Zamanında Uyardık: Liyakat Yoksa Adalet de Yoktur
Biz bu süreci aylar öncesinden açıkça ifade ettik.
KPSS’siz, objektif hiçbir ölçüt olmaksızın, yalnızca ek ders ücreti karşılığında çalıştırılan personelin kadroya alınmasının hukuki, etik ve mesleki açıdan kabul edilemez olduğunu söyledik. Bugün yaşananlar, bu uyarıların ne kadar haklı olduğunu tüm çıplaklığıyla ortaya koymuştur.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 27 Şubat 2025 tarihinde kamuoyundan gizli biçimde, herhangi bir sınav, değerlendirme, mülakat ya da objektif kritere tabi tutmaksızın yaklaşık 3000 ek ders karşılığı çalışan personeli önce sözleşmeli statüye, ardından kadroya geçirmiştir. Oysa aynı dönemde, KPSS’ye giren, yıllarca emek veren ve bu alanda görev yapmayı bekleyen yaklaşık 20 bin nitelikli aday, tek bir şeffaf ilan dahi görmemiştir.
Bu tablo, yalnızca idari bir tercih değil; kamu vicdanını yaralayan açık bir hak ihlalidir.
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, kadroya alınan kişilerden biri de Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu’nun yeğeni Fetullah P.’dir. Söz konusu kişi, Bursa’da bulunan Bursa Nilüfer Sosyal Hizmet Merkezi’nde ek ders karşılığı görevlendirilmiş; görevlendirilmesinden yalnızca bir hafta sonra, 27 Şubat 2025 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile devlet kadrosuna alınmıştır.
Burada sorulması gereken soru nettir:
Bir sosyal hizmet kadrosu, bu kadar kısa sürede, hiçbir mesleki ve etik süzgeçten geçirilmeden verilebilir mi?
Daha vahimi şudur: Aynı kişi, 11 Aralık 2025 tarihinde B.G. isimli bir kadının şikâyeti üzerine nitelikli cinsel istismar suçlamasıyla tutuklanmıştır. Yargı süreci elbette bağımsızdır; masumiyet karinesi esastır. Ancak sosyal hizmet alanında asıl mesele, zarar ortaya çıktıktan sonra değil, zarar doğmadan önce riskin önlenmesidir.
Sosyal hizmet; çocuklarla, kadınlarla, engellilerle, yaşlılarla ve kırılgan gruplarla doğrudan temas gerektiren, yüksek etik sorumluluk taşıyan bir meslektir. Bu alan, “dayı–yeğen ilişkisiyle”, referansla, sessiz sedasız yapılan atamalarla yürütülemez. Sosyal hizmet, bir kişinin değil; milletin hakkıdır.
Avrupa Sosyal Şartı, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Çocuk Hakları Bildirgesi açık biçimde şunu söyler:
Kamu hizmetleri, liyakat, eşitlik ve kamu yararı ilkelerine dayanmak zorundadır. Sosyal hizmetlerde yapılacak her hata, telafisi mümkün olmayan hak ihlallerine yol açar.
Bu nedenle mesele yalnızca bir “yeğen ataması” değildir.
Bu mesele;
Liyakatin yok sayılmasıdır,
Mesleki yeterliliğin değersizleştirilmesidir,
Sosyal hizmet uzmanlarının (sosyal çalışmacı) emeğinin gasp edilmesidir,
Ve en önemlisi, hizmet alan bireylerin güvenliğinin riske atılmasıdır.
Buradan açık ve net söylüyoruz:
Sosyal hizmet, torpil kaldırmaz.
Sosyal hizmet, keyfi kadrolaşma ile yürütülemez.
Sosyal hizmet, KPSS’siz, denetimsiz ve etik dışı atamalarla kirletilemez.
Bu alan, hak temellidir.
Bu alan, bilim temellidir.
Bu alan, kamu sorumluluğudur.
Ve biz bu sorumluluğu hatırlatmaya devam edeceğiz.
#SosyalÇalışmacıVarsaÇözümVar
Haber Değeri Kime Göre, Ne Zaman Var?
Sayın basın mensuplarına açıkça sesleniyoruz.
