Avrupa’da İsrail tahvillerinin satışı sona erdi❗️
Bu, zulme karşı dayanışmanın neleri başarabildiğini gösteriyor 💪🏽
ABD’de ise 1 milyar dolarlık yatırım, protestolar ve gözaltılarla tartışılıyor...
İsrail tahvillerinin Avrupa Ekonomik Alanı’nda satılabilmesi için bir AB ülkesinin onayladığı izahname gerekir.
İrlanda Merkez Bankası, izahnamenin süresinin dolmasının ardından satışın Avrupa’da sona erdiğini doğruladı.
İrlanda, 2025’te onay sürecini Lüksemburg’a devretmişti. Lüksemburg düzenleyicisi, sivil toplum ve hukukçuların itirazlarının ardından izahnameyi yenilemedi; belge 31 Ağustos’ta sona erdi.
Uluslararası Af Örgütü Avrupa Bölgesel Direktörü Steve Cockburn,şöyle bir açıklama yaptı:
“Devletler, İsrail'in Filistinlilere yönelik ihlallerini durdurmak için harekete geçmek konusunda açık yükümlülüğe sahiptir. İsrail'in soykırımına, apartheid sistemine ve diğer uluslararası suçlarına herhangi bir şekilde dahil olmayı reddetmek, Avrupa devletlerinin bu kritik aktivizmi bastırmaya devam ettiği bir dönemde cesaret ve kararlılık ister.
İsrail tahvillerinin, Avrupa'da satışının sona erdiğinin doğrulanması, dayanışmanın neleri başarabildiğini gösteriyor. Filistinlilerin hayatlarından söz etmeye, kayıtsızlığı ve suç ortaklığını reddetmeye devam etmeliyiz.”
ABD’de ise Florida’daki Palm Beach County’nin yaklaşık 1 milyar dolarlık İsrail tahvili bulunuyor❗️, ki bu, ilçenin yatırım portföyünün yaklaşık yüzde 16’sı demek.
Yatırımı protesto eden bazı kişiler yetkili kurul toplantısından çıkarıldı (bir emekli asker “İsrail tahvilleri almayın” deyip buna karşı çıkınca salondan zorla çıkarılıyor, bir yetkili üye de “üniformandan utan” diyerek son derece çirkin bir ifade kullanıyor) ayrıca, insan hakları avukatı Noura Erakat gözaltına alındı.
Avrupa’da satış sona erdi, ama ABD’de kamu kaynaklarının İsrail tahvillerine yatırılması tartışması ise sürüyor.
Değer miydi!?
Prof.Emre Alkin ve Prof.Kerem Alkin,iki ekonomist kardeş ve Tera Portföy’ün sahibi Emre Tezmen tutuklandı
Önemli makamlara başdanışman,rektör oldunuz. Üniversitelerde ders verdiniz,kitaplar yazdınız,televizyon programlarında ekonomi anlattınız
Bir borsa manipülatörünün emrine girip yüz binlerce insanı aldatıp mağdur ettiniz!
Bu gece kucaklarınıza bir Battaniye,yastık verecekler,gardiyanlarla beraber misafir olacağınız koğuşa gideceksiniz,daimi kalacağınız koğuşlar yarın belli olacak
Kendi paranızdan haftada 5 bin tl harcama hakkınız var, 3.500 tl idi,bu sene başında 5 bin oldu,şanslısınız yani
Koğuş temizliğini de sırayla yapacaksınız. Tuvaletleri falan temiz tutunuz
"İtibarımı kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim" demişti Bosch markasının kurucusu Alman sanayici Robert Bosch
Siz,yüz binlerce insana kaybettirdiniz, hem hakkınız olmayan parayı hem de itibarınızı kaybettiniz. Öyle anlaşılıyor ki hiç itibarlı birileri de değilmişsiniz
MEDYAMIZIN DİKKATİNE!
