''Vücudumuzun gece olduğunu anlayabilmesi için karanlığa ihtiyacı var. Karanlık, beyine uyku zamanının geldiğini bildiren bir işaret.
Bu süreçte melatonin salgılanıyor. Melatonin yalnızca uyku hormonu değildir; vücutta çok önemli başka işlevleri de vardır. Hücreleri koruyan, antioksidan etkileri bulunan ve vücudun gece onarım süreçlerinde rol oynayan bir hormondur.
Gece saatlerinde yapay ışığa, özellikle telefon ekranından gelen ışığa maruz kalmak melatonin üretimini bozabilir.
Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı da biyolojik ritmin uzun süre bozulmasını sağlık açısından incelenmesi gereken bir risk olarak değerlendirmiştir.
Çalışmalarda, gece yapay ışığa maruz kalma ile bazı kanser türleri arasında ilişki araştırılıyor.
Çünkü vücudun sirkadiyen ritmi, yani doğal biyolojik saati, karanlık ve aydınlık döngüsüne göre çalışıyor.
Gece karanlığı sadece uyumamız için değildir. Uyurken beyin ve vücut kendini temizleme ve onarma süreçlerini daha yoğun şekilde yürütür. Örneğin beynin glifatik sistemi uyku sırasında daha aktif çalışır.
Bu yüzden yatmadan önce telefon ekranına bakmayı bırakın. Mümkünse telefonu yatak odanızdan çıkarın ve geceleri mümkün olduğunca karanlık bir ortamda uyuyun.”
umutsuzluğun ardından genellikle gerçek bir sevinç geliyor ve işte o zaman dünyanın bu sevinç yokken nasıl göründüğü unutuluyor,” der. Bu sabah, hâliniz her nasılsa bugüne nasıl geldiğinizi bir hatırlayın sevgili okur. Var olun.
#biryudumkitap
Günaydın. Bazen hâlimizden yakınıyoruz, hâlimiz iyiyken bile. İyiliği tasavvur edemiyoruz belki, eski zamanları unutuyoruz, yaşadığımız kötü zamanları. Hiç yaşanmamış gibi geliyor bazı şeyler, hep daha fazlasına hep daha iyisine öykünüyoruz. İnsan işte. Milosz, “Gerçek bir+++
vardır: zaman ve sessizlik.” Felaketler bize uzak olsun sevgili okur fakat kendimiz de olsa başkası da olsa zaman ve sessizlik hakkı tanımalı, iyileşmek adına. Var olun.
#biryudumkitap
Günaydın. Bazen hiçbir şey ya da hiç kimse yaralarımızı saramıyor. İnsan bu çağa doğunca her şeyin ânında ve anlık düzelmesini bekliyor fakat hiçbir modern teknoloji henüz bu türden bir acıyı tedavi edemiyor. Alexandre Dumas’nın şu sözünü hatırlayın: “Her felaketin iki ilacı ++
Günaydın. İnsan kendini resmedebilme kabiliyetini çok hafife alıyor. Ne düşünürse o geliyor başına, iyi yahut kötü, kimisi modern isimler takıyor buna fakat hakikat aynı: düşündüklerimizi yaşıyoruz. Iris Murdoch, “İnsan, kendi resmini yapan ve sonra da bu resme benzer hâle gelen