Haftalar boyunca, KPSS’siz, kritersiz ve usulsüz biçimde gerçekleştirilen bu atamalar kamuoyunun bilgisi dahilindeydi. Bizler, sosyal hizmet uzmanları (sosyal çalışmacı) olarak defalarca uyardık, yazdık, söyledik. Liyakat ilkesinin yok sayıldığını, kamu hakkının ihlal edildiğini ve sosyal hizmet alanının geri dönülmez biçimde zarar göreceğini dile getirdik.
Ancak ne oldu?
Bu süreçte neredeyse hiçbir medya kuruluşu bu atamaları haber yapmaya değer görmedi. Günlerce, haftalarca süren sessizlik; gazetecilik refleksiyle değil, seçici bir görmezden gelme pratiğiyle açıklanabilir.
Bugün ise aynı konu, ancak “bakan yeğeni” detayı ortaya çıktığında manşetlere taşınmıştır. Bu durum, acı bir gerçeği gözler önüne sermektedir:
Liyakatsizlik, torpilsiz yapılınca haber değeri taşımıyor; siyasi akrabalık ortaya çıkınca gündem oluyor.
Bu yaklaşım, basının kamu adına denetleme işleviyle açıkça çelişmektedir. Basın; güç ilişkilerinin değil, hak ihlallerinin peşinden gitmekle yükümlüdür. Aksi hâlde kamuoyuna gerçek değil, yalnızca sansasyon servis edilmiş olur.
Bu noktada bir istisnayı özellikle belirtmek zorundayız.
Süreç boyunca bu usulsüzlüğü ısrarla gündemde tutan, konuya ilkeli ve tutarlı biçimde yaklaşan tek yayın çizgisi, Memurlar Net ve Genel Yayın Yönetmeni Edip Üzen @edipuzen olmuştur. Kendisine, basın mesleğinin onuruna yakışır biçimde sergilediği duruş nedeniyle açıkça teşekkür ediyoruz.
Ancak şu soruyu da yüksek sesle soruyoruz:
Eğer bu kişi bir “bakan yeğeni” olmasaydı,
Eğer bu akrabalık ilişkisi açığa çıkmasaydı,
Bu atamalar yine haber olacak mıydı?
Cevap ortadadır.
Basının görevi, güç sahiplerine yakın olanı değil; haklı olanı görünür kılmaktır. Sosyal hizmet alanında yaşanan bu süreç, yalnızca bir torpil vakası değil; kamuoyunun bilinçli biçimde geç bilgilendirilmesinin de örneğidir.
Biz buradayız ve şunu net söylüyoruz:
Sosyal hizmetlerde liyakatsizlik, kim tarafından yapılırsa yapılsın kabul edilemez.
Basının sessizliği de, bu liyakatsizliğin bir parçası hâline gelmiştir.
Bu gerçeği kayda geçiyoruz.
Unutulmasına izin vermiyoruz.
#SosyalÇalışmacıVarsaÇözümVar
Prof. Dr. Yavuz Selvi’den @dryavuzselvi sosyal hizmet vurgusu: “Gerçek anlamda değer verilse, bu ülkede her aile takip edilir.”
KonTV ekranlarında yayımlanan ve uyuşturucuyla mücadele temasının ele alındığı programda konuşan Prof. Dr. Yavuz Selvi, sosyal hizmetin ve sosyal hizmet uzmanlarının toplum açısından taşıdığı yaşamsal öneme dikkat çekmiştir. Selvi, sosyal hizmetin kriz anlarında başvurulan tali bir alan gibi görülmesinin bilimsel ve yapısal olarak yanlış olduğunu açık biçimde ifade etmiştir.
Programın ilgili bölümünde Prof. Dr. Selvi, Avrupa’da uygulanan sosyal hizmet modellerine atıfta bulunarak; sosyal hizmet uzmanlarının aileleri düzenli biçimde izleyebildiğini, riskleri erken aşamada tespit edebildiğini, çocukları ve gençleri sistematik olarak spor ve sanat faaliyetlerine yönlendirebildiğini belirtmiştir. Bu yaklaşımın, özellikle madde kullanımı ve bağımlılık gibi sorunların ortaya çıkmadan önce önlenmesinde belirleyici rol oynadığını vurgulamıştır.