Okul saldırganlarıyla ilgili haber yaparken dikkat edilmesi gereken hususlar var. Saldırganı kahramanlaştıracak, akranlarının onunla özdeşimini kolaylaştıracak nitelikte biyografik bilgiler asla verilmemeli, boy boy fotoğrafları kesinlikle basılmamalı…@ahmethc https://t.co/1KbFYXKRlv
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Trump’la Golan Tepeleri üzerine konuşmasını anlattı:
“Trump, Golan’ın İsrail’e ait olduğunu söyleyince şakayla karşılık verdim: ‘Öyleyse İsrail’e New Jersey’i neden vermiyorsunuz? New Jersey ABD’nin toprağı, Golan ise sizin değil.’”
Sonra mesajını netleştirdi: “Golan halkına aittir, hiçbir Suriye başkanı ondan vazgeçemez.”
Şara, Washington’la yakınlaşırken İsrail’le yapılacak görüşmelerde Suriye’nin meşru toprak talebinden geri adım atmayacağını gösteriyor. BM Güvenlik Konseyi de İsrail’in Golan’a ilişkin 1981 kararını hukuken geçersiz sayıyor.
Netanyahu BM kürsüsüne çıkarken çok sayıda diplomat salonu terk ediyor, geride boş koltuklar kalıyor…
Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin hakkında savaş suçu ve insanlığa karşı suç (soykırım suçu) işlediği gerekçesiyle tutuklama kararı çıkardığı bir liderin karşılaştığı tepki bu.
Tabii görüntü 2025’ten…
Umarım bu yıl da dünya, BMGK’nda sandalyesi bulunan her vicdan sahibi; Gazze’de yaşananlara sessiz kalmadığını aynı açıklıkla gösterir.
Arada Richard Dawkins bile doğru soru sorabilir:)) Çocukların artık okumaktan zevk almaması, ekran bağımlılığından mı test çözmeye yönelik müfredattan mı?
"Pusula"ını şaşırmış bir siyaset, Diyanet Vakfı bile bu fonlara para kaptırmış. Parasını Rothschild'lere emanet edenler daha yakın zamanda "katılım bankası" kurma yetkisi almışlar.
FON KRİZİ ve ekonomik istihbarat
Abdurrahman Dilipak
21.09.2026 / Derin Gerçekler / https://t.co/tGRSDVngH5
Soygun’un artırılmış sanat gerçeklik boyutu ile kurgulanan popüler tanımı ile “Eko sistem”i çöktü.
Bakın, 891 milyar TL (21,4 milyar dolar)lık işin içinde sadece 130’dan fazla fon şirketi değil, bu işe bulaşmış yarım milyonu aşan kişiden, kurumdan bin söz ediyoruz. Hatta soruşturma derinleştikçe ve geçmişten bu güne uzanan işlemler ve, buna göre örgütlenmeye çalışan diğer grublar da takibe alınırsa, bu rakamlar daha da artabilir. Yani bu konu, dün başlayıp, bugüne bitecek olan bir konu değil.
İşte tam da burada “ekonomik istihbarat” sorunu ortaya çıkıyor. Yani konu sadece ekonomik veya sermaye piyasaları sorunu değil; din, ahlak, hukuk, sosyoloji, sosyo-politik, sosyo-psikolojik ve diplomatik boyutları da var. Bir süredir bunu Cedide Köprülü ile konuşuyoruz. Hacettepe Teknokent’te yapay zeka yazılımları üzerine çalışmalar yürüten Siberport Teknoloji firmasının geliştirdiği İhaleGlobal adlı yapay zeka entegrasyonlu yazılım, bu anlamda tam bir yolsuzluk avcısı. Şüpheli işleri kısa sürede önümüze çıkartıyor. Bu sistem üzerinden özellikle kamu ihaleleri konusunda bir tarama yaptık ve inanılmaz sonuçlar ortaya koyduğunu gördük. EkonomiHaberleri Oku
Konu öyle Merkez Bankası repo fonlamasını 300 milyar TL’ye çıkartarak., Bankaların para piyasasından borçlanma limitlerini 10 kat artırarak çözülecek bir konu değil. SPK’da kredili işlemlerde asgari özkaynak oranını geçici olarak %35’ten %20’ye indirmiş. Bu tedbirlerle bu yolsuzluğun finansal sisteme yayılma riski olan bir likidite problemi olarak görenler bu işi çok geç fark etmiş değiller. Maliye Bakanlığı da, SPK’da, Borsada bunu görüyor ve biliyordu. Zaten, bir hissenin durduk yerde 10 liradan 100 liraya, 100 liradan bin liraya çıktığını görmemek için kör olmak gerekirdi. Anlaşılan birilerinin gözleri var görmüyorlar, kulakları var duymuyorlardı, kalpleri var hissetmiyorlardı.
