gerçeğin değişmesinden değil; insan psikolojisinin belirsizliğe alışmasından kaynaklanır.
Toplum uzun süren krizleri bir noktadan sonra çözemezse, onlarla yaşamayı öğrenir.
İşte en büyük risk de budur.
Bu yüzden hukuki mücadele kadar, zamanın ürettiği algıyı doğru yönetmek de önemlidir.
Çünkü geciken her karar, sadece takvimi değil; umutları, motivasyonu ve toplumsal dikkati de aşındırır.
Bazen zaman adaletin dostudur; bazen de belirsizliğin en güçlü müttefikidir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetiminde olan varlık fonuna ait şirketlerin zarar etmesi ile ilgili bir inceleme yapılacak mı ?
Örnek Botaş , örnek Çaykur, örnek PTT
Hepsinin hazin bir zarar öyküsü var
Dünyada bütün kargo şirketleri rekor kazanç elde ederken dünyada sadece PTT zarar etti. İlginç değil mi ?
Dünyada kuru çay tüketimi ortalama 500 gram Türkiye’de çay tüketimi 3,5 kg böyle bir ülkede Çaykur zarar etti. Arkaarkaya Çaya zam yapmasına rağmen. İlginç değil mi ?
Botaş, devletten destek aldı, sattığı gazın parasını tahsil etti, yurt dışından borç aldı buna rağmen Rusya’dan aldığı gazın parasını ödeyemedi bir yıl sonraya erteledi. İlginç değil mi ?
📌Bolu Grand Kartal Otel yangınında yakınlarını kaybedenlerin Bolu'dan başlattığı "78 Can İçin Adalet Yürüyüşü", üçüncü gününde devam ediyor:
📌Şu ana kadar 60 kilometre yürüyen aileler, Gerede'ye ulaştı.
📌Faciada annesi, ağabeyi ve yeğenini kaybeden Oktay Akişli:
"Her geçen gün bu adalet yürüyüşünün büyümesi ve her geçen gün adalet isteyen ailelerin bize ulaşması sorumluluğumuzu daha da artırıyor. 18 Temmuz'da sesimizi daha gür duyuracağız."
Haluk Levent suçlu mu, suçsuz mu; buna yargı karar verecek. Hakkındaki iddiaların doğruluğu da hukuki süreç sonunda netleşecek.
Bence asıl tartışılması gereken mesele şu:
Bir dönem Kızılay’a güvenmeyip Ahbap Derneği’ni çok daha güvenilir gören geniş bir kesimin gözünde, Kızılay’ın itibarını yeniden nasıl tesis edeceğiz?
Çünkü güçlü kurumlar, toplumun güvenini yeniden kazanabildiği ölçüde güçlenir.
Bu ağaç bize bir şey anlatıyor…
Toprağını elinden alabilirsiniz.
Yalnız bırakabilirsiniz.
Kurumasını bekleyebilirsiniz.
Ama kök salmaya karar vermiş bir iradeyi durduramazsınız.
Çünkü umudun bittiği yerde, inat başlar.
Ve bazen tarih, tam da oradan yeniden yazılır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Kurtuluş Savaşı ile neyden kurtulduğumuzu sormuş…
Osmanlı’dan geriye kalana bakıp öyle sorsaymış keşke…
Trump Şara ile görüşürken, Suriye'nin Golan Tepeleri'ni İsrail'e verdiğini ve hiç bir başkanın bunu yapmadığını söylüyor. Şara da dinliyor...
Trump, "Şarayı ben getirdim" diyor ve Şara emir kulu gibi Trump ne derse onu yapıyor.