Son günlerde Avrupa’daki finansal dosyayla Türkiye’deki “başkan kendi şirketini sponsor yapıp kulübe para sokuyor” konusu birbirine karıştırılıyor.
Aynı şey değil.
Örneğin Koç Grubu şirketlerinin Fenerbahçe’ye sponsor olması tek başına problem değil. İlişki zaten kamuya açık.
Doğru sorular:
Parayı gerçekten sponsor mu ödedi?
Sponsorluk bedeli gerçek ekonomik ilişkiyi yansıtıyor mu?
Finansmanın kaynağı doğru açıklandı mı? Finansal kurallara uygun mu?
Okan Buruk'un problemi ofansif futbol istemesi değil.
Yıldızların yapmadıklarını kimin yapacağını çözmeden fazla hücum kalitesini aynı XI'a koymaya çalışması.
30+ Lemina'nın tesadüfen getirdiği dengeyi sistematik bir kadro prensibine dönüştürmek gerekiyordu.
Dönüştürülmedi.
Okan Buruk'la ilgili temel eleştirim tek tek oyuncu veya maç tercihleri değil; birkaç yıldır tekrar eden bir kadro dengesi problemi.
Okan Buruk daha fazla hücum kalitesini daha iyi hücum takımıyla karıştırıyor.
Young Boys'tan Trabzon maçına kadar aynı pattern'i görüyoruz.
GS açısından Leao/Osimhen/Sane kadar Batrakov, Lesley ve Bitshiabu tipi yatırımların önemi burada.
İyi kadro en çok yıldızı toplayan değil; bugünün performansını, sezon boyu fiziksel sürdürülebilirliği ve yarının asset değerini aynı anda optimize eden kadro.
1/
Dünkü FB-BJK maçında benim için skor kadar ikinci yarının profili çarpıcıydı.
FB ikinci yarıda 3 şut, 7 ceza sahası dokunuşu ve 0 big chance üretti. BJK ise 6 şut, 19 ceza sahası dokunuşu ve 3 big chance buldu.
Üstelik mücadele/top kaybı sayıları neredeyse eşitti.
3/
Bu yüzden benim kadro mühendisliği tezim:
30+ elit oyuncu → tecrübe ve hazır kalite
23–27 prime oyuncu → omurga
18–23 high-ceiling oyuncu → atletizm, gelişim ve residual value