Bu işin kokusu Avrupa’ya ulaşmış, onlar İstanbul Borsasındaki işlemlerini en alt seviyeye indirmişlerdi. Bundan sonra SPK, 18 Eylül 2026’de bazı fonlarda çok farklı bir tablonun ortaya çıktığını ikaz ediyordu. Aslında Maliye Bakanlığı da, SPK’da Borsa yönetimi içinden birileri de sadece işin farkında değil, doğrudan ve dolaylı bir şekilde, oynanan bu kirli oyunun parçası idiler. Sustular, çünkü bunları ayak izlerini takip ettiğinizde, iş zülf-iyar’e dokunuyordu. AK Parti internet sitesindeki şu habere bakın ne demek istediğimi anlarsınız. https://t.co/h2UBPp6axS
Gerçeğin en kısa zamanda bütün yönleri ile açığa çıkartılması gerek. Yoksa insanlar Katılımevim örneğinden yola çıkarak, diğer ev ve otomobil alma konusunda faizsiz, ev alma konusunda mevcut yapıdan kaçmaya çalışabilir. İşin ilginç yanı İktisat Katılım Bankası, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) onayıyla 4 Mart 2026’da faaliyet iznini almış. Katılımevim, Birevim, Pusula Yatırım ve Pusula Portföy ile finans sektöründe entegre ve sağlam bir yapı oluşturmak için yola çıktığını söyleyen Pusula Holding’in arkasında kim var sorusunu soruyorlar sosyal mediada. Kim bu Yaşar Turhan?. “Faizsiz Finans” algısı da yara alıyor bu tartışma sürecinde. Zaten yıllar önce City Bank Faizsiz bankacılık sistemini de içine almıştı, şimdi Türkiye’de benzer bir ortaklığa hazırlanıyorlar. Yani bu krizin dolaylı olarak nereleri vurduğunu / vuracağını işaret ediyorum. Riba haram, onu tartışamayız da, Bu fonlara aktarılan paralar nereden geldi? Bankacılık sisteminden çıktı. Onu da görelim. Faizden daha eşed, bankacılık sistemini bile Fon vurgun’un gölgesinde bırakan bir durumla karşı karşıyayız. TarihBelgeseli İzle
Bu fonlara akan para, kolay kazanç için yastıkaltı altınlarında tutunda elinde avucunda kalanı nemalandırmak isteyen köşeye sıkışmış birinden çok bu yağmadan pay almaya çalışan insanları ihtirasları ile bu hale geldi. Bu işten zarar görmeyen kimse yok. Sorun sadece fon yönetimi, borsa arasında bir işlem değil. Tekrar söylemek gerekirse, Maliye Bakanlığı, Borsa, SPK, MASAK ve İstihbarat bu konuda ciddi olarak sorumluluk taşıyor. Bu iş SASA ile başlamadı. Hep vardı da, hiç bu düzeye çıkmamıştı. Şimdi bir çok Fon’a el kondu. Bakalım toplanan paralara ulaşılabilecek mi? Artık o fondaki hisselerin bir değeri yok, hepsi çöp. O paranın parasını bu sisteme kaptıranlara ödenmesi gerek, ama bakalım ne kadarı ele geçirilecek ve bu davanın sonu nereye varacak.
