Macaristan'da Orban döneminde iktidar partisinin propagandasını yapmakla suçlanan kamu televizyon kanalı, ekran karartarak özür diledi:
"Yıllardır yalan söylediğimiz için özür diliyoruz"
An estimated 1 MILLION Albanians protest in Tirana. Protesters demand an END to Trump's son-in-law Jared Kushner's Sazan Island luxury resort project and PM Rama's gov't corruption.
THE FLAMINGO REVOLUTION HAS LEGS.
-Bildiğim kadarıyla daha önce bir bakana böyle bir suçlama olmamıştı.
-Avrupa Parlamentosu, raporunda bir bakanı ilk kez doğrudan doğruya hedef aldı ve Adalet Bakanı Akın Gürlek için yaptırım istedi.
-Denilenler çok ağır:
-"İnsan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililere karşı, AB'deki varlıkların dondurulması da dahil olmak üzere kısıtlayıcı tedbirlerin uygulanmasının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu yetkililer arasında, kayyum rolünü üstlenenler ve onları atayanlar veya devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynayanlar, örneğin eski İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek de yer almaktadır.
Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanmasından duyulan dehşeti dile getirirken, yaşanan durumun kariyeri boyunca her zaman siyasi bir gündemi takip eden siyasi bir aktör olduğunu ortaya koyduğunu belirtiriz."
Bunun içeriye yansıması nasıl olacak?
1-Avrupa Birliği, Türkiye'den daha da uzaklaşacak.
2-İçerideki otoriterleşme ve hukuksuzluk demokrasimizi daha da vuracak...
Hatırlatma:
Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı'nın oğlu, Türkiye'nin ithal etin yarısını aldığı Polonya'daki şirketin ortağı. Bu kişi aynı zamanda AKP gençlik yöneticisi!
Oha paraya bak 7.7 milyar liralık ihale vermiş kendi şirketine. Bir ilçe belediyesinin verdiği ihaleye bak. Resmen belediyeyi soymuş herif. Hem de alenen öyle kasasına ihale verme falan da yok :)
İmamoğlu casus ya. Aynen. Suçu olmasa niye alsınlar.
Unutmayın BİR KARAR DAHA ÇIKTI! Belediye iştiraklerinin şirket kurma ve iktisadi faaliyet yapma (!)konusundaki bütün kararlar cumhurbaşkanlığına bağlandı!
CHP'li belediyelerin halkın canı yanan yerlerde lokanta açması, yurt yapması, kreş filan hepsi saraya bağlandı...
Seçme kardeşim belediye başkanı filan ben varım diyen bir demokrası (!)
NE yapılmak istendiğini anlamayanlara duyurulur
unutmayın
unutmayın
Türkiye Simülasyonunda Pazartesi Bug’ı: Evrimsel Bir Çöküşün Anatomisi
Zorluk seviyesi "Sürekli Kriz" olarak güncellenmiş Türkiye simülasyonunun en acımasız bölümüne, bir Pazartesi sabahına daha hep birlikte giriş yaptık. NASA yıllardır uzayın derinliklerinde yaşam belirtisi arayadursun, asıl bilimsel mucize; bu sabah saat 07:00’de çalan o alarmdan sonra milyonlarca insanın yorganın altından çıkıp mesaiye gitmek için o yaşama sevincini mikroskobik düzeyde de olsa bulabilmesidir.
Tarih kitapları atalarımızın buzul çağını atlattığını ve vahşi doğada kılıç dişli kaplanlarla savaşarak hayatta kaldığını yazar. Saygı duyuyoruz. Ancak o atalar bugün Pazartesi sabahı Zincirlikuyu metrobüs durağında ya da herhangi bir şehrin sabah trafiğinde kalsaydı, yeminle "Yemişim evrimini, ateşi söndürün geri dönüyoruz" der, mağarasına koşardı. Milyonlarca yıllık kusursuz evrimin bizi getirdiği nihai nokta; sabahın köründe karanlıkta yollara düşüp, 1990'da bedavaya arsa kapatan ev sahibinin kirasını veya patronun yeni lüks aracının taksidini ödemek için kendi ruh sağlığımızı feda etmektir.
