Gazeteci İsmail Arı savunmasına devam ederek, “Size şaşıracağınız bir şey söyleyeceğim. Yunus Emre Vakfı davasını siz yürüttünüz Sayın Hâkim. Hatırlayın siz yine orada oturuyordunuz, yine aynı savcı aynı yerdeydi, ben de arkada izleyicilerin bulunduğu sıralarda gazeteci olarak davayı takip ediyordum. (Hakim gülümseyor, hatırladığını belli ederek başını sallıyor)
Yine aynı salondayız ama ben, izlediğim ve haberleştirdiğim dava nedeniyle bugün yargılanıyorum. Yunus Emre Vakfı’na ilişkin haberimle üç ayrı ödül aldım. Ben bu ülkede gazetecilik yapma hakkımı kullanıyorum. Halk için gazetecilik yaptım. Çok fazla tehdit edildim ama halk için gazetecilik yapmaya devam ettim. Tutuklanınca insanların bunun farkında olduğunu gördüm. Tutukluluğuma itiraz etmek için çeşitli eylemler gerçekleştirildi. Ben tertemiz gazetecilik yaptım, bu yüzden cezalandırıldım. Bana yapılan eziyeti sağır sultan duydu, yargı organları duymadı. Gazetecilik suç değildir. Derhal beraatimi talep ediyorum.” diye bitirdi. Salonda herkes uzun süre alkışladı. Avukatların savunmasına geçildi.
#GazetecilikSuçDeğildir
#İsmailArıyaÖzgürlük
What do democracy and hedgehogs have in common? They both feel like ancient history to the generation born after the year 2000. My latest Substack post:
https://t.co/Il1fs0fr1i
Authoritarian Transformation in Istanbul’s Old City - Two new books seek to capture the changing reality of Turkey and the world. https://t.co/qfX7ZKZcUk
If I can get used to saying Türkiye/Turkiye after living here for almost four decades and calling it Turkey for most of that time, then everyone else can too. It’s not rocket science.
I’m sure you managed to get used to the new names of other countries after they were changed.
An investigative journalism report prepared by the @LHreports and it's Turkish partner @kisadalgamedya focusing on corruption at EU's designated visa company #VFSGlobal, is censored by a court decision in Turkey and removed from all social media platforms.
"Devlet aklı" tartışması ya bir komplo teorisi olarak (böyle bir şey olmadığını savunan) ya da herşeyi yapmaya muktedir bir derin devlet olarak tartışılıyor. Bu iki eğilim de hatalı. Ve kanımca, bu hatalar sınırlı bir iktidar tanımından kaynaklanıyor.
İktidarı, "iktidar bloku" olarak tanımlarsanız, siyasi iktidarı (ve partileri), bürokrasiyi, sermayeyi ve bunlar arasındaki ilişkiyi/dengeyi gözeten bir analiz yapmanız gerekir ve orada "devlet aklına" yer olur.
🔴 Kılıçdaroğlu’nun 45 yıllık yol arkadaşı Bülent Kuşoğlu:
🗨️ “Kılıçdaroğlu tarafında bir ekip çalışması yapıldığını düşünmüyorum, henüz öyle bir şey yok”
🗨️ “Özgür Bey’in devamlı Silivri’ye gitmesinden rahatsız olanlar var”
🗨️ “Özgür Özel’in şu an bir liderliği olmasından memnun olurum”
✍️ Cansu Çamlıbel'in söyleşisi...
https://t.co/FotX01PIyJ
@cansucamlibel
Two new books on Istanbul, Suzy Hansen’s “From Life Itself” and Alexander Christie-Miller’s “To The City,” aim to capture the reality of a changing city. https://t.co/OATKZkU0BQ
Britain's boarding schools were never accessible to the overwhelming majority of British children. They were always for the privileged, and now they're getting a taste of how it feels to be pushed out, by people who are even more privileged than they are.