Neyse işin patlaması iyi oldu!? Ha bu bize ders olsun!. Suçlular ve onların yağmasına ortak olmak isteyip, borsa kumarında masaya parasını koyanların aklı başına gelir inşallah da, Borsa’nın. Namusu’nu kim kurtaracak. Oradaki kaybı kim nasıl karşılayacak? Borsadaki namuslu şirketlerin kaybını kim, hangi kaynaktan karşılayacak? Bu işler bu noktaya gelene kadar kafasını kuma gömen siyasetçiler ve bürokratlara bu işin hesabı sorulmayacak mı? SPK’nın 18 Eylül 2026’de neyse ki, herkesin gördüğü bir gerçeği dile getirerek problemin 2025’in son çeyreğinde gözlemlendiğini ve konunun 2 Aralık 2025 tarihli “Finansal İstikrar Komitesi toplantısı”nda ele alındığını söylüyor. Peki alındı da ne oldu. Bu işin soruşturulmasını kim engelledi? Mehmet Şimşek Kasım 2025’te, “Bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz” demişti de neden bir şey yapılmadı.
Fon şirketlerine el konulması ve şirketlerin tasfiye süreci de bu süreçte çok önemli. Tera Portföy fonlarının tasfiyesi işi İş Bankasına, diğer bir kısmı da Ziraat Bankası’na verilmiş. Bu tasfiye işinin sonunda eğer yatırımcının parasının otomatik olarak sıfırlanacaksa bu başka bir krize yol açacak. Bu bankalar bu zararın karşılanması sonucu bir kayba uğrayacaksa, bu da başka bir krize yol açar. Sürecin bundan sonraki kısmının adil ve şeffaf bir şekilde sürdürülmesi ve ilk iş olarak da Maliye Bakanlığı, Borsa ve SPK’da bu işin sorumluluğu taşıyan birileri varsa, onların sistemden çıkartılarak ifadelerinin alınması gerekir. Bu işi kim örgütledi, bunları kim korudu, azmettiren biri varsa arkadaki “Finansal Tetikçi Baron“ kim ,onu görelim.
Evet, Rasim Ozan diyor ki, “Emre Alkin Tera Portföy’ün icracı yönetim kurulu üyesi KAP kayıtlarına göre Tera Yatırım Menkul Değerler’de bağımsız yönetim kurulu üyesi, Denetim Komitesi Başkanı ve Riskin Erken Saptanması Komitesi Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin. Bu üç titrin ortak bir görevi vardı: Tera’yı yani Emre Tezmen’i içeriden denetlemek. Yapmadılar, denetlemediler. Çöp hisseleri şişirip şişirip Fonzede’lerin paralarını hortumlamak tatlı geliyordu”. Tera Yatırım Holding YK Başkanı Emre Tezmen yöneticiler Alper Öztürk, Emre Alkin ve Kerem Alkin gözaltına alındı. Aslında bu işe bulaşmışların var marlıklarına el konulması gerekmez mi?
İnsanların anlamakta güçlük çektikleri şeyler var bu işle ilgili. Kerem Alkin Türkiye Varlık Fonu, Halkbank yönetimleri, ardından OECD Daimi Temsilciliği, Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Konseyi üyeliği söz konusu. Tera Holding Başkanı Emre Tezmen aynı İstanbul Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı. Tera’nın yönetimine geçen bu üniversitede Emre Alkin hâlâ rektör, Kerem Alkin ise dekan. Fecir Alptekin Cumhurbaşkanı Başdanışmanı. Bu konu AK Partinin itibarı açısından yüksek risk taşıyan bir konu. Yolsuzluk ile mücadeleye red oyu veren partiler kimlerdi. O red oyu verenler ilahi adalet divanında bu kul hakkının hesabı sorulduğunda ne diyecekler. TarihBelgeseli İzle
Şaibe altındaki isimleri say say bitmez, Kültür ve Turizm eski Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu’nun eşi Neslihan Mumcu, Bulls Yatırım Holding’in ortakları arasında bulunuyor. Atlas Portföy’ün yönetiminde ise Vergi Denetim Kurulu’nda üst düzey görevler üstlenen Eren Yeşilyurt var. Prof. Dr. Mete Gündoğan ekonomideki çarpıklığı yazıp durdu ama yetkililer bunları umursamıyor sanki. Turan Çömez bir çok konuda sert açıklamalar yaptı ama birileri duymazdan geldi. Ayrıca Meclis'in resmi denetim faaliyetleri verilerine göre; İYİ Parti'de soru önergesi rekoru 1.500'ün üzerinde önergeyle Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun'a aittir. Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu da o kadar konuştu ama yetkililerden ses yok. Bu anlamda TBMM’nin denetim yetkisini nasıl kullandığı, ya da kullanamadığının ayrıca incelenmesi gerekmez mi?