Bize yıllardır yutturulan "Hafta sonu tatili" kavramı, sistemin matriksinde tasarlanmış devasa bir kandırmacadan, sistemsel bir yalandan ibarettir. İki günlük sözde dinlenme süremiz; çamaşır/bulaşık döngüsünde kaybolmak, marketteki peynir fiyatlarına bakıp sessizce yutkunmak ve pazar akşamı başlayan varoluşsal anksiyete ile tavanı izlemekle geçiyor. Açık konuşalım: Pazartesi sabahı işe gitmek bir çalışma arzusu değil; hafta sonunun bu ekonomik ve psikolojik enkazından kaçıp, iş yerinin bedava çayına sığınma eylemidir. Sabah iş yerinde birbirine boş gözlerle bakan o sessiz kalabalık, hafta sonu dinlenmiş bireyler değil; simülasyonda hayatta kalmayı zar zor başarmış gazilerdir.
Yaşadığımız bu durum psikolojik bir şımarıklık falan değil, hücrelerimize kadar işleyen düpedüz sınıfsal ve biyolojik bir isyandır. İnsan bedeni; enflasyona, "bunu acil çözebilir miyiz" diyen liyakatsiz yöneticilere ve trafikte harcanan ömre dayanmak üzere evrilmemiştir. Cuma akşamı salgılanan o bir gramlık mutluluk hormonu, Pazartesi sabahı yerini anında "Ben bu dünyaya fatura ödemek için mi geldim?" sorgulamasına bırakır.
Biyolojik saatimiz doğaya, o çalan lanet alarm ise sisteme aittir.
Şimdi elinizdeki o soğumuş çayı ve kuru poğaçayı yavaşça masaya bırakın. Bu sabah da kendi hayalleri yerine, başkalarının sermayesi için simülasyonun çarklarında dönmeye giden tüm yoldaşlara geçmiş olsun. Dağılabiliriz. ☕️🚬
Özgür Özel kapalı grup toplantısında partinin milletvekillerine konuştu:
İmkanlarımız kısıtlı, paramız yok, otobüsümüz yok, sahne kuralım desek artık durumumuz yok ama onlarda olmayıp bizde olan bir şey var.
Sokağa çıkacak yüzümüz!
CHP otobüsünü alırlarmış da dolaşamazmışız.
Arabamın camından sarkar yine dolaşırım.
Otobüs elden gidince değil, otobüse kimse el sallamayınca biter siyasetçi.
Hukukçu arkadaşım mutlak butlanı şöyle özetlemiş:Şu anda Türkiye’de yaşanan hukuksuzluğu ancak şöyle anlatabilirim:
Üzerine üç çocuk yapılmış on yıllık evliliğinizi, dayınızın küçük torunu “ vallahi ben gelinin sevmeden evlendiğini düşünüyorum. Herkes böyle söylüyor “ diyip başvurduğu, normalde buzdolabı televizyon iadesi ile ilgilenenen Tüketici Hakları Mahkemesi iptal ediyor..
Yaşanan şu anda budur. #mutlakbutlan
İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin kamuoyuna çağrısı var:
"Üniversitemizin faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin karar, gündemdeki yoğun siyasi gelişmeler arasında ne yazık ki yeterince görünür olamadı ve sesimizi duyurmakta ciddi şekilde zorlanıyoruz.
Okulun yeniden açılabilmesi ancak yeni bir Cumhurbaşkanlığı kararıyla mümkün. Alinan karara karşı hukuki süreç ise oldukça uzun sürecek. Sesimizin daha fazla kişiye ulaşabilmesi adına desteğiniz bizim için çok kıymetli olurdu. Mümkünse konuyu paylaşarak kamuoyunda görünür olmasına yardımcı olabilir misiniz?"
BİLGİ ÜNİVERSITESI ÖGRENCİLERİ