Türkiye’de ise sosyal hizmet uzmanlarının yeterli kurumsal destekten yoksun bırakıldığını, sosyal hizmetin çoğu zaman ancak sorun derinleştikten sonra, son çare olarak devreye sokulduğunu ifade eden Selvi, bu anlayışın aileler ve toplum üzerinde ağır bedeller ürettiğini dile getirmiştir. Sosyal hizmetin koruyucu, önleyici ve izleyici niteliği sistemli biçimde işletilmeden; çocukların, gençlerin ve ailelerin bütüncül olarak korunmasının mümkün olmadığı açıktır.
Bu değerlendirmeler, sosyal hizmetin yalnızca bir meslek alanı değil, toplumun tamamı için güvence altına alınması gereken bir hak olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Sosyal hizmet uzmanlarının güçlendirilmediği, sahada sürekli ve etkin kılınmadığı bir sosyal politika anlayışı, sürdürülebilir toplumsal iyilik halini üretemez.
Sosyal hizmetin hak temelli, koruyucu ve önleyici niteliğini bilimsel bir sorumlulukla dile getiren; sosyal hizmet uzmanlarının sahadaki rolünü açık biçimde görünür kılan Prof. Dr. Yavuz Selvi’ye teşekkür ediyoruz. Bu tür net ve ilkesel açıklamalar, sosyal hizmetin tali bir müdahale alanı değil, kamusal bir zorunluluk olduğunu kamuoyuna hatırlatması bakımından son derece kıymetlidir.
@tcailesosyal@MahinurOzdemir
TBMM Genel Kurulunda müjdeyi vermiştik.
Bakanlığımız bünyesinde istihdam edilmek üzere 3 bin sözleşmeli personel alım ilanı Resmi Gazete'de yayımlandı.
Yeni çalışma arkadaşlarımız için başvuru süreci başlıyor. ⏳
🗓 Başvuru tarihi: 15.12.2025 - 26.12.2025
🔗 Detaylar: https://t.co/E04EJKeUKO
Sosyal hizmet lisans mezunlarını istihdam edilmezse:
-Yardımlar verimsizleşir.
-Suistimal artar.
-İhtiyaç sahipleri doğru tespit edilemez.
-Sosyal sorunlar kronikleşir..
#sosyalhizmet
Sayın Bakan @MahinurOzdemir
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na 10 bin personel alınsa yine yetersiz kalacak bir personel açığı var.
Kurmaylarınız sizlere ya bu durumu bildirmiyor ya da sahadaki personelinizin sesini duymuyorsunuz.
Özellikle meslek elemanı konusunda ciddi eksiklik yaşayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın duyurduğu 3 bin alım gerçekten hem sahada hem atama bekleyenlerde hayal kırıklığı yarattı.
#ASHB3BinAlımYetersiz
Sayın Bakanım @MahinurOzdemir,
#ASHB3BinAlımYetersiz
Aylardır atama bekleyen binlerce aday adına, açıklanan 3.000 kişilik alım sayısının yetersiz olduğunu bilgilerinize sunuyor; ihtiyaç ve beklentiler doğrultusunda kontenjanın artırılmasını saygıyla talep ediyoruz.
@tcailesosyal@trthaber Sayın Bakanımız, Aile Yılı’nda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde ne zaman ve ne kadar alım yapılacak? Bizler bir yıldan fazla bir süredir bekliyoruz lütfen bugün güzel bir müjde verin🙏🏻
🚨 Sn. Bakan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında istihdam edilmeyi bekleyen binlerce genç, bugün sizden bir istihdam müjdesi duymayı bekliyor.
Vereceğiniz bu müjde, binlerce eve, aileye umut olacaktır..
#ASHBPersonelAlımı
Sn. @MahinurOzdemir , Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında istihdam edilmeyi bekleyen binlerce genç, bugün sizden bir istihdam müjdesi duymayı bekliyor.
Vereceğiniz bu müjde, binlerce eve, aileye umut olacaktır..
#ASHBPersonelAlımı
Aile bakanlığına Lisans ataması bekliyoruz. 2024 puanıyla önlisans ataması yapıldı ona rağmen hala lisans branşlarının hiçbir alım konuşmasında adı geçmiyor. @MahinurOzdemir#ASHBPersonelAlımı