Eski valilerden, Kamu Güvenliği eski müsteşarı Ulvi Saran da zaman zaman önemli uyarılarda bulunuyor ama dinleyen kim. Yıldıray Oğur bu konuda başka bir noktaya dikkat çekiyor: Yalova’daki orta büyüklükte bir tersane olan Özata Denizcilik, Ford Otosan’dan daha değerli hale gelmişti. Destek Finans adlı faktoring şirketinin piyasa değeri ise Koç Holding’i geçmişti.” Peki nasıl oldu bu iş, kimse görmedi, duymadı, bilmiyor mu idi. Muhalefet ne iş yapar bu ülkede?. Hoş yapsa da değişen bir şey yok! Toplum ne olduğunun farkında değil genel olarak, partizanlar ise Holiganlaşan futbol taraftarı gibi. Yasama, yürütme, yargı, media, STK’lar, akademi, İş dünyası, biz hepimiz bundan sorumluyuz. Ve “geciken adalet adelet değildir.” Tavşan yamaca geçtikten sonra sağlıklı bir sonuca ulaşmak da zor gözüküyor. İtiraf edelim ki, biz zalimlerden olduk. Şimdi tevbe etme zamanıdır.
Siyaset söylenen söze odaklanmalı. Öncelikle “kim” söylüyor, “niçin” söylüyor’a değil. Evet bir fasık haber getirdiğinde de hemen inanmayalım. Ama araştıralım.
Bir papaz ve bir tüccar Mısır valisini Hz. Ömer’e şikayet ettiler. Yargılama camide yapıldı. Hristiyan tüccar haklı bulundu, Vali ve oğlu mahkum edildi ve camide had cezası uygulandı, işlem iptal edilip, mal gerçek sahibine iade edildi. Hz. Ömer adalaleti’nden söz ediyorsanız uygulama böyle. Selam ve dua ile.
Sayın Cumhurbaşkanım @RTErdogan bitirdiler bizi hayallerimizi mahvettiler. Şirket sahipleri yalılarda otururken bizim ev almak için hayal kurarak yatırım yaptığımız paraları hiç ettiler. Lütfen bu işe bir dur diyin. Zenginin fakiri ezmesine bir dur diyin.
@iletisim@2727mmg2727
Dar gelirli vatandaş dişinden tırnağından artırdığı parayla
-TL'ye güvenmiş TL'de kalmış
-Yastık altına koymamış
-Döviz almamış
-Faize bulaşmamış
Borsa İstanbul'a güvenmiş, yerli parasına güvenmiş...
Hisse senedi almak suretiyle parasını ticaretin içinde tutmuş.
Şimdi bu vatandaş, sen faize bulaşmadın, döviz almadın, TL'ne güvendin diye cezalandırılır mı?
Borsa İstanbul'un hızlı ve acil tedbir alması şart.
Halkın IBAN’la gönderdiği 3-5 kuruşun peşine düşerken…
Borsada yaklaşık 20 milyar dolarlık fon varlığı krizin ortasında.
130 fon tasfiye ediliyor.
İnsan ister istemez soruyor:
Bu büyüklük bu noktaya gelene kadar denetim neredeydi?