Yanlış anlaşılmayı göze alabiliyorsan, artık onay bağımlılığından çıkmışsındır.
Çünkü yanlış anlaşılmayı göze almak. Şunu söyleyebilmektir
Ben kim olduğumu biliyorum.
Senin zihnindeki versiyonumu yönetmek zorunda değilim.
Gerçek aşk her zaman sadık ve tek eşlidir. Sayısız insan seçeneği, bitmeyen mesajlaşmalar, bir kaydırmayla önüne düşen ihtimaller arasında bile sadece iki kişiliktir. Kalabalığın içinden birini seçmek değil mesele; seçtikten sonra gözünü, gönlünü, niyetini orada tutabilmektir.
Aşk biraz da irade işidir. “Daha iyisi var mı?” diye bakmamaktır. Varken yok saymak değil, varken tercih etmemektir. Çünkü gerçek bağ, alternatifleri tüketerek değil, alternatiflere rağmen kurulur. İnsan sevdi mi, diğer yüzler flu kalır. Sesler azalır. Kalp bir isme alışır, bir gülüşe, bir omza.
Sadakat eski moda bir kavram gibi sunuluyor artık. Oysa en modern, en cesur şeydir belki de. Herkesin kaçış kapısı aradığı bir çağda kalmayı seçmektir. Hevesle değil, bilinçle “ben buradayım” diyebilmektir. Bir kişiye ait olmak değil; bir kişiyi sahiplenmek hiç değil. Ama iki kişinin birbirine emanet olmasıdır. Gerçek aşk, fırsat bulamadığı için değil; fırsatı olduğu hâlde başkasına zihnen bile girmediğin için gerçektir. Gizli hesaplar, yedekte tutulan ihtimaller, “şimdilik”ler yoktur içinde. Netlik vardır. Açıklık vardır. İç huzuru vardır.
Bence belki de en güzeli şudur: Dünyada milyarlarca insan varken, birinin gözlerinde evini bulmaktır. Orada kalmak istemektir. Gitme ihtimalin varken gitmemektir. İşte o zaman aşk gerçekten iki kişiliktir.
Ve nihayet sonunda anladım, sorun benmişim.. çünkü İnsanların hayatlarına daha önce hiç sahip olmadıkları ve asla hak etmedikleri bir enerji, sadakat, sevgi ve huzurla giriyorum...
Onların huzursuz konfor alanını bozuyorum. Onlar gerçekle yüzleşmeye alışkın değiller.
İşlevsizliğe bağımlılar. Bu yüzden garip davranmaya başlıyorlar. Çünkü varlığım büyüme gerektiriyor ve onlar buna hazır değiller.
Tamam geri çekiliyorum. Dağınıklığınızı kendinize saklayın, ben kendi huzurumu koruyacağım.
Çünkü herkes tutarlılığa hazır değil. Herkes kafa karışıklığı, manipülasyon veya duygusal iniş çıkışlarla gelmeyen sakin bir sevgiyle ne yapacağını bilmiyor. Bazı insanlar o kadar uzun süre hayatta kalma modunda yaşadılar ki, istikrar onlara yabancı geliyor ve siz onları kendileriyle yüzleşmeye zorluyorsunuz.
Ve size karşılık vermek yerine, en iyi bildikleri şeye geri çekiliyorlar: kaosa. Niyetlerinizi sorguluyorlar, iyiliğinizi yanlış yorumluyorlar ve sınırlarınızı öz saygı yerine reddedilme olarak görüyorlar. Birdenbire, onlar için "fazla" oluyorsunuz.
Ve siz huzurunu korumak "yanlış anlaşılmak" anlamına geliyorsa, "peki öyle olsun" deyip size değer vermeyen kişiliksiz insanlarla çevrili olmaktansa, huzur içinde yalnız kalmayı tercih ediyorsunuz.
Herkes, kendini koruyacak kadar kötülüğü bilmelidir.
Psikoloji bize şunu söyler: Kötülüğü tanımayan insan, iyi niyetini savunmasızlığa dönüştürür. Herkes iyi değildir ve bunu kabul etmek, insanı kötü yapmaz; bilinçli yapar.
Mesela bu konuda en başarılı Kovalar oluyor. Asla özel hayatını anlatmaz. Karşı tarafa da sormaz. Karşısındaki anlatmak istese de dinlemez, ilgilenmez. Onlarla teknoloji konuş, yenilik konuş, gündem konuş mis gibi vizyoner sohbet. Zaten bu sayede her yerde, her şekilde tanıdıkları olur. Bir işin olsun benim şöyle bir tanıdığım vardı der halleder işini.
Yatırım gizli yapılır, aşk sessiz yaşanır, tatiller ve planlar paylaşılmaz. Her dinleyen dost değildir; dost sandıkların çoğu zaman iyi niyetli izleyicidir. Genelleme yapma, herkes farklıdır ama herkes sana ait değildir. Az görün, çok yaşa. Gizli kal, huzurlu kal.
Hep söylerim sevdiği kadına yatırım yapmayan erkeğin bereketi ve parası eksilir. Para ve bolluk Venüs'tür ve Venüs kadındır.
Özetle hayatınızdaki kadını el üstünde tutmak ve ona harcama yapmak bereketinizi kat ve kat arttırır, deneyin görün