10 yıl önce HDP üzerine büyük saldırı dalgası vardı. Bugün Amed'e kayyum atayan, yarın CHP'li belediyelere de kayyum atar dedik. İnanmadınız, gülüp, geçtiniz. Demirtaş ve diğer Kürt siyasetçilerinin evleri basılırken, tepki vermezseniz, yarın sizin de genel başkanlarınızın başına gelir dedik. İnanmadınız, güldünüz. Ne dedikse maalesef hepsi oldu. Ama biz CHP ye bunlar yaşatılırken, sessiz kalmıyor, sevinmiyoruz. Aksine tepki gösteriyor, kınıyor, dayanışma gösteriyoruz. Ne var ki, o günkü suskunluğunuz, bugünün iklimini yarattı ve her şey normalleştirilmiş oldu.
Türkiye’de spordaki ırkçılık ve nefret söylemi cezasız kalıyor. Leyla Zana’ya yönelik küfürler son örnek.
Sessiz kalmayalım! Tepkinizi IOC’ye iletin.
Kendi sözlerinizle kısa bir e-posta yazın ve gönderin:
📧 [email protected]
Rojava Üniversitesi Mezuniyet Töreni:
Rojava artık savaşla değil, eğitim ve bilimle anılıyor. Bu yıl Rojava Üniversitesi’nden yüzlerce öğrenci mezun olarak yeni döneme adım attı.
QAD-Barış Araştırmaları Derneği Mütevelli Heyeti Eş Başkanları Dr. Dilek Kurban ve Dr. Naif Bezwan ile 22 Kasım Cumartesi günü gerçekleşecek “Birlikte Yaşamı Şekillendirmek: Türkiye’de Çözüm Süreci ve Gelecek Perspektifleri” başlıklı konferans üzerine konuştuk.
İzlemek İçin tıklayın👇https://t.co/JLXp4mMcPa
Bugün hukuk devletinin kalan son kırıntılarını da alt üst eden bir karar verildi:
Anayasa Mahkemesi (AYM), dün yayımlanan kararıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin “Meclis Kararı” olarak adlandırdığı işlemleri yargı denetimi dışında bıraktı.
Bir hukukçu olarak, bunun sadece teknik bir mesele olmadığının, bunun anayasal düzen açısından bir uyarı niteliğinde olduğunun altını çizmek isterim;
•Hukuk devleti, sadece yurttaşın değil yasama organının da hukuka bağlı olmasıyla mümkündür.
•AYM, geçmiş içtihatlarında TBMM kararlarını “içtüzük değişikliği” niteliğindeyse denetim kapsamına alabiliyordu.
•Yeni kararda ise, TBMM kararlarının içeriğine bakılmaksızın yalnızca “yöntem” esas alınarak denetim dışı bırakıldığı görülüyor.
•Karşı oyda açıkça uyarıldı:
“Hukuk devletinin asli unsuru, ‘yönetilen’ kadar ‘yasama organı’nı da hukuka bağlamaktır. Aksi hâlde normatif hiyerarşi zarar görür.”
•Bu yaklaşım, TBMM çoğunluğuna, “parlamento kararı” adı altında sınırsız yetki alanı açma riskini doğuruyor.
Kaldı ki kararda karşı oylar, meselenin ciddiyetini ortaya koyuyor.
Olağanüstü hal KHK’larının anayasa hükmünde kararnameye dönüştüğü dönemi hatırlatmak isterim. Anayasasızlaştırılmış bir dönem ve o dönemin büyük mağduriyetini toplum olarak yaşadık ve hâlâ bedellerini ödüyoruz.
Şimdi ise, “olağan dönemde” TBMM kararları yargı denetiminden muaf hale geliyor.
Bu yalnızca hukuk adına değil, demokratik toplumun tamamı için bir tehdittir.
Üstelik sessiz sedasız bir dayatmadır!
•Hukuk devletini korumak, sadece yargının değil, toplumun ortak sorumluluğudur.
•Yargı, yasamanın üstünde değil; onu da hukuka bağlayan bir denge hattıdır.
•Eğer bugün susarsak, yarın “hukuk devleti vardı” demekle yetiniriz.
Bu nedenle bu kararı iyi irdelemeli, tehlikeli sonuçlarını idrak etmeli ve karşı durmalıyız!
AYM’nin de kendisini sessiz sedasız imha etmesine fırsat vermemeliyiz!
Tüm kamuoyu bu meseleyi etraflıca tartışmalı ve olası tehlikeyi ifşa etmelidir.
https://t.co/ItFTO1Ur1h
“Ben kelimelerle bir ülke kurdum”
1953’te Siverek, Urfada doğdu Kürt edebiyatının öncüsü Mehmed Uzun, 1970’lerde sürgüne giderek İsveç’te yaşadı. Kürtçe, Türkçe, İsveççe eserler yazdı; romanları 20 dile çevrildi. Modern Kürt edebiyatını şekillendirdi. 2007’de Amed’te vefat etti
Bütün hayatları sürgün ve işkenceyle geçti.
Ömürlerini Kürt halkının özgürlüğüne adayan bu iki koca çınar,
Bu yolda sonsuzluğa yürüdü..
https://t.co/9Rr1cL2YkY
Kürtlerin Newroz kutlamasını eleştirenler, işkence, gözaltında kaybetme, köy yakma, bombalamalar yaşanırken neredeydiniz.Cezaevleri hala Kürt siyasetçilerle doluyken bu nasıl bir cüret? Bu nasıl üsttenci bir tavır? Her haksızlıkta önce Kürtler dayanıştığı halde. #Newroz2025
Yaşanan tüm hak ihlallerini ‘hedef Imamoğlu’ diye ‘okuyanlar.. Bu insanlar yıllardır cezaevlerinde hukuksuz biçimde yatıp akıl almaz acılar kayıplar yaşıyorlar. Farkında mısınız? #figenyüksekdağ
Siamanto’dan Hrant Dink’e
1915’te katledilen şair Siamanto’nun “Ben şarkı söyleyerek ölmek istiyorum” şiiri adeta Hrant Dink için yazılmış gibi. Katledilmiş bir şairden, katledilmiş bir gazeteciye armağan. Rober Koptaş, şiiri çevirdi ve Dink’e ithaf etti. https://t.co/I6SYU5dF8G
An itibariyle Lazkiye!
Yüzlerce silahlı HTŞ ve SMO üyesi Alevilerin başlattığı protesto gösterilerini bastırmak için kente girmiş durumda. Kentte çok yoğun silah sesleri duyuluyor.
Die Türkei bombardiert weiterhin #Rojava und die Bundesregierung sichert öffentlich ihre Unterstützung der Türkei zu. 12 Zivilist*innen wurden getötet!
#Syrien
Çok geçmiş olsun. Annemiz, saygıyla selamlanmayı hak eden bir direniş sergiledi.
Fadıl, “konutu terk etmeme” adli kontrol tedbiriyle salıverilmiş.
Reva görülen çözüm, Cezaevlerinin dört duvarı arasından çıkarıp evlerin dört duvarına hapsetmek olmamalı!